Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/2302 E. 2025/2517 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2302
- Karar No
- 2025/2517
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/280 E., 2023/332 K.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili ve fer'i müdahiller vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; dava konusu 9089 ada 3 parsel (eski 2486 ada 3 parsel) sayılı taşınmazın 775 sayılı Yasa gereğince davalı adına tahsis ve tescil edildiğini, yapılan kontrollerde dava konusu taşınmazın 1982-1986 tarihli hava fotoğraflarında boş ve işgalsiz olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle 775 sayılı Yasa'nın 27. maddesi gereğince 24.12.2002 tarihli karar ile tahsis işleminin iptaline karar verildiğini ileri sürerek dava konusu 9089 ada 3 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; dava konusu taşınmaz ile bitişiğindeki parselin üzerine bitişik nizam bina yapılarak kalan kısmın da bahçe olarak uzun süre kullanıldığını, 775 sayılı Yasa'nın tahsisine ilişkin şartlarının sağlandığını, davalının taşınmaz üzerinde yeni bir bina inşa etmeye başladığını ve inşaatın 4. kat seviyesinde olduğunu, tahsis işleminin iptaline karşı İdare Mahkemesinde dava açıldığını, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiş, aşamada 27.03.2022 tarihinde ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil olmuşlardır.
23.10.2015 tarihli dilekçe ile müdahale talep edenler vekili, müdahale talep edenlerin dava konusu taşınmazdaki daireleri müteahhit ...’ten noterde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile satın aldıklarını, davalı yanında davaya müdahale istemine bulunduklarını, bu kişilerin dava konusu taşınmazdaki hak ve hukuki menfaatlerinin zarara uğramaması amacıyla davalı yanında müdahil olarak kabullerine karar verilmesini talep etmiş, 15.12.2015 tarihli duruşmada, ..., ,....ve ...'ın davalı yanında fer'i müdahil olarak kabulüne karar verilmiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.12.2015 tarih, 2003/874 Esas, 2015/564 Karar sayılı kararı ile; 775 sayılı Yasa uyarınca tescil koşullarının yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkeme kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 30.11.2020 tarih, 2017/746 Esas, 2020/7857 Karar sayılı kararı ile; davalı vekilinin vekillikten çekilme dilekçesi, duruşma günü ve gerekçeli kararın davalının adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun olarak tebliğ edilip taraf teşkili sağlanarak davalının savunma ve delilleri toplandıktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmaksızın ve 6100 sayılı HMK'nın 27. maddesi uyarınca hukuki dinlenme hakkı ihlal edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; tapu devrine esas işlemin temeli çökmüş olmasına rağmen idarenin aldığı parayı iade etmeyeceğini belirttiğinden davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tahsisin iptaline ilişkin davanın reddedildiğini ve kesinleştiğini, davalı tarafça bedel iadesine ilişkin bir dava bulunmadığını, bu yöne ilişkin idareye yapılan bir başvuru olmadığını, iddia ve savunma yasağına aykırı hüküm kurulduğunu, bedel iadesine ilişkin bir süre sınırlaması olmadığını, İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesince davacıya yazılı olarak “bedel talebine ilişkin” talep dilekçesinin tebliğ edilmediğini, buna ilişkin itiraz etme haklarının kısıtlandığını, tespit ve bilirkişi incelemesi yapılmadan, hangi bedelin iadesi gerektiği hususunda depo ara kararı kurulmadan karar verildiğini, bedelin ödenmesine ilişkin kararın belediye meclisinde olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Fer'i müdahiller vekili temyiz dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbire ilişkin kararın icra edilip edilmediğinin kontrol edilmediğini, noterde düzenlenen satış vaadi sözleşmelerine göre gerçek anlamda hak sahibi ve mağdur durumda kalan müdahillerin ilk müdahale dilekçelerinde "tescil" taleplerinin bulunmadığından bahisle fer’i müdahil olarak kabul edilip, davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müdahillere ait satış vaadi sözleşmeleri ve diğer delillerinin sunulmasına ve bu konuda müdahillere tüm delillerini sunmak ve noter sözleşmelerinin asıllarının celbedilmesi için süre verilmesi gerektiğini, davalı ...'ın ve mirasçılarının iyi niyetli olmadıklarını, 775 sayılı Yasa gereğince kendilerine arsa verilmesini suistimal ettiklerini, 775 sayılı Yasa’nın öngördüğü koşullara aykırı davrandıklarını, satış vaadi sözleşmelerine göre ilgili bölümlerin adlarına tescili gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, Yargıtay Hukuk İşbölümü İnceleme Kurulunun 30.04.2024 tarihli kararı uyarınca 775 sayılı Gecekondu Kanunu hükümlerine göre yapılan tahsis işlemi uyarınca davalı muris adına tescil edilen taşınmazın aynı Kanun'un 27. maddesi ve Uygulama Yönetmeliği'nin 15. maddesine aykırı davranılması nedeniyle tahsis işleminin iptali sonucunda yolsuz hâle gelen tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu eski 2486 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 775 sayılı Yasa'nın 27. maddesi uyarınca davacıya tahsis edildiği ve 12.11.1968 tarih, 10762 yevmiye nolu işlemle 3712 lira satış bedeli ile 371,20 kuruşu peşin olmak üzere bakiyesi 9 yılda 9 eşit taksitte ödenmek ve 20.000,00 liraya ipotekli olarak yirmi yıl satılmamak şartı ile davacı ... tarafından davalı ...’a devredildiği, 11.11.1992 tarihli imar ıslah çalışması ile taşınmazın 9089 ada 3 parsele gittiği, taşınmazın tapu kaydına 12.11.1968 tarihinde “775 sayılı Yasa'nın 34. maddesine tabidir” şerhi koyulduğu, davacı İdare tarafından 775 sayılı Yasa'nın 27. maddesine muhalefet edildiği gerekçesi ile 24.12.2002 tarih ve 12842/9 onay sayılı işlem ile tahsisin iptal edildiği, İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 2010/383 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda davalı ...'ın yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle tahsisin iptaline yönelik işlemin doğru olduğu belirtilerek ...'ın açtığı davanın reddine karar verildiği ve kararın Danıştay denetiminden geçmek suretiyle 10.01.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki, HMK'nın “Fer’i Müdahale” başlıklı 66. maddesinde; “Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar fer'î müdahil olarak davada yer alabilir.” şeklinde düzenleme bulunmakta olup müdahiller vekili 23.10.2015 tarihli dilekçesi ile müvekkillerinin satış vaadi sözleşmesi ile taşınmazdaki binadan daire satın aldıklarını belirterek bu kişilerin dava konusu taşınmazdaki hak ve hukuki menfaatlerinin zarara uğramaması amacıyla davalı yanında müdahil olarak kabullerine karar verilmesini talep etmiş, 15.12.2015 tarihli duruşmada da davalı yanında fer'i müdahil olarak kabullerine karar verilmesini istemiş, aynı duruşmada ...,...,...,...,...,'ın davalı yanında fer'i müdahil olarak kabulüne karar verilmiştir.
Fer’i müdahalede üçüncü kişi, hukuki yararı olduğu gerekçesiyle görülmekte olan davaya ancak taraflardan birinin yanında ve onun yardımcısı olarak katılır. Müdahale talebinin kabulü halinde fer’i müdahil, lehine katıldığı tarafla birlikte hareket ederek davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip eder. Hüküm, lehine müdahale edilen taraf hakkında verilir. Müdahil hakkında karar verilemez. Müdahil, hükmü ancak lehine katıldığı tarafla birlikte temyiz edilebilir. Lehine müdahale edilen taraf temyiz yoluna başvurmazsa, HMK’nın 68. maddesi uyarınca, yanında katıldığı tarafla birlikte hareket etmek zorunda olan fer’i müdahil, yalnız başına kararı temyiz edemez.
O halde, fer'i müdahilin ancak lehine katıldığı tarafla birlikte hareket edebileceği ve tek başına temyiz yetkisi bulunmadığı, hükmün davalı tarafça da temyiz edilmediği anlaşıldığından, fer'i müdahiller vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacının temyiz itirazına gelince; 775 sayılı Gecekondu Kanunu'nun 27/2. maddesinde; kendilerine arsa tahsis edilenlerin, yönetmelikte belirtilen işlemleri tahsis tarihinden itibaren 6 ay içinde tamamlamaya ve krediye ihtiyaçları bulunduğu ve yönetmeliğe göre gerektiği takdirde, Türkiye Emlak Kredi Bankasında kendilerine kredi tahsisini gerektirecek şekilde hesap açtırmaya mecbur olduklarının, krediye hak kazananların kredi tahsis tarihinden itibaren diğerlerinin ise arsa tahsisi tarihinden itibaren en geç 1 yıl içinde konutlarını yapmaya başlamaları ve 32. maddeye uygun olarak önceden tespit edilen plana göre, nüve kısmını en geç 2 yıl içinde bitirmelerinin şart olduğunun; aynı Kanun'un 27/3. maddesinde de 2. fıkradaki şartlara uymayanlardan, bu Kanun'a göre tahsis edilmiş veya edilecek taşınmaz malların hiçbir hüküm alınmasına lüzum kalınmaksızın geri alınacağının; Gecekondu Kanunu Uygulama Yönetmeliği'nin 15. maddesinin ikinci fıkrasında ise arsa sahiplerinin konut inşa kredisi almayacak ise tapu senedinin tarihinden itibaren en geç bir yıl içinde konutunu yapmaya başlamalarının ve önceden tespit edilen plana göre nüve kısmını en geç 2 yıl içinde bitirmelerinin şart olduğunun,bu şarta uymayanlardan tahsis edilen arsaların, hiçbir hüküm alınmasına lüzum kalmaksızın arsa bedeline mahsuben tahsil olunan meblağ kendisine iade olunarak geri alınacağının düzenlendiği görülmektedir. Somut olayda; İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 2010/383 Esas, 2011708 Karar sayılı kararı ile 1974 tarihinden itibaren altyapı hizmetlerinden yararlanma imkanının bulunduğu tartışmasız olan dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda, 1977-1980 tarihlerine kadar temel halinde işgali bulunan davacının 1982-1986 tarihli hava fotoğraflarından anlaşıldığı üzere parselde işgalinin olmadığı, buna karşın 2000 yılında yapılan tespitte 2 katlı, 2002 yılında yapılan tespitte ise 7 katlı kaba inşaatının bulunduğu anlaşılmakla 775 sayılı Yasa'nın 27. maddesinin 2. fıkrası uyarınca tesis edilen tahsisin iptaline ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği ve kararın 10.01.2014 tarihinde kesinleştiği gözetildiğinde davalı adına 775 sayılı Yasa'nın 27. maddesi uyarınca 12.11.1968 tarih, 10762 yevmiye nolu işlemle yapılan tescilin yolsuz hale geldiği açıktır. Esasen bu husus Mahkemenin de kabulünde olup Gecekondu Kanunu Uygulama Yönetmeliği'nin 15. maddesinin ikinci fıkrasında tahsis şartına uymayanlardan tahsis edilen arsaların, hiçbir hüküm alınmasına lüzum kalmaksızın arsa bedeline mahsuben tahsil olunan meblağ kendisine iade olunarak geri alınacağının düzenlendiği ancak bu meblağın davacı tarafça ödenmeyeceğinin bildirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de 5393 Belediye Kanunu’nun 18/h maddesinde “Vergi, resim ve harçlar dışında kalan ve miktarı beş bin TL'den fazla dava konusu olan belediye uyuşmazlıklarını sulh ile tasfiyeye, kabul ve feragate karar vermenin” belediye meclisin görevi olduğu; keza, aynı Kanun'un 34/k bendinde “Vergi, resim ve harçlar dışında kalan dava konusu olan belediye uyuşmazlıklarının anlaşma ile tasfiyesine karar vermenin” belediye encümeninin görevi olduğu dikkate alınmaksızın davacı tarafa usulünce süre verilmeden sonuca gidilmiştir.
Hal böyle olunca; davacı vekiline Gecekondu Kanunu Uygulama Yönetmeliği'nin 15. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ödenmesi gereken meblağın açıkça belirtilmesi suretiyle bu bedeli depo etmesi için süre verilmesi ve verilen süre içerisinde bedelin depo edilmemesi halinde ortaya çıkacak hukuki sonucun ihtar edilmesi, bundan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1- 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile fer'i müdahiller vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2-Davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacıya ve fer'i müdahillere iadesine,
Dosyanın İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.