İlk Derece Mahkemesi · Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi

Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/371 E. 2022/83 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/371
Karar No
2022/83
Karar Tarihi

T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2020/371 Esas - 2022/83 T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2020/371 KARAR NO : 2022/83 HAKİM :... KATİP :... DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLİ : ... DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/06/2020 KARAR TARİHİ : 20/01/2022 KARARIN YAZ. TARİH : 20/02/2022 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İddia ve savunmaların özeti; Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; davacının müvekkil ...nin davalı ...'den olan 173.138,90 TL asıl alacak takip tarihi itibari 24.570,63 TL işlemiş yasal ticari faizleri ile birlikte toplam 197.709,53 TL alacaklarının tahsili için Samsun İcra Müdürlüğünün 2019/117583 E. Sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, davalı tarafın icra takibinde talep edilen borca ve faize yapmış olduğu itirazların haksız ve kötü niyetli olduğu, taraflar arasında 13.04.2018 yürürlük tarihli 01.05.2018-31.05.2021 tarihleri arasında geçerli olmak üzere İşyeri Hekimliği ve İş Güvenliği Uzmanlığı Hizmet Sözleşmesi imzalandığı, 13.04.2018 yürürlük tarihli İşyeri Hekimliği ve İş Güvenliği Uzmanlığı Hizmet Sözleşmesi'nin 4.1 maddesi gereği aylık 17.000 TL+KDV olarak kararlaştırıldığı ve yılda bir kez olmak üzere Mayıs ayı başında bir önceki yılın yıllık enflasyon oranında ücret ardışı yapılacağının kararlaştırıldığı, taraflar arasında sözleşme yürürlükte iken sözleşmenin süresi dolmadan davalı şirket tarafından sözleşmenin bitimine 2 yıl olmasına rağmen haksız ve hiçbir hukuki gerekçeye dayanmayan nedenlerle tek taraflı olarak sözleşmenin fesih edildiğinin bildirildiği, davacı şirket tarafından 04.07.2019 tarihine kadar aylık sunulan hizmet karşılığı aylık 17.000 TL+KDV hesap edilerek 19.785,00 TL faturanın kesilerek davalı şirkete gönderildiğini, fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine Samsun İcra Müdürlüğünün 2019/117583 E. Sayılı dosyası ile icra takibine başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli itirazda bulunulduğunu, arabuluculuk görüşmeleri sonucunda anlaşmaya varılamadığını beyanla davalı borçlunun ileri sürdüğü itirazların iptaline, duran icra takibinin asıl alacak ve işlemiş faizleri ile devamına, haksız ve kötü niyetli olarak itirazda bulunan davalının %20 oranından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili süresinden sonra sunduğu beyan dilekçesinde özetle; alacağı kabul etmemekle birlikte zamanaşımı itirazında bulunduklarını ve faturanın tebliğinin borçluyu temerrüte düşürmeye yeterli olmadığını, ihtar çekilerek borçlunun temerrüte düşürülmesi gerekmekteyken alacaklı tarafından borçlunun temerrüte düşürülmediğini, bu yönüyle davaya, faize ve ferilerine itiraz ettiklerini, davacı tarafından bildirilen faturaların davalı şirketin kayıtlarında mevcutsa da fatura içeriğinde yapıldığı belirtilen hizmetlerin ifa edilmemiş olması veya davalı şirkete mal teslimi yapılmadığından davalı şirketin borçlu olmasının söz konusu olmadığını, davalı şirketin ... iştiraki olduğunu, her ne kadar özel hukuk hükümlerine tabii olsa da kamuya ait olduğunu, davalı şirketi yönetiminin değişmesinden sonra yapılan incelemede fahiş bedelle sözleşme yapıldığı ve buna rağmen sözleşme gereği yapılması gereken hizmetlerin yapılmadığından sözleşmenin haklı sebeple fesih edildiğini, davacının haksız ve yersiz olan davanın reddinin gerektiğini beyanla davacının itirazın iptali talebinin ve icra inkar tazminatı talebinin reddini, davacının icra takibinin konusu olan meblağın %20'sindan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Deliller; Arabuluculuk son tutanağı, İşyeri Hekimliği ve İş Güvenliği Uzmanlığı Hizmet Sözleşmesi, fatura suretleri, Samsun İcra Müdürlüğünün 2019/117583 E. sayılı dosyası, Mali Müşavir Bilirkişi tarafından düzenlenen 12.10.2021 tarihli bilirkişi raporu. Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe: Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptaline ilişkindir. Davacı davalı ile arasındaki 13.04.2018 tarihli İşyeri Hekimliği ve İş Güvenliği Uzmanlığı Hizmet Sözleşmesi gereğince ödenmeyen bakiye fatura bedellerinin tahsili amacıyla giriştiği icra takibine süresi içerinde yapılan itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamak amacı ile itirazın iptali istemiyle iş bu davayı açtığı anlaşılmıştır. Samsun İcra Müdürlüğünün 2019/117583 E. Sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklının ... borçlunun ...olduğu, toplam alacak miktarının 197.709,54 TL olduğu, takip dayanağının 05.07.2019 tanzim tarihli 4.186,86 TL bedelli, 30.06.2019 tanzim tarihli 25.121,02 TL bedelli, 15.06.2019 tanzim tarihli 25.121,02 TL bedelli, 30.04.2019 tanzim tarihli 19.875,00 TL bedelli, 31.03.2019 tanzim tarihli 19.875,00 TL bedelli, 28.02.2019 tanzim tarihli 19.875,00 TL, 31.01.2019 tanzim tarihli 19.875,00 TL bedelli, 31.12.2018 tanzim tarihli 19.875,00 TL bedelli, 30.11.2018 tanzim tarihli 19.875,00 TL bedelli 9 adet fatura olduğu, ödeme emrinin borçlu davalıya 10.01.2020 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 16.01.2020 tarihli dilekçe ile borca itiraz etmiş ve takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Yapılan itirazın süresinde olduğu, açılan davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Cevap dilekçesinin süresinde sunulmamış olması ve zamanaşımı definin cevap dilekçesi verilme süresi içinde ileri sürülebilmesi sebebi ile davalının zamanaşımı defisi dikkate alınmamıştır. Kaldı ki cevap dilekçesi süresinde verilmiş olsa dahi 6098 s. TBK'nın 146. maddesine göre, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir ve somut olayda sözleşme tarihi ile takip tarihine göre zamanaşımı def'i yerinde değildir. İtirazın iptali davasında ispat yükü kural olarak alacaklıda olup davacının önce taraflar arasında var olduğu ileri sürülen akdi ilişkiyi, akabinde de takibe konu faturalar içeriğinin davalıya teslim ettiğini veya fatura içeriği hizmetin verildiğini yazılı delille ispat etmesi gerekmektedir. Taraf vekillerine ticari defterlerin yerlerini bildirmek üzere iki haftalık kesin süre verilmiş ve taraf vekillerinin beyanı doğrultusunda işlem yapılarak tarafların sunmuş oldukları ticari defterler incelenmiştir. 6100 sayılı HMK'nın "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. maddesinin ilk üç fıkrasına göre; mahkeme, ticari davalarda, kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine tarafların ticari defterlerinin ibrazına karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Bir önceki cümlede belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Eldeki davada tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi 12.10.2021 tarihli raporunda özetle, davacı ...'nin tutmakla zorunlu olduğu 2018-2019 takvim yıllarına ait defterlerin kağıt ortamında tutulmuş olup ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresi içinde Noterlikçe yapıldığının tespit edildiği, davacıya ait 2018-2019 yılı resmi defterlerinin sahibi lehine kanuni delil olarak kullanılabileceği, davacının davalıdan 18.12.2019 tarihi itibariyle 173.138,89 TL alacaklı olduğu, davalı ... Nin 2018-2019 takvim yılına ait defterlerin kağıt ortamında tutulmuş olup, 2018 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresi içerisinde Noterlikçe yapıldığı, 2019 yılı yevmiye defterlerinin ise açılış tasdikinin süresinde yapıldığı ancak kapanış noter tasdikinin yaptırılmadığının tespit edildiği, davalıya ait 2018 yılı resmi defterlerinin sahibi lehine kanuni delil olarak kullanılabileceği ancak 2019 yılı ticari defterlerinin yasal delil niteliğinin olmadığının tespit edildiği, davalı ...in defterlerini davacı ... defterleri ile karşılaştırıldığında 2018 yılı bakiyesinin davacının 59.355,00 TL alacağı ile kapandığı ve her iki tarafın defterlerinin 2018 bakiyesinin aynı olduğunun tespit edildiği, davalının 2019 yılı Muavin Cari Hesap dökümün de ise 30.04.2019 tarihi itibariyle tarafların defterlerinin birbiri ile uyumlu (-118.710,00 davacı alacaklı) olduğu ancak bundan sonraki üç faturanın kayıtlı olmadığı, 2019 yılı defterlerinin kapanış tasdikinin olamaması karşısında sadece belli bir tarihe kadar (30.04.2019) hesapların birbirleri ile uyumlu olduğu sonuç olarak; tarafların tacir oldukları, 13.04.2018 tarihli sözleşme ile taraflar arasında akdi ilişkinin kurulduğu, davalı tarafların 2018 yılı ticari defterlerindeki kayıtların birbirini doğruladığı ancak 2019 yılı defterlerinin birbirini doğrulamadığı, davacının takip tarihi (18.12.2019) itibariyle davalıdan 173.138,39 TL alacaklı olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. İncelemeye esas alınan davalının ticari defterleri kendisi lehine delil olabilmesi için açılış ve kapanış onaylarının usulünce yapılması gerekir. TTK'de tasdiki zorunlu defterler arasında yevmiye defterinin sayıldığı, kapanış tasdiki yapılması zorunlu olan 2019 yılı yevmiye defterinin tasdik edilmediği, 2019 yılı defterlerindeki kayıtların birbirini doğrulamadığı bu sebeple sahibi lehine delil olarak değerlendirilemeyeceği, HMK'nun 222/4. Maddesince sahibi aleyhine delil olacağı hususunda duraksamamak gerekir. Taraflar arasında13/04/2018 tarihli iş yeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı hizmet sözleşmesine göre davacı, davalı şirkete iş güvenliği hizmeti sunacak, davalı da karşılığında ücret ödeyecektir. Takibe konu 15/06/2019, 30/06/2019, 05/07/2019 tarihli faturalar dışındaki faturaların yasal delil niteliğini haiz taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının 2019 yılı ticari defterinin yasal delil niteliğinde olmadığı ve buradaki kayıtların birbirini doğrulamadığı, bu sebeple 2019 yılı defterinin sahibi aleyhine değerlendirilmesi gerektiği, 15/06/2019, 30/06/2019, 05/07/2019 tarihli faturalar ile ilgili de davacının davalıya hizmet verdiğinin kabulünün gerektiği anlaşıldığından burada davacı tarafından gerek yazılı sözleşme gerekse ticari defter kapsamında akdi ilişki ve fatura içeriğindeki hizmetin davalıya verildiği ispatlandığına göre davalı faturalar bedellerini ödediğini ispatla mükelleftir. Kaldı ki davalı beyan dilekçesi ile akdi ilişkiyi inkar etmemiş akdi ilişkinin varlığını kabul etmiş olduğundan davacı akdi ilişkiyi ispat etmiş sayılmıştır. 6102 s. TTK'nın 21/2. maddesine göre, bir fatura alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen faturadaki alacakla ilgili olarak, süre geçtikten sonra iade edilmesi veya ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini kanıtlamaz ise de, bu yönde bir uyuşmazlık bulunmaması ya da sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktarlar kesinleşir. Böyle bir halde, yapılan işin miktarı ve bedelinin, itiraz edilmeyip kesinleşen faturalardaki miktar ve tutar kadar olduğu kabul edilir ve işin miktarı ve bedelinin tespiti konusunda ayrıca araştırma yapılmaz. Somut olayda; takibe konu faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davalının defterlerinde kayıtlı faturalar toplam tutarının 173.138,89 TL'ye tekabül ettiği, taraf defterlerinin 30/04/2019 tarihine kadar birbirini doğruladığı, bu tarihten takip tarihine kadar olan dönemde de taraf defterlerinde herhangi bir ödeme olmadığı gibi davalı fatura bedellerini ödediğine ilişkin delil sunmamış olup tarafların ticari defterleri, ticari defterlerinin incelenmesine yönelik alınan bilirkişi raporu, icra dosyası itirazın iptali davasının takibe sıkı sıkıya bağlı olan bir dava türü olduğu dikkate alınarak davacının aşağıda belirtilen tutar kadar davalıdan alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Takip öncesi dönem için temerrüt faizi istenebilmesinin temel koşulu, borcun belli bir günde ödenmesi taahhüt edilmemişse, borçlunun temerrüde düşürülmesidir. Eldeki davada, davalı borçlunun TBK'nun 117. maddesinde öngörülen şekilde temerrüde düşürüldüğü ileri sürülmemiş ve bu yönde herhangi bir delil bildirilmemiştir. Davacı her ne kadar işlemiş faiz isteminin TTK 1530'a dayandığını belirtmiş ise de TTK 1530. maddenin konuluş amacının, mal tedarik sözleşmeleri kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi, büyük şirketlere karşı korumak amacıyla getirilmiş bir hüküm olduğu, tacirler arası hizmet alım/satım sözleşmelerinde uygulanmasının söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. (bkz. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi'nin 2021/1618 esas 2021/1413 karar) TTK'nun 1530/4 maddesinin mal tedarik sözleşmelerinde uygulanacağı, satım sözleşmesinde anılan maddenin uygulama yerinin bulunmadığı, somut olayda taraflar arasında mal tedarik sözleşmesi de bulunmadığından davacının işlemiş faiz istemi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2017/3266 Esas - 2018/4228 Karar sayılı ilamı) Yapılan işin ticari nitelikte olması nedeni ile takip talebindeki gibi asıla alacağa reeskont avans faizi yürütülmesine karar vermek gerekmiştir. Takibin faturaya dayanması sebebi ile alacağın likit kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmiş, hüküm altına alınan asıl alacak üzerinden davacı yararına % 20 oranında icra-inkar tazminatına hükmedilmiştir (Bkz: Yargıtay 19.HD.nin 11.06.2020 tarih ve 250/986 sayılı kararı). 7155 sayılı yasanın 23. maddesi ile değişik 6125 sayılı kanunun 18/A-13 maddesi gereği davadan önce davacının arabuluculuk başvurusu yaptığı, davalının görüşmelere katıldığı, anlaşma sağlanamadığı görülmekle, tespit edilen arabuluculuk ücretinin de kabul/ret oranına göre taraflardan yargılama gideri olarak tahsili ile hazineye irat kaydına karar verilmiş, aşagıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi ekli kararda açıklanacağı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE; -Samsun İcra Dairesi'nin 2019/117583 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazın kısmen iptali ile, 173.138,89 TL asıl alacak yönünden takibin devamına, işlemiş faize ilişkin istemin reddine -Asıl alacağa takip tarihinden itibaren reeskont avans faizi yürütülmesine 2-İİK'nun 67. maddesi uyarınca icra-inkar tazminatı olarak 34.627,77 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 11.827,12 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.387,84 TL harç ile Samsun İcra Müdürlüğünün 2019/117583 E. Sayılı takip dosyasında alınan 988,55 TL nin mahsubu bakiye 8.450,73 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 2.387,84 TL peşin harç ve 54,40 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan toplam 57,50 TL posta ve tebligat gideri ile 750,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 807,50 TL yargılama giderinden kabul red miktarına göre hesaplanan 707,15 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla kısmın davacı üzerinde bırakılmasına 6-Davacı, davayı vekil marifetiyle takip ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen 20.398,19 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7 -Davalı, davayı vekil marifetiyle takip ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen red miktarına göre hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Zorunlu Arabulucuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320-TL arabulucuk ücretinin kabul/red miktarına göre 1.155,96 TL'sinin davalıdan, 164,04 TL sinin ise davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 9-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer emsal mahkemeye verilecek bir dilekçe ile Samsun BAM'da istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi, anlatıldı. 20/01/2022 Katip ... Hakim ...

Atıf: Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/371, K. 2022/83, T. 20.01.2022, www.arakarar.com/karar/samsun-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-371-e-2022-83-k-936e62f4b07f