Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/4456 E. 2025/4592 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4456
- Karar No
- 2025/4592
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1252 E., 2024/1897 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/418 E., 2023/359 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı; 78 yaşında olduğunu ve 2016 yılının Nisan ayından beri huzurevinde yaşadığını, Yalova'da bulunan devremülkünü kullanmadığı için satmak istemesi üzerine davalının sahibi olduğu şirket çalışanlarıyla iletişime geçtiğini, bu şahısların devremülkünü satmak için önce Armutlu'dan yeni bir devremülk alması gerektiği konusunda kendisini inandırdıklarını, yeni devremülk almak için parası olmadığı için kendisine önce bankadan kredi çektirdiklerini, yeni devremülkü aldıktan sonra satmak istediği devremülkün akıbetini sormak için davalının ofisine gittiğini çalışanların "devre mülklerin Sağlık Bakanlığına devredileceğini ve bu işlem sonucunda kendisine 2.280.000,00 TL ve daha sonra da 7.670.000,00 TL ödeneceğini, ancak bunun için devre mülk haklarını arttırması gerektiğini, yeni devre mülk almak için para lazım" dediklerini, parası olmadığını söyleyince bu kez 1.000.000,00 TL ve 520.000,00 TL'lik iki adet senet imzalattıklarını, ayrıca bu işlemlerin gerçekleşebilmesi için maliki olduğu dava konusu 17 74... parseldeki 1 nolu bağımsız bölümün sadece iki günlük bir süre için kendilerine devredilmesi gerektiğini, iki gün sonra geri devredeceklerini söylediklerini, dava konusu taşınmazın kira geliri olan tek evi olması nedeniyle başta itiraz etse de bu kişilerin inandırıcı telkinleriyle kendisini ikna ettiğini, akit günü şirket çalışanı Kardelen isimli biri tarafından huzurevinden alınarak tapuya götürüldüğünü ve dava konusu taşınmazı davalıya satış suretiyle devrettiğini, tapuda bedeli aldığına dair beyanda bulunması için kendisini tembihlediklerini, satış günü hesabına 611.000,00 TL bedel yatırıldığını ancak aynı gün kendisine mobil bankacılık uygulaması açtırılıp yatırılan bu bedelin davalının şirketine geri gönderildiğini, dava konusu taşınmazın iade edileceğini ve devremülkünün de satılacağını beklerken, taşınmazda bulunan kiracısının kızını arayıp davalının bundan sonra kira bedellerinin kendisine ödeneceğini söylediğini bildirmesi üzerine tüm ailesinin dolandırıldığından haberdar olduğunu, e-devletten baktıklarında başlangıçta kendisine sattıkları iki adet devremülkün üzerinde birçok haciz ve ipotek bulunduğunu öğrendiğini, davalının ve şirketinde beraberinde çalıştırdığı kişilerin yaşlılığından ve saflığından yararlanarak hileli hareketlerle dava konusu taşınmazın davalıya devrini sağladığını, kendisine hiçbir bedel de ödenmediğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP Davalı; iddiaların doğru olmadığını, davacının yatırım yapmak amacıyla sahibi olduğu ... şirketiyle iletişime geçerek yeni bir devremülk satın almak istediğini bildirmesi üzerine dava konusu taşınmazın davalıya satışı karşılığında davacıya 2 adet kullanıma hazır devremülk devredildiğini, ayrıca kalan 1.520.000,00 TL satış bedelinin 611.000,00 TL'sinin banka yoluyla, bakiye 909.000,00 TL'sinin ise davacıya elden teslim edildiğini, davacının şirket çalışanlarıyla hizmetten memnun kaldığına dair fotoğraflar çektirdiğini, hilenin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının resmi akitte maliki olduğu dava konusu 1 nolu bağımsız bölümü piyasa rayicinin çok altında olan 611.000,00TL bedelle davalıya devrettiği, davalının sahibi olduğu şirketi tarafından ise üzerinde bir çok takdiyat bulunan iki devremülkün davacıya satıldığı, davalının elden ödediğini savunduğu 909.000,00 TL bedelin davacıya teslim edildiği kabul edilse dahi resmi senetteki bedelle birlikte toplam 1.520.000,00 TL ile taşınmazın rayiç bedeli arasında (2.985.000,00 TL) aşırı fark bulunduğu, davacıya satılan devremülklerin piyasa koşullarıyla bağdaşmayan fahiş bir bedelle devredildiğinin savunulduğu, davacının yaşı ve 2016 yılından beri huzurevinde ikamet etmesi sebebiyle 26 haftalık devremülk satın almasının kendisinden beklenemeyeceği, tapu ve vekalet verme işlemleri sırasında davacının huzur evinden davalının sahibi olduğu şirket çalışanlarınca alındığı, davalının da aralarında bulunduğu kişiler hakkındaki ceza soruşturmasının sonucunun beklenmesinin yargılamanın sübutu açısından esasa etkili olmayacağı, davacı tanıklarının beyanı ile davalının dava konusu evi satıştan önce gezmediği, davalının, davacının yaşı ve zeka düzeyine göre zor durumundan faydalanarak davacıyı sömürme kastı ile hareket ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın devir tarihi ve dava tarihi dikkate alındığında davanın süresi içerisinde açıldığı, davacının yaşlı olduğu, fiil ehliyetini haiz ancak unutkanlığının bulunduğu, huzurevinde kaldığı, davacının yaşı ve sağlık sorunları sebebiyle dava konusu taşınmazın satılması hususunda yönlendirildiği, telefon bankacılığını kullanamamasına rağmen başkası tarafından açılıp hem kredi kullandırıldığı hem de satış için gönderilen paranın aynı gün devremülk satın alındığına dair şirkete geri gönderildiği, davaya konu taşınmazın davacının geçim kaynağı olduğu, davalı, bir kısım ödemenin elden yapıldığını savunmuşsa da bunun ispatlanamadığı, davalı tarafından satın alınan taşınmazın öncesinde bakılıp görülmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, yapılan işlemlerde hileli hareketlerde bulunulduğu ve davacının yaşlı olmasından faydalanılarak hile ile devrin sağlandığı, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının şirketle iletişime geçerek devremülk alımı sonrasında yatırımlarına devam etmek amacıyla dava konusu taşınmazını satıp satış sonrasında iki adet devremülk aldığını, hileli davranışların olmadığını, davacının ehliyetinin bulunduğunu, iradesiyle tüm işlemleri gerçekleştirdiğini, bedelin bir kısmının elden bir kısmının banka yoluyla ödendiğini, buna dair davalının imzaladığı belgenin bulunduğunu, davacının 26 haftalık devremülk satın aldığını, şirketten alınan devremülk ile davalıdan alınan devremülkün farklılık arz ettiğini, davacının bedelsiz olarak taşınmazını satmadığını, karşılığında devremülk ve nakit para aldığını, davalının dava konusu taşınmazı satın almadan önce gördüğünü, davacı tanık beyanlarının duyuma dayalı beyanda bulunduklarını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali - tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, davacının dava konusu 17 74... parseldeki 1 nolu bağımsız bölümü 23.06.2022 tarihinde satış yoluyla davalıya devrettiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 160.767,58 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.