Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/2194 E. 2025/2706 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2194
- Karar No
- 2025/2706
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/288 E., 2025/15 K. İlk Derece Mahkemesinin bozmaya uyularak verilen kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı Hazine vekili; çekişmeli 103 ada 40 parsel taşınmazın Toprak Tevzi Komisyonu çalışması sırasında 158 parsel numarasıyla sınırlandırılarak Hazine adına kayıtlandığı halde tablendikatif listesi dikkate alınmadan kadastro tespiti sırasında koşulları oluşmadığı halde iktisaba elverişli zilyetlik gerekçesiyle davalı adına tespit ve tescil edildiği iddiasıyla tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; mülk edinmeye elverişli eklemeli zilyetliğe dayanarak davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi kararı ile; çekişmeli taşınmazın tarım arazisi vasfında olduğu, zilyetlikle mülk edinme koşullarının davalı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 18.12.2020 tarih, 2020/327 Esas, 2020/960 Karar sayılı kararıyla; çekişmeli taşınmazın 1964 yılında yapılan toprak tevzi çalışmalarında Hazine adına tapuya bağlandığı, ancak Hazineye ait tapu kaydının oluşum tarihine kadar aralıksız ve nizasız malik sıfatıyla 20 yıldan fazla süreyle zilyetlik koşullarının davalı ve bayileri lehine oluştuğu, böylelikle davalı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 46/1 ve 14. maddelerinde öngörülen zilyetlikle taşınmaz edinme şartlarının gerçekleştiği gerekçesi ile davacının istinaf isteğinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 02.03.2023 tarih, 2021/5835 Esas, 2023/1222 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu belirtilerek dava konusu taşınmazın mera parseline komşu olduğu ve toprak tevzi sırasında taşınmazın mera yahut hali araziden açıldığı yönünde belirtme yapıldığı anlaşılmakla doğru sonuca varılabilmesi için yöntemince mera araştırması yapılmak suretiyle taşınmazın öncesinin kamu orta malı mera olup olmadığının tespit edilmesi, davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 46/1 ve 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle taşınmaz edinme şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi hususuna değinilinerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına hükmedilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; çekişmeli taşınmazın mera ile ilgisinin bulunmadığı, tarım arazisi niteliğinde olan davaya konu taşınmaz üzerinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 46. maddeleri ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 713. maddelerinde belirlenen 20 yıl süreyle davasız ve aralıksız olarak malik sıfatıyla zilyetlikle kazanma koşullarının davalı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; somut olayda taşınmazın bulunduğu yörede toprak tevzi çalışmaları 1964 yılında tamamlanıp Hazine adına tapu kaydının bu tarihte oluştuğunu, bu nedenle en geç 1944 yılı ve öncesine ait hava fotoğrafları incelenmesi gerektiğinden bu tarihten sonrasına ait hava fotoğraflarının delil niteliği taşımadığını, öte yandan dosya kapsamına getirtilip incelenen 1984 ve 2004 tarihli hava fotoğraflarına göre yıllar geçtikçe çekişmeli taşınmazın mera yönünde genişlediğinin ve meradan açma yapıldığının tespit edildiğini, bir taşınmazın zilyetlikle iktisabı için öncelikle özel mülkiyete konu yerlerden olması gerektiği, oysa somut olayda çekişmeli taşınmazın kamu orta malı meradan sökülerek kazanıldığını, meraların özel mülkiyete konu edilemeyeceklerini, hükme esas alınan ziraat mühendisi bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, yöntemince inceleme ve araştırma yapılmadan hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporlarının usul ve yasaya aykırı ve eksik şekilde tanzim edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Kadastro sonucunda, ... ili, ... ilçesi, .... köyü çalışma alanında bulunan 103 ada 40 parsel sayılı taşınmaz 22.01.1964 tarihli 2 cilt, 112 sahife sayılı tapu kaydı dayanak alınarak ve Toprak Tevzi Komisyonunun 1964 yılında yaptığı çalışmada 158 parsel sayısında sınırlandırıldığı ancak ... oğlu.... zilyetliğinde iken adı geçenin, taşınmazı .... oğlu ...'a haricen hibe ederek zilyetliği teslim ettiği edinme kısmında açıklanmak suretiyle ... adına tespit ve tescil edilmiş, davacı Hazine toprak tevzi sonucunda oluşan tapu kaydına dayanarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuştur. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin "j" bendi gereğince temyiz eden davacı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın Sarıkamış 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 28.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.