Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/3905 E. 2025/3950 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3905
- Karar No
- 2025/3950
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1552 E., 2024/903 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Palu Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/46 E., 2022/151 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; kadastro çalışmaları sırasında ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi 3 50... ve 5 parsel, 3 31... ve 19 parsel, 3 23... parsel, 3 25... , 16, 44... parsel sayılı taşınmazların davalı ... adına tespit ve tescil edildiğini, halbuki taşınmazların irsen intikal ve taksimen gelen taşınmazlar bulunduğunu, 40 yılı aşkın bir süredir de nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla kendi tasarrufunda bulunduğunu, dava konusu taşınmazlara ve diğer taşınmazlara uygulanan 1937 tarihli vergi kayıtlarının mahalline uymadığını ayrıca davalı Vakfın hayrat vakfı niteliğinde olmadığını, icare-i vahideli akarından istifade olunan mülhak, sahih ve zürri bir vakıf olup, malları doğrudan hayrat olmayıp zilyetlikle kazanılabilen taşınmaz mallar olduğunu, vakıf mallarının zilyetlikle kazanımını yasaklayan ilk düzenleme olan 903 sayılı Kanun'un 24.07.1967 tarihinde yürürlüğe girdiğini, ancak ceddinin taşınmazlardaki zilyetlik ve tasarruflarının bu tarihten önce 100 yılı aşkın bir süreye dayandığını ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, taşınmazların yapılan kadastro çalışmaları sonucunda davalı Vakıf adına tespit ve tescil edildiğini, dava konusu taşınmazların vakfiye sınırları içerisinde kaldığını, Vakıflar Kanunu'nun 23. maddesinde belirtildiği üzere vakfiye sınırları içerisinde kalan yerlerin zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, kadastro tespiti sırasında uygulanan vergi kayıtlarının taşınmazlara uyduğunu, taşınmazların vakıf malı olduğunu, dava konusu taşınmazlara yönelik Toprak Tevzi Komisyon kararları incelendiğinde taşınmazların vakıf arazisi olduğu ve davacının işgalci konumunda olduğunun anlaşılacağını, ayrıca Palu Asliye Hukuk Mahkemesinin 1984/260 Esas ve 1986/388 Karar sayılı ilamıyla davacının murislerinin de içinde bulunduğu bir kısım davalılar hakkında müdahalenin men'ine karar verildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Vakıf mütevellisi cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların bulunduğu Arıcak ilçesinin tamamının Vakıf malı olduğunu, dava konusu taşınmazların vakfiye kapsamında kaldığını, 1958 yılında bölgede yapılan toprak tevzi çalışmaları sonucunda 1505 dönüm yerin Vakıf adına tespit edildiğini, taşınmazlara kadastro tespiti sırasında uygulanan vergi kaydının taşınmazları kapsadığını, Karayolları Bölge Müdürlüğü tarafından köyde yapılan istimlak çalışmaları sırasında kamulaştırma bedelinin Vakfa ödendiğini, bunun da taşınmazların Vakfa ait olduğunu gösterdiğini, davacının hiçbir zaman bu taşınmazlara asli zilyet olmadığını, davacının taşınmazlardaki zilyetliğinin 20 yıla ulaşmadığını, kaldı ki vakıf mallarının zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Palu Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.11.2020 tarihli ve 2019/282 Esas, 2020/182 Karar sayılı kararıyla; davacı yararına 2762 sayılı Kanun hükümlerine göre zilyetlik koşullarının gerçekleştiği, dava konusu taşınmazın hayrat mal olmadığı, dolayısıyla zilyetlikle iktisabına yasal engel bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. Kaldırma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Müdürlüğü vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.01.2022 tarihli ve 2021/1795 Esas ve 2022/62 Karar sayılı kararıyla; her ne kadar ... Bey .. .. ... Bey Vakfının niteliğine dair Mahkeme tarafından ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılmamış ve vakfiye kapsamı tayin edilmemiş ise de gerek dosya içerisindeki Vakıflar Genel Müdürlüğünün yazı cevabına, gerekse aynı Vakıf ile ilgili olarak Yargıtay denetiminden geçmiş pek çok emsal karar dikkate alındığında adı geçen Vakfın doğrudan doğruya hayrat vakıflardan olmayıp İcare-i Vahideli akarından istifade olunan mülhak, sahih ve zürri bir vakıf olduğunun hükmen kabul edildiği ve bu itibarla vakfedilmiş malları doğrudan hayrat mal olmadığından zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılabilecek nitelikte olduğu, dolayısıyla davalı Vakıf İdaresinin bu yöne ilişkin istinaf isteminin yerinde olmadığı, ancak çekişmeli taşınmazlardan ... mahallesi 3 50... parsel, 3 31... parsel, 3 23... parsel, 3 25... , 16... parsel sayılı taşınmazlarda dava dışı kişiler yararına muhdesat ve kullanım şerhi tapu kaydının beyanlar hanesinde gösterilmiş olmasına karşın bu kişiler (ya da mirasçıları) davaya dahil edilip savunmaları alınmadan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/2. maddesi hükmünde belirtilen hakları ihlal edilmek suretiyle karar verildiği, öte yandan davacının taksim hukuki sebebine dayanarak dava açtığı, ancak Mahkemece bu hususun araştırılmadığı, dinlenilen yerel bilirkişilerden sorulmadığı, soyut nitelikli beyanlara itibar edildiği; hal böyle olunca Mahkemece, davacı tarafa taraf koşulunu sağlamak üzere süre ve imkan tanınması, taraf teşkilinin sağlanması halinde davacı tarafın dayandığı taksim olgusu, dava konusu taşınmazların başkaca dosyalarda dava konusu olup olmadığı ve davacı yararına belgesiz zilyetlikten kazanılan taşınmaz miktarı araştırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı ... Müdürlüğü vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Kaldırma Kararı Sonrasında Verilen Karar Palu Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.12.2022 tarihli ve 2022/46 Esas, 2022/151 Karar sayılı kararıyla; dahili davalının 12.10.2022 tarihli celsedeki imzalı beyanı, davaya taraf olmayan ve davacının kardeşi olan ... .. ve ... .... tarafından sunulan 28.10.2022 tarihli dilekçelerdeki beyanlar ve mahalli bilirkişi beyanları ile alınan bilirkişi raporları dikkate alındığında davaya konu taşınmazların 3402 sayılı Kanun'un 16. maddesinde belirtilen yerlerden olmadığı, yine 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde aranan zilyetliğe ilişkin şartların oluştuğu, vakıf mallarının zilyetlikle kazanımını yasaklayan ilk düzenleme olan 903 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 24.07.1967 tarihinden önceki döneme ait hava fotoğraflarında davaya konu taşınmazlar açısından imar ve ihyanın olduğu, ziraat bilirkişisi tarafından hazırlanan raporda davaya konu taşınmazların imar ve ihyasının en az 100 yıldır tamamlandığının belirtildiği, davalı Vakfın mülhak, sahih ve zürri bir vakıf olduğu, vakfedilmiş mallarının doğrudan hayrat mal olmayıp zilyetlikle kazanılabilen taşınmazlar olduğu, davaya konu taşınmazların en az 80 yıl fasılasız olarak ve ekonomik amaca uygun olarak kullanıldığı, aynı çalışma alanı içerisinde kadastro tespiti gününde iktisap için belirlenen sınırı aşmadığı (40 dönüm ve 100 dönüm), 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki şartların 903 sayılı Kanun'un yürürlüğünden önce oluştuğu, vergi kayıtlarının dava konusu taşınmazlara uygulanamadığı dikkate alınarak ve dahili davalının davacının kardeşi olduğu ve dahili davalı tarafından da davaya konu taşınmazların babalarının yapmış olduğu taksimat sonucunda davacıya isabet ettiği beyan edildiğinden taksimat olgusunun da ispat olunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde tapuya kayıtlı 3 50... ve 5 parsel, 3 31... ve 19 parsel, 3 23... parsel, 3 25... , 16, 44... parsel sayılı taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının ayrı ayrı iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
C. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Müdürlüğü vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçeye, mevcut delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, her ne kadar ... Bey Oğlu ...... Bey Vakfının niteliğine dair Mahkeme tarafından ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılmamış ve vakfiye kapsamı tayin edilmemiş ise de gerek dosya içerisindeki Vakıflar Genel Müdürlüğünün yazı cevabına, gerekse de aynı Vakıf ile ilgili olarak Yargıtay denetiminden geçmiş pek çok emsal dosya bulunmasına, bu itibarla adı geçen Vakfın doğrudan doğruya hayrat vakıflardan olmayıp İcare-i Vahideli akarından istifade olunan mülhak, sahih ve zürri bir vakıf olduğunun hükmen kabul edilmiş olmasına göre vakfedilmiş mallarının doğrudan hayrat mal olmadığından çekişmeli taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılabilecek nitelikte olduğu, vakıf mallarının zilyetlikle kazanımını yasaklayan ilk düzenleme olan 903 sayılı Kanun'un yürürlüğünden önce 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesindeki şartların davacı taraf yararına oluştuğu; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi ile hükümde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... Müdürlüğü vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdükleri hususları tekrar ettiklerini, davanın davacı tarafından ispatlanamadığını, davacının akrabası olan birkaç tanık delili dışında hiçbir delil olmadığını, Vakıflar Kanunu'nun 23. maddesi uyarınca vakıfların malları üzerinde zilyetlik yoluyla kazanma hükümlerinin uygulanmayacağını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 3 50... ve 5 parsel, 3 31... ve 19 parsel, 3 23... parsel, 3 25... , 16, 44, 45 parsel sayılı taşınmazlar vergi kaydı nedeniyle ... adına tespit ve tapuya tescil edilmiş, .... Mahallesi 3 31... , 3 23... , 3 25... , 16... parselin ... oğlu ...'in, 3 31... ve 3 25... parselin ... oğlu ...'in kullanımında olduğu, 3 50... parsel üzerindeki evin ... oğlu ...'e, 3 50... parsel üzerindeki evin .... oğlu ...'e ait olduğu tapu kaydının beyanlar hanesine şerh edilmiştir. Davacı ... oğlu ..., irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle dava açmıştır.
Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... Müdürlüğü vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebepler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
7531 sayılı Yasa'nın 20. maddesi uyarınca değiştirilen 5737 sayılı Yasa'nın 77. maddesi uyarınca davalı ... Müdürlüğü harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.