İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/441 E. 2025/89 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/441
- Karar No
- 2025/89
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : Esas KARAR NO : HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI :... (T.C. ...) ... DAVALI :... - ... VEKİLLERİ :Av. ... - [ Av. ... - [ DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/04/2024 KARAR TARİHİ : 29/01/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 30/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen yıkıcı deprem sonrasında Başharık Mah. Alperen Sk. Bünyan Apt. No:... Battalgazi/Malatya ev adresinde ve bu adrese ait ortak alanlarda hasarlar oluştuğunu, deprem sonrasında davacı tarafça 11/10/2023 tarihinde DASK'a hasar bildiriminde bulunulduğunu, bu bildirim sonrasında DASK tarafından dava konusu eve hasar dosyasının oluşturulduğunu ve eksper raporu alındığını, eksper raporu sonucunda 33.930,00 TL ve 2.645,00 TL tazminat ödemesinin tarafına yapıldığını, sonrasında ortak alanlarda meydana gelen hasarlar içinde hasar dosyası oluşturulduğu ve ekser raporu alındığı, bu rapor sonucunda her 8 daire için 41.099,90'er TL ödeme yapılacağının belirtildiğini, binada yaşayan diğer sakinler buna ilişkin ödemeyi alırken, davacının tarafına tazminat ödemesinin yapılmadığını, tazminat ödemesinin yapılmadığına ilişkin DASK'a defalarca kez başvurduğunu fakat yinede sonuç alamadığını, izah edilen nedenlerden dolayı fazla ilişkin hakları saklı kalmak üzere 41.099,00 TL tazminatın faiziyle birlikte tarafına ödenmesini, yargılamaya giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili kurum bir ticari işletme olmadığı için, Kuruma karşı açılacak davalar hiçbir zaman nisbi ticari dava niteliğinde olamaz. Keza Kuruma karşı açılacak davalar ikinci tür ticari davalardan da olmadığını, Bununla birlikte DASK özel kanun olan Afet Sigortaları Kanunu kapsamında kurulup faaliyet yürüttüğü için Sigortacılık Kanunu hükümlerine tabi olmadığı gibi, TTK hükümlerine de tabi olmadığını, DASK bir sigorta şirketi olmadığından ve dolayısıyla faaliyette bulunmak üzere ruhsatı da mevcut olmadığından, TTK m. 1401/2 uyarınca TTK hükümlerine tabi değildir. DASK ile girilen hukuki ilişkilerden doğan uyuşmazlıklar hakkında Afet Sigortaları Kanunu ve diğer ikincil mevzuat uygulama alanı bulunduğunu, Dolayısıyla DASK’a karşı açılan davalar TTK’da öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları niteliğinde olmadığından ticari dava olmadığını, açıklanan nedenlerden dolayı davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğini, Dava konusu meskene ilişkin tapu kaydında herhangi bir rehin alacaklısının yer alıp almadığı hususu araştırılmalıdır. Davacının, sigorta poliçesinden kaynaklanan hasar tazminatı alacağı yönünden talepte bulunabilmesi için öncelikle rehin alacaklısının Türk Medeni Kanunu’nun 879. maddesi uyarınca bu konuda açık ve yazılı muvafakat vermesi gerektiğini, Rehin alacaklısının açık ve yazılı muvafakat vermemesi halinde işbu davanın usulden reddi gerektiğini, Husumete ilişkin itirazlarımız doğrultusunda işbu davanın aktif husumet yokluğundan dolayı usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, Davacının davaya konu meskenin brüt yüzölçümü, yapı tarzı, adresi, geçmiş depremlerde hasar durumuna ilişkin kasti beyan yükümlülüğüne uygun davranıp davranmadığı hususu araştırılması gerektiğini, Davacıların beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığının tespiti durumunda sigortalının beyan yükümlülüğüne aykırı davranışından dolayı işbu davanın usulden reddi gerektiğini, Davaya konu talepler kısmi dava olarak ileri sürülmediğini, Davanın bu gerekçeyle de reddini talep ettiklerini,Dava dilekçesinde tüm talepler kısmi olarak ileri sürülmüştür. Belirsiz alacak davası olduğuna dair herhangi bir beyan ve iddia bulunmadığını, Ayrıca davacı vekili deprem sebebiyle talep ettiği hasar bedeli miktarını gerek müvekkil kuruma yapmış olduğu hasar ihbarında; gerekse işbu dava dilekçesinde açıkça belirtmiştir. Hasar miktarları belli/belirlenebilir iken kısmi olarak dava ikame etmesinde hukuki yarar yoktur. Müvekkili Kurumunun mezkur hasardan kaynaklı başkaca sorumluluğu bulunmadığını, Kabul anlamına gelmemekle birlikte poliçe teminat limiti, muafiyet tutarı ve yapılan ödemeler gözetilerek değerlendirme yapılmasını talep ettiklerini, Davacının talebine ilişkin sigorta kapsamı ve teminat dışı kaldığı hallerin mevcut olup olmadığının araştırılması, bu hallerin mevcut olması halinde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacının iddia ve taleplerinin incelenmesi, ihtilaf bakımından sağlıklı yargılamanın yapılabilmesi için bilirkişi heyeti oluşturularak heyette Jeoloji mühendisi, inşaat mühendisi ve sigorta eksperlerine yer verilmesi ve yine söz konusu dairede keşif de yapılmak suretiyle rapor alınması elzemdir. Beyan yükümlülüğüne aykırılıktan dolayı tazminattan en az %50 oranında indirim yapılması gerekmektedir. Müvekkil kurum aleyhine tazminat hesaplaması yoluna gidilmesi durumunda dahi; sigortalanan meskenin doğru brüt yüzölçümünün ve yapı tarzının vb. hususların tespiti yapılmalıdır. Bu doğrultuda eksik/aşkın sigorta hükümleri uygulanarak sigorta bedeli hesaplanmalıdır. Kesinlikle davayı kabul anlamına gelmemek ve yukarıdaki itirazlarımız saklı kalmakla birlikte; Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayınlanan bina aşınma payı oranının sigorta bedeli üzerinden muafiyet uygulandıktan sonra tenzil edilmesi gerekmektedir. Müvekkil Kurum temerrüde düşmediği için faiz talebinin reddi gerekmektedir. Müvekkil Kurum ve gelirleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır. Davacı vekilinin müvekkil kuruma yapmış olduğu huzurdaki haksız, usul ve yasaya aykırı davanın usulden reddini, Aksi takdirde haksız ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikteki talebinin esastan reddini, Yargılama masraf ve vekâlet ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE Dava, Davacının 06/02/2023 tarihinde meydana gelen deprem nedeniyle Başharık Mah. Alperen Sok. Bünyan Apt. No:... Battalgazi/Malatya adresindeki evinde meydana gelen hasar nedeniyle ortak alanda oluşan zarar iddiasından kaynaklı davalıdan tazminat alacağı olup olmadığı alacaklı ise miktarı hususlarına ilişkindir. Yeşilyurt Tapu Müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevap verildiği ilgili evrakın dosya arasına alınmış olduğu görülmüştür. Bünyan Asliye Hukuk Mahkemesinin ... sayılı kararı ile dosyanın görevsizlikle mahkememize gönderilmiş olduğu görülmüştür. Davanın konusu TTK 4. maddesinde düzenlenmiş mutlak ticari davalardan değildir. Ortada her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili nispi ticari dava da yoktur. Mahkemenin görevli olması HMK'nun 114/1-c. maddesi gereğince bir dava şartıdır ve 115. maddesi gereğince de mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. 28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) 2. maddesinde kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlenme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nin... sayılı ilamında “…Davacı Vekili; müvekkilinin Adıyaman İli, Samsat İlçesi, Yenisamsat mahallesinde bulunan 397 ada 3 parsel numaralı taşınmazın maliki olduğunu, müvekkilinin bu taşınmazının 43825259 numaralı zorunlu deprem sigortası poliçesi ile sigortalandığını…..Dava, sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir…. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3. maddesinin 1/L bendinde Tüketici İşlemi "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" şeklinde tanımlanmıştır. Bu madde hükmüne göre davacı ile davalı şirket arasında düzenlenen sigorta sözleşmesi tüketici işlemi niteliğindedir. Bu durumda uyuşmazlığın çözümü Tüketici Mahkemelerinin görevi içerisindedir…” denildiği görülmüş olup iş bu davamızda da sözleşme konusu taşınmazın konut olması nedeni ile taraflar arasındaki sözleşmenin tüketici işlemi olmasından kaynaklı Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılarak görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir. Mahkememizce açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş, HMK'nun 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli Tüketici Mahkemesine gönderilmesine hükmedilmiş, HMK'nun 331/2. maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra Tüketici Mahkemesinde davaya devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Tüketici Mahkemesince hükmedileceğinden bu aşamada yargılama harç ve giderlerine hükmedilmemiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-HMK 114/c maddesi uyarınca görev hususu dava şartı olduğundan, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USÛLDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştiğinde 2 haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın HMK'nun 20. maddesi uyarınca görevli Kayseri Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesi için Tevzi Bürosuna tevdiine, 2-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Tüketici Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Mahkememsinde Mahkemesince hükmedileceğinden bu konuda HMK 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, 3-Görevsizlik kararından sonra dosyanın Tüketici Mahkemesine gönderilmemesi halinde mahkememizce verilecek ek karar ile yargılama harç ve giderleri konusunun karara bağlanmasına, Dair, davacı asilin yüzüne karşı , davalı tarafın yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.29/01/2025 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır