Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/11606 E. 2023/13051 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/11606
- Karar No
- 2023/13051
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/737 E., 2023/256 K. KARAR : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/230 E., 2020/136 K. Taraflar arasındaki asıl davada Kurum işleminin iptali, birleşen davada istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince hükümde belirtilen gerekçelerle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı/birleşen davada davacı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kısmen kabulüne, kısmen dava konusuz kalmakla karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacımn ... Bağ-Kur numarası ile davalı Kuruma kayıtlı olduğunu, SSK’da davalı Kurum hizmetlerinin birleştirilmesi ile kendisine emekli aylığı bağlandığını, daha sonra dava konusu işlem ile davalı idare nezdindeki tescil ve sigortalılığının ile almakta olduğu emekli aylığının iptal edildiğini, dava konusu işlemin mevzuata aykırı olması sebebiyle iptalini dava ve talep etmiştir. Diyarbakır 2. İş Mahkemesinin 2010/567 Esas Sayılı Dosyası Mahkememiz dosyası ile birleşmiş olup; Davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; ... Bağ-Kur nolu isgortalı Yusuf Memiş'in 720 günlük askerlik borçlanması ile 2264 gün SSK hizmeti ve 2439 gün Bağ-Kur hizmeti dikkate alınarak kendisine yaşlılık aylığı bağlandığını, müfettiş raporu doğrultusunda Bağ-Kur hizmetinin sahte olduğunun anlaşılması üzerine, aylığın bağlandığı tarihte aylığa hak kazanamadığ tespit edildiğinde aylığı iptal edilmiş olduğunu belirterek davalıya ödenen 48.836,10 TL ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, dosyanın Diyarbakır 1. İş mahkemesinin 2010/399 (2019/230) esas sayıl dava dosyası ile birleştirilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Asıl davada davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının esnaf sicil ve vergi mükellefiyeti kayıtlarının bulunmadığını, usulsüz olarak odaya kaydolmak suretiyle hizmet süresi kazanmaya çalıştığını belirterek haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Diyarbakır 1. İş Mahkemesinin 2010/399 esas sayılı dava dosyasının sonucun işbu davanın sonucunu etkileyeceğinden söz konusu dosyanın kesinleşmesinin bu açıdan bekletici mesele yapılmasını, yargılama giderlerini karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile esas davada davacının iptal edilen 22.03.1985-31.12.1991 tarihleri arasındaki hizmetlerinin yeniden kabulü ile aylıklarının kesilmesine yönelik işlemin iptalini talep ettiği, davacının kuruma sonrasında yaptığı başvuru neticesinde 22.03.1985-31.12.1991 tarihleri arasındaki sigortalılık sürelerinin kurum tarafından kabul edilerek ihya edildiği; ancak davacı aylığının 01.03.2013 tarihinden itibaren bağlandığı, 01.05.2010-01.03.2013 tarihleri arasındaki aylıkların ise ödenmediği, bu haliyle hizmetlerin yeniden ihyası sağlansa dahi davacının hala işlemin iptalinde hukuki yararı bulunduğu anlaşıldığından mahkememizin 2019/230 esas sayılı dosyası yönünden açılan davanın kabulü ile sigortalılığın iptali ve aylıkların kesilmesi işleminin iptaline karar verilmesi gerektiği görülmüştür. Birleşen dosya yönünden yapılan incelemede ise; davalı kurumun sigortalılık sürelerinin iptali nedeni ile 19.03.2000-17.04.2010 tarihleri arasında ödemiş olduğu 48.386,10 TL'nin davacıdan tahsiline yönelik alacak davası açtığı, sigortalılığın iptaline yönelik kurum işleminin iptaline karar verilmesi nedeniyle kurumun ödenen aylıkların iadesi talebinin de reddi gerekeceği, kurumla yapılan yazışmada borcun iptal edilmediğine dair yazı cevabı da dikkate alındığında, birleşen dosya yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılarak; "Mahkememizin 2019/230 Esas sayılı dosyası yönünden; Davanın kabulü ile; Davalı Kurumun davacının Diyarbakır Hurdacılar odasındaki kayıtlarının usulsüz olması nedeniyle 22/03/1985 - 31/12/1991 tarihleri arasındaki sigortalılığının iptali ile aylıklarının kesilmesine yönelik işlemin iptaline, Birleşen Diyarbakır 2. İş mahkemesinin 2010/567 esas sayılı dosyası yönünden; davanın reddine," karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı/karşı davacı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur. B.İstinaf Sebepleri: Davalı - Birleşen davanın davacısı Kurum vekili, davacının - birleşen dosya davalısının usulsüz olarak odaya kaydolmak suretiyle hizmet süresi kazanmasının kendisine sigortalı olma hakkı kazandırmayacağını, davacının 6552 sayılı Kanun kapsamında Kuruma müracaatının da olmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf yasa yoluna başvurmuştur. C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6552 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi gereğince davacının iptal edilen Esnaf Bağ-Kur sigortalılığı geçmişe dönük olarak Kurum tarafından sayıldığından 04.06.2009 tarihli denetmen raporuna istinaden davacının iptal edilen 22.03.1985-31.12.1991 dönemine ilişkin sigortalılığının iptaline ilişkin Kurum işlemi konusuz kaldığından bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığı karar verilmesi gerekirken iptaline yönelik karar verilmesi yerinde değildir. Diğer yandan, davacının aylığı iptal edilen dönemden itibaren bağlanmadığından aylığın iptaline ilişkin Kurum işlemi ile konusuz kalmış değildir. Davacıya iptal edilen hizmetleri yeniden verildiğinden Kurumun aylığın iptaline ilişkin işlemi dayanaksız kalmış ve davacıya ödenen aylıklar yersiz olmaktan çıkmıştır. Bu itibarla, davacının aylığın iptaline ilişkin işlemin iptali kararı ile istirdata ilişkin davanın reddine dair verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmuştur gerekçesiyle "Davalı Kurum vekilinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile Diyarbakır 1. İş Mahkemesi'nin 2019/230 Esas, 2020/136 Karar sayılı ilamının HMK'nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca kaldırılmasına ve düzeltilerek yeniden hüküm kurulmak suretiyle; B) 1- 2019/230 Esas sayılı dava dosyası yönünden; Davanın kısmen kabulüne, kısmen konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, -Kurumun, davacının Diyarbakır Hurdacılar odasındaki kayıtlarının usulsüz olduğu gerekçesiyle yaşlılık aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline, 22.03.1985-31.12.1991 tarihleri arasındaki sigortalılığının iptaline ilişkin Kurum işleminin 6552 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi gereğince Kurum tarafından bu sureler yeniden sayıldığından buna ilişkin işlemin iptali talebi hakkında konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, C) 1- Birleşen Diyarbakır 2. İş mahkemesinin 2010/567 Esas sayılı dosyası yönünden; -Davanın reddine," karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı / Karşı davalı vekili; vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek hükmü temyiz etmiştir. Davalı/ Karşı davacı Kurum vekili; kurum işleminin yasal mevzuata uygun olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, asıl davada, yaşlılık aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline, birleşen davada ise yersiz ödenen aylıların istirdatı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.