Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/2599 E. 2025/4040 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2599
- Karar No
- 2025/4040
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1638 E., 2024/2021 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/311 E., 2021/7 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ili, ... ilçesi, ... köyünde kain 1 68... parsel içerisinde dokuz ayrı kısmın evvelinde davacının ataları, sonra da davacı tarafından çayır otu biçmek suretiyle kullanıldığını, ancak kadastro çalışması sırasında taşınmazın kamu orta malı mera vasfıyla sınırlandırıldığını ileri sürerek dava konusu kısımların mera sınırlandırmasının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kısımların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup kamu orta malı vasfında olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Köy Tüzel Kişiliği temsilcisi duruşmadaki beyanında; bir çok köylünün arazisinin hatalı şekilde mera olarak sınırlandırıldığını, dava konusu kısımların şahıs arazisi olduğunu belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; harita mühendisi bilirkişi raporunda 19 84... yıllarında (HS2), (HS4), (HS7) ve (HS8) ile gösterilen kısımlarda, 2004 yılında ise (HS2), (HS4) ve (HS7) rumuzlu alanlarda tarımsal amaçlı kullanım olduğunun belirtildiği; ziraat bilirkişileri heyeti raporuna göre dava konusu yerlerin yayla niteliğinde olduğu, (HS1), (HS2) ve (HS6)'nın %13-14, (HS9)'un %25-30, (HS3), (HS4), (HS5), (HS7) ve (HS8)'in %7-8 eğimli olduğu, toprak yapısının kumlu-killi ve taşlı yapıda olduğu, yaylalara has toprak yapısına sahip olduğu, komşu yayla parselleri ile toprak yapısının aynı olduğu, zemin toprağının tarım arazisi vasfında olmadığı, zemin üzerindeki taşların temizlenmemiş olduğu, taşınmazın üzerinde herhangi bir ürün ekimi olmadığı, yayla alanlarında yetişen bitkilerin olduğu, dava konusu alanların bir kısmında tarımsal faaliyet olduğuna dair rapor düzenlenmiş ise de dava konusu alanın yayla vasfında olduğu, komşu yaylalarla sınırlarının sabit olmadığına dair denetime elverişli ziraat bilirkişi raporu bulunduğu, dava konusu parsele ilişkin mera norm kararı olduğu, taşınmazın yayla vasfında olduğu, 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca yaylaların özel mülkiyete konu olamayacağı ve kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap edilemeyeceği, (HS7) rumuzlu alanın içinde kalan (A) harfli kısmın ise dava konusu parsel üzerinde yer almadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamına, teknik bilirkişi raporlarına ve özellikle raporlara ekli fotoğraflara göre dava konusu taşınmaz bölümleri ile mera parseli arasında ayırıcı unsur bulunmadığı, sınırlarının sabit olmadığı, vasfı nedeniyle zilyetlikle iktisap edilemeyecek yerlerden olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarıyla taşınmazın meradan açma olmadığı, davacı ve ataları ile önceki malikleri tarafından tarla ve çayır olarak kullanıldığının anlaşıldığını, dava konusu parselde tüm köylünün özel mülkü olduğunu, hayvancılık faaliyeti kapsamında kışın ot temini için çayır olarak ekilip biçildiğini, bölgenin iklim şartlarından dolayı tarla değil çayıra ihtiyaç olduğunu, çayırlar işlenmediği ve sürülmediğinden zamanla sınırlarının düzleştiğini, biçme zamanları arasında çayırlarda farklı tür otların yetişebildiğini, ziraat mühendisi bilirkişilerin çayır yerine yayla nitelendirmesi yapmasının dayanağı bulunmadığını, köylülerin hepsinin çayırının sınırını bildiğini ve buna göre kullandığını, aynı parselde başka kişiler adına açılan tapu iptali ve tescil davalarının kabulü sonucu hükmen oluşan tapu kayıtlarının da delil teşkil ettiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hukuksal nedenlerine dayalı mera sınırlandırmasının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Somut olayda; dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... köyünde kain 1 68... parsel sayılı taşınmazın öncesinde Kadastro Komisyonunun 10.12.2017 tarihli kararıyla kadimden beri ve halen ... köyü halkı tarafından mera olarak kullanılması, zeminin durumunun da bu vasıfta olması nedeniyle 3402 sayılı Kanun'un 16/B maddesi uyarınca 1 68... parsel sayısıyla 4.976.444,51 metrekare yüz ölçümlü mera olarak sınırlandırıldığı, şahısların itirazı üzerine Kadastro Komisyonunun 10.06.2008 tarihli kararıyla vasfı aynı kalmakla yüz ölçümünün 5.302.000,24 metrekare olarak tespitine karar verildiği, sınırlandırmanın 27.07.2008 tarihinde kesinleştiği, 08.06.2016 tarihli ifraz işlemi ile Hazine adına 49.770,15 metrekarelik taş ocağı vasıflı dava dışı 1 68... parsel ile dava konusu 1 68... parsel sayılı 5.252.230,09 metrekare yüz ölçümlü mera vasıflı kamu orta malı niteliğindeki taşınmaza ifraz olduğu, davacı tarafından ifrazla oluşan 1 68... sayılı mera parselinde fen bilirkişi raporu ve ekli krokisindeki bölümler hakkında imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak mera sınırlandırmasının iptali ve tescil isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının ayrı ayrı reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.