Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/3762 E. 2025/3941 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3762
Karar No
2025/3941
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2068 E., 2023/804 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/675 E., 2021/278 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.06.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz edilen davalı vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı vekili gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı; mirasbırakan ... ... 20.12.2010 tarihinde, muris .. ... ise 25.03.2013 tarihinde vefat ettiğini, murise ait ... ili, ... ilçesi, .. Mahallesi 431 88... parsel sayılı taşınmazdaki 31... numaralı bağımsız bölümün 16.12.2011 tarihinde, ... ili, .. ilçesi, .. köyü 1211 parselin 14.01.2011 tarihinde; ... ili, .. ilçesi 1 09... parselin 25.09.1992 tarihinde ve 8 37... parselin ise 15.11.1993 tarihinde davalı adına mirasçıdan mal kaçırma amacıyla muvazaalı bir şekilde devredildiğini belirterek tapu kayıtlarının iptali ile miras hissesi oranında adına tesciline, olmadığı takdirde tenkisine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı; davacı tarafın beyanlarının doğru olmadığını belirterek haksız ve dayanaktan yoksun davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; dava konusu edilen taşınmazların murisler adına mülkiyet tescili olduğu halde davalıya devir ve tescil edildiği yönünde bir delil bulunmadığı, tapu kayıtları incelendiğinde davalı tarafından malik olunan taşınmazların murislerin mülkiyetinde iken doğrudan yahut araya bir üçüncü kişinin girmesi ile edinilmediği, bu halde mirasbırakanların tasarrufu ile davacının malik olduğu bir taşınmaz bulunmadığı anlaşıldığından davacının muris muvazaasına dayanarak ileri sürdüğü tapu iptali ve tescili ile tenkis davasının dinlenebilmesinin olanaklı olmadığı, bunun yanı sıra tenkis davasının tereke mallarına vakıf olunmasından itibaren bir yıllık hak düşürücü sürede açılması gerektiği, davacı tarafından davalıya 20 08... yıllında murislerden kalan malvarlığını idare etmek için vekaletname verildiği ve aşamalarda diğer mirasçılar ile murislerden kalan mal varlığının idaresi hakkında görüşmeler yapıldığının davacının da kabulünde olduğu, davacının miras kalan tereke mallarından en geç 2013 yılında haberdar olduğu, davanın ise bir yıllık hak düşürücü süreden sonra açılmış olması nedeniyle dinlenemeyeceği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; muris ...'nın 20.12.2010 tarihinde, .. .. ise 25.03.2013 tarihinde vefatıyla geriye mirasçı olarak çocukları ...ve ... kaldıkları, çekişmeye konu edilen .. ili, .. ilçesi, ... Mahallesi 431 88... parsel 7. Kat 31... numaralı bağımsız bölümün 16.12.2011 tarihinde ferdileşme ile davalı adına kat irtifakının kurulduğu, ... ili, ... ilçesi, ... köyü 1211 parselin 14.01.2011 tarihinde kadastro tespiti ile davalı adına tespit ve tescil edildiği, .. ili, .. ilçesi 1 09... parselin 25.09.1992 tarihinde ...'dan, 8 37... parselin 15.11.1993 tarihinde ... ... satın alınarak davalı adına tescil edildiği, 8 37... parselin davalı tarafından dava dışı kişiye satıldığı, davacının bedel talebinin bulunmadığı, muris tarafından davalıya yapılan bir temlik bulunmadığı anlaşılmakla muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı iptali ve tescil isteminin reddine karar verilmesi doğru olduğu gibi tenkis istemi yönünden davacının her iki murisin vefatından sonra ayrı ayrı muristen kalan malların idaresi için vekalet tanzim ettiği, eldeki davanın açılma tarihi 22.12.2017 tarihine göre hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmakla Mahkemece yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesi ile; aşamalarda ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü iddialarını yineleyerek kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyaya bildirilen tanıklarının dinlenilmediğini, mesaj dökümleri ve ses kaydının incelenmediğini, muvazaa iddiaları bakımından sadece davaya konu gayrimenkullerin daha önce murisin adına kayıtlı olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılmış olmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı yanın hesap kayıtları ve murislerin hesap kayıtları üzerinde bir bilirkişi incelemesi yapılmaksızın karar verildiğini, ayrıca alınan bilirkişi raporlarına itirazlarının dikkate alınmadığını, tenkis ile ilgili yapılan değerlendirmenin yanlış olduğunu, net tereke değerinin tespiti ve tenkis oranlarının belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.

Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1934 doğumlu mirasbırakan ... .... 25.03.2013 tarihinde, 1942 doğumlu mirasbırakan ...'nın ise 20.12.2010 tarihinde öldükleri, geriye mirasçı olarak davacı kızları ..., davalı oğulları ... ile dava dışı çocukları .. ve ... kaldıkları, ... ili, ... ilçesindeki 431 88... parsel sayılı taşınmazdaki 31 nolu bağımsız bölüm dava dışı bir kooperatif adına kayıtlı iken 16.12.2011 tarihli ferdileşme işlemi ile davalı ... adına kayıtlı hale geldiği, Dairemizin 17.06.2025 tarihli geri çevirme kararı sonucu getirtilen belgelerden aynı ada parseldeki A, B ve C bloklardaki 32 nolu bağımsız bölümlerde davalı adına kayda rastlanmadığı, yine Dairemizin geri çevirme kararı ile celp edilen belgelerden dava konusu .. ilçesindeki 1211 parselin kök 907 parsel sayılı taşınmazdan geldiği, kök 907 parsel dava dışı ........ isimli şahıs adına kayıtlı iken 4750/9750 payını uhdesinde bırakarak kalan 5000/9750 payından 1000/9750'şer paylarını 07.07.1992 tarihli satış işlemi ile davalı ... ve dava dışı şahıslara temlik ettiği, akabinde 907 parselin 908 parsel ile tevhit ve ifraz işlemleri sonucu 1210, 1211, 12 12... parsel sayılı taşınmazların oluştuğu; İnegöl ilçesindeki 1 09... parsel sayılı taşınmaz dava dışı ... ... adına kayıtlı iken 25.09.1992 tarihli ve 8 37... parsel sayılı taşınmaz dava dışı ... ... isimli şahıs adına kayıtlı iken 08.03.1996 tarihli satış işlemleri ile davalıya temlik edildiği, 8 37... parselin davalı tarafından 02.11.2016 tarihinde satış yolu ile dava dışı ... ... devredildiği anlaşılmaktadır.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, özellikle 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince dava konusu taşınmazların murislerden satış veya ölünceye kadar bakım akdi ile davalıya geçmediği gözetilerek davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı 435,50 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,

03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalı vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/3762, K. 2025/3941, T. 24.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-3762-e-2025-3941-k-81b7b63b31e7