Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/2339 E. 2026/4405 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2339
Karar No
2026/4405
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2713 E., 2026/171 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/26 E., 2023/154 K.

Dava, sahtecilik hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.

Davacı; kayden maliki olduğu 8 13... parsel sayılı taşınmazın sahte nüfus cüzdanı kullanılarak davalı ...’a devredildiğini, ...’ın da taşınmazı bir hafta sonra davalı ...’e temlik ettiğini, ceza yargılamasının devam ettiğini, fotoğrafı kullanılan kişi ile davalı ...’ın akraba olduklarını, tapu memurlarının da suç işlediklerini, ...’in de diğerleri ile birlikte hareket ettiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline, mümkün olmazsa bedelin faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiş; davacı vekili 29.12.2015 havale tarihli dilekçesi ile, ... ve ...’in davaya dahil edilmesini istemiş, 02.12.2022 tarihli celsede davalı ... yönünden davadan feragat ettiklerini bildirmiştir.

Davalı ...; taşınmazı tapu siciline güvenerek ve iyi niyetli olarak satın aldığını, taşınmaz için 3.700.000,00 TL davalı ...’a ödeme yaptığını, 132.187,50 TL de emlakçı ücreti ile masraflara harcama yaptığını, bu bedelleri kredi çekerek ve birikimleri ile ödediğini, uzun yıllardır ticaret yapan biri olduğunu, eşinin, oğlunun ve kendisinin birçok taşınmazı olduğunu, bu ilçeden ilk defa taşınmaz aldığını, emlakçı aracılığıyla taşınmazı aldığını, titizlikle araştırma yaptığını ve mühendisten rapor aldıktan sonra taşınmazı aldığını, oğlu ve eşi adına kayıtlı 24 65... parsel sayılı taşınmazı 07.10.2013 tarihinde sattıklarını, bu paranın dava konusu taşınmazın alımı için kullanıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı Hazine vekili; Hazinenin Tapu Müdürlüğünü temsil yetkisi olmadığını, davanın husumetten reddi gerektiğini, tapu iptali ve tescil talebi yönünden de husumetleri olmadığını, sadece TMK’nın 1007. maddesi uyarınca sorumlulukları olabileceğini ancak olayda illiyet bağının kesildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İhbar olunan ...; işlemde bir kusuru olmadığını, kesinleşmiş zarar olmadığını, davada taraf olmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İhbar olunan ...; yolsuz işlemde tarafına atfedilecek bir kusur bulunmadığını, evrakın iğfal kabiliyetini haiz olduğunu, ceza yargılamasının devam ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin 14.06.2023 tarihli ve 2021/26 Esas, 2023/154 Karar sayılı kararı ile; Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/121 Esas sayılı davasında 12.12.2014 tarihinde davalı ...'na yapılan satışın yolsuz olduğunun sabit olduğu, yine aynı kararda davalı ...’in de nitelikli dolandırıcılık suçuna azmettirme nedeniyle hapis cezasına mahkum edildiği, davalı ...’in iyi niyetinden bahsetmenin mümkün olmadığı, davacı vekilinin davalı ... yönünden davadan feragat ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, 10.08.2023 tarihli ek karar ile davalı ... yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili, davalı Hazine vekili ve davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 12.11.2024 tarihli ve 2024/540 Esas, 2024/2535 Karar kararı ile; Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.04.2021 tarihli ve 2016/121 Esas, 2021/120 Karar sayılı kararı ile son kayıt maliki ...'in resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediği sabit görülerek mahkumiyetine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, böylece ilk el ... ile son kayıt maliki ...'in el ve işbirliği içerisinde hareket ettiklerinin sabit olduğu, vekalet ücreti ve harcın hatalı hesaplandığı, davalı Hazine yönünden kayıt malik olmadığı için husumetten redde karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı Hazine ve davalı ... vekillerinin başvurularının esastan reddine, davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurularak davalı ... yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, davalı Tapu Müdürlüğü yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine, diğerleri yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, 28.11.2024 tarihli ek karar ile harç ve yargılama giderleri yönünden düzeltme yapılmış, kararın temyizi üzerine Dairenin 22.09.2025 tarihli ve 2025/3963 Esas, 2025/3858 Karar sayılı kararı ile; dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davanın kabulüne karar verilmiş olması kural olarak doğru olduğundan davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddine, davalı ... vekilinin temyizi üzerine re’sen yapılan incelemede ise ek karar ile düzeltilemeyecek hüküm fıkralarının düzenlendiği ve HMK’nın 297/2 hükmü uyarınca bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle 28.11.2024 tarihli ek kararın kaldırılmasına ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına hükmedilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.04.2021 tarihli ve 2016/121 Esas, 2021/120 Karar sayılı kararı ile son kayıt maliki ...'in resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediği sabit görülerek mahkumiyetine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, ilk el ... ile son kayıt maliki ...'in el ve işbirliği içerisinde hareket ettiklerinin sabit olduğu, dava tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olduğundan kayıt maliki olmayan davalı Tapu Müdürlüğü yönünden davanın pasif husumetin olmadığı gerekçeleriyle; davalı ... yönünden davanın kabulüne, davalı ... yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, davalı Tapu Müdürlüğü yönünden davanın pasif husumete ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 388.517,64 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ...’ten alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/2339, K. 2026/4405, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-2339-e-2026-4405-k-318a6bfa1ec0