Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/1575 E. 2025/3532 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1575
- Karar No
- 2025/3532
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/996 E., 2023/1567 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Azdavay Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/225 E., 2022/102 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kastamonu ili, ... ilçesi, ... köyü ... ada 12 parsel sayılı taşınmazın müvekkilinin murisine ait olduğunu, bu taşınmaza komşu ... ada 11 parsel sayılı taşınmazın ise davalıya ait olduğunu, kadastro çalışmaları sırasında ... ada 12 parselin bir kısmının ... ada 11 parsel sayılı taşınmaza eklendiğini, bu kısmın yaklaşık 50-60 yıldır müvekkilinin murisinin zilyet ve tasarrufu altında olduğunu, öldükten sonra da mirasçılarının kullanmaya devam ettiğini ileri sürerek ... ada 11 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile hatalı tespit edilen kısmın ... ada 12 parsele eklenmesini, bu kısma davalının yapmış olduğu merdivenin kal'ine, müdahalenin men'ine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı ... 27.12.2020 tarihinde ölmüş, mirasçıları ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... davayı sürdürmüştür. Davacılar vekili yapılan keşif sonrasında sunduğu 15.09.2021 havale tarihli ıslah dilekçesinde özetle; mahallinde yapılan keşifte talep ettikleri kısmın ... ada 9 parsel sayılı taşınmazda kaldığının anlaşılması nedeniyle bu kısmın ... ada 12 parsele eklenmesini, tecavüzün men'ini ve müdahalenin kal'ini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davada hak düşürücü süre ve zamanaşımının geçtiğini, dava konusu taşınmazın kayınpederi ... tarafından 70 seneyi geçen bir süredir kullanıldığını, daha sonra da tarafınca 20 seneyi geçen bir süredir kullanıldığını, kayınpederinin ölümü ile taşınmazın eşi tarafından kendisine intikal ettirildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dahili davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ... ayrı ayrı sundukları dilekçelerinde özetle; dava konusu taşınmazın ...'den kaldığını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
III. MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları, alınan bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; dava konusu edilen taşınmaz bölümünün davacılar murisi ... tarafından ...'ye verildiği, bu yerleri ...'nin kullandığı, yaklaşık 35 senedir bu yerin ... tarafından ekilip biçilmediğini beyan ettikleri, eldeki davanın taraflarca getirilme ilkesine tabi davalardan olduğu, davacının davasını ispat ile yükümlü olduğu, davacının dava konusu edilen taşınmaz bölümünün 50-60 senedir ...'ın zilyet ve tasarrufunda olduğunu ispat edemediği, bununla birlikte davacının kal talebi bakımından, dava konusu taşınmazın adına tescil edilmesi gerektiğini ispatlayamadığı ve dava konusu taşınmazın davalının zilyet ve kullanımında olduğu, davalının malik olduğu taşınmazda her türlü kullanma ve yararlanma hakkına sahip olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyaya gönderilen ... ada 9 sayılı parselin kadastro tutanağının 30 günlük askı ilan sonunda 16.12.2008 tarihinde kesinleştiği davacının ise 24.12.2018 tarihinde dava açtığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3.maddesine göre hak düşürücü sürenin tespitin kesinleşme tarihinden itibaren başlayacağı, Kadastro tutanağının kesinleştiği 16.12.2008 tarihinden dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinin kabulünde zorunluluk bulunduğu, hâl böyle olunca hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın dinlenme olanağı bulunmadığından davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken esastan reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu, ancak, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden yargılama yapmaya gerek olmadan kamu düzenine ilişkin bu hatanın düzeltilmesinin mümkün bulunduğu ve yeniden esas hakkında karar vermenin öncelikli koşulunun İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılması olduğu gözetilerek davacının istinaf başvuru taleplerinin bu nedenlerle kabulü ile Mahkeme kararı kaldırılarak davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme sonucu karar verildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptal - tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucunda, Kastamonu ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan ... ada 9 parsel sayılı taşınmazın irsen taksimen intikal, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit edildiği, askı ilanlarının 13.11.2008-15.12.2008 tarihleri arasında yapıldığı, askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine kadastro tespitinin 16.12.2008 tarihinde kesinleşerek taşınmazın tapuya tescil edildiği, eldeki davanın ise on yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 24.12.2018 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.