Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/5624 E. 2026/3729 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5624
Karar No
2026/3729
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/642 E., 2025/1719 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/36 E., 2022/610 K.

Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir. Davacı; mirasbırakan babası ...'ın, adına kayıtlı 25 89... parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 hissesini oğlu davalı ...'a 26.06.2002 tarihinde 6.100,00 TL bedelle, kalan 1/2 hisseyi ise 25.04.2005 tarihinde kiracısı olan diğer davalı ...'e 16.000,00 TL bedelle, satış göstermek suretiyle temlik ettiğini, davalı ...'ın da 04.10.2006 tarihinde 15.000,00 TL bedelle kendi hissesini diğer davalı ...'e hileli olarak devrettiğini, yapılan bu satışların gizli bağış olmakla birlikte görünürde satış işlemleri olduğunu, ancak gerçek iradeyi yansıtmadığını ve yapılan muvazaalı ve hileli devir işlemlerinin asıl amacının kız çocuklarından mal kaçırmak olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın muvazaalı devir işleminin iptaline ve taşınmazın muris ...'ın veraset ilamındaki hisseleri oranında adına tesciline, olmadığı takdirde tenkis hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesini istemiştir.

Davalılardan ... vekili; müvekkilinin dava konusu taşınmazı taraflar ve şahitler huzurunda 17.03.2005 tarihli kendi aralarında düzenledikleri satış sözleşmesi ile 90.000,00 TL karşılığında satın aldığını, muris ... ile ... ve müvekkili arasında, taşınmazı satın almadan önce mal sahibi-kiracı ilişkisi bulunduğunu, murisin taşınmazı satmak istediğinde öncelikle kiracısı müvekkiline teklif götürdüğünü, müvekkilinin de bu taşınmazı usulüne göre satın aldığını, muvazaalı bir işlem bulunmadığını, müvekkilinin iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu, müvekkilinin maddi durumu oldukça iyi olup temlik tarihinde 60.000,00 TL kredi çektiğini, 30.000,00 TL'yi tapudaki işlemler sırasında nakit olarak murise verdiğini, daha sonra kredi başvurusu yapıldığını ve kredinin onaylanmasıyla da 60.000,00 TL değerindeki geri kalan ödemenin mal sahiplerine yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... vekili; müvekkilinin ... Müdürlüğünden giriş çıkış kayıtları istenildiği takdirde uzun yıllardır İsveç'te ikamet ettiğinin ortaya çıkacağını, devir tarihinde ve şimdiye kadar İşveç'te ikamet ettiğini, yine babasının da uzun zaman boyunca aralıklarla müvekkilinin yanında yaşadığını, taşınmaz bedelini babasının okuma-yazması olmadığı için parça parça olarak kardeşlerine gönderdiğini, ayrıca bir kısmını İsveç'e geliş gidişlerinde babasına elden vererek taşınmazı satın aldığını, müvekkilinin kız kardeşlerinden mal kaçırma gibi bir derdi olmadığını, dört kardeşin bir araya gelerek kendisine yapılan devri onayladıklarına dair belgeyi henüz bulamadığını, para karşılığında devraldığı 1/2 hissenin davalı ...'a devri sırasında bir bedel almadığını, para ile bir derdi olmadığı gibi aile yaşantısında huzur istediğini, diğer davalıya devir sebebinin ise dava dışı kardeşi ... ile davalı ...'in murise yaptıkları baskı olduğunu, huzurları kaçmasın diye İsveç'ten gelerek devir işlemini yapıp geri döndüğünü, kendisine bir bedel verilmediği gibi müvekkilinin babasına satış için bedel verilmediğini dile getirdiğini, murisin diğer davalıyla yapmış olduğu satış sözleşmesinden haberinin olmadığını, murisin taşınmazın 1/2 hissesinin kendisine ait olduğunu bile bile taşınmazın tamamı üzerinde bir sözleşme yapmış olmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin davalı ... ile hiç tanışmadığını, işlemler için abisi ...'in yönlendirdiğini, taşınmazın üzerinde kaldığı süre boyunca müvekkiline kira ödemesinin de yapılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bu tür davalarda murisin gerçek iradesinin önem taşıdığı, dinlenen davacı tanıklarının anlatımına göre, 25.04.2005 tarihinde 1/2 hissenin davalı ...'e devri işlemindeki murisin gerçek iradesinin dava konusu taşınmazın tamamını satmak olduğu ve taşınmazın tamamının bedelini davalı ...'den bizzat aldığının anlaşıldığı, bununla birlikte taraf tanıklarının beyanlarında murisin davacı ile arasında dargınlık veya küskünlük olduğu ve bu suretle murisin mirasçısından mal kaçırma iradesi içinde olduğunu gösterecek bir anlatımlarının olmadığı, murisin adına birden fazla taşınmaz kaydı bulunduğu, dosya kapsamında murisin mirasçılarından mal kaçırma kastı ile hareket etmesini gerektirecek somut bir nedenin varlığının ortaya konulmadığı, iddianın davacı tarafından yöntemince ispatlanamadığı anlaşılmakla tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar vermek gerektiği, terditli talep olan tenkis istemi bakımından ise ortada davacının mirasbırakanı tarafından davacının miras hukukundan kaynaklanan haklarını hedef alan bir tasarruf işlemi olmayıp tenkise tabi ve 4721 sayılı TMK'nın 565. maddesi kapsamında kalan karşılıksız bir kazandırma da mevcut olmadığından tenkis isteminin de reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; devir tarihlerinde murisin taşınmazını satmasını gerektirecek bir sebebin bulunmadığı, satıştan herhangi bir gelir elde etmediği, murisin bir kısım tanıklarla yaptığı konuşmalarda mallarını oğullarına devretme iradesini açıkladığı, davacının bilgisi dahilinde olmayan ve murisin erkek evlatları tarafından imzalandığı beyan edilen 26.02.2002 tarihli protokol ile davacı tarafından imzalandığı ileri sürülen 06.07.1996 tarihli sözleşmenin yapıldığı tarihte murisin sağ olduğu, tapu tedavülleri, taraf ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde murisin 1/2 hisseyi üzerinde bırakarak kalan 1/2 hissesini davalı oğlu ...'e 26.02.2002 tarihinde temlik ettikten sonra, 17.03.2005 tarihli adi yazılı sözleşmeyle taşınmazın tamamı yönünden davalı ...'le satış sözleşmesi düzenlemesinin ve davalı ...'in de tapudaki 1/2 hissesini hiçbir bedel almadan 04.10.2006 tarihinde davalı ...'e devretmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, aynı zamanda mirasçı olan tanık ...'ın da ...'e yapılan ilk devrin bedelsiz olduğunu beyan ettiği, dolayısıyla murisin bu işlemlerdeki gerçek amacının davacı mirasçıdan mal kaçırmak olduğu, satış işlemlerinin gerçek satış olmadığı hususu nazara alındığında yapılan satış işlemlerinin gerçek iradeye uygun olmayıp geçersiz olduğu, bununla birlikte tarafları uzun zamandır tanıyan, aile dostu ve dükkan kiracısı olan davalı ...'in tapulu bir taşınmazda hissesinden fazlasını adi yazılı satış sözleşmesiyle temlik eden murisin gerçek iradesini bilen veya bilmesi gereken kişi konumunda olması sebebiyle iyiniyet savunmasına itibar edilemeyeceği sonucuna varıldığı, hal böyle olunca, dava konusu taşınmazdaki muris ve davalılar arasındaki pay temliki işlemlerinin mirastan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak gerçekleştirildiği sonucuna varıldığından davacının miras payı oranında tapu iptali ve tescil istemi yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ile davanın reddi yönünde hüküm kurulmasının usul ve yasaya, maddi vakıalara uygun görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R - Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 4.724,65 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/5624, K. 2026/3729, T. 06.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-5624-e-2026-3729-k-7eee43d89eb3