Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/4740 E. 2026/3443 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4740
Karar No
2026/3443
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/94 E., 2024/769 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/636 E., 2023/280 K.

Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.

Davacı; dava konusu 2 99... , 2 97... , 2 78... , 2 91... , 3 05... , 2 92... , 2 79... , 2 91... , 2 94... , 2 04... , 2 94... , 2 93... , 2 96... , 248, 297, 301, 2 75... , 2 84... , 2 86... , 2 83... , 2 84... , 2 89... , 2 96... , 2 97... parsel sayılı taşınmazların yaklaşık 50-60 sene önce babası ve ataları tarafından satın alındığını, ancak tapu devirlerinin yapılmadığını, bu taşınmazları kayıt maliklerinden almak istediklerini, bunun için köyün ileri gelenlerinin de araya girmesi ile Demirdağ ailesinin vereceği bir miktar para ile tapuların Demirdağ ailesine devredilmesi kararının alındığını, aralarında topladıkları para ile taşınmazları bir kez daha satın aldıklarını, taşınmazları aldıktan sonra tüm kardeşlerin işlemlerin daha kolay yapılması ve ileride ortaya çıkabilecek sıkıntılarda dahi iyi ilgilenebilecek olması nedeniyle taşınmazların kendisi adına devredilmesi hususunda anlaştıklarını, bu nedenle satın alınan tüm taşınmazların 2014 yılında adına tescil edildiğini, 2019 yılında kardeşi ...’un diğer kardeşlerine haber vermeden kendisi ile görüştüğünü, taşınmazlarda amcalarının gözü olduğunu, kendi adına kalması halinde sıkıntı çıkacağını, kendisinin...da görev yaptığını, bir sıkıntı halinde hemen müdahale edemeyeceğini söylediğini, bu nedenle kız kardeşlerinin eşi olan davalı ...’ı vekil tayin ettiğini, ancak vekilin kendisine haber vermeden taşınmazları diğer davalı kardeşi ...’a devrettiğini, kendisinin ve diğer kardeşlerin bu durumdan haberdar olduğunda davalı ...’a giderek taşınmazları iade etmesini istediklerini , ancak ...’un bu taleplerini kabul etmeyerek taşınmazların tek sahibinin kendisi olduğunu söylediğini, ...’un diğer davalı ...’i de kandırarak taşınmazların kendisine devrini sağladığını, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazların rayiç değerinin davalı ...’tan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı ...; dava konusu taşınmazların babası ve atalarına ait olduğunu, ancak taşınmazların tapu kayıtlarının dava dışı kişiler adına kayıtlı bulunduğunu, 2013 yılında taşınmazların resmi sahipleri ile görüşerek bir miktar ödeme karşılığında taşınmazların devri hususunda anlaştıklarını, babalarının taşınmazların tüm kardeşler tarafından satın alınmasını istediğini, ancak kendisi ve kardeşi ... dışında diğer kardeşlerinin taşınmazları almak istemediklerini, o dönemde sadece kendisi ve diğer kardeş ...’un satış bedelini verdiğini, o dönemde hakkında icra takipleri bulunduğunu, bu nedenle de taşınmazları kendi adına tescil ettirmediğini, en çok güvendiği kardeşi olan davacı adına tescil ettirdiğini, 2019 yılında hakkındaki icra takiplerinin kapandığını, bunun üzerine taşınmazların kendisine devredilmesi için davacı ile görüştüğünü, davacının da şehir dışında çalışması nedeniyle devir işlemlerinin yapılması için enişteleri olan ...’i vekil tayin ettiğini, kendisinin de ...’den taşınmazları devraldığını, davacı ve diğer davalının bilgi ve rızası ile devirlerin yapıldığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının taşınmazlar için bedel ödemeyen diğer kardeşlerin yönlendirmesi ile kötü niyetli olarak eldeki davayı açtığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ...; davacı ve diğer davalının enişteleri olduğunu, davalı ...’un davacı ...’e kendisinin ...’da kalmadığını, amcalarının taşınmazlar için dava açacaklarını, kendisinin bu durumlarla ilgilenemeyeceğini, bu nedenle gerekli olduğunda işlem yapılması için kendisini vekil tayin ettiğini, bir süre sonra davalı ...’un kendisine gelerek ...’in haberi var, verilen vekalet ile taşınmazların bana devri yapılacak diyerek kendisine kandırdığını, kendisinin de taraflara güvenmesi nedeniyle bu hususta ...’i arayarak teyit almadığını, ...’un kendisini kandırarak taşınmazların adına temlikini sağladığını, kendisinin herhangi bir kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafından davalı ...'a verilen taşınmaz satış yetkisini içeren 30.09.2019 tarih ve ... yevmiye nolu vekaletnamenin dava konusu taşınmazların davalı ...'a devri amacıyla değil, taşınmazlarda ileride hak iddia edebileceğini düşündükleri amca çocuklarının dava açması halinde taşınmazları üçüncü bir kişiye devir, yani böyle bir ihtimal karşısında önlem amacıyla verildiği, böyle olduğu halde davacının izni ve muvafakati olmadan taşınmazların davalı ...'a devredildiği, davalı ...'in kendi kabulünde de olduğu üzere vekalet görevini kötüye kullandığı, somut olayda hile ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki sebeplerinin gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından duruşma istekli ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.04.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, duruşmalı temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... ile temyiz eden davalı ... vekili Av...... ... ile temyiz edilen davacı ... ve vekili Avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1(c) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, davalı ...’a 23.07.2024 tarihinde tebliğ edildiği temyiz dilekçesinin ise yasal süre geçirildikten sonra 20.05.2025 tarihinde verildiği anlaşıldığından davalı ...’ın temyiz dilekçesinin süreden REDDİNE,

Harç yatırılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

2. Davalı ......ın temyiz itirazları yönünden;

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un/HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı 168.909,00 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ...’dan alınmasına, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davacı vekili vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davalı ...’dan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/4740, K. 2026/3443, T. 28.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-4740-e-2026-3443-k-ec9454f1fe69