Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/5919 E. 2026/3897 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5919
- Karar No
- 2026/3897
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/601 E., 2025/1720 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 30. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/724 E., 2022/708 K.
Dava; muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali-tescil, olmazsa bedel, aksi takdirde tenkis istemine ilişkindir. Davacılar vekili; davacılar ile davalının ortak murisleri ...'in 28.01.2019 tarihinde vefat ettiğini, muris ...'in maliki bulunduğu ... Mah. ... ... Cad. No:67 ... .../İstanbul adresindeki taşınmazı oğlu ... ...'in yardımı ve destekleri ile satın aldığını, sonradan taşınmaz üzerine bir bodrum, zemin katta iki dükkan ve dört daireden oluşan bina inşa edildiğini, bu bina için iskan alınmadığını, murisin, vefatından önce taşınmazı iki oğlu arasında her birine iki daire ve bir dükkan düşecek şekilde fiili olarak bölüştürdüğünü, murisini oğlu ... ... vefat ettikten sonra, söz konusu taşınmazı muvazaalı şekilde torunu ... ...'ın eşi ... ...'a satış göstererek temlik ettiğini, ... ...'ın da iki daire ve bir dükkanı eşinin annesi ... ...'e temlik ettiğini, yine diğer iki daire ve bir dükkanı eşinin amcası ...'e satış göstererek muvazaalı olarak temlik ettiğini, temlik tarihinde taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığını, Almanya'dan emekli olup ayrıca kira gelirleri ve başkaca gelirleri bulunduğunu, davalıların bu taşınmazları alım gücü olmadığını, ...'in kendisine muvazaalı şekilde devredilen dairelerden birini, taşınmazın zemin katındaki dükkanlardan birinde uzun yıllardan beri kiracı olup aile ile yakından ilişkili ...'a devrettiğini, muvazaalı devir işlemini bilen ...'ın kötü niyetli olup tapu siciline güven ilkesinden yararlanamayacağını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile davacılara miras payları oranında tescilini, olmadığı takdirde bedelini, aksi takdirde tenkis istemiştir.
Davalılar vekili; davanın usulsüz olduğunu, taşınmazın alımı ve inşasının davalı ...’in Almanya’daki kazancıyla sağlandığını, murisin mirasçıdan mal kaçırma kastıyla değil, kendisine yıllarca bakan davalılara duyduğu minnet borcu ve ahlaki yükümlülük gereği bu devirleri gerçekleştirdiğini, murisin daha önce bu taşınmazı vasiyetname ile zaten ...’e bıraktığını, diğer davalı ...’a yapılan satışın ise banka kayıtlarıyla sabit gerçek bir satış olduğunu belirterek muvazaanın unsurlarının oluşmadığını ve davanın kötü niyetli açıldığını savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; murisin söz konusu taşınmazın devrinde mal kaçırma amaçlı hareket etmediği, bakıma muhtaç halde iken kendisi ile ilgilenen davalılar ... ile ...'e duymuş olduğu minnet duygusu ile hareket ederek taşınmazı davalılara devrettiği gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebi ile tazminata yönelik talebin reddine, terditli tenkis talebi yönünden TMK’nın 565/4. maddesinde belirtildiği şekilde saklı payı ihlal kastıyla da yapılmadığı, semenin mutlaka para olması gerekmeyip emek ya da hizmet de olabileceği, davalılar tarafından yapılan bakım da gözetilmek suretiyle semenin minnet duygusuyla belirlendiği, temlikin ivaz karşılığı olup karşılıksız kazandırmadan söz edilemeyeceği için tenkis hükümlerinin uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; muris tarafından davalılar ... ve ...'ye satış işlemiyle yapılan temliklerin para karşılığında olmadığı, davalı ...'ın murise ait taşınmazda katkısının bulunması ve davalı ... ile ...'nin murise ölünceye kadar bakması sebebiyle dava konusu taşınmazın adı geçen davalılara minnet duygusuyla devredildiğinin ileri sürüldüğü, ancak dosya kapsamına göre murisin temlik tarihinden önce ağır bir rahatsızlığı, normal bakımın ötesinde bakıma muhtaçlığının ispat edilmediği, yurt dışında yaşayan ve yaz aylarında kısa süreliğine Türkiye'ye gelen murisin devir tarihinden önce davalı gelini ... tarafından bakımının gerçekleştirildiği hususunda bir ispatın bulunmadığı, tanıkların da murisin ölmeden önceki son zamanlarında, başka bir deyişle devirden sonraki bir aşamada davalı ...'nin murisin bakımıyla ilgilendiğini ifade ettikleri, davalı ...'ın ise murisle aynı yerde yaşaması nedeniyle murise ilgi göstermesinin ve ihtiyaç duyduğunda bakımını karşılanmasının, ahlaki görev sınırını aşar ve ... olarak değerlendirilebililir mahiyette olmadığı, yine dava konusu arsanın murise ait olması karşısında taşınmaz üzerinde yapılan yapıyla ilgili olarak ileri sürülen kişisel hak iddialarının eldeki davanın konusunu oluşturmadığı, ilaveten davacıların babasının hayatta olduğu tarihte, aynı taşınmaz hakkında muris tarafından .... Noterliğine ait 30.09.1993 tarihli, ... yevmiye nolu vasiyetname düzenlenerek dava konusu taşınmazın davalı ...'e bırakılmasının murisin davalı oğluna bedelsiz mal devri yapma yönündeki iradesini ortaya koyduğu, murisin yeğeni olan tanık ...'ın beyanına göre ...'e ait payın satışından elde edilecek paradan davacılara miras paylarının davalı ... tarafından verileceğinin kabul edilmesinin aynı zamanda davacıların hak sahipliğinin kabul edildiğini gösterdiği, kaldı ki muris tarafından aynı resmi senetle gerçekleştirilen işlemdeki iradenin bölünemez nitelikte olduğu, esasen murisin mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla söz konusu devir işlemini gerçekleştirdiği anlaşıldığından davalı ... ve davalı ... adına kayıtlı hisseler yönünden açılan tescil davasının kabulüne, davalı ...'a yapılan pay devrinin gerçek bir devir olduğu, iyiniyetle taşınmazdan pay alan ve payına karşılık yeri kullanan davalı ...'in kazanımının Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi uyarınca korunmasının gerektiği, adı geçen davalının kötü niyetli olduğuna dair iddianın ispat edilemediği anlaşılmakla davalı ... adına kayıtlı hisse yönünden davacıların tescil taleplerinin reddi doğru ise de davalı ...'e pay devreden davalı ...'in davacıların payı oranında tazminat sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle Yerel Mahkeme kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmuş ve davalılar ... ve ... paylarına ilişkin asli talebin; davalı ... adına kayıtlı pay yönünden davalı ...'den talep edilen terditli tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 24.514,73 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.