İlk Derece Mahkemesi · Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/388 E. 2025/775 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/388
Karar No
2025/775
Karar Tarihi

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA" GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO :

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ : DAVALILAR : 1- 2- VEKİLİ : DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile verilen hüküm istinaf incelemesinden geçmiş, Konya Bölge Adliye Mahkemesi .Hukuk Dairesi'nin 06/02/2024 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile kaldırılmasına karar verilmiş olup, dosya yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapılarak yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak;Tarafların davalıların kullanımında bulunan ... isimli taşınmazda tamirat ve iyileştirme işlerinin yapılması konusunda anlaşmış olduklarını, yapılan anlaşma neticesinde müvekkilince anlaşmaya konu edilen işlerin tamamlanması ve teslim edilmesine rağmen davalı tarafça ödemelerin tamamının yapılmadığını sadece 'inşaat işçilik' açıklamasıyla 28.10.2019 tarihinde 10.000 TL ve 04.11.2019 tarihinde ise 8.000 TL olmak üzere toplamda 18.000 TL'lik kısmi bir ödeme yapıldığını, taraflar arasındaki bir iş takip sözleşmesi ve imalatı işi (eser) ilişkisi bulunduğunu, ortada yapılmış fiili imalatların olduğunu ve müvekkilinin davalı ile yapmış olduğu sözleşmeden kaynaklı olarak davalının müvekkiline 700.000 TL'lik borcunun bulunduğunu beyanda ileride arttırılmak suretiyle şimdilik 10.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak;Davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, bahse konu Whatsap yazışmalarını kabul etmediklerini, söz konusu yazışmalar ile müvekkillerinin hiçbir ilgisi olmadığı gibi, kabul anlamına gelmemekle birlikte bu yazışmalar ile alacağın ispatının mümkün olmadığını, tanık dinletilmesine de muvafakatlerinin bulunmadığını, ortada bir sözleşme olmadığı gibi yapılmış bir iş olduğu yada ödemesinin yapılmadığını, ispat yükünün de davacıda olduğunu, söz konusu yazışmaları yapan ...'ın müvekkili şirketin yetkilisi yada çalışanı olmadığını, ...'ın işletmiş olduğu bir restoran yada ... adı altında bir yer olmadığını, zabıta araştırması gibi yöntemler ile bir akdi ilişkinin ispatının söz konusu olamayacağını belirterek; davanın usulden veya esastan reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Yapılan yargılama sonunda mahkememizin 17/11/2022 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile davacının davasının reddine karar verilmiş, karara karşı istinaf yoluna gidilmesi üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi .Hukuk Dairesi'nin 01/02/2024 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile, "Davacı ile davalı şirket Türk Ticaret Kanunun kapsamında tacir olup, bu taraflar yönünden davaya bakmakla görevli uzman özle mahkeme olan Asliye Ticaret Mahkemesidir. Diğer davalılar tacir olmadığından bu davalılar yönünden Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olsa bile iddia edilen uyuşmazlığın aynı olaydan kaynaklanması ve alacağın da iddiaya göre her üçü için ortak olması, yargılama usulünün de farklı olmaması nedeniyle her üçü yönünden görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Mahkemenin tacir olmayan davalılar yönünden davayı tefrik etmesi ise sonradan mahkemenin görevi değiştirmez. Bu itibarla; davanın Asliye Ticaret mahkemesinde görülmesine usule aykırılık görülmemiş ve mahkeme görevli sayılmıştır. (Yargıtay . Hukuk Dairesinin 18.12.2017 tarih ve ... E. ... K. Sayılı ilamı) Davacı taraf her üç davalının da sözleşmenin tarafı olduğu, sözleşme bedelinden her üç davalının da sorumlu olduğuna ilişkin anlaştığını iddia ettiğine göre, her üçü için ortak olan uyuşmalığın aynı dosya üzerinden görülüp karar bağlanması gerekmekte ise de, ilk derece mahkemesince davalı şirket yönünden açılan davada dava açılmadan önce arabulucuya başvurunun zorunlu ve dava şartı olması nedeniyle tefrik kararı ve bu doğrultuda dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesinde usule aykırı bir durum görülmemiştir. Davacı taraf, varlığını iddia ettiği eser sözleşmesi ilişkisinde davalı ... taraf olduğunu ve sorumlu olduğunun iddia etmiş ise de, 6100 sayılı HMK'nın 200. Maddesi kapsamında bu iddiasını ispatlayan davalı tarafından imzalı yazılı bir belge (senet) dosyaya sunmamıştır. Para ödemesine ilişkin sunulan banka dekontlarının davalıyla ilgili olmadığı görülmüş ayrıca davalının dosyaya sunulan watsapp yazışmalarını kabul etmediği görülmüştür. Yazışma içeriklerinin de dava konusu eser sözleşmesi yönünden yazılı delil başlangıcı sayılabilecek nitelikte olmadığı anlaşılmıştır. Davacı taraf davalının isticvap edilmesini istemiş ise de; 6100 sayılı HMK'da, tarafın isticvap edilmesi ( sorguya çekilmesi) başlı başına bir ispat vasıtası yani delil olarak kabul edilmemiştir. Fakat isticvap ile delil (özellikle ikrar ) elde edilebilir ve bazı hallerde isticvap ile davanın aydınlatılması da sağlanabilir. İsticvap, isticvap edilebilecek tarafı bir ikrarda bulunmaya götürebileceğinden ve tarafın gelmemesi halinde taraf isticvap konusu vakıayı ispat etmiş sayılacağından bir taraf ancak kendi aleyhine olan vakıalar hakkında isticvap edilebilir, yoksa kendi lehine olan vakıalar hakkında isticvap edilemez. ( Bkz. Prof Dr Baki Kuru, Prf Dr. ... ve Prof Dr. ...'ın Medeni Usul Hukuku Kitabının 25. Baskısının 348. Sayfası) Bu itibarla; davacı tarafın isticvap talebi de yerinde olmadığından ilk derece mahkemesinin bu davalı yönünden davanın reddine karar vermesi doğrudur. Ancak; 6100 Sayılı HMK'nın 124.maddesinde; "(1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. (2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. (3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir.(4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder." şeklinde düzenlenmiştir. Dava dilekçesinde davalı ... adresi olarak gösterilen '' ... Mahallesi ... Sokak NO:... adresinin'' dosyaya getirtilen belgelerden diğer davalı ...'ın babası ... adresinin olduğu ve ...'ın daha önce ... adlı işyerini diğer davalı oğlu ... isimli kişiyle işlettiği, ... isimli bir kişinin de bulunmadığı dikkate alındığında, dava açılmak istenen kişinin ... olduğu, davacının bu kişiyi Mustafa olarak bildikleri savunmasına itibar edilmesi gerektiği ve davacının bu kişinin davaya dahil edilmesi yönündeki talebinin 6100 sayılı HMK'nın 124/4. Maddesi kapsamında taraf değişikliği talebi olarak kabul edilip, ...'a karşı davaya devam edilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle taraf ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır Açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmış olduğundan her iki davalı yönünden de (davalı Alit Altunay ile ilgili davacı lehine kesinleşmiş haklarda gözönünde bulundurularak) yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir..." şeklinde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Kaldırma kararı sonrası mahkememizce, dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 01/06/2025 tarihli raporda özetle;27.02.2025 tarihindeki keşifte ve sonraki mahkeme yetkisi ile yapılan incelemelerde hazır bulunan ve refakat eden yeni clup işletmecisinin, mevcut imalatların yönetimleri tarafından tamamen yenilendiğini beyan ettiği, öncekilere ait herhangibir imalatın kalmadığı, dava konusu taşınmazda davacının yapmış olduğu imalat tarihinden itibaren yaklaşık 5 yıl geçtiği, bu zaman zarfında davacı ve davalı tarafından delil tespiti yaptırılmadığı, bu nedenle dava konusu taşınmazda var olan veya değiştirilen imalatların kim tarafından yapıldığının bilinmesinin mümkün olmadığı, davacının dava dilekçesindeki beyanları, davacı tanığı mermer ustasının ve davacı çalışanı inşaat kalfasının dava konusu taşınmaz üzerinde göstermiş olduğu ve belirtmiş oldukları imalatların davacı tarafından yapılmış olduğu yönünde mahkemenin kanaatinin hâsıl olması durumunda; işin yapıldığı 2019 yılı itibariyle davacının yapmış olabileceği imalatlar beledinin KDV dahil 599.324,36 TL, 24/12/2020 dava tarihi itibariyle davacının yapmış olabileceği imalatlar bedelinin KDV dahil 749.155,45 TL olabileceği sonuç ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır. Davacı vekili sunulan rapor sonrası 17/07/2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; 10.000,00 TL'den açmış oldukları davanın bilirkişi kurulunun 01.06.2025 tarihli raporu doğrultusunda belirlenen bakiye eksik bedel olan (749.155,45-10.000,00=) 739.155,49 TL bedel daha artırdıklarını, dava ve bedel artırımı dilekçelerinin kabulü ile 749.155,45 TL'nin imalat tarihi olan 01.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faizi ile tüm yargılama giderlerinden ve vekalet ücreti ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesi talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, alacak isteminden ibarettir. Bam kaldırma kararı doğrultusunda dava açılmak istenen kişinin ... olduğu, davacının bu kişiyi Mustafa olarak bildikleri savunmasına itibar edilmesi gerektiği anlaşıldığından davacının talebinin 6100 sayılı HMK'nın 124/4. Maddesi kapsamında taraf değişikliği talebi olarak kabul edilip, davanın ...'a yönelik devam etmesine karar verilmiştir. Davacı, davalı ... ve ... ile aralarında eser sözleşmesi niteliğine haiz akdi ilişki bulunduğunu iddia etmiş, davalı ... ve ... ise akdi ilişkiyi reddetmiştir. Taraflar arasındaki ihtilaf; davacı ile davalı ... ve ... arasında ... isimli iş yerinin tadilatı konusunda akdi ilişki bulunup bulunmadığı, varsa bu akdi ilişki kapsamında davacı tarafından yapılan işin bedelinin ne olduğu, davacının bu akdi ilişki nedeniyle davalı ...' ve ...'dan alacaklı olup olmadığı ile varsa alacak tutarının ne kadar olduğu hususlarından ibarettir. Somut olayda ispat yükü davacı üzerinde olup, davacının öncelikle akdi ilişkiyi sonrasında da yapılan işleri ispatlaması gerekir. Davacı yapılan işin yaklaşık bedelinin 700.000,00 TL olduğunu iddia ederek eldeki davada 10.000,00 TL'nin tahsilini talep etmiştir. Her ne kadar eser sözleşmelerinin yazılı olarak yapılması geçerlilik şartı değil ise de, eldeki uyuşmazlıkta akdi ilişkinin 6100 sayılı HMK'nın 200. maddesi gereğince tanık delili ile ispatı mümkün olmayıp yazılı delillerle ispatlanması gerekir. Davacı davalılardan ... ve ... ile aralarında akdi ilişki olduğunu yazılı delillerle ispatlayamadığından kendisine yemin delili hatırlatılmıştır. Davacının yemin teklifini kabul eden davalı ... 17/11/2022 tarihli celsede davacı ile aralarında akdi ilişki bulunmadığını ve davacı ile herhangi bir yazışma yapmadığını ifade etmiştir. Bu kapsamda davacının akdi ilişkiyi yemin delili ile de ispatlayamadığı sonucuna varıldığından davalı ...'a yönelik davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın yemin teklifine rağmen davalı ... duruşmaya katılmamış yeminden kaçınmıştır. Bu durumda davacı tarafın davalı Abdullah ile arasındaki eser sözleşmesinin varlığını ispatladığı kanaatine ulaşılmıştır. Taraflar arasında sözlü eser sözleşmesinin varlığı ispatlandığından davacının yaptığı işin kapsamı ve bedelinin tespiti için keşfe gidilmiş tanıklar dinlenmiştir. TBK'nın 481. maddesi uyarınca işin yapıldığı yılın mahalli piyasa rayicine göre hesaplanarak iş bedelinin belirlenmesi gerekir. Bu durumda tanık beyanlarına göre işin yapıldığı 2019 yılı itibariyle davacı tarafından yapılan işlerin mahalli rayiçlerinin bedelinin 298.891,96 TL olduğu bu kapsamda düzenlenen bilirkişi raporunun olayın oluşuna uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı taraf keşif mahallinde görülen tadilatların kendisi tarafından yapıldığını iddia etmiş ise de; yapılan iş ile keşif tarihi arasında uzun zaman olduğu, davacının kendi tanıkları ile de sadece 21.10.2025 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen kısımların davacı tarafından yapıldığının beyan edildiği, keşif gün ve saatinde bile davaya konu taşınmazın yeni sahipleri tarafından bir kısım tadilatların yapılmaya devam ettiği hususları bir arada değerlendirilmiş ve davacının davasının kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının Davasının Kısmen Kabulü İle; -298.891,96 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE -Davacının davalı ...'a yönelik davasının ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 20.417,30 TL karar ve ilam harcından, peşin ve tamamlama harcı ile birlikte 13.168,68 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.248,62 TL eksik harcın davalı ...'dan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan 13.168,68 TL harç giderinin davalı ...'dan alınarak alınarak davacıya VERİLMESİNE 4-Davacı tarafından yapılan 4.415,90 TL harç gideri ve 10.446,30 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 14.862,20 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre hesaplanan 5.929,60 TL 'nin davalı ...'dan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davalı ... tarafından yapılan 37,00 TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre hesaplanan 22,23 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı taraf, kendini vekille temsil ettiğinden, A.A.Ü.T.'ne göre tayin ve taktir olunan 47.822,71 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davalı taraf, kendini vekille temsil ettiğinden, A.A.Ü.T.'ne göre tayin ve taktir olunan 47.822,71 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE, 8-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.20/11/2025

Katip Hakim

Atıf: Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/388, K. 2025/775, T. 20.11.2025, www.arakarar.com/karar/konya-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-388-e-2025-775-k-69615e7f8926