Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/6362 E. 2026/4392 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6362
- Karar No
- 2026/4392
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/909 E., 2025/1345 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ayvalık 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/90 E., 2025/41 K.
Dava, hata ve hile (aldatma) hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı, eski eşi ... ile boşanma öncesinde iki yıl kadar ayrı yaşadıklarını, bu süreçte davalı ile tanıştığını ve birlikte yaşamaya başladıklarını, davalının boşanma davası nedeniyle eski eşi ...’nın tüm taşınmazlarını elinden alabileceği, bu nedenle taşınmazları kendisine devretmesi gerektiği yönündeki telkin ve baskıları sonucu maliki olduğu 5 96... parsel sayılı taşınmazdaki 2 ve 6 nolu bağımsız bölümler ile 1 parsel sayılı taşınmazdaki 14 nolu bağımsız bölümü davalıya satış suretiyle devrettiğini, davalının devirden sonra taşınmazların satışı için kendisine vekalet vererek güven sağladığını, temlikleri davalının hilesi ile yaptığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı; iddiaların doğru olmadığını, hileli davranışının bulunmadığını, davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığını, taşınmazları, kendine ait bir kısım taşınmazları ve biriktirdiği altınları satarak bedeli karşılığında satın aldığını, iyi niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, iddianın ileri sürülüş biçimi ve içeriği itibariyle taraflar arasındaki hukuksal ilişkinin inanç sözleşmesinden kaynaklandığı ve taraf muvazaasına ilişkin olduğu, somut olayda hata ve hileden söz edilemeyeceği, 05.02.19 47... /6 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı gereğince iddianın yazılı delille kanıtlanması gerektiği, davacının iddiasını yazılı delil ile ispatlayamadığı, davacının yemin deliline dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince; davanın, hata ve hile (aldatma) hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, hilenin her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılmasının hiç bir şekle bağlı olmadığı, hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, def'i yahut dava yoluyla da kullanılabileceği, somut olayda, davacının dava dilekçesinde tanık deliline dayandığı, 16.05.2016 tarihli ön inceleme celsesinde verilen kesin süre içerisinde davacı vekilinin 26.05.2016 havale tarihli dilekçesiyle ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ...‘in tanık olarak bildirildiği, Mahkemece tanık ..., ..., ..., ...'in dinlendiği ancak diğer tanıkların dinletilmesi talebi reddedilerek sonuca gidildiği, bu nedenle dinlenmeyen davacı tanıklarının dinlenmesi, ondan sonra hata ve hile hukuki nedenine ilişkin işin esası hakkında bir değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece kaldırma kararı sonrasında yeniden yapılan yargılama sonucunda, dinlenen tanık beyanları ve dosya kapsamı değerlendirildiğinde hile ve hata olgularının somut olayda bulunmadığı, temliklerin davacı tarafça muvazaalı olarak bedelsiz yapıldığı, uyuşmazlığın inançlı işleme ve taraf muvazaasına dayandığı, bu nedenle 05.02.19 47... /6 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararında belirtildiği üzere yazılı delil ile kanıtlanması gerektiği, ancak davacı tarafça davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, davacı tarafça dava dilekçesinde dava değerinin 188.500,00 TL olarak gösterildiği fakat Mahkemece yargılama aşamasında keşif yapılmadan ve taşınmazların dava tarihi itibari ile değerleri tespit edilmeden dosyanın karara bağlanmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun değinilen yönden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece kaldırma kararı sonrasında yeniden yapılan yargılama sonucunda, davacının evli olduğu sırada davalı ile gayriresmi birlikteliği sürdürebilmek ve boşanma aşamasındaki eşine mal kalmaması amacıyla iradi olarak temlikleri yaptığı, dolayısıyla hileden söz edilemeyeceği, sonrasında davalı ile evlendikleri (davalının onu evlenme vaadiyle de kandırmadığı) ve evlilik sürecinde birlikte yaşadıkları ancak evlilikte yaşanan bir takım sorunlar nedeniyle tarafların boşanma sürecine girdiği ve davacının iradi olarak temlikini yaptığı dava konusu taşınmazları hile nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açarak davalıdan geri istediği, ancak amacın gerçekleşmesini teşvik etme, ödüllendirme (cezalandırma) amacı ile yapılan edimlerin hakkın kötüye kullanımı olup dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı, davacının hukuki zeminde korunması gereken yasal bir hakkının olmadığı, sebepsiz zenginleşme hukukunda ifa ettiği edimi iade talebinde bulunulmasını engelleyen TBK'nın 81. maddesi uyarınca "Hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemeyeceği" yani davacının taşınmazları davalıdan geri isteyemeyeceği, ayrıca hile iddiasına ilişkin hak düşürücü sürenin de geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince; davacının, davalı eşinin boşanma davası açması ile hileye maruz kaldığını anladığını iddia ettiği, davalı tarafça aksinin ispat edilemediği, dolayısı ile bir yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmediği, tanık beyanları ile davalının eski eşi ile boşanma aşamasında olan davacının taşınmazlarına tedbir konulacağını söyleyip dava konusu taşınmazları aynı tarihli akit ile tapuda satış göstermek suretiyle satın aldığı, davalının taşınmazları satın alacak ekonomik gücünün bulunmadığı gibi bedelini ödediğine dair somut delil sunmadığı, kaldı ki dava konusu taşınmazların satış tarihindeki rayiç değerinin toplam 1.316.000,00 TL olmasına rağmen tapuda toplam 188.500,00 TL ye satın aldığı yönündeki beyanları ile iyi niyetli olmadığı sonucuna varıldığını, bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gereklere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un/HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 88.734,69 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2026 tarihinde, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.