İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/892 E. 2025/313 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/892
- Karar No
- 2025/313
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO : ... HAKİM : *** KATİP : *** DAVACI : *** VEKİLİ : Av. DAVALI :*** UETS VEKİLİ : Av. DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : *** KARAR TARİHİ :*** KARAR YAZIM TARİHİ : *** Mahkememize açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili şirket arasında 03.03.2023 tarihinde ikinci el makina satış sözleşmesi yapıldığını, sözleşme gereğince söz konusu makinelerin sözleşmenin yapılmasından itibaren 10 gün içinde davalıya teslim edileceğinin kararlaştırıldığını ancak davalının sözleşmede belirtilen süreyi aştığını, teslim ve kurulumun kendisine ait olmasına rağmen makineleri geç aldığını, taraflar arasında düzenlenen sözleşme gereği söz konusu 2.200.000,00-TL borcun 2.130.000,00-TL'sinin ödendiğini, 70.000,00-TL tutarındaki bakiyesinin ödenmediğini, ayrıca sözleşmede belirtildiği şekilde ödeme yapılmadığını, bakiye ücret ile ilgili Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün *** esas sayılı dosyası ilamsız takibe geçildiğini ancak davalı tarafından kötü niyetli olarak takibe itiraz edildiğini, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alamadıklarından bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla borçlunun icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde: öncelikle görev, yetki, zamanaşımı, hak düşürücü süre, taraf ehliyeti, hukuki yarar yokluğu, usulsüz tebligat, işbölümü, derdestlik, kesin hüküm, yargı yolu, husumet itirazlarının bulunduğunu, hem icra müdürlüğünün hem de mahkemenin yetkisine itirazlarının bulunduğunu, yetkili icra müdürlüğünün ve mahkemelerin Kahramankazan icra dairelerin ve mahkemeleri olduğunu, davanın taraflar arasındaki cari hesap sözleşmesine dayandığını, müvekkili tarafından ödenmesi gereken tüm miktarların ödendiğini, davacı tarafın takibe konu ettiği miktarı da ödediğini, yapılan icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin toplam 2.330.000,00-TL ödeme yaptığını, bu durumun davacı tarafın da kabulünde olduğunu, müvekkilinin takibe itirazının haklı olduğunu, öncelikle usuli itirazları nazara alınarak davanın usulden reddine, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasının uyap kayıtları, taraflar arasında düzenlenen 03/03/2023 tarihli satış sözleşmesi, tarafların ticari defter kayıtları ve tüm deliller toplanmış, bilirkişiden ayrıntılı rapor alınmıştır. Dosyaya mübrez 26/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davalı defterlerinin Vergi Usul Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'na uygun olarak açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı ve kağıt ortamında tutulduğu, sahibi lehine delil olma özelliğini taşıdığı, davacı defterlerinin USB bellek üzerinden incelenmesi ve kısıtlı veri olması nedenleriyle Vergi Usul Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'na uygun olarak açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapılıp yapılmadığının tespit edilemediği, defter beratlarının GİB'deki ile aynı olup olmadığının bilirkişi tarafından sorgulama yapılması için elektronik olarak bir uygulama olmadığından teyit imkanı olmadığı, davacının adresinde bir bilirkişiye dosyanın verilmesi durumunda bu tespitlerin yapılabileceği, davacı ve davalı arasında düzenlenmiş olan 26/05/2023 tarihli 200.000,00-TL (kdv dahil) tutarlı satış teklifinin, davalıya 30/05/2023 tarih ....13 sayılı fatura düzenlendiği ve davalı tarafından davacıya 30/08/2023 vadeli 30999778 numaralı 200.000,00-TL tutarlı çek verildiği, dolayısıyla bu satış teklifinin yapıldığı ve ihtilafa konu olmadığı, davacı ve davalı arasında başka bir satış sözleşmesi vb. olmadığı, dava konusu 03/03/2023 tarihli satış sözleşmesi içeriği mal ve hizmetlerin 23/05/2023 tarihli ...12 numaralı e-fatura ve 1.020.000,00-TL fark olduğu, davalının 950.000,00-TL'sini tespitlerde açıklandığı şekilde ödediği ve kalan borcun 70.000,00-TL olarak hesaplandığı, davacı tarafından düzenlenen iki adet faturanın davacı ve davalı kayıtlarında yer aldığı ve davalının TTK'ya uygun bir yöntem ile e-fatura portal üzerinden ret yada itiraz yapılmadığı, noter kanalı yada başka bir yolla itirazına ilişkin dava dosyasına belge sunulmadığı, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 70.000,00-TL alacaklı olduğu ve alacak talebi ile uyumlu olduğu, davacı alacağına faiz hesaplanmasının mahkemenin takdirinde olduğu, hesaplanmasına karar verilirse nitelikli hesaplama uzmanı tarafından hesaplama yapılması gerektiği yönünde görüş bildirmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, makine satım sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219, 223). Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir. Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur. HMK’nun "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. maddesi; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklindedir. 7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK'nun 222/1). Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK'nun 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK'nun 222/4). Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, 28/05/2009 gün ve 2008/10995 Esas, 2009/5037 Karar sayılı ilamı). Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasında: alacaklının *** ... Ltd. Şti., borçlunun *** İnşaat Turizm ... Ltd. Şti. olduğu, 70.000,00-TL toplam alacak üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, eldeki davanın yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında 03/03/2023 tarihli satım sözleşmesinin yapıldığı, davacının davalıya sözleşmede 14 kalem olarak yazılı makinelerin 2.200,000,00-TL karşılığında satışını üstlendiği, dava dilekçesinde bu bedelin 2.130.000,00-TL'sinin ödendiğini, bakiye 70.000,00-TL'sinin ise ödenmediğini iddia ettiği, davalının ise cevap dilekçesinde satıma konu tüm borcun ödendiğini, davacının bahsettiği 30/08/2023 tarihli, 200.000,00-TL tutarlı, 3099778 seri numaralı çek ile yapılan ödemenin de takibe konu sözleşme nedeni ile yapılan bir ödeme olduğunu, bu ödemenin de 29/05/2023 tarihinde davacının kayıtlarına girdiğini, bu ödemenin icra takibine konu edilmeyen cari hesap borcu ile ilgisinin bulunmadığını, bu nedenle açılan davanın reddi gerektiğini savunduğu anlaşılmaktadır. Davalı borca itiraz dilekçesinde ve cevap dilekçesinde yetki ilk itirazında bulunmuştur. Taraflar arasında düzenlenen 03/03/2023 tarihli sözleşmenin 11. maddesinde Kayseri mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili olarak belirlendiği, tarafların tacir olması nedeniyle HMK 17. Maddesi hükümleri nazara alındığında yetki sözleşmesi geçerli olduğundan 03/04/2024 tarihli ön inceleme duruşmasında davalının icra dairesinin yetkisine ve mahkememizin yetkisine yapmış olduğu itirazın reddine karar verilmiştir. Tarafların ticari defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişiye inceleme yaptırılmıştır. 26/07/2024 tarihli bilirkişi raporuna göre davacı tarafından davalıya 23/05/2023 tarihli ve *** numaralı fatura ile 30/05/2023 tarihli ve *** numaralı faturaların düzenlendiği, 03/03/2023 tarihli satış sözleşmesine konu makinaların 23/05/2023 tarihinde KDV dahil 1.180.000,00-TL olarak fatura edildiği, kalan 1.020.000,00-TL'nin ise faturalandırma dışı bırakıldığı, ancak gerek takipte 03/03/2023 tarihli sözleşmeye dayanılması, gerekse sözleşme bedelinin 2.200.000,00-TL olduğu hususunun davalının kabulünde olması nedeniyle davacının sözleşmeden kaynaklı alacağının 2.200.000,00-TL olarak kabulünün gerektiği, taraflar arasında 26/05/2023 tarihli ve KDV dahil 200.000,00-TL tutarlı satış teklifinin davalıya 30/05/2023 tarihli ve *** numaralı fatura olarak düzenlendiği, davalının davacıya ihtilaf konusu olmayan 2.130.000,00-TL ödeme yaptığı, bunun dışında her ne kadar davalı *** seri numaralı, 30/08/2023 tarihli ve 200.000,00-TL bedelli çek ile yapılan ödemenin de 03/03/2023 tarihli sözleşmeye ilişkin olduğunu savunmuş ise de TBK 101/2 maddesine göre borçlunun hangi borç için ödeme yaptığına dair bildirimde bulunmaması halinde ödemenin alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılacağı, davacının cari hesap ekstresinde verilen çekin *** numaralı ve 26.05.2023 tarihli satış teklif formuna dayandırıldığı, bu satış teklif formuna istinaden de 30/05/2023 tarihli faturanın (fatura içeriği ürün satış teklif formuna konu ürünle örtüşmektedir) düzenlendiği, davalının ise ödemenin 03/03/2023 tarihli satış sözleşmesine konu borç için yapıldığı hususunda yazılı delil sunamadığı, cevap dilekçesinde yemin deliline de dayanmadığı, bu nedenle takip tarihi itibariyle davacının davalıdan sözleşmeden kaynaklı olarak 70.000,00-TL alacaklı olduğu hususunda vicdani kanaat oluşmuş olup açılan davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı ödeme emrinde yıllık %16,75 oranında faiz talep etmiş olup değişen oranlarda avans faizi talep etmemiştir. Bu nedenle mahkememizce hüküm kurulurken taleple bağlı kalınarak ödeme emrinde yazılı olan tutara takip tarihinden tahsil tarihine kadar yıllık %16,75 oranını geçmemek üzere ticari avans faizi işletilmesine karar verilmiştir. Davacı taraf dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. İİK'nun 67/1. maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Takibe konu edilen alacak taraflar arasındaki alım satıma dayalı ticari ilişki nedeniyle taraflar arasındaki icra takibinden, tarafların ticari defter ve kayıtlardan tespiti ve hesabı mümkün olduğundan ve davacının davalıdan alacaklı olduğu da sabit olduğundan alacağın likit ve belirlenebilir olduğu görülmekle itiraza konu alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KABULÜ ile, 1-Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasında davalının yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 70.000,00-TL üzerinden kaldığı yerden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar yıllık %16,75 oranını geçmemek üzere ticari avans faizi işletilmesine, 2-İİK'nın 67/2. maddesi gereği takip tutarının %20'si oranındaki (14.000-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 4.781,70-TL ilam harcından, tahsil edilen 2.390,86-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 2.390,84-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafın yaptığı 885,25-TL başvurma harcı, 2.390,86-TL peşin harç, 2.000,00-TL bilirkişi ücreti, 584,00-TL posta ücreti olmak üzere toplam 5.860,11-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/04/2025 Katip *** e-imzalı Hakim *** e-imzalı