Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/1733 E. 2026/4834 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1733
Karar No
2026/4834
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi EK KARAR TARİHİ : 28.04.2025 SAYISI : 2023/1675 E., 2025/480 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Saray(Tekirdağ) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/167 E., 2022/396 K.

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis istemine ilişkindir.

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların murisi ...'ın 604 nolu parselin 1/2 hissesini, 984 nolu parselin 1/2 hissesini ve 311 nolu parselin tam hissesini 1998 yılında yakın tanıdığı ve güvendiği ...'a satış yoluyla devrettiğini, Hakan tarafından da 04.10.2005 tarihinde taşınmazların davalı ...'ın dünürü olan ...'e satıldığını, taşınmazlardan 984 nolu parselin 1/2 hissesi ve 311 nolu parselin tam hissesinin 19.01.2010 tarihinde davalının oğlu ...'a satış yoluyla devredildiğini, son olarak davalı ...'in üç taşınmazı da satış göstererek 07.02.2017 tarihinde üzerine aldığını, yapılan devirlerin muvazaalı ve mal kaçırma amaçlı olduğunu belirterek dava konusu 604, 9 84... parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının iptali ile veraset ilamı uyarınca hisseleri oranında müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini, olmadığı takdirde müvekkillerinin payları oranında tenkisini ve tapuya tescilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının haksız olduğunu, tenkis ve tazmin talepleri için öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacıların fiil ehliyeti olup olmadığı noktasında rapor alınması gerektiğini, muris ...’ın tutumlu bir hayat sürmediğini, bir işle uğraşmadığını, devamlı alkol aldığını bu nedenle de ölümünden önce tüm taşınmazlarını satarak geçimini sağladığını, dava konusu taşınmazların satış işleminin gerçek bir satış olduğunu, taşınmazlarını bedelini ödeyen ...'a sattığını, onun da taşınmazları ...'e sattığını, ...'in tapu kaydına güvenerek taşınmazları satın aldığını, bedellerini de ... ... adına İş bankası aracılığıyla gönderdiğini, ...'in taşınmazlardan birini 20.10.2015 tarihinde dava dışı ... ...'a kiraladığını, murisin geçimini sağlamak için taşınmazlarını satması üzerine müvekkilinin, baba yadigarı olması nedeniyle dava konusu gayrimenkullerin alınmasını manevi önemi nedeniyle istediğini ve bu yerin sahiplerinden bunu talep ettiğini, müvekkilinin oğlu ...'ın da hem aile yadigarı olması hem de davalı babasının isteğinden dolayı dava konusu taşınmazlardan ikisini satın aldığını, sonrasında da müvekkilinin, hem oğlu ...'den elindeki taşınmazları hem de ...'den taşınmazın 1/2 hissesini satın aldığını, ekonomik gücü yetersiz olduğundan gayrimenkullerin tamamını ilk etapta satın alamadığını, bedel düşüklüğünün muvazaanın kanıtı olmadığını, davacıların, müvekkiline miras kalmaması için, tarafların annesi ... adına kayıtlı olan gayrimenkulleri satarak tüm bedellerini kendilerine aldıklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 24.03.2021 tarih ve 2019/355 Esas, 2021/182 Karar sayılı kararıyla; temliklerin muvazaalı olduğu ve mal kaçırma kastı ile yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 05.04.2022 tarih ve 2021/1560 Esas, 2022/607 Karar sayılı kararıyla; Mahkemenin eksik inceleme ile hüküm tesis ettiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; murisin çiftçilik yaparak dava konusu taşınmazlardan geçimini sağladığı, tek malvarlığının dava konusu taşınmazlar olduğu, bu nedenle taşınmazların tamamının aynı anda satışına ihtiyacının olmadığı, olağanüstü bir giderinin de bulunmadığı, satış işlemlerinden sonra murisin ekonomik durumunda bir değişikliğin de bulunmadığı, ülkemizde diğer mirasçılardan mal kaçırmak için çok kere gerçekte bağışlama sözleşmesinin satış sözleşmesi gibi gösterilmesi de göz önüne alındığında devrin asıl sebebinin bağış olduğu ancak muvazaalı olarak tarafların mal kaçırmak amacıyla satış gösterdiği, satış sözleşmesi tarafların gerçek iradelerine uymadığından ve bağış sözleşmesinin ise şekil yönünden geçersiz olduğu kanaatine varıldığı, sonraki devirler bakımından ise devirlerin yakın hısımlar arasında yapılmış olması nedeniyle ve ayrıca hem ...'in hem de ...'ın aynı tarihte (07.02.2017 tarihinde) dava konusu taşınmazları davalıya satmış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, muvazaalı işlemden haberdar oldukları ve el ve iş birliği içerisinde devir işlemlerini yaptıkları, iyiniyetli olmadıklarının anlaşıldığı, satış işlemlerinin gerçek olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; murisin son 10 yılında davalıyla birlikte yaşadığı, taşınmazların tamamını satmasını gerektirir durumun varlığının ispatlanamadığı, ülkemizdeki yerleşik uygulamaya göre murisin kız çocuklarına mal bırakmayıp erkek çocuğa mal bırakma eyleminin olduğu, bu haliyle davanın kabulüne dair verilen mahkeme kararının karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, davalı tarafça her ne kadar tapuya yazılan yazı cevabı beklenmeksizin ve gelen bir kısım yazı cevabını da inceleme imkanları bulunmadan mahkemece karar verildiğini istinaf dilekçesinde belirtmiş ise de söz konusu gelen cevabı yazılarda murisin pasifine ilişkin taşınmaz kaydının tespit edilemediği, sadece dava konusu taşınmazlara ilişkin tapu kayıtlarına ilişkin bilgi geldiğinden gelen yazı cevaplarının sonuca etkisi bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kesin olmak üzere esastan reddine karar verilmiştir.

Davalı vekili 14.03.2025 tarihli tavzih dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin 19.02.20 25... /1675 Esas, 2025/480 karar sayılı kararında temyiz yasa yolunun açık olması gerektiğini, ilk kaldırma karar tarihi olan 05.04.2022 tarihinde geçerli 107.090,00 TL'lik temyiz sınırının uygulanması gerektiğini belirterek maddi hatanın düzeltilmesini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi'nin 18.03.2025 tarih ve 2023/1675 Esas, 2025/480 karar sayılı kararıyla; istinaf kesinlik sınırının kararın ilk istinafa geldiği tarihteki yani İlk Derece Mahkemesinin ilk verdiği karar tarihindeki sınır olup temyiz sınırının ise kararın daha önce Yargıtay'a gitmiş olması halinde Yargıtay'a ilk gittiği tarihteki istinaf kararının verildiği tarih olduğu, ancak eldeki dosya hiç Yargıtay'a gitmediği için verilen kararın kesin olduğu, öte yandan kararda kanun yolunun hatalı gösterilmesinin sonuca bir etkisi bulunmamakta olup kararın kanun yolu açık ise kararda kesin denmesi halinde dahi kanun yolu başvuru hakkının kullanılabileceği, bu hususun düzeltilmesi gereken bir maddi hata kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin tavzih talebinin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı ve tavzih kararına karşı davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin 28.04.2025 tarih ve 2023/1675 Esas, 2025/480 karar sayılı ek kararıyla; Dairelerince verilen hükmün HMK'nın 362/1.a maddesi gereği kesin olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.

Davalı vekilince Bölge Adliye Mahkemesinin asıl ve ek kararlarının temyiz edilmesi üzerine Dairenin 24.12.2025 tarih ve 2025/3100 Esas, 2025/6207 Karar sayılı geri çevirme kararıyla Bölge Adliye Mahkemesinin 28.04.2025 tarihli ek kararının kaldırılmasına, esas hakkında verilen kararın temyiz incelemesi yönünden ise harç ikmali için dosyanın geri çevrilmesine karar verilmiş, harç tamamlanmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle 22/a çalışması ile dava konusu 311 parselin 2 ...... parsel, 604 parselin 2 85... parsel, 984 parselin ise 2 70... parsel olduğu anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 15.866,38 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/1733, K. 2026/4834, T. 28.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-1733-e-2026-4834-k-6ad829b92280