Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/3304 E. 2026/1180 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3304
- Karar No
- 2026/1180
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1507 E., 2024/980 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/257 E., 2022/129 K.
Dava, vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuki sebebine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil, olmazsa pay oranında bedel istemine ilişkindir.
Davacı vekili; İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesindeki dava konusu 7982 parsel sayılı taşınmaz davacı ile davalılardan ...'in babası olan muris ... adına kayıtlı iken, muristen hile ile alınan vekaletnameye istinaden davalı ...'ın taşınmazı murisin oğlu davalı ...'e sattığı, davalı ...'in de taşınmazı sonradan diğer davalılar ... ve ...'ye sattığı, kötüniyetli ilk el davalı ...'in vekil davalı ... ile iş ve arkadaşlık ilişkisi bulunduğunu, davalıların el birliği ile murisi zararlandırdıklarını ileri sürerek taşınmazın davalılar ... ve ... adına tapu kaydının iptali ile tescilini, olmazsa miras payı oranında bedelin davacıya ödenmesini istemiş; 10.09.2019 tarihli dilekçesi ile taşınmazın tapu kaydının iptali ile miras payı oranında davacı adına tescilini, olmazsa miras payı oranında bedelin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesini istemiştir.
Davalı ...; zamanaşımının dolduğunu, taşınmaz üzerinde yapılan inşaatın kendisine ait olduğunu, ipotek bedelinin ödenmemesi sebebiyle taşınmazın davalılar ... ve ...'ye satıldığını, davacının satışı bildiğini, murisin itirazı olmadığını, davacının babadan kalma daireleri satıp kardeşlerine bedelini paylaştırmadığını, maddi durumu bozulunca haksız olarak bu davayı açtığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalılar ... ve ...; vekil edeni ve vekili tanımadıklarını, TMK'nın 1023. maddesi kapsamında iyiniyetli üçüncü kişi olduklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Davalı ...; murisin kendisini inşaat işlerinin takibi için vekil tayin ettiğini, davalı ...'in inşaatı yapıp kardeşlerine hakkını vereceğini düşündüğünü, vekil edenin talimatlarına uygun hareket ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 07.11.2019 tarihli kararıyla; murisin mirastan mal kaçırma amacının ispatlanamadığı, davalılar ... ve ...'in de TMK'nın 1023. maddesi kapsamında iyiniyetli üçüncü kişi oldukları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.05.2021 tarihli kararıyla; dava dilekçesi ve iddianın ileri sürülüş biçiminden davanın vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa pay oranında bedel istemine ilişkin olduğu, HMK'nın 31. maddesindeki hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında iptal-tescil talebinin terekeye mi yoksa miras payı oranında mı olduğunun sorulması gerektiğini, talep terekeye iade ise vekalet görevini kötüye kullanılması nedenine dayalı üçüncü kişilere karşı açılan davada TMK'nın 640. maddesi uyarınca işlem yapılması, eğer talep pay oranında iptal-tescil ise üçüncü kişilere karşı bir kısım mirasçının kendi payını isteyemeyeceği hususunun değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün kaldırılmasına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı vekilinin 10.09.2019 havale tarihli dilekçesinde talep sonucunu miras payı oranında tapu iptali ve tescil, olmazsa pay oranında bedel olarak açıkladığı, vekâlet görevinin kötüye kullanılması nedenine dayalı olarak üçüncü kişi aleyhine miras payına hasren dava açılmayacağı gerekçesiyle tapu iptali ve tescil ile bedel isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuki sebebine dayalı olarak terekeye karşı üçüncü kişi aleyhine kendi miras payına hasren dava açılmayacağı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.02.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacı vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı ... vekili Avukat ... ve davalılar ... vd. vekilleri Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 304,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalılardan ... ile ... ve ... vekilleri için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.