İlk Derece Mahkemesi · Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/352 E. 2025/765 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/352
Karar No
2025/765
Karar Tarihi

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO :

HAKİM : KATİP :

DAVACILAR : 1- 2- 3- 4- VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZMA TARİHİ : Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 03/06/2010 tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan ...'in sevk ve idaresindeki ... kamyonet ile D-300 Karayolundan Akşehir istikametine doğru gitmekte iken ... Köy Yolu kavşağına geldiği esnada müteveffa ... idaresindeki ... plakalı motorsiklet ile köy yolundan ana yola Ilgın istikametine doğru gitmek üzere çıktığı esnada iki aracın çarpışması sonucu oluşan kazada ...'in olay yerinde vefat ettiğini, müteveffanın aracında bulunan ...'nin yaralandığını, Ilgın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ... soruşturma sayılı dosyasında kazaya karışan araç bilgisi raporunda davalı sigorta şirketince sigortalı ... Plakalı kamyonetin sürücüsü ...'in tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkillerinin müteveffanın mirasçısı olduklarını, müteveffanın ölümü sonunda müvekkillerinin destekten yoksun kaldıklarını, müteveffanın kaza tarihinde 39 yaşında olduğunu, davalı sigorta şirketi ile arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığını, bu nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın 107. Maddesi uyarınca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; şimdilik her bir davacı adına 1.000,00'er TL olmak üzere toplam 4.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkillerine ödenmesini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafa usulüne uygun olarak davetiye tebliğ edilmiş, davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıların taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkili şirketin adresinin İstanbul olması nedeniyle İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olduğunu, davanın süresinde açılmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacıların huzurda görülen davanın belirsiz alacak davası olarak açmasında hukuki yararının olmadığını, vefat eden sürücünün ... plakalı sigortalı araç sürücüsü/işleteni olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan, ölüm tazminatlarından sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sorumlu tutulduğunu, fakat sigortalı araç sürücüsünün yani işletinin kusuru halinde sigorta şirketinin destek tazminatından sorumlu olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin meydana gelen zarardan sorumluluğunun ancak sigortalının kusuru oranında olduğunu, bahse konu kazada ise sigortalının ve davacının kazaya ilişkin kusur oranlarının belirlenmesi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sorumlu tutulabileceğini, itirazlarının baki kalması kaydıyla müterafik kusur durumu sebebiyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin temerrüde düşmediğini, bu nedenlerle mahkememizde görülen davanın öncelikle usulden reddini mahkememiz aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. ÇEKİŞMELİ HUSUSLAR, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Eldeki dava, müteveffa ...'in trafik kazası sonucu ölümü nedeniyle davacıların uğradıkları maddi (Destekten Yoksun Kalma Tazminatı) zararın tazmini istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın 03/06/2010 Tarihinde davalı şirketçe ZMMS poliçesi ile sigortalı bulunan ve ... idaresindeki ... Plakalı kamyonetin müteveffa ... idaresindeki ... Plakalı motorsiklete çarpması ve ...'in vefatı nedeniyle davacıların davalıdan destekten yoksun kalma tazminatı talebinde haklı olup olmadıkları, destekten yoksun kalma tazminatını hak etmiş iseler ne miktarda davalıdan tahsil edilebileceği hususlarında olduğu anlaşılmıştır. Tarafların bildirdiği tüm deliller toplanmış, kazaya karışan araçların trafik kayıtları, kazaya karışan araçların trafik kayıtları, SGK İl Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılmış, tarafların ekonomik ve sosyal durumları araştırılmış, tedavi evrakları, davalı sigorta şirketine müzekkere yazılarak, poliçe ve bu poliçe kapsamında müracaat ve ödeme olup olmadığı araştırılmış, davacı gerçek kişilerin nüfus kayıtları dosya arasına alınmış, Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu, Karayolları Fen Heyetinden Alınan kusur raporu dosya arasına alınmıştır. Mahkememizce alınan Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesi kusur raporuna göre müteveffa ...'in asli kusurlu olduğu, sürücü ...'e atfı kabul kusurunun bulmadığı rapor edilmiştir. Akabinde dosyamızda alınan rapor ile ceza dosyasında alınan bir kısım raporlar arasında çelişki bulunduğu anlaşılmakla; Karayolları Fen Heyetin'den teşekkül edecek kusur konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişiler tarafından düzenlenen kusur raporunda; ... Plakalı motorsiklet sürücüsü ...'in meydana gelen olayda %100 oranında kusurlu olduğu, ... Plakalı kamyon sürücüsü ...'in meydana gelen olayda kusur olduğu rapor edilmiştir. Mahkememizce Karayolları Fen Heyeti tarafından düzenlenen raporun Yüksek Mahkemenin denetimine elverişli, ayrıntılı, gerekçeli ve yöntemine uygun olarak hazırlandığı anlaşılmakla hükme esas alınmıştır. Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasından verilen 19/10/2023 tarih ve ... sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf başvuru ile dosya bölge adliye mahkemesi ilgili hukuk dairesine gönderilmiştir. Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin 26/03/2024 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile "...Bu bakımdan davacıların talebi ve iddia ettiği zarar, ölenin mirasçısı sıfatına değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatlarına dayandığı, dolayısıyla, davacının ölenin mirasçısı sıfatına dayanmayan, doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki desteğin kusuru davacılara yansıtılamayıp, sürücü desteğin tam kusurlu olmasının, onun desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceği kazanın da 01.06.2015 tarihinden önce gerçekleşmesi nedeniyle yeni genel şartların somut olayda uygulama imkanının olmadığı, bu halde ilk derece kahkemesice davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilmesi gererken ret kararı usul ve yasaya aykırı olup itiraz yerindedir. Yukarıda yapılan genel açıklamalar ışığında, istinafa konu ilk derece mahkemesinin dosyası incelendiğinde, yukarıda belirtilen ve esasa etki eden hususlarda delillerin eksik toplandığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararının duruşma yapılmaksızın kaldırılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye iadesine" gerekçeleri ile kaldırılmış, Mahkememizin ... Esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur. Kaldırma ilama doğrultusunda Sgk'ya müzekkere yazılarak davacıların ve müteveffanın gelir/ödemeye ilişkin bilgilerin toplanması istenilmiş, ilgili kayıtlar dosya kapsamına kazandırılmıştır. Davacıların ve müteveffanın ekonomik ve sosyal durum araştırması için ilgili kolluk birimine müzekkere yazılmış, Selçuklu İlçe Emniyet Müdürlüğünün ve Ilgın İlçe Emniyet Müdürlüğünden araştırma tutanakları dosya kapsamına kazandırılmıştır. Mahkememizce aldırılan aktüer bilirkişisinin 03/03/2025 tarihli bilirkişi raporundan özetle; 03.06.2010 günü meydana gelen trafik kazası sonucu vefat eden ...'in 03.06.2010 - 16.04.2046 Tarihleri Arası TRH-2010 Mortalite Tablosuna göre eşi Medeha Kuvvet'in Destekten Yoksun Kalma Tazminatının ; 170.547,69 TL, kızı ...'in Destekten Yoksun Kalma Tazminatının ; 354,996 TL, kızı ...'ın Destekten Yoksun Kalma Tazminatının ; 293,046 TL, oğlu ...'in Destekten Yoksun Kalma Tazminatının ; 3.503,26 TL, 03.06.2010 - 26.09.2040 Tarihleri Arası PMF-1931 Yaşama Tablosuna göre eşi Medeha Kuvvet'in Destekten Yoksun Kalma Tazminatının ; 169.188,80 TL, kızı ...'in Destekten Yoksun Kalma Tazminatının ; 463,34 TL, kızı ...'ın Destekten Yoksun Kalma Tazminatının ; 382,476 TL, oğlu ...'in Destekten Yoksun Kalma Tazminatının ; 4.572,49 TL olduğu rapor edilmiştir. Davacı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu 20/06/2025 tarihli ıslah dilekçesinden özetle; dava dilekçesi ve ıslah talepleri doğrultusunda (toplamda 174.698,98 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi gereği, aynı kanunun 85. maddesinde belirtilen, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda, poliçe limiti dahilinde işletenin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere, mali sorumluluk sigortası yaptırılması zorunludur. Zorunlu mali sorumluluk sigortasının yaptırılmaması durumunda Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi gereği, zorunlu mali sorumluluk sigortasının kaza tarihindeki limitleri dahilinde işletenin üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu Güvence Hesabı karşılayacaktır. Türk Ticaret Kanunu’nun 1425. maddesine göre sigorta poliçesi genel ve varsa özel şartları içerir. Yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Genel şartlar C.10. maddesi ile 12/8/2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları yürürlükten kaldırılmıştır. Yeni genel şartlar C.11 maddesine göre genel şartlar yürürlük tarihi olan 01.06.2015 tarihinden sonra akdedilmiş sözleşmelere ve kazalarda uygulanacaktır. Bunun doğal sonucu olarak bu tarihten önceki kazalarda ve düzenlenen poliçelerde eski genel şartların uygulanmak durumundadır. Dava, trafik kazası sonucu oluşan ölüm nedeniyle, ölenin yakınlarının, 6098 sayılı TBK'nun 53. maddesi gereği, destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (... , Borçlar Hukuku, 9. Bası, s. 631 vd.; ... , Borçlar Hukuku, Genişletilmiş 10. Baskı, s. 264 vd). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanunun 85.maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nun 91. maddesiyle de; işletenin Aynı Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının ve güvence hesabının 91.maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Öyle ise, hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp, çözümlenmesi gerekmektedir. Karayolları Trafik Kanununda zorunlu trafik sigortasına ilişkin olarak, sorumluluğun kapsamı yanında, bu kapsam dışında kalan haller de açıkça düzenlenmiştir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Önemle vurgulanmalıdır ki, destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK.nun 15.06.2011 gün ve ... E. -... K. sayılı ilamı). Davacının destekten yoksun kalma tazminatı talebine dayanak olarak gösterdikleri zarar; işletenin veya sürücünün ölümü sonucunda meydana gelmekle birlikte işleten üzerinde doğan bir zarardan ayrı ve salt onun desteğinden yoksun kalınması olgusuna dayalı, mirasçılık sıfatıyla bağlı olmaksızın uğranılabilen bir zarardır. Böyle bir zararın işletenin veya sürücünün kendisinin sahip olacağı hakla bir ilişkisi olmadığı gibi, doğrudan işletenin zararıyla bağlı ve onunla sınırlı bir zarar da değildir. İşletenin veya sürücünün ölümü zararı doğuran olay olmakla birlikte, zarar doğrudan üçüncü kişi durumundaki destekten yoksun kalan üzerinde oluşmuştur. Buradaki zarar, mirasçının salt bu sıfatla devraldığı murislerinin uğradığı ve ondan intikal eden bir zarar da değildir. Destekten yoksun kalma tazminatına dayanak teşkil eden hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olsa idi doğrudan işleten veya sürücü üzerinde doğup ondan mirasçılarına intikal edeceğinden, bu yöndeki savunmalar ölenin desteğinden yoksun kalanlara karşı ileri sürülebilecekti. Oysa yukarıda da açıklandığı üzere, destekten yoksun kalma tazminatına konu davacının zararı, desteğin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalan sıfatıyla doğrudan kendisi üzerinde doğan zarardır. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez. Şu hale göre; işleten veya sürücü olan murisin, ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalan üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, davacının hakkına, desteğin kusurunun olması etkili bir unsur olarak kabul edilemez ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan ve sigortası yoksa Güvence hesabından talep edilmesi olanaklıdır. Davacının uğradığı zarara bağlı olarak talep ettiği hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır. (Emsal Yargıtay . HD nin ... esas ... karar sayılı ilamı) Bu durumda Yerleşik Yargıtay kararları ile kabul edildiği üzere; davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtıkları, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağı, dolayısıyla tam kusurlu araç sürücüsünün ve onun eylemlerinden sorumlu olan işletenin kusurunun, işletenin ve sürücünün desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve kaza tarihi olan 28/02/2013 tarihi itibari ile uygulanması gereken Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan sigorta şirketi, işletenin ve dolayısıyla sürücünün üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduklarına göre, davalı güvence hesabının zararın tamamından kaza tarihinde geçerli olan trafik sigortası teminat limiti dahilinde sorumlu olacağından, davacıların davalıdan destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecekleri sabittir. YHGK., 15.6.2011 gün ve ... esas - ... karar; YHGK., 22.2.2012 gün ... esas, ... karar; YHGK., 16.01.2013 gün, ... esas, ... karar sayılı kararları da bu yöndedir. Nitekim aynı hususlar Yargıtay . HD nin ... esas ... karar ve ... esas ... sayılı kararında da aynen vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacıların talebi ve iddia ettiği zarar, ölenin mirasçısı sıfatına değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatlarına dayandığı, dolayısıyla, davacının ölenin mirasçısı sıfatına dayanmayan, doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki desteğin kusuru davacılara yansıtılamayıp, sürücü desteğin tam kusurlu olmasının, onun desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceği kazanın da 01.06.2015 tarihinden önce gerçekleşmesi nedeniyle yeni genel şartların somut olayda uygulama imkanının olmadığı, bu halde davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilmesi gerektiği sabittir. Her ne kadar Mahkememizce, Mahkememizin yargı çevresinde bulunduğu T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesinin yerleşik uygulaması gereğince Aktüerya hesabı PMF 1931 Yaşam Tablosu ve Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri nazara alınarak hüküm tesis edilmekte ise de T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesinin 01/09/2021 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamının T.C. Yargıtay . Hukuk Dairesinin 08/01/2024 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı ve T.C. Yargıtay . Hukuk Dairesinin 22/04/2024 Tarih ve... Esas-... Karar sayılı ilamıyla "Kaza tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümleri gereğince maluliyet değerlendirmesi yapılması ve muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre hesaplanması" gerektiği gerekçesiyle bozulduğu ve yine T.C. Yargıtay . Hukuk Dairesinin 30/05/2024 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı ile Konya Bölge Adliye Mahkemesi ile diğer Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın "Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında; sürekli iş göremezlik oranının tespitinde kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına; tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasına" şeklinde uyuşmazlığın giderildiği anlaşılmakla Mahkememizin önceki uygulamasından vazgeçilerek Yargıtay'ın kabulü çerçevesinde değerlendirme yapılmaya başlanmıştır. Mahkememizce aldırılan aktüer bilirkişisinin 03/03/2025 tarihli raporundan özetle; 03.06.2010 günü meydana gelen trafik kazası sonucu vefat eden ...'in 03.06.2010 - 16.04.2046 Tarihleri Arası TRH-2010 Mortalite Tablosuna göre ve garame hesabına göre eşi Medeha Kuvvet'in Destekten Yoksun Kalma Tazminatının ; 170.547,69 TL, kızı ...'in Destekten Yoksun Kalma Tazminatının ; 354,996 TL, kızı ...'ın Destekten Yoksun Kalma Tazminatının ; 293,046 TL, oğlu ...'in Destekten Yoksun Kalma Tazminatının ; 3.503,26 TL olduğu rapor edilmiştir. Rapordaki hesaplamaların kanuna ve hukuka uygun olduğu değerlendirilmiştir. Dava dilekçesindeki talebe göre faiz başlangıç tarihi dava tarihi olarak kabul edilmiştir. ARABULUCULUK ÜCRETİ YÖNÜNDEN; Kaza tarihinde ve poliçenin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik:14/04/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvuru bulunduğu hallerde dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulamayacağının düzenlemesine göre; Sigorta şirketine karşı açılan tazminat davası yönünden, özel kanun niteliğindeki 2918 s. KTK'nin 97. maddesi gereğince davadan önce sigorta şirketine başvurunun zorunlu olması ve bu durumda 6325 s. Kanunu'nun 18/A-18. maddesi gereğince, 18/A maddesindeki zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümlerin sigorta şirketi yönünden uygulanamayacak olması nedeniyle, arabuluculuk tutanağının zorunlu arabuluculuk tutanağı olarak hazırlanmasına rağmen gerçekte ihtiyari arabuluculuk tutanağı niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. 6100 s. HMK'nin 323. maddesine ve 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümlerine göre de, ihtiyari arabuluculuk giderleri yargılama giderleri içerisinde gösterilmediğinden, bu davadaki yargılama giderlerine dahil edilemeyeceği, bu giderlerin sadece davacı sorumluluğunda olduğu sonucuna varılmıştır. Nitekim Yargıtay HD'nin ... esas, ... karar; ... esas, ... karar; ... esas, ... karar; Konya BAM . HD ... esas ... karar sayılı ilamlarında da aynı yönde değerlendirme yapılmıştır. Arabuluculuk müzakerelerinin anlaşmazlıkla sona ermesi halinde vekilin tarifenin 16/2–c maddesinde belirtilen vekalet ücreti vekil ile müvekkili arasında tasfiye edilmesi gereken alacak niteliğindedir. Aynı maddenin ç bendinde müvekkilin avukata ödeyeceği asgari vekalet ücretinin (c) bendine göre ödediği maktu vekalet ücreti mahsup edilerek Tarifeye göre belirleneceği yazmaktadır. Ayrıca mahkemece arabuluculuk vekalet ücretine hükmedileceğine dair yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu anlamda davacının bu talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; yukarıda belirtilen izahat çerçevesinde ve alınan hüküm kurmaya elverişli, denetime açık, gerekçeli ve açıklamalı bilirkişi raporları da nazara alınarak, aşağıda belirtilen şekilde karar verilmesi kanaati oluşmuştur. Davalı sigorta şirketi hükmedilen tazminatlardan kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı, kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumludur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; DAVANIN KABULÜ İLE; 1-a)Davacı Medeha Kuvvet'in 170.547,69 -TL destekten yoksun kalma tazminatının DAVALI ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ'nden sigorta şirketinin sorumluluğu kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı (kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu) olmak kaydıyla dava tarihi olan 26/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte DAVALIDAN ALINARAK DAVACI ... VERİLMESİNE, b)-Davacı ...'in 354,99-TL destekten yoksun kalma tazminatının DAVALI ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ'nden sigorta şirketinin sorumluluğu kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı (kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu) olmak kaydıyla dava tarihi olan 26/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte DAVALIDAN ALINARAK DAVACI ...'e VERİLMESİNE, c)-Davacı ...'ın 293,04 -TL destekten yoksun kalma tazminatının DAVALI ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ'nden sigorta şirketinin sorumluluğu kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı (kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu) olmak kaydıyla dava tarihi olan 26/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte DAVALIDAN ALINARAK DAVACI ...'a VERİLMESİNE, d)-Davacı ... 3.503,26 -TL destekten yoksun kalma tazminatının DAVALI ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ'nden sigorta şirketinin sorumluluğu kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı (kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu) olmak kaydıyla dava tarihi olan 26/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte DAVALIDAN ALINARAK DAVACI ... VERİLMESİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 11.933,69-TL karar ve ilam harcından dava açılırken alınan 80,70-TL peşin harcın ve 2.984,00-TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 8.868,99-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Hazine tarafından karşılanan 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacılar tarafından karşılanan 80,70-TL başvuru harcı, 80,70-TL peşin harç ve 2.984.00-TL tamamlama harcı, 483,00-TL posta tebligat gideri, 1.578,00-TL ATK ücreti, 8.500,00-TL bilirkişi ücreti, 2.952,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 11,50-TL vekalet ücreti harcı olmak üzere toplam 16.669,90-TL nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 5-Davacı Medeha Kuvvet kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı Medeha Kuvvet'e verilmesine, 6-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 354,99-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı ...'e verilmesine, 7-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 293,04-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı ...'a verilmesine, 8-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 3.503,26-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı ...'e verilmesine, 9-6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE, Dair; davacılar vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Konya Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere yapılan yargılama sonunda karar verildi. 13/11/2025

Katip Hakim

Atıf: Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/352, K. 2025/765, T. 13.11.2025, www.arakarar.com/karar/konya-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-352-e-2025-765-k-050b43b2e8cc