Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/5548 E. 2026/428 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5548
Karar No
2026/428
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1088 E., 2025/932 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul yönlerinden yapılan inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.

Kadastro çalışmaları sonucu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 87... parsel sayılı taşınmazın güneyinde yer alan ve (A) harfi ile gösterilen 29.571,88 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, 1952 yılında yapılan tesis kadastrosu sırasında ... Gölü içerisinde kaldığı gerekçesiyle tescil harici bırakılmıştır.

Davacılar vekili dava dilekçesi ile; çekişmeli taşınmazı 1 87... parsel ile birlikte uzun yıllardan beri tarımsal amaçla malik sıfatıyla kesintisiz ve çekişmesiz şekilde kullandıklarını, zilyetliklerinin 20 yılı aşkın süredir devam ettiğini ileri sürerek TMK'nın 713/1. maddesi uyarınca davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı İdareler vekilleri; taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olabileceğini, kazandırıcı zamanaşımı ve imar-ihya koşullarının oluşmadığını, taşınmazın kıyı alanı veya dere yatağı kapsamında bulunabileceğini ileri sürerek davanın reddini savunmuşlardır.

İlk Derece Mahkemesinin 2016/612 Esas, 2019/601 Karar sayılı kararı ile; taşınmazın uzun süredir tarımsal amaçla kullanıldığı, davacıların taşınmaz üzerinde malik sıfatıyla kesintisiz ve çekişmesiz zilyetliğinin bulunduğu ve TMK’nın 713/1. maddesinde düzenlenen koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı İdareler vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 2021/90 Esas, 2021/903 Karar sayılı kararı ile; zorunlu yasal ilanların yapılmaması ve dava değeri üzerinden alınması gereken nispi harcın tamamlanmamasına rağmen esasa girilerek hüküm kurulmasının dava şartlarının re'sen gözetilmemesi niteliğinde olduğu gerekçesiyle karar kaldırılmıştır.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaldırma kararındaki gerekçeler doğrultusunda eksik harcın tamamlatıldığı ve TMK m.713/4 kapsamında zorunlu ilanların usulüne uygun şekilde yaptırıldığı, keşif, bilirkişi incelemeleri, hava fotoğrafları ve tanık beyanlarıyla taşınmazın uzun süredir 1 87... parsel ile birlikte tarımsal amaçla kullanıldığı ve davacıların taşınmazı malik sıfatıyla kesintisiz, nizasız ve 20 yılı aşkın süredir zilyetliğinde bulundurduğunun belirlendiği gerekçesiyle TMK m.713/1 şartlarının oluştuğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı İdareler vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; jeodezi ve ... bilirkişi raporları ile hava fotoğraflarının taşınmazın uzun süredir tarımsal amaçla kullanıldığını gösterdiği ve zorunlu ilanların usulüne uygun şekilde yapıldığı, İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esasa aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan dava konusu taşınmaz bölümlerinin 1952 yılında yapılan tesis kadastrosu sonucu ... Gölü içerisinde kaldığı ve bu nedenle tescil harici bırakıldığı görülmekle birlikte yenileme çalışmaları sırasında ise bu alanın fiili durumunun göl olmadığı anlaşılmıştır.

Bilindiği üzere; kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan yerlerin imar-ihyaya muhtaç olup imar ve ihya edilmedikçe zilyetlik yoluyla kazanılması mümkün bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla, imar ve ihya ile başlamayan zilyetlik, kazanma bakımından hukuken bir değer taşımaz, 20 yıllık kazanma süresi, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren davanın açıldığı tarihe kadar olan bölümde hesaplanmalıdır.

Somut olaya gelince; 1 87... nolu parselin güneyinde tescil harici alan (A) harfi ile gösterilmiş olup 29.571, 88... olduğu, tescil harici bırakılan ve kır olarak yazılı yerde kaldığı, sınırında ... Gölü bulunmasına rağmen taşınmazların kıyı-kenar çizgisine göre konumunun belirlenmediği, kıyı-kenar çizgisine ilişkin araştırma yapılmadığı, senetsiz araştırmasının bölgeye ilişkin olarak sınırlandırıldığı, dosyada yer alan bilirkişi raporlarının ve yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Hâl böyle olunca; öncelikle, dava konusu taşınmaz bölümlerinin bulunduğu yerde İdarece oluşturulmuş kıyı-kenar çizgisinin bulunup bulunmadığı Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden sorularak belirlenmeli, İdarece oluşturulmuş ve kesinleşmiş kıyı-kenar çizgisi var ise buna ilişkin karar ve dayanağı olan belgeler ile kroki ve haritası birlikte getirtilmeli, öte yandan dava konusu yerde kamulaştırma çalışması yapılıp yapılmadığı ilgili kurumdan araştırılarak varsa kamulaştırma işlemine ilişkin tüm bilgi ve belgeler (kamu yararı kararı, kamulaştırma kararı, kamulaştırma haritası, mahkeme kararı vs.) dosya arasına alınmalı, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi, 3 kişilik ... mühendisi ve 3621 sayılı Kanun'un 9. maddesine göre uzman üç jeolog veya jeomorfoloji mühendisinden oluşan bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı; bilirkişilerden kıyı-kenar çizgisini saptamalarının istenilmesi, belirlenen kıyı-kenar çizgisinin de gözetilmesi suretiyle çekişmeli taşınmazın ... Gölünün etki alanı içerisinde kalıp kalmadığı ve aktif göl yatağı içerisinde bulunup bulunmadığı ile ilgili olarak denetime açık, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, çekişmeli taşınmazın haritası ile kıyı ve kıyı-kenar çizgisinin çakıştırılması neticesinde taşınmazın konumunu belirlemeleri istenilmelidir.

Jeoloji Bilirkişi Kurulundan taşınmazın farklı noktalarında toprak yapısını net bir şekilde belirleyecek derinlikte gözlem çukurları açılarak bu çukurlardan alınan verilerin incelenmesi, açılan gözlem çukurlarının harita üzerinde işaretlenerek gösterilmesi ve topoğrafik memleket haritalarından da yararlanılarak kıyı-kenar çizgisinin tespit edilmesi, keşfen tespit edilen kıyı-kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı-kenar çizgisi var ise fen bilirkişi tarafından kroki üzerinde gösterilmesi, farklılık olursa sebebinin açıklattırılması, çevre parseller hakkında kesinleşmiş kıyı-kenar çizgisi bulunup bulunmadığının araştırılması, bulunduğunun tespit edilmesi halinde kesinleşen kıyı-kenar çizgisinin eldeki davada belirlenen kıyı-kenar çizgisi ile çelişip çelişmediğinin göz önünde bulundurulması, dava konusu taşınmazın tamamen veya kısmen kıyı-kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, raporda kıyı-kenar çizgisi içerisinde kalan kısmın renkli olarak belirtilmesi, kıyı-kenar çizgisinde kalmıyor ise taşınmazın göl yatağı vasfında olup olmadığı, taşkına maruz kalıp kalmadığı hususlarının belirtilerek önceki bilirkişi raporuyla birlikte karşılaştırmalı ayrıntılı rapor düzenlenmesi istenilmeli; fen bilirkişisine denetlemeye imkan verir krokili rapor düzenlettirilmeli; Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca, davacı adına dava konusu taşınmazın bulunduğu çalışma alanında kadastro sırasında belgesiz zilyetlik nedeniyle tespit edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı (senetsiz defteri) Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulmalı, varsa bu taşınmazlara ait kadastro tutanaklarının kesinleşip kesinleşmediklerini gösterir şekilde onaylı örnekleri getirtilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenmek suretiyle Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.

Yukarıda değinilen hususlar göz ardı edilip eksik araştırma ile karar verilmesi isabetsizdir.

Açıklanan sebeplerle; davalı Hazine vekili ve davalı ... vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ... Başkanlığına iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/5548, K. 2026/428, T. 22.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-5548-e-2026-428-k-86994042ed64