Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/2406 E. 2025/4090 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2406
- Karar No
- 2025/4090
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/777 E., 2024/2026 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/335 E., 2020/238 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı; kadastro çalışmalarında kamu orta malı-mera olarak tespit edilen ... ili, ... ilçesi, ... köyü 1 68... parsel sayılı taşınmaz içerisinde yer alan kendisine ait 3 parça taşınmazın, aynı yer 1 16... parsel sayılı taşınmaz içerisinde ise bir kısım yerin Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazın uzun süredir kendisi tarafından nizasız ve fasılasız olarak kullanıldığını, taşınmazlar babasına ait iken sağlığında paylaştırdığını ve dava konusu yerleri kendisine verdiğini, zilyetlikle kazanım şartlarının oluştuğunu, taşınmaza ait tapu kaydı olma ihtimali de bulunduğunu, dava konusu 1 68... parsel sayılı taşınmazın mera olmadığını, davalı adına yapılan tescilin yolsuz olduğunu ileri sürerek keşifte gösterilecek bölümünün tapu kaydının iptali ile adına tapuya kayıt ve tescili istemiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine; taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini, taşınmazın İl Mera Komisyonu kararı ile ifraz edildiğini, 1 68... ve 4 parsellerin oluştuğunu, 3 parsel sayılı taşınmazın taş ocağı vasfı ile Hazine adına, 4 parsel sayılı taşınmazın ise mera vasfı ile tescil edildiğini, kadastro çalışmalarında mülkiyet iddiasında bulunulmadığı için 1 16... parsel sayılı taşınmazın ise ham toprak vasfı ile Hazine adına tescil edildiğini, zilyetlikle kazanım şartlarının da oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; fen bilirkişi raporunda (C2) ve (C3) ile gösterilen kısımların 1 68... parsel sayılı taşınmaz içerisinde olduğu, (C1) ile gösterilen kısmın ... köyü 1 15... parsel içerisinde kaldığı, (C4) ile gösterilen kısmın ise 1 16... parsel sayılı taşınmazın içinde olduğu, (C1) ve (C4) ile gösterilen bölümlerin çekişmeli 1 68... sayılı parselde kalmadığı, dava konusu edilen diğer taşınmaz bölümlerinin ise sınırlarının belirgin olmadığı, taşınmazların yayla vasfında olduğu ve zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi raporlarına ekli fotoğraflardan çekişmeli taşınmaz bölümleri ile mera parseli arasında ayırıcı unsur bulunmadığı, sınırlarının sabit olmadığı, fen bilirkişi raporunda (C1), (C2) ve (C3) ile gösterilen çekişmeli taşınmaz bölümlerinin vasfı nedeniyle zilyetlikle iktisap edilemeyecek yerlerden olduğu, fen bilirkişi raporunda (C4) ile gösterilen kısmın 1 68... parsel sayılı taşınmazda kalmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de davacı tarafın 1 68... sayılı mera parseline ve ham toprak vasfı ile davalı Hazine adına tespit ve tescil edilen 1 16... sayılı parsele karşı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açtığı, fen bilirkişisinin 02.09.2019 tarihli raporunda (C4) ile gösterilen alanın dava konusu 1 16... sayılı parselde kaldığını belirttiği, hava fotoğraflarının değerlendirildiği harita mühendisi bilirkişi raporunda 1957, 19 84... yıllarında çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde tarımsal faaliyetin bulunduğu ve sınırlarının belirgin olduğu, ziraat mühendisleri bilirkişi kurulu raporunda ise taşınmazın uzun yıllardan beri kültür bitkilerinin yetiştirildiği tarla vasfında olduğu, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı yönünde görüş bildirildiği, (C4) ile gösterilen taşınmaz bölümü üzerinde zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurularak bilirkişi raporunda (C1), (C2) ve (C3) ile gösterilen kısımlar yönünden davanın reddine, (C4) ile gösterilen kısım yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme ve araştırma ile hukuka aykırı karar verildiğini, bir kısım mahalli bilirkişilerin taşınmazın mera olmadığını, müvekkiline miras kaldığını, evvelinde tarla olarak kullanıldığını belirterek müvekkilinin kullandığı alanları ve komşularını tek tek belirttiklerini, dava konusu parselde neredeyse tüm köy halkının yeri olduğunu, dava konusu taşınmazların bir kısmının 1957 tarihli hava fotoğrafında sınırlarının belirgin olduğunu ve tarımsal amaçlı kullanıldığının bildirildiğini, taşınmazın tamamının şahsi mülkiyet olarak kullanıldığını, ziraat bilirkişilerinin raporunun kabul edilemez olduğunu, dava konusu taşınmaz bölümlerinin mera ve yayla vasfında olmadığını, zilyetlikle iktisaba elverişli olup zilyetlikle edinme koşullarının da müvekkili yararına gerçekleştiğini, tahsis kararı bulunmadığını, bölgede eski tapu kayıtlarının olmasının taşınmazın tescil edilebileceğine karine teşkil ettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın eksik incelemeye ve yetersiz bilirkişi raporuna dayandığını, kadastro tespiti sırasında tablendikatif listesinin ve eski tapu kayıtlarının dikkate alınmadığını, mahalli bilirkişi beyanlarının yanlı olma ihtimalleri nedeniyle hükme esas alınamayacağını, mülk edinme şartlarının gerçekleşmediğini, taşınmazın eğiminin yüksek olduğunu ve özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriğinden; kadastro sonucu ... ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 16... parsel sayılı taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu ve kimsenin mülkiyet iddiasında bulunmadığı belirtilerek ham toprak vasfı ile Hazine adına tespit ve tescil edildiği, 1 68... parsel sayılı taşınmazın kamu orta malı niteliğinde mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline kaydedildiği, taşınmazın 2018 yılında yapılan ifraz işlemi ile 1 68... ve 4 parsel sayılı taşınmazlara ayrıldığı, 3 parsel sayılı taşınmazın taş ocağı vasfı ile Hazine adına tescil edildiği, 4 parsel sayılı taşınmazın da kamu orta malı olarak mera vasfı ile özel sicile kaydedildiği, tespitin 22.07.2008 tarihinde kesinleştiği; ... ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 15... parsel sayılı taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu ve kimsenin mülkiyet iddiasında bulunmadığı belirtilerek ham toprak vasfı ile Hazine adına tespit ve tescil edildiği, kadastro tespitine itiraz edilmesi üzerine ... Kadastro Mahkemesinin 2008/335 Esas ve 2011/5 Karar sayılı kararı ile tespit gibi tesciline karar verildiği ve kararın 05.07.2011 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle: Davacı vekilinin ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nin 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Temyiz eden davacıdan alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.