İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/891 E. 2025/406 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/891
Karar No
2025/406
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - *** T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : *** KARAR NO : *** HAKİM : *** KATİP : *** DAVACI : *** VEKİLİ : Av. DAVALI : 1- *** VEKİLİ : Av. DAVALI : 2- *** VEKİLİ : Av. DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : *** KARAR TARİHİ : *** KARAR YAZIM TARİHİ : *** Mahkememize açılan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... şirketi adına kayıtlı 50 ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası neticesinde tamir için müvekkili şirketin Kayseri’de bulunan yetkili servis şubesine çekici ile getirildiğini, müvekkilinin Kayseri şubesinde davalı şirket aracının tamir ve onarımının yapıldığını ancak fatura bedelinin davalılar tarafından ödenmediğini, davalının faturaya bir itirazının da bulunmadığını, yaptıkları arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alamadıklarından bahisle öncelikle müvekkilinin alacağına kavuşamadığından ve alacağını yargılama sonuna kadar tahsil etme kabiliyeti kalmama ihtimali bulunduğundan davalılar hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile 37.922,36-TL tutarındaki fatura bedelinin fatura tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı ...Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle: haksız ve mesnetsiz davanın reddinin gerektiğini, davanın yetkili ve görevli mahkemede açılmadığını, müvekkili şirketin adresinin *** / İstanbul olması nedeniyle yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında hiç bir hukuki ilişki bulunmadığını, diğer davalı ... şirketi ile müvekkili arasında sigortacı - sigorta ettiren ilişkisi bulunduğunu, husumet nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, arabuluculuk başvurusu yapılmadan açılan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, 50 ... plakalı araç için müvekkili şirket nezdinde 14/10/2022-14/10/2023 vadeli *** numaralı Volkswagen Kasko Sigorta Poliçesi bulunduğunu ancak poliçenin mevcut olmasının teminatın tamamen ve otomatik ödeneceği anlamına gelmediğini, davacının dava ehliyetinin bulunmadığını, işin esasına girilmeden davanın reddinin gerektiğini, davacının ihtiyati tedbir ve haciz taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, şartlarının oluşmadığını, huzurdaki davanın işin esasına girilmeksizin usulden reddine, esasa girilmesi halinde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Fabrikası ... Ltd. Şti. süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLER: Kasko poliçesi, sigorta bilgi ve gözetim merkezi kayıtları, vergi dairesi kayıtları, davacı tarafça davalı sigorta şirketi adına düzenlenen fatura örneği, arabuluculuk son tutanağının örneği ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, makine mühendisi bilirkişiden ve mali müşavir bilirkişiden ayrı ayrı raporlar alınmıştır. Mali müşavir bilirkişi tarafından sunulan 03/10/2024 tarihli raporda: dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerle davacı şirketten temin edilen davalı sigorta şirketi ile olan ticari ilişkileri gösteren muavin defter kaydının incelenmesi sonucunda; dosyadaki ekspertiz raporunda dava konusu aracın hasar bedelinin; malzeme, işçilik ve ekspertiz ücreti olarak 36.519,16-TL olarak tespit edildiği, davacı tarafça davalı sigorta şirketine 27/12/2022 tarihli ***. numaralı ve 37.922,36-TL bedelli faturanın düzenlendiği, söz konusu faturanın davacının davalı ile ticari ilişkilerine gösteren muavin defter kaydında davalıdan alacak olarak kaydedildiği, davalılardan ... Fabrikası tarafından herhangi bir ticari defter sunulmadığı, zaten faturanın da davalılardan sigorta şirketine keşide edilmiş olması nedeniyle diğer davalı *** Fabrikasında bu faturanın kayıtlı olacağının beklenemeyeceği, davacının davalı ile ticari ilişkilerine gösteren muavin defter kaydında dava konusu faturaya dayalı herhangi bir tahsilat tespit edilemediği, davalı tarafça da herhangi bir ödeme iddiasında bulunulmadığı görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir. Makine mühendisi bilirkişiden alınan 16/02/2025 tarihli raporda: dosyada mevcut davacının iddiası, davalının savunması, trafik kazası tespit tutanağı, sigorta bilgi gözetim merkezi kayıtları ve tüm dosya kapsamı kül halinde incelendiğinde meydana gelen trafik kazası sonrasında; davacı şirket tarafından, gerçekleşen trafik kazası sonrası 50 ... plakalı aracın hasar onarımlarının yapıldığının sabit olduğu, onarımların akabinde davalı sigorta firmasına fatura edildiği, ancak ödemenin alınmadığı, 50 ... plakalı araç için düzenlenen 03/01/2023 tarihli fatura tutarının, faturanın kesildiği tarih itibarıyla piyasa rayiçlerine uygun olduğu, dava konusu 50 ... plakalı 2022 model *** aracın hasarın 17/12/2022 tarihli trafik kazası ile uyumlu olduğunun dosyada mevcut resimler ile sabit olduğu ve iskontalar yapıldığı ve KDV dahil toplam 37.922,36-TL olduğu, ayrıca davalı sigorta firmasının cevap dilekçesinde söz konusu hasar ve onarım bedelleri ile ilgili herhangi bir itirazının olmadığı, değişen parçalar ile yapılan işçiliklerin de meydana gelen kaza ile uyumlu olduğu kanaatinde olduğunu bildirmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, meydana gelen kaza neticesinde davacının aracında oluşan hasarın onarımı için yapılan masrafın aracın maliki ve kasko sigortacısı olan davalılardan tahsili talebine ilişkindir. Davalı ...Sigorta Şirketi, 50 ... plakalı aracın kasko sigortacısı olup 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1401. Maddesinde Sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. 6102 sayılı TTK 1409. maddesinin 1. fıkrası gereği sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan gerçek zararı gidermekle yükümlüdür. Teoride tazminat prensibi olarak bilinen ilkeye göre sigortanın amacı sigortalıyı rizikonun gerçekleşmesi durumundaki hasarını karşılayarak önceki mali durumuna getirmektir. Tazminat prensibine göre sigorta kar amacıyla yapılamaz ve sigorta sayesinde haksız kazanç elde edilemez. Sigorta sözleşmesinin amacı meydana gelebilecek hasarı tazmin etmektir. Sigortacı sigorta konusu menfaate ve hasarın büyüklüğüne bağlı olarak tazminat ödeme yükümlülüğünü nakit ödeme, tamir, yerine koyma ve yenileme gibi faklı biçimlerde yerine getirebilir. Davacı, davalıya ait aracı tamir etmiş olup davalı kasko şirketinin bu tamirat karşılığı diğer davalıya ait ödeme edimini kasko sigorta sözleşmesi kapsamında ödemeyi taahüt ettiği, davalılar arasında tam üçüncü kişi yararına sözleşme yapıldığı sabittir. Üçüncü kişi yararına sözleşme Türk Borçlar Kanununun 129’uncu maddesinde düzenlenmiştir. Bir sözleşmede ifanın taraflarca üçüncü kişiye yapılmasının kararlaştırılmasına, üçüncü kişi yararına sözleşme denir. Burada sözleşmenin alacaklı ve borçlu tarafı, sözleşmeye taraf olmayan üçüncü kişi yararına bir edim kararlaştırmaktadır. Üçüncü kişi yararına sözleşmede sözleşmenin taraflarından biri, borçlu; diğer tarafa, alacaklıya, üçüncü kişi yararına bir edimde bulunmayı üstlenmektedir. Üçüncü kişi yararına sözleşme, eksik üçüncü kişi yararına sözleşme ve tam üçüncü kişi yararına sözleşme olmak üzere ikiye ayrılır. Eksik üçüncü kişi yararına sözleşme Türk Borçlar Kanununun 129/1’inci maddesinde düzenlenmiştir. Bu tür sözleşmeden yalnız vaad ettiren lehine bir alacak hakkı doğar; bundan üçüncü kişi yararına doğrudan doğruya bir alacak hakkı doğmaz. Bu sözleşme ile üçüncü kişi sadece vaad eden tarafından teklif edilen ifayı kabul yetkisine sahip olup, buna karşılık ondan borcun ifasını isteme hakkına sahip değildir. Eksik üçüncü kişi yararına sözleşmede borcun üçüncü kişiye ifasını talep, vaad ettirene aittir. Bu tür sözleşmelerden yalnız vaad ettiren lehine alacak hakkı doğar. Eksik üçüncü kişi yararına sözleşmede üçüncü kişi gerçek anlamda alacaklı değil, sadece borçlanılan edimin lehdarı, yapılacak ifanın muhatabıdır. Alacak nedeniyle vaad edene karşı dava açma hakkı vaad ettirene aittir. Vaad eden borcu ifa etmediği takdirde vaad ettiren bundan doğan zararın tazminini bizzat talep ve dava edebilir. Buna karşılık borcun ifa edilmemesinden vaad ettiren değil de üçüncü kişi bir zarara uğramışsa, vaad ettiren vaad eden aleyhine üçüncü kişinin uğradığı zararı tazmin etmesi için de dava açabilir. Tam üçüncü kişi yararına sözleşme Türk Borçlar Kanunun 129/2’inci maddesinde düzenlenmiştir. Üçüncü kişinin vaad edilen edimin ifasını talep yetkisinin; sahip olduğu sözleşmeye tam üçüncü kişi yararına sözleşme denir. Burada üçüncü kişi sözleşmeye taraf olarak katılamamakla birlikte sözleşmenin kurulmasıyla alacağı doğrudan doğruya ve aslen kazanmakta, vaad edenden borcun ifasını tek başına hem talep hem de sunulan ifayı kabul hakkına sahip bulunmaktadır. Türk Borçlar Kanunun 129/2’inci maddesinde öngörülen hükme göre, üçüncü kişi veya halefleri, iki tarafın amacına veya örf ve adete uygun düştüğü takdirde borcun ifasını şahsen, yani vaad ettirenden bağımsız olarak isteyebilir. Kanun hükümlerine dayanan tam 3. Kişi yararına sözleşmelere örnek olarak işçiler lehine yapılmış sigorta sözleşmeleri, hayat ve kaza sigortaları, kara yolları mali sorumluluk sigortası başkasına ait mal sigortası gösterilebilir. Tam üçüncü kişi yararına sözleşmede borçlu, vaad edendir. Burada borç, vaad ettiren ile vaad eden arasında yapılan sözleşmeden doğmaktadır. Bu nedenle borçlu (vaad eden), bu sözleşmeye dayanarak ifayı isteyen üçüncü kişiye karşı kendisiyle vaad ettiren arasındaki sözleşme ilişkisinden doğan her türlü itiraz ve defi ileri sürebilir. Aynı şekilde vaad eden borçlu, üçüncü kişiye karşı kişisel olarak sahip bulunduğu def’ileri de ileri sürebilir. Bununla birlikte tam üçüncü kişi yararına sözleşmelerde borçlu, üçüncü kişiye hiç veya gereği gibi ifada bulunmazsa, vaat ettiren bu yüzden uğradığı zararın tazmin edilmesini, üçüncü kişiden bağımsız olarak veya onun yanında talep edebilir (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 18. Baskı, s:1150) Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı ......Ltd.Şti ile diğer davalı ...Sigorta şirketi arasında *** poliçe numaralı, 14/10/2022-14/10/2023 tarihlerini kapsayan genişletilmiş kasko poliçesi düzenlendiği, sigorta sözleşmesinin konusu olan davalıya ait 50 ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle hasarlanması nedeniyle davacıya ait servise getirildiği, davacı tarafından aracın onarımına ilişkin 27/12/2022 tarihli, 37.922,36-TL bedelli faturanın tanzim edildiği, davacının ilgili fatura bedelinin ödenmediğinden bahisle eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Davalı sigorta şirketi görev ve yetki itirazında bulunmuştur. TTK 4/1-a maddesi uyarınca sigorta hukukundan kaynaklı davanın mutlak ticari davalardan olması nedeniyle mahkememiz davaya bakmakla görevlidir. Yetki itirazı yönünden ise araç onarım sözleşmesinden kaynaklı alacağa dair açılan davada davalılardan .....Ltd.Şti'nin yerleşim yerinin Kayseri olduğu anlaşılmaktadır. HMK 7/1 maddesi uyarınca aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan davalılardan birinin yerleşim yerinde davanın açılması yeterli olduğundan davalı sigorta şirketi vekilinin yetki itirazının reddine karar vermek gerekmiş ve işin esastan incelenmesine geçilmiştir. Kasko poliçesinde Türkiye *** Bankası *** lehine rehin kaydı var ise de bu kayıt yalnızca sigortalının sigortacıya karşı açacağı davalarda husumet konusunu gündeme getirecek olup poliçe ilişkisinin dışındaki davacı yönünden dava açılmasına engel olmayacaktır. Davalılar arasındaki sigorta sözleşmesi tam üçüncü kişi yararına sözleşme niteliğinde olup davacı bu sözleşmeden kaynaklı talep hakkını TBK 129/2 maddesi uyarınca vaad eden ve vaad ettirene karşı birlikte ileri sürebilecektir. Somut olayda da bu şekilde olmuştur. Alınan mali müşavir ve makine mühendisi bilirkişi raporlarına göre 27/12/2022 tarihli, 37.922,36-TL bedelli faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalılarca her hangi bir ödeme yapılmadığı, kasko poliçesinin 2. Maddesinde muafiyet şartı düzenlenmiş ise de sigortalı aracın daha önceden pert total işlemine tabi tutulduğuna dair kayıt bulunmadığından muafiyet tenzili yapılmasının mümkün olmadığı, fatura davalı sigorta şirketi aleyhine düzenlenmiş ise de davalı araç malikinin sırf bu nedenle fatura bedelini ödemekten kurtulamayacağı, sigorta sözleşmesinin tarafı olmayan üçüncü kişi konumundaki davacının aracı kendisine teslim eden araç maliki davalıdan aracın onarımına ilişkin eser sözleşmesine dayanarak talepte bulunabileceği, davacının zararı hem araç malikinden hem de kasko şirketinden talep etme hakkı bulunduğu, düzenlenen faturadaki tutarın 17/12/2022 tarihli trafik kazası ile uyumlu olup değişen parçalar ve işçiliklerin meydana gelen kaza ile uygun olduğu, öte yandan davalıların hasar ve onarım bedellerine her hangi bir itirazlarının da bulunmadığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Taraflar tacir olup işin ticari işletme ile ilgili bulunduğu hususunda şüphe bulunmamaktadır. Davacı dava dilekçesinde ticari avans faizi talep etmiş ancak dava tarihinden evvel davalıları temerrüde düşürmemiştir. Bu nedenle hesap edilen 37.992,36-TL'nin dava tarihi olan 02/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine dair aşağıdaki hükmün tesisi uygun görülmüştür. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KABULÜ ile, 1-37.992,36-TL alacağın dava tarihi olan 02/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 2.595,26-TL ilam harcından, tahsil edilen 647,62-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 1.947,64-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafın yaptığı 269,85-TL başvurma harcı, 647,62-TL peşin harç, 444,60-TL ihtiyati haciz harcı, 5.000,00-TL bilirkişi ücreti, 131,75-TL posta ücreti olmak üzere toplam 6.493,82-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine, Dair, davacı vekili ile davalı ... ... Ltd. Şti. vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda HMK'nun 341/2. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/04/2025 Katip *** e-imzalı Hakim *** e-imzalı

Atıf: Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/891, K. 2025/406, T. 30.04.2025, www.arakarar.com/karar/kayseri-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-891-e-2025-406-k-ad6af8f74fca