Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/2653 E. 2025/4087 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2653
Karar No
2025/4087
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/777 E., 2024/2017 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/266 E., 2020/157 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı; kadastro çalışmalarında kamu orta malı-mera olarak tespit edilen ... ili, ... ilçesi, ... köyü 1 68... parsel sayılı taşınmaz içerisinde yer alan kendisine ait yaklaşık 40.0 00... yüz ölçümlü taşınmazın Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazın uzun süredir kendisi tarafından nizasız ve fasılasız olarak kullanıldığını, taşınmazın 2005 yılında satış senedi ile ...’den alındığını, ...’ın da taşınmazı yaklaşık 60 yıldır kullandığını, zilyetlikle kazanım şartlarının oluştuğunu, dava konusu 1 68... parsel sayılı taşınmazın mera olmadığını, davalı adına yapılan tescilin yolsuz olduğunu ileri sürerek keşifte gösterilecek bölümünün tapu kaydının iptali ile adına tapuya kayıt ve tescili istemiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine; taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini, taşınmazın İl Mera Komisyonu kararı ile ifraz edildiğini, 1 68... ve 4 parsellerin oluştuğunu, 3 parsel sayılı taşınmazın taş ocağı vasfı ile Hazine adına, 4 parsel sayılı taşınmazın ise mera vasfı ile tescil edildiğini, zilyetlikle kazanım şartlarının da oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; 11.09.2019 tarihli celsede keşif yapılmasına dair ara karar kurulduğu, davacı tarafa verilen süre içinde delil avansını yatırmadığı, eldeki davanın esastan karara bağlanabilmesi için keşif yapılmasının zorunlu olduğu, mevcut delillere göre davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkeme kabulünün dosya kapsamına uygun düşmediği, dosya içeriğinden teknik bilirkişilerin katılımı ile mahallinde 29.09.2019 tarihinde keşif yapılarak mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının alındığının anlaşıldığı, 07.11.2019 tarihli ziraat mühendisleri kurulu raporunda dava konusu taşınmaz bölümünde tarımsal faaliyet bulunmadığı, komşu mera parseli ile sınırlarının belirgin olmadığı ve mera bitkisi ile kaplı olduğu, 15.10.2019 tarihli harita mühendisleri raporunda ise 1971, 19 84... tarihli hava fotoğraflarında tarımsal faaliyetin yapılmadığı, sınırlarının belirgin olmadığı, komşu parsel ile benzer özellik gösterdiği hususlarının açıklandığı, bu nedenle dava konusu taşınmaz bölümünün mera vasfında olduğu ve zilyetlikle iktisaba elverişli bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme ve araştırma ile hukuka aykırı karar verildiğini, bir kısım mahalli bilirkişilerin taşınmazın mera olmadığını, evvelinde tarla olarak kullanıldığını belirterek müvekkilinin kullandığı alanları ve komşularını tek tek belirttiklerini, müvekkilinin taşınmazı ... isimli kişiden satın aldığını, istinaf dilekçesinde sundukları satış senedinde imzası bulunan muhtarın aynı zamanda mahalli bilirkişi olarak dinlenilen ... olduğunu, dava konusu parselde neredeyse tüm köy halkının yeri olduğunu, dava konusu taşınmazların bir kısmının 1957 tarihli hava fotoğrafında sınırlarının belirgin olduğunu ve tarımsal amaçlı kullanıldığının bildirildiğini, taşınmazın tamamının şahsi mülkiyet olarak kullanıldığını, ziraat bilirkişilerinin raporunun kabul edilemez olduğunu, dava konusu taşınmaz bölümlerinin mera ve yayla vasfında olmadığını, zilyetlikle iktisaba elverişli olup zilyetlikle edinme koşullarının da müvekkili yararına gerçekleştiğini, tahsis kararı bulunmadığını, bölgede eski tapu kayıtlarının olmasının taşınmazın tescil edilebileceğine karine teşkil ettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Dosya içeriğinden; kadastro sonucu ... ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 68... parsel sayılı taşınmazın kamu orta malı niteliğinde mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline kaydedildiği, tespitin 22.07.2008 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın 2018 yılında yapılan ifraz işlemi ile 1 68... ve 4 parsel sayılı taşınmazlara ayrıldığı, 3 parsel sayılı taşınmazın taş ocağı vasfı ile Hazine adına tescil edildiği, 4 parsel sayılı taşınmazın da kamu orta malı olarak mera vasfı ile özel sicile kaydedildiği görülmüştür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/2653, K. 2025/4087, T. 30.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-2653-e-2025-4087-k-415089b9214b