Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/2303 E. 2025/4018 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2303
Karar No
2025/4018
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/19 E., 2025/69 K.

Bozmaya uyularak verilen İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde; maliki olduğu taşınmazlarla ilgili işlemleri kendisinden onay almak suretiyle yapması için eşinin yeğeni olan davalı ...’i vekil tayin ettiğini, ... ...’in önce maliki olduğu taşınmazlarda imar, ifraz ve tevhit işlemleri yaptırdığını, oluşan 53... , 58, 61, 93... parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını diğer davalı ...’e temlik ettiğini, 53... parsel sayılı taşınmazdaki payının bir kısmını davalı Şirkete, kalan kısmını ise ... .. devrettiğini, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını, davalı Şirketin basiretli tacir gibi davranmadığını ileri sürerek 56, 58, 61... parseldeki tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline, 2 39... parsel sayılı taşınmazlardaki paylarına yönelik tevhit ve ifraz işleminin iptali ile paylarının adına tesciline, tevhit ve ifraz işleminin iptal edilmemesi halinde ise davalılara devredilen paylarının iptali ile adına tesciline, bunlar mümkün olmazsa bedelin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, aşamada ölümü üzerine mirasçıları davaya devam etmişlerdir.

II. CEVAP Davalı Şirket vekili; davanın firmaları ile ilgisi olmadığını, davacının usulünce vekil tayin ettiği ... ile sözleşme yapıldığını, davacıya 0.67 daire düştüğünü ancak böyle bir pay veremeyeceği için A blok kat 2'de tam bir daire verdiğini ancak ... azledilmesi nedeniyle devrin gerçekleşmediğini, dairenin şu anda firma üzerinde olduğunu ve davacıya devretmeye hazır olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ...; davacının eşi ve kardeşinin yakınları arasında bir sözleşme imzalandığını, bu sözleşme doğrultusunda taşınmazları davalı ...’e devrettiğini, sözleşmede davacıya donanmış daire verilecektir diye bir  ibare mevcut olduğunu, ancak diğer arsa sahiplerinin de imzaladığı sözleşmede donanmış daire olmadığını, 240 parsel sayılı taşınmazda davacıya da bir daire düştüğünü, anılan sözleşmede o tarihte davacının avukatı olan Ferhat'ın da tanık olarak yer aldığını, davacıya bilgi vermediğini çünkü tüm işlerle eşinin uğraştığını, anlatsa da davacının bir şey anlamayacağını, dolandırdığını iddia ettiği için davacıya tazminat davası açacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ...; davacı ile annesinin kardeş olduğunu, davacı ile annesi arasında yapılan feragat sözleşmesi gereğince karşılıklı davalardan vazgeçildiğini, bu kapsamda devirlerin yapıldığını, davacının bilgisi dışında işlem iddiasının gerçek dışı olduğunu, sözleşme uyarınca davacıya bağımsız bölüm verileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Pazar (Rize) 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.09.2020 tarihli ve 2015/82 Esas, 2020/221 Karar sayılı kararıyla; vekalet görevinin kötüye kullanıldığı gerekçesiyle 53... , 58, 61, 93... parsel sayılı taşınmazlar yönünden tapu iptali-tescil talebinin kabulüne, 240 parsel sayılı taşınmaz yönünden tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 05.04.2021 tarihli ve 2021/333 Esas, 2021/328 Karar sayılı kararı ile; davacı ... adına kayıtlı taşınmazların vekil davalı ... tarafından diğer davalılara satış yoluyla devredilmiş olmasına rağmen davacıya herhangi bir bedel ödendiğinin ispatlanamadığı, davalı Şirketin davayı kabul beyanı ve diğer davalı ...'ın vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilebilecek kişilerden olduğu, 53... parsel sayılı taşınmazdaki davacı hisselerinin de aynı şekilde vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle devredildiği, ancak bu taşınmaz üzerine kat irtifakı tesis edilerek bağımsız bölümler oluşturulduğu, taşınmazın diğer hissedarları ile davalı Şirket arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki paylaşımın davacı tarafça kabul edilmediği, benzer uyuşmazlıkta Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin emsal kararlarında belirtildiği şekilde kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki paylaşımı kabul etmeyen davacının 53... parselde kat irtifakı öncesi tapu payına karşılık gelen bağımsız bölüm oranı belirlenerek bu bedelin İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınmasında bir isabetsizlik görülmediği, uyuşmazlığın niteliği gereği yasal faize hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçeleriyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 17.02.2022 tarihli ve 2021/6595 Esas, 2022/1316 Karar sayılı kararıyla; “Dosya içeriği ve toplanan delillere göre davanın kabulüne karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Davalılar vekilinin tüm itirazlarının, davacıların da aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan itirazlarının reddine. Ancak, HMK’nın 309. maddesinde de belirtildiği üzere kabulün kayıtsız şartsız olması gerekirken, davalı Şirketin davayı kendi belirlediği bağımsız bölüm yönünden kabul ettiğini bildirmesi nedeniyle usulüne uygun ve sonuç doğuracak nitelikte bir kabulün varlığından söz edilememesine rağmen kabulün geçerli sayılması, bilirkişilerin 240 parsel sayılı taşınmaz için davacı payına isabet edecek bağımsız bölüm hesaplaması yaparken davacının kabul etmediği ve adi yazılı şeklinin Mahkemeye ibraz edildiği bir sözleşme üzerinden davacıya isabet edecek bağımsız bölüm miktarının saptanması, bağımsız bölüm miktarı saptandıktan sonra da davacı tarafın öncelikli talebinin tapu iptali ve tescil, terditli talebinin bedel olduğu, davalı ... ve davalı Şirket üzerine kayıtlı bağımsız bölümlerin olduğu gözetilmeden bedele hükmedilmesi hatalıdır. Hâl böyle olunca, öncelikle konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyeti ile mahallinde keşif yapılarak, yöredeki emsal kat karşılığı inşaat sözleşmeleri de nazara alınmak suretiyle taraflar arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedilmiş olsa idi davacı tarafa hangi oranda (kaç tane) bağımsız bölüm verileceğinin belirlenmesi ve davalı ... ve davalı Şirkete devredilen paylar dikkate alınarak davacıların öncelikli olan tapu iptali ve tescil talepleri kabul edilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir...” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedilmiş olsa idi davacı tarafa % 32,5 oranında ve davacının tapudaki payı dikkate alındığında 1 adet bağımsız mesken niteliğinde bağımsız bölüm verilmesi gerektiği, bu kapsamda davacı tarafın ... adına kayıtlı 42 nolu bağımsız bölümün adlarına tescilini talep ettikleri, bilirkişi raporundaki denkleştirmeye ilişkin kısım da dikkate alınarak dava konusu 240 parsel sayılı taşınmazdaki 42 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile miras payları oranında davacılar adına tesciline, denkleştirmenin sağlanabilmesi adına 41.400,00 TL'nin müştereken ve müteselsilen davacılardan alınarak davalı ...'a verilmesine, dava konusu 56,58,61, 93... parsel sayılı taşınmazlar yönünden verilen hükmün onanarak kesinleştiği gerekçesi ile anılan taşınmazlar yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalı ...Proje İnşaat Taahhüt Turizm San.Tic. Şirketi ve davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairenin 04.11.2024 tarihli ve 2023/5543 Esas, 2024/5935 Karar sayılı kararıyla; "Somut olayda, bozma ilâmı uyarınca düzenlenen 16.12.2022 tarihli bilirkişi raporunda, yöredeki emsal kat karşılığı inşaat sözleşmeleri de nazara alınmak suretiyle taraflar arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedilmiş olsa idi toprak sahiplerine % 32,5 oranında bağımsız bölüm verileceği, davacının dava konusu 240 parsel sayılı taşınmazdaki 79/2400 payı dikkate alındığında davacıya dava konusu 240 parsel sayılı taşınmazdan 1 adet bağımsız bölüm verilmesi gerektiğinin belirtildiği, dava konusu taşınmazda A-Blok 1.Kat. 8 nolu mesken niteliğindeki bağımsız bölümün davalı ...Proje İnşaat Taahhüt Turizm Sanayi ve Ticaret Şirketi adına, A-Blok 10. kat 42 nolu mesken niteliğindeki bağımsız bölümün davalı ... adına kayıtlı olduğu, davacıların 09.01.2023 tarihli dilekçeleri ile davalı ... adına kayıtlı A-Blok 42 nolu bağımsız bölümün adlarına tesciline karar verilmesini istedikleri, davalı ... ‘ın dava konusu taşınmazda daha önce herhangi bir paya sahibi olmayıp davacı ...’ya ait payın vekalet görevi kötüye kullanılarak kendisine devredilmesi nedeniyle pay sahibi olduğu, ...’in taşınmazdaki adına kayıtlı payı karşılığı olarak da kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince dava konusu A-Blok 42 nolu bağımsız bölümün adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca, Mahkemece, sadece davalı ... adına kayıtlı A-Blok 42 nolu bağımsız bölümün davacılar adına tesciline karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, 42 nolu bağımsız bölüm değerinin ortalama daire değerinden % 23 daha fazla olduğu kabul edilerek şerefiye bedeli olarak denkleştirmenin sağlanabilmesi adına 41.400,00 TL’nin davacılardan alınarak davalı ...’e verilmesi isabetli değildir. Kabule göre de; davacı ...’in yargılama sırasında ölmesine ve mirasçıları tarafından davaya devam edilmesine rağmen, bu husus göz ardı edilerek hüküm başlığında davacı olarak gösterilmesi de doğru değildir." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesinin 05.03.20 25... /19 Esas, 2025/69 Karar sayılı kararı ile; Davalı ... açısından davanın kabulüne, davalı ...Proje İnşaat Taahhüt Turizm San.Tic. Şirketi ve davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; taraflar arasında 19.12.2010 tarihli bir inanç sözleşmesi bulunduğunu, bu sözleşmenin tanıklarca da doğrulandığını ve ...’in daha sonra sözleşmenin tanıklarından olan ....’ya vekalet vermesinin de sözleşmenin geçerliliğini teyit ettiğini, sözleşme gereği ...’e bir donanmış daire veya karşılığında 70.000 USD verilmesinin kararlaştırıldığını, buna rağmen davacıların yükümlülüklere aykırı davrandığını, ...İnşaat’ın hazır tuttuğu bağımsız bölümü devralmaktan kaçındıklarını ve kötü niyetli hareket ettiklerini, davacının sözleşmeden habersiz olduğu iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, inanç sözleşmesinin yazılı delil, delil başlangıcı veya tanık beyanlarıyla ispatının mümkün olduğunu, bu nedenle vekalet görevinin kötüye kullanılması iddiasının dayanaksız olduğunu ayrıca davacının 240 parseldeki hissesinin 79/2400 olup bir tam daireye dahi karşılık gelmediğini, müvekkilin bu hissenin yalnızca 0,01’lik kısmını devraldığını, buna rağmen A Blok 10. Kat 42 nolu bağımsız bölümün tamamının tapu iptal ve tesciline karar verilmesinin hatalı olduğunu, Yerel Mahkemenin taraflar arasındaki inanç sözleşmesi yerine emsal kabul edilmeyecek bir başka arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini esas alarak %32,5 oranı üzerinden değerlendirme yapmasının yanlış olduğunu, oysa somut sözleşmede oranın %31 olarak belirlendiğini, davacının payının bir daireye yetmediğini, bu durumda yapılması gerekenin davalının sahip olduğu 0,01 hissenin dava tarihi itibariyle gerçek değerinin belirlenerek davacılara ödenmesi olduğunu, sonuç olarak davacının taleplerinin haksız kazanç amacı taşıdığını, Mahkemece eksik araştırma ve hatalı bilirkişi raporları ile karar verildiğini, davalının mülkiyet hakkının ihlal edildiğini bu nedenle Yerel Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozma kararına uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Aşağıda yazılı 34.673,87 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ...'dan alınmasına,

Dosyanın Pazar (Rize) 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,

25.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/2303, K. 2025/4018, T. 25.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-2303-e-2025-4018-k-6fcbafb3b7ea