Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2023/2530 E. 2024/5754 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2530
- Karar No
- 2024/5754
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1559 E., 2023/144 K. HÜKÜM/KARAR : Kabul / Kabul - Karar Kaldırılarak Dava Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Vezirköprü 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/31 E., 2022/82 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar dava dilekçesinde; Samsun ili, .... ilçesi, .... köyü 102 ada 75 parsel, 123 ada 15 parsel, 132 ada 128 parsel, 143 ada 14 parsel, 177 ada 3 parsel, 179 ada 15 parsel, 198 ada 120 parsel, 206 ada 21 parsel, 211 ada 7 parsel, 213 ada 12 parsel, 214 ada 28 parsel, 161 ada 5 parsel, 162 ada 25 parsel, 163 ada 59 parsel sayılı taşınmazların mirasbırakan babaları ...’ya ait olmasına rağmen kadastro tespitinde davalı ...’nin kendilerinin köyde yaşamamalarından istifade ederek taşınmazı adına tespit ve tescil ettirdiğini, miras payları oranında hakları olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin ve zamanaşımının geçtiğini, satış senedi, rızai taksim ve anlaşma protokolleri ile davacıların tüm hak ve alacaklarını kendisine sattıklarını, bedellerini de peşin aldıklarını, davacıların dava konusu taşınmazlarda hiçbir hak ve alacaklarının kalmadığını belirterek davanın reddini savunmuş; davalı vekili, 04.02.2019 tarihli dilekçe ile diğer mirasçıların da davaya dahil edilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.01.2020 tarihli ve 2017/184 Esas, 2020/23 Karar sayılı kararı ile; davalının taraflara harici satım yaptığını beyan ettiği, rızai taksim ve anlaşma protokollerini sunduğu, davacıların hak ve alacaklarını sattığını bedelini de peşin aldığını beyan ettiği, Türk Medeni Kanunu'nun 706. maddesi gereğince taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin resmi şekilde düzenlenmiş olması gerektiği, ancak tarafların sebepsiz zenginleşme hükümleri dolayısıyla, birbirlerinden verdiklerini geri alabilecekleri, davalının sunmuş olduğu anlaşma protokolü, rızai taksim ve anlaşma senetlerinin resmi şekilde yapılmadığı, yine keşif esnasında dinlenen tanık beyanlarında davacının tapu iptal ve tescil talebinde bulunduğu taşınmazların ortak murise ait taşınmazlar olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 21.01.2020 tarihli ve 2020/1413 Esas, 2020/61 Karar sayılı kararı ile; eksik araştırma yapıldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılması için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazların kök muris ...’den kaldığı hususunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, anlaşma protokolünün 04.05.2017 tarihli olduğu ve içeriğinin “Tahtaköprü mahallesinde bulunan annemiz ve babamızdan intikalen gelen taşınmazdaki hisselerine karşılık olarak” şeklinde olduğu, anlaşmada taşınmazların ada, parsel ve değerinin belirtilmediği, protokolün dava konusu taşınmazların davalı adına tescil işlemi yapıldıktan sonraki tarihte yapıldığı, rızai taksim senedinin 20.08.2006 tarihli olduğu, şahit ...’nın sözleşmenin yanında yapılmadığı, önüne götürüldüğünde davacıların imzasının olduğu yönünde beyanda bulunduğu, tanıkların dava konusu parselleri muris hayatta iken de davalının kullandığı ancak gelirini babasına verdiği, babası öldükten sonra da dava konusu taşınmazları davalı ...’nin kullandığı yönünde beyanda bulundukları, davalı tanıklarının beyanlarından ve sunulan belgelerden şüpheye yer verilmeyecek şekilde taraflar arasında taksim anlaşması yapıldığının anlaşılamadığı, taksim anlaşmasının tanıklar huzurunda imzalanmadığının anlaşıldığı, babadan kalan dava konusu yapılan taşınmazların davacı kardeşlere düşen hisse değerlerini peşin olarak davacılara verdiği iddiasını ispat yükünün davalıya düştüğü ancak davalının bunu ispat edemediği, kalan taşınmazların paylaşımı ve nihayetinde satımı konusunda belirsizliklerin olduğu, sözleşme gereği davacılara bedelin hangi taşınmazlar için verildiği konusunda şüphe oluştuğu, davalının bu hisselere karşılık peşin olarak ödeme yaptığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; senette davacı tarafların ıslak imzaları olduğunu ve bu imzalara hiçbir şekilde itiraz edilmediğini, “Rızai Taksim Sözleşmesi”ndeki imzalara da itiraz edilmediğini, ödemelere ait banka veya PTT dekontları, para alındığına dair yazılı ve karşılıklı imzalı belgelerin dosyada olduğunu, müvekkili tarafından nakit ödenen bir kısım taşınmaz bedellerinin tanıklar huzurunda yapıldığının ispatlandığını, nakit olarak verilen paralara alıcı tarafların itiraz etmediklerini, mirasçılar kendi aralarında mirasın tamamı için toptan işlem yapamazmış gibi bir varsayıma dayanarak gerekçeli karar yazıldığını, kararın kendi içinde çelişkili olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; mahalli bilirkişilerin ve tanıkların beyanları, dosyaya sunulan 20.08.2006 tarihli harici senet ve 04.05.2017 tarihli senet, birlikte değerlendirildiğinde, kök muris ...'dan kalan taşınmazların taksim edildiğinin, taşınmazların taksim sonucu davalılara kaldığının, davacılara da payları karşılığında 3.500,00'er TL verildiğinin davacılar tarafından imzalanan ve imzası kabul edilen senetten anlaşıldığı, davacı taraf senet içeriğinde yazılı bedelin ödenmediğini savunmuşsa da senet içeriğinde davacıların, muris ...’dan kendilerine intikal eden hak ve hisselerini davalı tarafa taksim ettiklerinin ve parayı peşin olarak aldıklarının yazılı olduğu, alınan beyanlardan zilyetliğin de devredildiğinin anlaşıldığı, davacıların çekişmeli taşınmazlarda miras yoluyla gelen ayni bir haklarının kalmadığı, kararlaştırılan bedelin ödenmemesinin davacı tarafa yalnızca alacak davası açma hakkı sağlayacağı, bu hususun da ayrı bir davanın konusu olacağı gerekçesiyle başvurunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin yetersiz gerekçe ile delillerin takdirinde hataya düştüğünü, dava konusu taşınmazların kök muris ...'dan kaldığı hususunda bir uyuşmazlık bulunmadığını, davacıların iddialarını ispatladıklarını, davalının da savunmasını ispatlaması gerektiğini, dosyaya sunulan anlaşma protokolünün 04.05.2017 tarihli olduğunu, anlaşmada taşınmazların ada, parsel ve değerinin belirtilmediğini ve protokolün dava konusu taşınmazların davalı adına tescil işlemi yapıldıktan sonra düzenlendiğini, davalı tarafından rızai taksim senedi şeklinde dosyaya sunulan belgenin 20.08.2006 tarihli olduğunu, tutanak şahidi ...’nın beyanında sözleşmenin yanında yapılmadığını, önüne götürüldüğünde davacıların imzasının olduğunu bildirdiğini, tanıkların dava konusu parselleri muris hayatta iken de davalının kullandığı ancak gelirini babasına verdiği, babası öldükten sonra da dava konusu taşınmazları...’nin kullandığı yönünde beyanda bulunduklarını, şüpheye yer verilmeyecek şekilde taraflar arasında taksim anlaşması yapıldığı anlaşılamadığını, taksim anlaşmasının tanıklar huzurunda imzalanmadığının anlaşıldığını, davalı tarafın savunmasını ispat edemediğini, ayrıca bir kısım taşınmazların kendi iddia ettiği anlaşma içeriğine dahil olmadığını keşifte ikrar ettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370. ve 371. maddeleri. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 15. maddesi. 3. Değerlendirme Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması HMK'nın 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dosya içeriğinden; Samsun ili, .... ilçesi, .... Köyü 102 ada 75 parsel, 123 ada 15 parsel, 132 ada 128 parsel, 143 ada 14 parsel, 177 ada 3 parsel, 179 ada 15 parsel, 198 ada 120 parsel, 206 ada 21 parsel, 211 ada 7 parsel, 213 ada 12 parsel, 214 ada 28 parsel, 161 ada 5 parsel, 162 ada 25 parsel, 163 ada 59 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin 2007 yılında davalı ... adına yapıldığı ve tespitlerin 27.09.2007 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 247,70 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.10.2024 tarihinde kesin olarak oy birliği ile karar verildi.