Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/4025 E. 2025/3952 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4025
- Karar No
- 2025/3952
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/329 E., 2024/737 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ...’yı ... ... Noterliğinin 04.08.1997 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile adına kayıtlı taşınmazların satış yetkisini de içerir şekilde vekil tayin ettiğini, bilahare ... 2. Noterliğinin 25.12.2008 tarihli ve ... yevmiye numaralı azilnamesi ile vekili azlettiğini, davalı ...’in, yetkisi sona ermesine rağmen müvekkilinin paydaşı olduğu 619 parsel sayılı taşınmazdaki 1/6 payını 27.05.2009 tarihinde diğer davalı ...’e satış suretiyle temlik ettiğini, ...’ın da taşınmazı muvazaalı olarak 16.06.2009 tarihinde davalı ...'a devrettiğini, ...’ın iyi niyetli olmadığını ileri sürerek davalı ... adına kayıtlı 619 parseldeki 1/6 payın tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazın tespit edilecek rayiç değerinin davalılar ... ve ...’tan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ...; iddiaların haksız ve yersiz olduğunu, taşınmazı iyi niyetli olarak bedelini ödeyerek satın aldığını, davacı ile vekil ... arasındaki ilişkileri bilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kendisine yapılan tebligatların usulsüz olup davadan geç haberdar olduğunu, dava konusu taşınmazı tapu kaydına güvenerek yatırım amacıyla satın aldığını, 2009 yılından bu yana fiilen kullandığını, bu durumdan davacının da haberdar olduğunu, iyi niyetli malik olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 3. Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.04.2021 tarihli ve 2011/247 Esas, 2021/306 Karar sayılı kararı ile; davalı vekil ...’in azledildiği halde vekalet görevini kötüye kullanarak taşınmazdaki davacıya ait payı diğer davalı ...’a devrettiği, ..’ın da taşınmazı diğer davalı ...’a devrettiği, davalı ...’ın vekil ve ... ile çıkar ve işbirliği içerisinde olmadığı, vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmediği, iyi niyetli 3. kişi olduğu gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine, terditli talep olan bedel isteğinin davalı ...’den tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının dava konusu taşınmazdaki payının vekil ... tarafından, azledilmiş olmasına rağmen ilk olarak davalı ...’a devredildiğini, ...’ın da taşınmazı diğer davalı ...’a devrettiğini, davalı vekil ...’in kötü niyetli olduğunu, azledildiğini bildiği halde söz konusu temliki yaptığını, davacının şikayeti üzerine ...’in yargılandığını, ...’in aynı vekaletname ile davacıya ait dava dışı 782, 6 74... parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını da devrettiğini, yapılan bu işlemler nedeniyle davacıya herhangi bir bilgi verilmediği gibi satış bedeli de ödenmediğini, taşınmazdaki davacının abisi ... ..’e ait payların da aynı tarihlerle davalı ... ...’e devredildiğini, davalılar arasındaki devir tarihlerinin yakın olduğunu, yapılan bu devirlerin muvazaalı olduğunu, taşınmazın rayiç değeri ile resmi senette gösterilen değeri arasında fahiş fark bulunduğunu, 01.11.2016 tarihli duruşmada davalı ...’in tüm devirlerin muvazaalı olduğunu ikrar ettiğini, davalılar ... ve ...’ın kötü niyetli olduklarını, bu nedenle öncelikli olan tapu iptali - tescil talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece iptal-tescil isteği yönünden davanın reddine karar verildiğini, bu durumda davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken herhangi bir vekalet ücretine hükmedilmediğini belirterek anılan yönden kararın kaldırılmasını istemiştir.
3. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ...’nın taşınmazın son kayıt maliki olduğunu, davacı tarafça aleyhine açılan davanın reddedildiğini, bu durumda davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken herhangi bir vekalet ücretine hükmedilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 12.09.2022 tarihli ve 2022/546 Esas, 2022/1248 Karar sayılı kararıyla; eldeki davanın tapu iptali - tescil, olmadığı takdirde alacak talebi ile terditli şekilde vekil, ilk el-ara malik ve son kayıt maliki hasım gösterilerek açıldığı, bu durumun terditli dava niteliğinde olduğu, terditli açılan davaların niteliği gereği ancak isteklerden biri hakkında hüküm kurulup tek vekalet ücreti takdir edileceği, ancak davacının talebinin kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesi halinde reddedilen miktar bakımından davalı lehine vekalet ücreti takdir edileceği, terditli davalarda terditli taleplerden reddedilen talep için ayrıca vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir edilemeyeceği; somut olayda, dosya içeriğine ve toplanan delillere göre davacının tapu iptali - tescil talebinin reddine, terditli talep olan bedel istemi yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik bulunmadığı, azilnamenin satış tarihinden önce vekile 30.12.2008 tarihinde tebliğ edildiği, bir başka deyişle azilin satıştan önce vekile davacı tarafından usulünce bildirildiği, buna göre davalı vekil ...'in vekalet görevini kötüye kullandığı, son kayıt maliki olan davalı ...'ın ise iyi niyetli 3. kişi konumunda bulunduğu, bunun aksinin ispatlanamadığı hususunun dosya kapsamından anlaşıldığı, kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı ...'ın terditli taleplerinden asıl talebi olan tapu iptali- tescil talebinin reddine, fer'i talebi olan tazminat talebinin kabulüne karar verildiğine göre tam kabul söz konusu olup bu durumda reddedilen tapu iptali - tescil talebi için davalılar lehine ayrıca vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilemeyeceği İlk Derece Mahkemesinin delilleri taktiri ve kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile katılma yoluyla davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur..
2. Dairenin 12.12.2023 tarihli ve 2022/7759 Esas, 2023/7359 Karar sayılı kararıyla; davacının ... 2. Noterliğinde düzenlenen 04.08.19 97... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile mirasbırakanlarından intikal edecek İstanbul ili sınırlarındaki taşınmazların satış yetkisini de içerir şekilde davalı ...’i vekil tayin ettiği, ...’in anılan vekaletnameyi kullanarak dava konusu 619 parsel sayılı 18.900 m² miktarlı tarla nitelikli taşınmazdaki davacıya ait 1/6 payı 27.05.2009 tarihli akitle 2.000,00 TL bedelle davalı ...’e devrettiği, ...’ın da temlik aldığı payı vekili ... eliyle 16.06.2009 tarihli akitle 7.000,00 TL bedelle diğer davalı ...’ya satış suretiyle devrettiği, ... ... Noterliğinin 25.12.2008 tarihli ve ... yevmiye numaralı azilnamesi ile davacının vekili azlettiği, azilnamenin davalının çalıştığı avukatlık bürosunda görevli ... isimli kişiye 30.12.2008 tarihinde tebliğ edildiği, tanıkların beyanlarından ... 2. Noterliğinde düzenlenen 04.08.1997 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnamedeki davalı ...'e verilen yetkiden azil için davacının vekil ...'in çalıştığı avukatlık bürosuna gittiği, davalı ...'in vekaletnameyi kaybettiğini bildirmesi üzerine genel bir azilname düzenlendiği, davalı ...'in soruşturma aşamasında, ilk verilen vekaletnamenin kaybedildiğini ve noterden sureti çıkarılarak işlemin gerçekleştirildiğini bildirdiği, yine soruşturma aşamasında dinlenen tanık ... de azilnameye ilişkin tebligatın alındığı gün ya da ertesi günü davalıya verdiğini ifade ettiği, bu durumda vekilin satış yetkisinin sona erdiği dönemde temlikin yapıldığı, yani hak sahibi adına tasarruf yetkisine sahip kişi tarafından temlikin gerçekleştirilmediği, kaldı ki davalı ... tarafından satış bedelinin davacı veya vekil ...’e ödendiğinin ispat edilemediği, taşınmazda davacının abisi ... ...’e ait payın da daha önce ...’ın oğlu ... ... tarafından temlik alındığı ve ... ...’un bu payı daha sonra devrettiği, ..’ın taşınmazdaki temlik aldığı payı vekili ... eliyle davalı ...’ya devrettiği, davalı ...’ın kötü niyetli olup vekil ... ile el ve işbirliği içerisinde hareket ettiği, ancak son kayıt maliki ...’nın iyi niyetli 3. kişi konumunda olup bunun aksinin ispatlanamadığı, bu durumda, çekişme konusu taşınmazın ediniminde kötü niyetli olduğu ispat edilemeyen davalı ... yönünden tapu iptal ve tescil talebinin reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamakta ise de bedel isteğinin davalı vekilden ve vekil ile birlikte hareket ettiği anlaşılan davalı ...’tan müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, davacının bu yöne değinen temyiz itirazlarının yerinde olduğu; davalı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince, eldeki davanın vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde taşınmazın rayiç değerinin tahsili istemi şeklinde terditli olarak açıldığı, son kayıt maliki davalı ...’ın kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davalı ... yönünden tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verildiğinin anlaşıldığı, bu durumda davalı ... hakkındaki dava reddedildiğine göre davada kendisini vekille temsil ettiren davalı ... yararına taşınmazın dava tarihindeki keşfen belirlenen ve harcı tamamlanan değeri üzerinden nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı doğrultusunda tapu iptali - tescil talebinin reddine, terditli talep olan bedel isteminin davalı ... ve ... yönünden kabulü ile 222.467,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ... müteselsilen tahsiline, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 35.594,72 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'ya verilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının dava konusu taşınmazdaki payının vekil ... tarafından, azledilmiş olmasına rağmen ilk olarak davalı ...’a devredildiğini, ...’ın da taşınmazı diğer davalı ...’a devrettiğini, davalı vekil ...’in kötü niyetli olduğunu, azledildiğini bildiği halde söz konusu temliki yaptığını, davacının şikayeti üzerine ...’in yargılandığını, ...’in aynı vekaletname ile davacıya ait dava dışı 782, 6 74... parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını da devrettiğini, yapılan bu işlemler nedeniyle davacıya herhangi bir bilgi verilmediği gibi satış bedeli de ödenmediğini, taşınmazdaki davacının abisi ... ...’e ait payların da aynı tarihlerle davalı ... ..’e veya oğlu Mehmet ... ... devredildiğini, dava konusu taşınmaza ilişkin davalılar arasındaki devir tarihlerinin yakın olduğunu, yapılan bu devirlerin muvazaalı olduğunu, taşınmazın rayiç değeri ile resmi senette gösterilen değeri arasında fahiş fark bulunduğunu, 01.11.2016 tarihli duruşmada davalı ...’in tüm devirlerin muvazaalı olduğunu ikrar ettiğini, davalılar ... ve ...’ın kötü niyetli olduklarını, bu nedenle öncelikli olan tapu iptali - tescil talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken bu talebin reddinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali - tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının ... .... Noterliğinde düzenlenen 04.08.19 97... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile mirasbırakanlarından intikal edecek İstanbul ili sınırlarındaki taşınmazların satış yetkisini de içerir şekilde davalı ...’i vekil tayin ettiği, ...’in anılan vekaletnameyi kullanarak dava konusu 619 parsel sayılı 18.900 m² miktarlı tarla nitelikli taşınmazdaki davacıya ait 1/6 payı 27.05.2009 tarihli akitle 2.000,00 TL bedelle davalı ...’e devrettiği, ...’ın da temlik aldığı payı vekili ... eliyle 16.06.2009 tarihli akitle 7.000,00 TL bedelle diğer davalı ...’ya satış suretiyle devrettiği, ... ... Noterliğinin 25.12.2008 tarih ve ... yevmiye numaralı azilnamesi ile davacının vekili azlettiği, azilnamenin davalının çalıştığı avukatlık bürosunda görevli ... isimli kişiye 30.12.2008 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII.KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına;
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.