Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/2230 E. 2025/3926 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2230
- Karar No
- 2025/3926
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/377 E., 2025/9 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı asıl davada davacı/birleştirilen davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Asıl davada davacı/birleştirilen davada davalı ... vekili; davalıların dava konusu ... ili Merkez ... Mahallesi 1 74... parsel sayılı taşınmazda bulunan hisselerini ... ...’a sattıklarını, kendisinin de bu taşınmazdaki hisseleri ...’dan satın aldığını, davalıların çekmiş olduğu ihtarnameye rağmen taşınmazı boşaltmadıklarını iddia ederek davalıların haksız müdahalesinin önlenmesi ile taşınmazın boş olarak teslimine karar verilmesini talep etmiştir. Birleştirilen dava yönünden cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın satışı için davalı ...’in oğlu olan davalı ...’a çeşitli defalar vekalet verdiğini, davalı ...’in irade sakatlığı nedenleri ile ...’a müracaat etmesi gerektiği, birleştirilen davada davacı ... ile herhangi bir alışverişinin olmadığını, taşınmazın bedellerinin düşük gösterilmesinin gerçeği yansıtmadığını belirterek birleştirilen davanın reddini savunmuştur.
II. CEVAP Asıl davada davalı/birleştirilen davada davacı ...; dava konusu 1 74... parsel sayılı taşınmazdaki 2387/4608 payı üzerine üç katlı bina yaptığını ve kullandığını, kredi kullanabilmesi ve taşınmaza ipotek tesis ettirebilmesi için oğlu ...’ı vekil tayin ettiğini, satış yetkisi vermediğini, ancak oğlunun taşınmazı davalı ...’a temlik ettiğini, onun da kısa süre sonra taşınmazı kardeşi ...’a temlik ettiğini, bu durumu asıl dava ile keşif sırasında öğrendiğini, satış bedellerinin son derece düşük olduğunu, 73 yaşında olduğunu, vekaletnamenin gerçek iradesini yansıtmadığını, vekaletname için doktor raporu alınmadığını belirtip tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde bedele karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında asıl davada davalı/birleştirilen davada davacı ...’in ölümü ile mirasçıları ... ve ... davaya devam etmişlerdir.
Birleştirilen davada davalı ...; davacı ...'in iddialarının doğru olmadığı belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.11.2019 tarih, 2009/751 Esas, 2019/537 Karar sayılı kararı ile; asıl davanın HMK’nın 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, birleştirilen davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının birleştirilen davada davacı ... mirasçıları ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 23.09.2021 tarihli 2021/1012 Esas ve 2021/1166 Karar sayılı kararı ile; vekil ...'ın vekaleti davacıdan hile ve hatasından yararlanmak suretiyle aldığına dair dosyada olgu olmadığı, davacı ...'ın süresinden sonra sunduğu istinaf dilekçesindeki beyanından da vekaletnamenin iradi olarak düzenlendiğinin anlaşıldığı, uyuşmazlık konusu işlemin resmi memur huzurunda yapıldığı, davalıların davacıya karşı dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda da davalıların beraat ettikleri, buna göre davacının irade sakatlığına ilişkin iddiasının ispatlanamadığı, birleştirilen davanın reddine dair karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle birleştirilen davada dahili davacı ... vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine, birleştirilen davada dahili davacı ...’ın istinaf başvurusunun ise süreden reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde birleştirilen davada davacı ... mirasçısı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairenin 24.03.2022 tarih, 2021/10430 Esas, 2022/2384 Karar sayılı kararı ile; mirasbırakan ...’in terekesinin iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olduğu, mirasçılardan birinin temyizinin diğer mirasçılarına da sirayet edeceği, birleştirilen davanın davalılarının dolandırıcılık suçundan beraatlarına karar verilmişse de, tefecilik suçundan davalı ...’ın mahkûmiyetine, davalı ... yönünden ise zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine karar verildiği, davaya konu taşınmazların ...’ın borcu için davalılara devredildiği, davacı ...’in davalılara herhangi bir borcu bulunmadığı hususunun ceza dosyası ve eldeki dosya kapsamı ile sabit olduğu, davacı ...’in, vekilin borcu için taşınmazının davalılara temlik edilmesi yönünde bir iradesinin bulunmadığı, vekil tarafından vekalet görevinin kötüye kullanıldığı anlaşıldığından birleştirilen davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesinin 23.11.2022 tarih ve 2022/458 Esas, 2022/590 Karar sayılı kararı ile; asıl davanın açılmamış sayılmasına, birleştirilen davada davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı ... ve birleştirilen davada davacı ... mirasçısı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairenin 29.05.2024 tarih, 2023/3354 Esas, 2024/3946 Karar sayılı kararı ile asıl davada davacı ...’ın asıl dava yönünden verilen davanın açılmamış sayılmasına yönelik istinaf talebinde bulunulmaması nedeniyle temyiz itirazının yerinde olmadığına, dava konusu edilmeyen dahili davalılar ... ve ..’ın payları yönünden hatalı olarak iptal ve tescil kararı verildiği, ...’ın ... ile el ve işbirliği içerisinde davacıyı zorladıkları açık olup davalı ... yönünden de davanın kabul edilmesi gerektiği ve vekalet ücretinin kendisini vekille temsil eden ... lehine hükmedilmesi gerektiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Ç. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesinin 15.01.2025 tarih ve 2024/377 Esas, 2025/9 Karar sayılı kararı ile; asıl davanın açılmamış sayılmasına, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı/birleştirilen davada davalı ... temyiz dilekçesinde; asıl dava yönünden dava konusu taşınmazın halen davalıların kullanımında olduğunu ve asıl davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, birleştirilen davada davacının dava konusu devirden bir zararı var ise bu zararı oğlu ...’dan talep etmesi gerektiğini, taşınmazın 150.000,00 TL bedelle satın alındığını, davacı tarafın iddiasını kanıtlayamadığını, davalının iyiniyetli olduğunu ve iktisabının korunması gerektiğini, vekil ... ile diğer davalı ... arasında gerçekleşen işlemlerden davalı ...’ın sorumlu tutulamayacağını, bu durumun iç sorun olduğunu, kaldı ki davalının dolandırıcılık suçundan beraat ettiğini, vekil ..’ın daha önce taşınmazdaki 247/1152 payı dava dışı bir kişiye temlik ettiğini, bu durumda davacının vekaletname düzenlemesinin iradi olduğunun anlaşıldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl dava, el atmanın önlenmesi; birleştirilen dava vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; birleştirilen davada davacı/asıl davada davalı ...’in 17.12.2007 tarihinde ... yevmiye nolu, satış yetkisi içeren vekaletname ile oğlu ...’ı vekil tayin ettiği, ...’ın dava konusu 1 74... parseldeki davacı ...’e ait 2387/4608 payın tamamını 26.12.2007 tarihinde birleştirilen davada davalı ...’a devrettiği, ayrıca anılan taşınmazdaki kendisi ve kardeşi ... adına kayıtlı payları da 14.01.2008 tarihinde davalı ...’a temlik ettiği, davalı ...’ın taşınmazdaki 35/384 payı tekrar davacı ...’e devrettiği, ...’in 06.02.2008 tarihinde 1647 yevmiye nolu vekaletname ile ...’ı 1 74... parsele ilişkin satış vs. işlemlerin yapılması için tekrar vekil tayin ettiği, ...’ın anılan vekaletname ile taşınmazdaki 35/384 payı davalı ...’a devrettiği, sonuç olarak ...’ın taşınmazdaki payının 905/1152 (3620/4608) olduğu ve bu payın tamamını 12.02.2008 tarihinde asıl davada davacı/birleştirilen davada davalı olan kardeşi ...’a temlik ettiği, Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/148 Esas ve 2012/53 Karar sayılı kararı ile dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının bulunmadığı, müştekiler ... ve ...’a yönelik eylemin sanıklar ...... ve ... tarafından yürütülen tefecilik suçunun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile birleştirilen davada davalı ... ve asıl davada davacı/birleştirilen davada davalı ...’ın dolandırıcılık suçundan beraâtlarine, tefecilik suçundan mahkumiyetlerine karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 08.01.2014 tarih, 2013/15890 Esas, 2014/21 Karar sayılı kararı ile tefecilik suçu yönünden kararın doğru olduğu ancak zincirleme suça ilişkin TCK’nın 43. maddesinin uygulanmamasının hatalı olduğu gerekçesi ile bozulduğu, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda ... yönünden hakkındaki yakalama kararı infaz edilemediğinden dosyanın tefrikine; ... yönünden tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 11.10.2021 tarih, 2020/9093 Esas, 2021/ 15342 Karar sayılı kararı ile onandığı, ... yönünden tefrik edilen davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği, bu hükmün de Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 31.05.2022 tarih, 2021/22948 Esas, 2022/8222 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozma kararına uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl davada davacı/birleştirilen davada davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Asıl dava yönünden alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Birleştirilen dava yönünden 16.938,46 TL bakiye onama harcının temyiz eden birleştirilen davada davalı ...'ndan alınmasına,
Dosyanın Bartın 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.