Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/5225 E. 2026/300 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5225
Karar No
2026/300
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2012/381 E., 2016/303 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptali-terkin ve kal istemine ilişkindir. Davacı Hazine vekili; ... ili, ... Mahallesinde bulunan dava konusu 16 03... parsel sayılı taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek tapu kaydının iptaline ve üzerindeki binanın kal'ine karar verilmesini istemiştir. Bir kısım davalılar; davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, davanın hak düşürücü süreden reddine dair verilen ilk kararın temyizi üzerine Dairece, yargılama giderleri yönünden karar bozulmuş; Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar ise bu kez Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; bozma ve mahkeme kararlarının verilmesinden sonra, son kararın temyizi aşamasında Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 gün ve 2009/31 E., 2011/77 K. sayılı kararıyla, 25.02.2009 gün ve 5841 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 2. maddesiyle 21.06.19 87... sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen cümlenin ve 3. maddesiyle 3402 sayılı Yasa'ya eklenen Geçici 10. maddenin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, değinilen iptal kararı sonucu oluşan durumun eldeki maddi anlamda kesinleşmemiş ve derdest olan davaya da uygulanmasının zorunlu olduğundan bahsedilerek işin esasının ve dava konusu taşınmaz bölümünün 28.11.19 97... /3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla belirlenen veya belirlenecek olan kıyı-kenar çizgisine göre değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Ne var ki Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır.

Dosya içerisinde yer alan kayıt ve belgelerden, dava konusu taşınmaz paydaşı tarafından idare mahkemesinde kıyı-kenar çizgisinin (21.04.1978 tarihli) iptaline ilişkin açılan davada, ... İdare Mahkemesi'nin 2008/334 Esas, 2008/1261 Karar sayılı kararı ile dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uygunluk görülmediğinden işlemin iptaline karar verildiği, kararın Danıştay 6. Dairesinin 2009/1320 Esas, 2009/8117 Karar sayılı kararı ile onandığı, 2009/14272 Esas, 2010/5086 Karar sayılı kararı ile karar düzeltme isteminin reddine karar verildiği, bunun üzerine idarece, mahkeme kararı doğrultusunda dava konusu taşınmaza isabet eden kıyı-kenar çizgisinin yeniden tespit edildiği anlaşılmaktadır.

Mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen 31.12.2014 tarihli heyet raporunda dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı belirlenmiş ancak fen bilirkişisi tarafından, heyetçe tespit edilen kıyı-kenar çizgisinden bahsedilmeksizin 08.02.2006 tarihli onaylı kıyı-kenar çizgisi uygulanmak suretiyle rapor hazırlanmış, bilahare yeniden keşif yapılmış, jeoloji mühendislerinden oluşan heyetten rapor ve heyette yer alan jeoloji mühendislerinden birinin imzası bulunan 10.07.2015 tarihli ek rapor alınmış, buna göre dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisi dışında kaldığı bildirilmiş, heyet tarafından tespit edilen söz konusu kıyı-kenar çizgisi ve 24.09.2014 tarihli onaylı kıyı-kenar çizgisi de fen bilirkişisinin 20.05.2015 tarihli raporu ve eki olan krokide gösterilmiş olup önceki raporla farklı bir sonuca ulaşılmış ise de bu çelişkinin nedenleri ve keşfen tespit edilen kıyı-kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı-kenar çizgisi arasındaki farklılığın nedenleri bilirkişilerce açıklanmadığı gibi, alınan raporlar da hükme yeterli bulunmamıştır.

Öte yandan, dava konusu 16 03... parsel sayılı taşınmazın yenileme kadastrosu ile 27 66... parsel olduğu bildirildiği halde yenileme kadastrosuna ilişkin belge ve kayıtların getirtilmemiş, çevre parseller hakkında (özellikle komşu 16 04... ve 2 parsel sayılı taşınmazlar) kesinleşmiş kıyı-kenar çizgisi bulunup bulunmadığı da araştırılmamıştır.

Hâl böyle olunca; 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gözetilmek suretiyle 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4. maddesindeki tanımlamalar, aynı Kanun'un 5. ve 9. maddeleri ile 13.03.1972 tarihli ve 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı göz önünde tutularak 3621 sayılı Kanun'un 9/2. maddesinde belirtilen bilirkişi heyeti oluşturulup dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, taşınmazın farklı noktalarında gözlem çukurları açılarak bu çukurlardan alınan verilerin incelenmesi, açılan gözlem çukurlarının harita üzerinde işaretlenerek gösterilmesi ve topoğrafik memleket haritalarından da yararlanılarak kıyı-kenar çizgisinin tespit edilmesi, keşfen tespit edilen kıyı-kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı-kenar çizgisinin fen bilirkişisi tarafından kroki üzerinde ayrı ayrı gösterilmesi, her ikisinin çakışmaması halinde çelişkinin nedenlerinin bilimsel verilere dayalı olarak bilirkişilere açıklattırılması, çevre parseller hakkında kesinleşmiş kıyı-kenar çizgisi bulunup bulunmadığının araştırılması, varsa kesinleşen kıyı-kenar çizgisinin eldeki davada belirlenen kıyı-kenar çizgisi ile çelişip çelişmediğinin göz önünde bulundurulması, gerektiği takdirde bilirkişi kurulundan bu hususları da karşılayacak şekilde rapor alınması, önceki bilirkişi raporları ile çelişkiler bulunduğu takdirde bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin nedenlerinin de denetime açık, bilimsel verilere dayalı olarak bilirkişilere açıklattırılması, dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığının, kıyı-kenar çizgisi içerisinde ise ne kadarlık kısmının kıyı-kenar çizgisi içinde olduğunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.

Davacı Hazine vekilinin açıklanan nedenlerden ötürü yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Temyiz eden davacı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/5225, K. 2026/300, T. 19.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-5225-e-2026-300-k-6c2e5d238ea8