Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/5571 E. 2025/5116 K. – Boşanma

Konu: Boşanma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5571
Karar No
2025/5116
Karar Tarihi
Konu
Boşanma

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/369 E., 2024/1835 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/286 E., 2022/344 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleştirilen davada davalı ... vekili ile davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Asıl davada davacı vekili; davalı ...'ın davacının kızı olduğunu, davalının, annesinin iradesini sakatlayarak 279 46... parsel sayılı taşınmazın kendisine devrini sağladığını, davalının, önce davacı ile eşi arasında güvensizlik yaratarak ... 3. Aile Mahkemesinin 2019/813 Esas sayılı dosyası ile boşanma davası açtırdığını, daha sonra ise yaşlılık aylığı çıkarma vaadi ile dava konusu taşınmazı bedelsiz olarak 18.09.2019 tarihinde adına tescil ettirdiğini, bu olaylar yaşandıktan sonra davacının boşanma davasından feragat ettiğini, yaşlılık aylığı almak istemediğini kızına beyan edip dava konusu taşınmazın iadesini istemesine rağmen davalının taşınmazı davacıya devretmediğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Birleştirilen davada davacı vekili; asıl davadaki iddialarını tekrar ederek davalı ... adına kayıtlı dava konusu taşınmazın muvazaa ve hile ile yapılan tescil işleminin iptaline; taşınmazın davacı adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazın dava tarihindeki değeri ve bu değere işleyecek bankalarca mevduata uygulanacak en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Asıl davada davalı; kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, taşınmazın kayıt maliki olmadığını, bu tür davalarda muvazaa iddiasının ancak yazılı delil ile kanıtlanabileceğini, bu taşınmazı satın alma gücünün olduğunu, davacının okur yazar olduğunun noter aracılığı ile yaptığı sözleşmelerden anlaşıldığını belirterek davanın reddini istemiştir. Birleştirilen davada davalı ...; iyi niyetli olduğunu, satış bedelini ödeyerek taşınmazı satın aldığını belirtip davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 2020/30 Esas, 2020/66 Karar sayılı kararı ile davanın husumetten reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 2020/963 Esas, 2020/949 Karar sayılı kararı ile, davacı vekilinin birleştirme talepli açmış olduğu dava dosyasının birleştirilmesi hususunun değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile karar kaldırılmış, ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/154 Esas sayılı dosyasının eldeki dava ile birleştirilmesine karar verildikten sonra İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda gösterilen kararı ile; davalının, babası ile annesi arasındaki boşanma davasını da öne sürerek davacıya yaşlılık maaşı alabilmesi için taşınmazın temlikinin gerektiğini belirttiği, bu şekilde davacıda hatalı bir kanı uyandırarak taşınmazın adına tescilini sağladığı, davacıya davalı kızı ...'ın satış bedelini gönderdiğine ilişkin herhangi bir belge sunmadığı, davacının oturduğu evden başka güvencesi olmamasına rağmen taşınmazı davalıya satmasının da hayatın olağan akışına da aykırı olduğu, edimler arasında açık orantısızlık bulunduğu, davalı ... tarafından ...'a gönderilen paranın ise delil oluşturmak için davalı ... tarafından verilip tekrar ...'a gönderildiği, davalı ...'ın dava konusu taşınmazı görmeden devraldığı, davacının keşif tarihinde halen dava konusu taşınmazdaki evde ikamet ettiği, davalı ...'ın davalı ...'ın eşinin iş arkadaşı olduğu gerekçesiyle asıl davanın pasif husumet yokluğundan reddine; birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesi kararının birleştirilen davada davalılar tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazı davalı ...'a kendisine yaşlılık aylığı bağlanacağı, davacının eşi ile boşanma aşamasında olması nedeniyle davacının eşinin dava konusu taşınmazdan pay alabileceği inancı ile davacının davalı ... tarafından kandırıldığı, hileye uğradığı, devrin bu sebeple yapıldığı, davacıya ödenen bir bedelin bulunmadığı, dava konusu taşınmazda davacının oturduğu, davalı ...'ın taşınmazı kullanmadığı, eldeki dava açılmadan yaklaşık 15 gün önce davalı ...'ın taşınmazı diğer davalı ...'a devrettiği, ...'ın da taşınmazı kullanmadığı, taşınmazı görmeden almasının ve hali hazırda davacının taşınmazda oturmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu nedeniyle ve davalı ... tarafından yapılan ödemelere itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davalıların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... temyiz dilekçesiyle, dava konusu taşınmazı davalıdan bedelini ödeyerek satın aldığını, ödeme makbuzlarının dosyada mevcut olduğunu, davalının kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığını, diğer davalının eşinin iş arkadaşı olmadığını, eksik araştırma neticesinde karar verildiğini, davacının tahliyesi için dava açtığını, öncesinde ihtarname gönderdiğini, taşınmazı görmeden satın aldığına ilişkin gerekçenin soyut olduğunu, bilirkişi raporunda taşınmazın arsa olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, değerinin yüksek tespit edildiğini, emsal olarak gösterilen taşınmazların da dava konusu taşınmaza uymadığını, iyiniyetli 3. kişi konumunda olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesiyle; davacının, boşanma aşamasındaki eşi olan ...'in taşınmazı satacağı düşüncesiyle ve ayrıca yaşlılık aylığı alabilmek için taşınmazı bedelsiz olarak devrettiğini ileri sürdüğünü, bu iddianın ancak yazılı delille kanıtlanabileceğini, dava konusu taşınmaz davacı adına kayıtlı iken taşınmazın eşi tarafından satılamayacağını, ayrıca davacının eşinin dava konusu taşınmaz ile ilgili hak talep etmeyeceğine dair taahhütname düzenlediğini, ... 9. Noterliğinin 14.07.2005 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde davacının okur yazar olduğunu, davacının 2019 yılı itibari ile dava konusu evden ayrılarak oğlunun yanında yaşamaya başladığını ve taşınmazı satmaya karar verdiğini, davalının satış bedelini ödeyerek taşınmazı satın aldığını ancak kardeşleri ile arasının açılması nedeniyle taşınmazı 10.01.2020 tarihinde diğer davalı ...'a temlik ettiğini, davalıya satış bedelinin ödendiğini, bilirkişi raporundaki hesaplamanın hatalı olduğunu, emsal olarak alınana taşınmazların emsal niteliğinin bulunmadığını, değerin yüksek hesaplandığını, diğer davalı ...’ın dava konusu taşınmazın tahliye edilmesi için davacıya ihtarname gönderdiğini, tahliye edilmemesi üzerine dava açtığını, davalı ...'ın davalı ...'ın eşinin iş arkadaşı olmadığını, SGK’nın bu yöne ilişkin yazısının dikkate alınmadığını, davacı tanıklarının beyanların görgüye dayalı olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl ve birleştirilen dava, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir. Dosya içeriğinden; davacının dava konusu 249 46... parsel sayılı taşınmazını 18.09.2019 tarihinde asıl ve birleştirilen davada davalı ...’a satış suretiyle temlik ettiği, davalı ...’ın da asıl dava tarihinden önce 10.01.2020 tarihinde taşınmazı birleştirilen davada davalı ...’a temlik ettiği; asıl ve birleştirilen davada davalı ...’ın davacıyı kandırarak dava konusu taşınmazın kendisine devredilmesini sağladığı ve daha sonra taşınmazı birleştirilen davada davalı ...’a muvazaalı olarak temlik ettiği gerekçesi ile asıl davanın pasif husumet yokluğundan reddine; birleştirilen davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup; asıl ve birleştirilen davanın haksız fiil niteliğinde olduğu gözetildiğinde asıl davada davalı ... kayıt maliki olmadığından asıl dava yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de bu husus davacı tarafından temyiz edilmediğinden eleştirmekle yetinilmiş, birleştirilen davada davalı ... vekili ve birleştirilen davada davalı ... tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Birleştirilen davada davalı ... vekilinin ve davalı ...'ın temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 26.790,66'şar TL bakiye onama harçlarının temyiz eden birleştirilen davada davalılardan ayrı ayrı alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/5571, K. 2025/5116, T. 17.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-5571-e-2025-5116-k-6510b8c16c3e