Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/4027 E. 2025/4058 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4027
Karar No
2025/4058
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/913 E., 2024/1249 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/436 E., 2023/518 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı tereke temsilcisi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı; eşinin genç yaşta ölümü üzerine davalı oğullarını zorluklarla büyüttüğünü, eşinden kalan dava konusu kök 12 53... ve 91 parsel sayılı taşınmazları elinden çıkarmayı hiçbir zaman düşünmediğini, taşınmazların zaman içinde değerinin artması üzerine inşaat yapma teklifleri geldiğini, davalı oğullarının kendisinin yaşlılığını bahane ederek işleri daha kolay takip edecekleri ve taşınmaz üzerine bina yapıldıktan sonra haklarını kendisine ve dava dışı kardeşleri ... devredecekleri telkini ile kendisini kandırarak dava konusu taşınmazlardaki paylarının adlarına tescilini sağladıklarını, taşınmazın devrinden sonra müteahhitle yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca davalılara 20 adet daire ve 1 dükkan düştüğünü, davalıların kendisine 1/4 oranında miras hakkını vereceklerini söylemesine rağmen inşaatın tamamlanmasından sonra sadece 1 adet bağımsız bölüm verdiklerini, davalıların hile ile taşınmazları edindiğini ileri sürerek davalılar adına olan bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile 1/4 oranında adına tescilini ve el atmanın önlenmesini istemiş, aşamada davacının ölümü üzerine terekesine ... temsilci olarak atanmıştır.

II. CEVAP Davalılar; davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, babalarının ölümünden sonra bir adet gecekondu ve dava konusu iki adet tarlanın kendilerine miras kaldığını, davacı annelerinin çalışmadığını, dava dışı kardeşleri .... de çok küçük olması sebebiyle kendilerinin küçük yaşlardan itibaren evi geçindirip davacı annelerine ve küçük kardeşlerine baktıklarını, 1970'li yıllarda babalarından miras kalan gecekondunun satılarak davacı anneleri adına kooperatiften bir daire alındığını, bir zaman sonra mirasçılar arasında sözlü olarak kooperatiften alınan dairenin davacı anneleri ve dava dışı kardeşleri ...., o dönem şehir merkezinden uzakta ve değersiz olan dava konusu iki adet tarlanın da kendilerine verilmesine karar verdiklerini, ancak taşınmazları o tarihte üzerilerine devralmadıklarını, daha sonra kardeşleri ... iş hayatının kötüleşmesi ve haciz tehdidi sebebiyle taşınmazları 2001 yılında üzerlerine aldıklarını, zaman içinde değerlenen taşınmazları müteahhide verdiklerini, oluşan bağımsız bölümlerden 5 adedini kanser hastası ve maddi durumu kötü olan kardeşleri . verdiklerini, yine bir adet bağımsız bölümü de davacı anneleri adına tescil ettirdiklerini, hilenin söz konusu olmadığını, davacının taşınmazların değerlenmesi üzerine temlikin üzerinden uzun yıllar geçtikten sonra kötüniyetle dava açtığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 29.01.2019 tarihli ve 2013/124 Esas, 2019/19 Karar sayılı kararıyla; hile iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın tereke temsilcisi ve davalılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 08.08.2021 tarihli ve 2019/9 43... /1245 Karar sayılı kararıyla; davanın 20.000,00 TL değer gösterilmek suretiyle açıldığı, yargılama sırasında dava konusu taşınmazların dava tarihindeki keşfen saptanan değeri üzerinden harç ikmalinin yapılmadığı, öncelikle harcın tamamlanması, sonrasında davacının yemin delili de dahil toplanan ve toplanacak tüm deliller doğrultusunda karar verilmesi gerektiğinden bahisle hüküm ortadan kaldırılarak Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her ne kadar davacı tarafından taşınmazların hile ile elinden alındığı ileri sürülmüşse de dosya kapsamında toplanan delillerden, tüm mirasçılar arasında yapılan paylaşım sonucunda dava konusu taşınmazların davalılara düştüğü, bu doğrultuda davacı ve dava dışı kardeş ... taşınmazdaki paylarını davalılara devrettikleri, davalıların bu hususta yemin de eda ettikleri, hile iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde tereke temsilcisi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının dava konusu taşınmazlarda 2001 yılında yaptığı pay devri sonrasında oğulları olan davalıların kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile 2013 yılında edindikleri bağımsız bölümlerden kendisine miras payını verecekleri halde sadece bir daire verildiğini ileri sürerek kandırıldığı iddiasını ispatlayamadığı, davanın süresinde açıldığı, ancak ibraz edilen kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve protokollerde davacıya miras payı karşılığı daire verileceğinden söz edilmediği, dinlenen tanık beyanlarının duyuma dayalı olup davacının iddiasını ispata yeterli olmadığı, davalıların teklif edilen yemini eda ettikleri, iddianın kanıtlanamadığı, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle tereke temsilcisi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Tereke temsilcisi vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının dava konusu taşınmazlardaki paylarını davalılara devretmesi için bir neden bulunmadığını, genç yaşta eşini kaybeden davacının davalı çocuklarını kimseye muhtaç etmeden büyüttüğünü, davacının 1980'li yıllarda adına kayıtlı dairesinin bulunduğunu, emekli maaşının da bulunduğunu, maddi durumu iyi iken dava konusu taşınmazları bedelsiz olarak davalılara devretmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, dinlenen tanık beyanlarıyla taraflar arasında bir miras paylaşımı olmadığının anlaşıldığını, davalıların daha sonra kendisine miras payını vereceklerini, işlerin daha kolay yürütülmesi gerektiğini söyleyerek hile ile taşınmazının elinden alındığını, davacının miras hissesini almayacağına dair davalılarla yaptığı hiçbir anlaşma olmadığını, tüm dosya kapsamıyla hile iddiasının ispatlandığını, davalıların davacıya sadece 1 adet daire verdiğini, bu dairenin verilmesinden sonra başka hiçbir hakkı kalmadığına dair davacıya ibraname imzalatmaya da çalıştıklarını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali-tescil ve el atmanın önlenmesi istemlerine ilişkindir.

Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, davacının dava konusu kök 12 53... ve 91 parsel sayılı taşınmazlardaki 1/4 payını 26.11.2001 tarihinde eşit olarak davalı oğulları .... ve ...'a satış suretiyle devrettiği, kök parsellerin imar, ifraz ve tevhid işlemleri sonucunda 31 54... parsel sayılı taşınmazın oluştuğu, 19.01.2012 tarihinde taşınmaz üzerinde kat irtifakı tesis edilmesi üzerine 7 adet bağımsız bölümün davalı ... adına, 7 adet bağımsız bölümün davalı ... adına, 1 adet bağımsız bölümün davacı adına, 5 adet bağımsız bölümün de dava dışı kardeş Talip adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Tereke temsilcisi vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacı mirasçılarından alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/4027, K. 2025/4058, T. 30.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-4027-e-2025-4058-k-542ec371b527