İlk Derece Mahkemesi · Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/190 E. 2024/19 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/190
- Karar No
- 2024/19
- Karar Tarihi
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO: HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : VEKİLİ : DAVALI :... - ... VEKİLİ : DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : Konya . Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 14/12/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı görevsizlik ilamı üzerine dosya mahkememize tevzi olmakla, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılarak yapılan yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle ; Müvekkili şirketin 13.11.2018 tarihinde mal varlığının terki suretiyle konkordato talebinde bulunması üzerine Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.07.2019 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararı ile "müvekkilimiz şirketin 24/04/2019 tarihli konkordato projesinin tasdikine, tasdik edilen konkordato projesi gereğince müvekkilimiz şirketin bütün malvarlığının alacaklılara terkine ve tasfiye memuru olarak ... T.C. kimlik nolu ... atanmasına karar verilmiş olup," işbu karara karşı bir kısım müdahillerin istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesinin 11.12.2019 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararı ile müdahillerin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş ve işbu esastan redde ilişkin istinaf kararına karşı bir kısım müdahillerin temyiz kanun yoluna başvurmaları üzerine Yargıtay . Hukuk Dairesinin 02.07.2020 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile müdahillerin temyiz itirazlarının reddi ile esastan red kararının onanmasına karar verildiğini ve böylelikle Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.07.2019 tarihli konkordatonun tasdiki vs. kararı 02.07.2020 tarihinde kesinleştiğini, müvekkili şirketin, davalıdan/borçludan olan 2.547,50 TL cari ticari ilişkiden kaynaklanan bakiye asıl alacağının ve asıl alacağa takipten itibaren uygulanacak avans faizinin tahsili için Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine giriştiklerini, davalının yasal itiraz süresi içinde haksız ve kötü niyetli olarak takibe ve borca itiraz ederek hakkındaki icra takibini durdurduğundan davalıya karşı işbu itirazın iptali davasının açılması gerektiğini, bu nedenlerle davalının itirazının iptali ile takibin devamını ve tüm alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesi özetle; Söz konusu icra takibine ait ödeme emrinin müvekkiline tebliğ edildiğini, ancak müvekkilinin bahsi geçen şirket ile hiçbir şekilde bir ilişkisi olmadığını, bu şirkete herhangi bir şekilde borçlandığına ilişkin bir bilgi veya belgesi de bulunmadığını, müvekkilinin, daha önce başka firmalardan (... Yem, ... Yem vs.) toplu alışveriş yapmışsa da bu alışverişlerin miktarları yaklaşık 200.000,00 TL - 300.000,00 TL gibi yüksek meblağlar olduğunu, bu miktarlarda yapılan alışverişler düşünüldüğü zaman, 2.500 TL gibi bir borcun varlığı, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yapılan icra takibinde müvekkiline tebliğ edilen ödeme emrinin ekinde ve UYAP sistemi üzerinde takibin dayanağı belge sunulmaması sebebiyle, müvekkilinin söz konusu borca ait yeterli bilgi ve belgeye de sahip olmadığını, bu nedenle müvekkilinin, söz konusu icra takibine dair borcu olmadığını düşündüğünü, bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz olarak açılan işbu davanın reddine, takibin de haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır. Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından ilgili evraklar temin edilerek dosya arasına alınmış, mali müşavir bilirkişisinden defter incelemesine yönelik rapor alınmış, alınan rapor taraflara tebliğ edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptali davasına ilişkindir. Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının 23/02/2022 tarihli ödeme emri incelendiğinde; alacaklının ..., borçlunun ..., asıl alacağın 2.547,50 TL, takip dayanağının cari hesap alacağından kaynaklanan borç olarak belirtildiği anlaşılmıştır. Davanın yasal dayanağını oluşturan İİK.67. maddesinde; "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." şeklinde düzenlemenin yapıldığı görülmektedir. Buna göre itirazın iptali davasında; ilamsız takip yapılmış olması, borçlunun bu takibe itiraz etmesi, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları) Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı, borçlunun itirazının iptali ile 2004 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlayan, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (Hukuk Genel Kurulunun 31.05.2023 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararı). Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6 ncı, 6100 sayılı Kanun’un 190 ıncı maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını kanunda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. (6762 sayılı TTK’nin 87.) maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukukî sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nin cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’nin cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... E ... K sayılı ilamı) 6100 sayılı HMK'nın 222/2. maddesine göre; Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. 6100 sayılı HMK'nın 222/3. maddesine göre; İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Davacı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılan 31/10/2023 havale tarihli bilirkişi raporuna göre ; davacının ticari defterlerinin eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutup tutmadığı, açılış ve kapanış onaylarını yaptırıp yaptırmadığı hususunda; davacı tarafa ait ticari defterlerden yalnızca 2022 hesap dönemine ait Envanter Defteri sureti sunulmuş olunduğu, yevmiye defteri ve Defter-i Kebir'in sunulamamış olunduğu, bu suretle 6100 sayılı Kanunun “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222 nci Maddesi hükmü doğrultusunda kanaat oluşacak veriye ulaşılamamış olunduğu, dava ve takibe konu ticari ilişkiden kaynaklanan bakiye alacağın davalının ticari defter ve belgelerinde herhangi bir kaydının bulunup bulunmadığı hususunda; davaya konu ticari ilişkiden kaynaklanan bakiye alacak ile ilgili ticari defter ve belge talebinde bulunulduğu, bu talep neticesinde yalnızca 2022 yılı hesap dönemine ait Envanter Defteri dökümünün sunulmuş olunduğu, bu dökümde “Şüpheli Ticari Alacaklar” hesabı altında “128.01.104-... ” alt hesabının olduğu, hesabın tutar sütununda 2.547,50 TL borç bakiyesi yazılı olduğu, bu verinin haricinde; Davalı ile ticari ilişkiye dayanan herhangi bir sözleşme, fatura, tahsilat makbuzu, tediye makbuzu, yevmiye kaydı gibi bir belgenin sunulamamış olunduğuna ilişkin rapor bildirmiştir. Tüm dosya üzerinden yapılan değerlendirmede; davacı vekili davacı şirketin, davalıdan/borçludan olan 2.547,50 TL cari ticari ilişkiden kaynaklanan bakiye asıl alacağının ve asıl alacağa takipten itibaren uygulanacak avans faizinin tahsili için Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine giriştiklerini, davalının yasal itiraz süresi içinde haksız ve kötü niyetli olarak takibe ve borca itiraz ederek hakkındaki icra takibini durdurduğundan davalıya karşı işbu itirazın iptali davasının açılması gerektiğini, bu nedenlerle davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiş, davalı vekili ise söz konusu icra takibine ait ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiğini, ancak davalının bahsi geçen şirket ile hiçbir şekilde bir ilişkisi olmadığını, bu şirkete herhangi bir şekilde borçlandığına ilişkin bir bilgi veya belgesi de bulunmadığını beyan etmiş, yukarıda ayrıntıları belirtilen 31/10/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda, dava ve takibe konu ticari ilişkiden kaynaklanan bakiye alacağı konusunda, davalının ticari defter ve belgelerinde herhangi bir kaydının bulunup bulunmadığı hususunda; davaya konu ticari ilişkiden kaynaklanan bakiye alacak ile ilgili ticari defter ve belge talebinde bulunulduğu, bu talep neticesinde yalnızca 2022 yılı hesap dönemine ait envanter defteri dökümünün sunulmuş olunduğu, bu dökümde “Şüpheli Ticari Alacaklar” hesabı altında “128.01.104-... ” alt hesabının olduğu, hesabın tutar sütununda 2.547,50 TL borç bakiyesi yazılı olduğu, bu verinin haricinde; davalı ile ticari ilişkiye dayanan herhangi bir sözleşme, fatura, tahsilat makbuzu, tediye makbuzu, yevmiye kaydı gibi bir belgenin sunulmamış olduğunun belirtildiği anlaşılmakla, somut olayda ispat yükü davacı üzerinde olup, cari hesap alacağına konu alacağın davacı tarafça ispatı gerektiği, davacı tarafça bu iddianın ispatına yarayan herhangi bir yazılı delil ibraz edilmediği gibi bilirkişi raporunda taraflar arasındaki ticari ilişki bulunup bulunmadığının da tespit edilmediği, davacının cari hesap alacağına konu alacağın varlığının usulünce ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Davacı açıkça yemin deliline dayandığından kendisine yemin delili hatırlatılmış, davacı taraf yemin teklifinde bulunulduğu, davalıya isticvap davetiyesi çıkarıldığı, davalının da takip konusu alacağa ilişkin borcu olmadığında dair yemin ettiği anlaşılmakla, davacı tarafça ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davalı kötüniyet tazminatı isteminde bulunmuş ise de, tek başına alacağın varlığının ispatlanamaması takibin kötüniyetli olduğunun kabulü için yeterli olmadığından ve davalı tarafça takibin kötüniyetli olduğu savunması usulünce ispatlanamadığından, davalının tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle ; 1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 3-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irad KAYDINA, 4-6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurulduğundan 3.120,00 TL arabulucu ücretinin 6235 sayılı Kanunu 18/A-13.maddesi gereğince davacıdan alınarak Hazineye gelir KAYDINA, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 6-Davalı tarafından yapılan gideri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına YER OLMADIĞINA, 7-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (dava değerinin 2.547,50 TL olduğunun kabulü ile) davalı için 2.547,50 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 8-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın, kararın kesinleşmesi beklenilmeksizin istek halinde davacıya iadesine, karar kesinleşinceye kadar iade alınmaz ise gider avansının artan kısmının 6100 s. HMK.nun 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde re'sen davacıya İADESİNE, Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, miktar bakımından kesin olarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/01/2024 Katip ... Hakim ...