Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2023/3812 E. 2024/6870 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3812
Karar No
2024/6870
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1020 E., 2023/215 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Göynük Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/445 E., 2020/156 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; kadastro çalışmaları sırasında mirasbırakan babası ... adına kayıtlı olan 183 ada 17 parsel sayılı taşınmazda tahminen 3 metre enindeki kümesin bulunduğu kısmın davalıya ait olan 183 ada 20 parsel sayılı taşınmazın sınırları içinde kaydedildiğini ileri sürerek tespit edilecek olan bu kısmın 183 ada 20 parsel sayılı taşınmazdan iptali ile 17 parsel sayılı taşınmaza ilave edilmek suretiyle tescilini istemiş, aşamada mirasbırakanın terekesine ... temsilci olarak atanmış, yine yargılama sırasında mirasçılar arasında yapılan taksim sonucunda dava konusu taşınmazın tamamı davacı adına tescil edilmiş, davacı vekili 30.12.2020 tarihli ıslah dilekçesiyle; dava dilekçesinde 183 ada 17 parsel olarak bildirilen taşınmazın değiştirilerek 183 ada 19 parsel olarak düzeltilmesini ve bilirkişi raporunda tespit edilen çekişmeli kısmın 19 parsele ilave edilmek suretiyle adına tescilini istemiş, davacının ölümü üzerine mirasçıları davayı sürdürmüşlerdir. II. CEVAP Davalı; iddiaların doğru olmadığını, dava konusu taşınmazı kadastro çalışmalarından önce 17.01.2000 tarihinde ...’dan 2.700 m2 olarak satın aldığını, satın aldığı tarihten bu yana malik olarak kullandığını, kadastro sırasında 2.700 m2 olması gereken taşınmazının 2.294 m2 olarak tescil edildiğini, zararına olduğu halde komşuluk hukuku çerçevesinde bu duruma göz yumduğunu, yine Göynük Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/90 E., 2006/107 K. sayılı dava dosyası üzerinden eşi tarafından açılan zilyetliğin tespiti davasında da dava konusu taşınmazın yüz ölçümünün 2.604 m2 olduğunun tespit edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her ne kadar terekeye temsilci atanmış ise de yargılama sırasında miras taksim sözleşmesi gereğince dava konusu taşınmazın tüm mirasçılar tarafından davacıya devredildiği, davacının taşınmazda tek malik olduğu, dolayısıyla tereke temsilciliğine lüzum kalmadığı, davacının dava dilekçesinde 17 parsel yönünden talepte bulunup ıslah ile 19 parsel lehine talepte bulunmuşsa da 10.03.2020 tarihli celsede tahkikatın bitirildiği, 20.10.2020 tarihli celsenin sözlü yargılama celsesi olarak tayin edildiği, davacı vekilinin ise tahkikat bitirilip sözlü yargılama aşamasına geçildikten sonra 22.12.2020 tarihli celsede sözlü olarak, 30.12.2020 tarihli dilekçesiyle de yazılı olarak ıslah beyanında bulunduğu, HMK'nın 177. maddesinde ıslahın ancak tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceğinin hüküm altına alındığı, bu nedenle süresinde yapılmayan ıslaha itibar edilmediği, fen bilirkişi raporunda ise dava konusu 17 ve 20 parseller arasında sınır uyuşmazlığı bulunmadığı tespit edildiğinden davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı mirasçıları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilince ıslah beyanının tahkikatın sona ermesinden ve sözlü yargılama aşamasına geçilmesine karar verildikten sonra yapıldığı, yasal düzenlemeler ve Yargıtay İçtihatları kapsamında İlk Derece Mahkemesince ıslah dilekçesinin kabul edilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dava dilekçesinde davacının açıkça 17 parselden 20 parselin enine 3 metre kadar hatalı kadastro tespiti yapıldığı iddiasıyla dava açtığı, yapılan keşif sonucunda alınan fen bilirkişi raporu ile 17 ve 20 parseller arasında sınır uyuşmazlığı olmadığının, zeminin pafta ile uyumlu olduğunun anlaşıldığı, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı mirasçıları vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, tanık beyanları ve mahalli bilirkişi beyanları ile dava konusu alanların davacıya ait olduğunun sabit olduğunu, dava dilekçesinde her ne kadar sadece 183 ada 17 parsel yazılmışsa da taşınmazların bir bütün olarak kullanılması nedeniyle bu hususta maddi hata yapıldığı, aslında 17 ve 19 parsel sayılı her iki taşınmaza yönelik olarak dava açıldığının anlaşıldığını, 183 ada 20 nolu parsel içerisinde kalan (C) harfi ile belirtilen 30,34 m2'lik alanın davalı tarafından haksız olarak kullandığının sabit olduğunu, bu kısmın 19 parsele eklenmesine karar verilmesi gerekirken Mahkemece davanın reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, ıslah dilekçesinin kabul edilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; Bolu ili, .... ilçesi, .... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sırasında dava konusu 183 ada 17 parsel sayılı taşınmaz senetsizden, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacının mirasbırakanı ... adına, diğer dava konusu 183 ada 20 parsel sayılı taşınmazın ise senetsizden, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edildiği, kadastro tespitleri kesinleşerek her iki taşınmazın da 07.08.2008 tarihinde tapuya tescil edildiği, yargılama sırasında dava konusu 183 ada 17 parsel sayılı taşınmazda mirasbırakan ... mirasçılarının paylarının tamamını taksim suretiyle davacıya devrettikleri ve davacının taşınmazda tam malik olduğu, diğer yandan davacı vekilinin tahkikat bitirilip sözlü yargılama aşamasına geçildikten sonra ıslah talebinde bulunarak dava dilekçesinde 17 parsel olarak bildirdiği taşınmazı 19 parsel olarak değiştirdiği, ne var ki 6100 sayılı Kanun'un 177. maddesi uyarınca ıslahın süresinde yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 247,70 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacı mirasçılarından alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.12.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/3812, K. 2024/6870, T. 16.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2023-3812-e-2024-6870-k-caa90b66d365