Yargıtay · 1. Ceza Dairesi

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2022/9727 E. 2022/9382 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Ceza Dairesi
Esas No
2022/9727
Karar No
2022/9382
Karar Tarihi

(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ) Silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçundan sanık ...’in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 35, 62. maddeleri gereğince 2.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.09.2020 tarihli ve 2018/351 Esas, 2020/271 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 24.04.2022 tarihli ve 2021/4346 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.09.2022 tarihli ve 2022/64730 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi. Mezkur ihbarnamede; 1) Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.09.2020 tarihli kararının gerekçe kısmında, "...Sanığın üzerine atılı Basit Yaralama suçundan mahkememizce yapılan yargılama neticesinde...tartışmaya başladıkları, tartışmanın büyümesi üzerine sanığın kendi arabasından aldığı ele geçirilemeyen beyzbol sopasıyla mağdura vurduğu, ...mağdurun BTM ile düzelir şekilde yaralandığı,...sanığın üzerine atılı silahla basit yaralama suçundan takdiren adli para cezası tercih edilmek suretiyle cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir..." şeklinde belirtilmesine karşın, hüküm fıkrasında sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığından bahisle cezasından indirim uygulanmak suretiyle hüküm ile gerekçe arasında çelişkiye sebebiyet verilmesinde, 2) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.01.2020 tarihli ve 2015/3-1206 esas, 2020/31 karar sayılı ilamında "...Kasten yaralama suçundan verilecek cezada bir artırım nedeni olarak öngörülen suçun silahla işlenmiş hâlinin teşebbüs aşamasında kalması, genel norm ile aynı hukuki yararı koruyan özel norm niteliğinde olup genel normun tüm unsurlarını taşımakla birlikte genel normda yer almayan özel bazı unsurları da ihtiva etmektedir. Böyle bir durumda "özel normun önceliği" ilkesi uyarınca olaya genel norm değil özel normun uygulanması gerektiğinden, somut olayda sanığın silahla kasten yaralama suçuna teşebbüsten sorumlu tutulması gerekmektedir. Ancak ortada basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte tamamlanmış bir yaralamanın var olduğu da göz önüne alındığında, işlenen fiille orantılılık ve hakkaniyet ilkeleri gözetilerek teşebbüs hükmünün düzenlendiği TCK'nin 35. maddesi uyarınca cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilmek suretiyle belirlenecek ceza, tamamlanmış basit yaralama suçu için öngörülen cezanın altına düşmeyecek şekilde belirlenmelidir..." şeklinde yer alan açıklamalar karşısında, ../.Somut olayda, sopa ile mağduru yaraladığı iddiası ile açılan davada sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda Mahkemece anılan Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı hatalı yorumlanarak, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 86/2, 86/3-e, 35/2 ve 62/1. maddeleri uyarınca 75 gün adli para cezası ile cezalandırılmasının ardından Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı doğrultusunda karar verildiğinden bahisle “Basit Yaralama suçunun alt sınırı 120 gün olduğu dikkate alınarak sanığın 120 gün adli para cezası ile cezalandırılarak neticeten 2400 TL adli para cezasına” şeklinde hüküm kurulamayacağının gözetilmemesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı. Gereği görüşülüp düşünüldü: TÜRK MİLLETİ ADINA Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.01.2020 tarihli ve 2015/3-1206 Esas, 2020/31 Karar sayılı kararında özetle, "...Kasten yaralama suçundan verilecek cezada bir artırım nedeni olarak öngörülen suçun silahla işlenmiş hâlinin teşebbüs aşamasında kalması, genel norm ile aynı hukuki yararı koruyan özel norm niteliğinde olup genel normun tüm unsurlarını taşımakla birlikte genel normda yer almayan özel bazı unsurları da ihtiva etmektedir. Böyle bir durumda "özel normun önceliği" ilkesi uyarınca olaya genel norm değil özel normun uygulanması gerektiğinden, somut olayda sanığın silahla kasten yaralama suçuna teşebbüsten sorumlu tutulması gerekmektedir. Ancak ortada basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte tamamlanmış bir yaralamanın var olduğu da göz önüne alındığında, işlenen fiille orantılılık ve hakkaniyet ilkeleri gözetilerek teşebbüs hükmünün düzenlendiği TCK'nin 35. maddesi uyarınca cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilmek suretiyle belirlenecek ceza, tamamlanmış basit yaralama suçu için öngörülen cezanın altına düşmeyecek şekilde belirlenmelidir..." şeklindeki kararın tamamlanmış kasten basit yaralama ve teşebbüs aşamasında kalmış kasten silahla yaralama eylemlerinin aynı olayda gerçekleşmesi halinde uygulama olanağı bulunmaktadır. İncelenen dosyada; trafikte seyir halindeyken maddi hasarlı kaza yapan mağdur ve sanığın araçlarından indikleri, aralarında kaza nedeniyle tartışmaya başladıkları, mağdurun kendisinin beyzbol sopası ve yumrukla darp edildiğini iddia ettiği, sanığın sopa ile vurmadığını, aralarında itekleşme olduğunu savunduğu, tanıkların sopa ile vurulduğuna dair anlatımlarının bulunmadığı, mağdurun adli raporunda subjektif olarak kulakta işitme azlığı şikayetinin bulunduğuna dair beyan dışında yaralanma bulgusu tarif edilmediği, kamera çözüm tutanağında ve bilirkişi raporunda sanığın elinde sopa benzeri bir şey olduğunun görüntülendiği ancak bununla mağdura vurup vurmadığı, vurmaya çalışıp çalışmadığının görüntülenmediği, yanındakilerin elinde sopa olan şahsı tutmaya çalıştıklarının belirlendiği olayda; Mahkemece hükmün gerekçe kısmında sanığın beyzbol sopası ile mağdura vurduğunun kabul edildiği halde; hükmün esasını oluşturan kısa kararda sanık hakkında kasten silahla yaralama suçundan teşebbüs nedeniyle 5237 sayılı TCK’nin 35. maddesine göre indirim yapılmasına karar verilerek hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişkiye neden olunması isabetsizdir. Kabul ve uygulamaya göre; CGK’nin 28.01.2020 tarihli ve 2015/3-1206 Esas, 2020/31 Karar sayılı kararında “...TCK'nin 35. maddesi uyarınca cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilmek suretiyle belirlenecek ceza, tamamlanmış basit yaralama suçu için öngörülen cezanın altına düşmeyecek şekilde belirlenmelidir” şeklindeki açıklamanın 5237 sayılı TCK’nin 35. maddesinin uygulanması aşamasına ilişkin olduğu gözetilerek sanık hakkında önce 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-e, 35. maddelerine göre ceza belirlenmesi, bu cezanın tamamlanmış kasten basit yaralama suçu için öngörülen cezadan daha az olmaması gerektiğinin de gözetilmesi gerekirken sanığın mağduru silahta kasten basit yaralamaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-e, 35, 62. maddelerine göre 75 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesinden sonra CGK’nin 28.01.2020 tarihli ve 2015/3-1206 Esas, 2020/31 Karar sayılı kararı hatalı yorumlanarak sanığın 120 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, bu cezanın günlüğü 20 TL’den çevrilmesi suretiyle neticeten 2.400,00 TL adli para cezasına hükmedilmesinde de isabet görülmemiştir. Bu nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.09.2020 tarihli ve 2018/351 Esas, 2020/271 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4. maddesi gereğince KANUN YARARINA BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2022/9727, K. 2022/9382, T. 28.11.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-ceza-dairesi-2022-9727-e-2022-9382-k-e703592fb67d