İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/295 E. 2025/317 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/295
- Karar No
- 2025/317
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/295 Esas KARAR NO :2025/317 DAVA:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:29/04/2025 KARAR TARİHİ:05/05/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... dava dışı ... San Ve Tic. A.Ş yetkilisi olup diğer davacı ... ile birlikte yürüteceklerini kararlaştırdıkları ve Sermaye Piyasaları mevzuatına göre davalı ... A.Ş'nin ... bankasına dönüşmesi 'ne ilişkin 04.02.2020 tarihli danışmanlık sözleşmesi imzaladıklarını, iş bu danışmalık sözleşmesi incelendiğinde müvekkillerinin, sözleşmede iş sahibi olan davalı şirketin ... bankasına dönüşmesi sürecinde ilgili görüşmeler ve tüm organizasyonlar da dahil olmak üzere tüm süreci ilerletmekle yükümlü olduklarını ve pek tabii iş sahibi olan davalı şirket de bunun karşılığında müvekkillerine yaptıkları işin karşılığında bir bedel ödeyeceğini, taraflar arasında yapılan mail yazışmaları ile toplantılarda bu bedel " kurulacak şirketin %25'i olarak kararlaştırıldığını, tarafların bu sözleşme gereği emeklerinin karşılığı olarak kendilerine verilecek karşılığı nakit olarak değil hisse olarak belirlemiş olup bu hissenin kendi adlarına değil ... isimli ...'nün kızı adına olması konusunda mutabık kaldıklarını, davalının da bu konuya itiraz etmemiş olduğunu, nakit para vermek yerine bu teklifi kabul ettiğini, tüm görüşmelerin de bu kapsamda yapıldığını, üçüncü kişinin ifayı bizzat isteyemeyeceği, ifanın talebinin yalnızca vaat eden borçlu tarafından istenebileceği hallerde, eksik üçüncü kişi yararına sözleşme söz konusu olduğunu, bu sebeple her ne kadar resmi evraklarda ...'nün adı geçmekte ise de dava konusu olayda eksik 3. Kişi yararına sözleşme olduğundan, talep hakkının da davalılarda olduğunu, Nitekim iş bu Danışmanlık Hizmeti müvekkiller tarafından verildiğini, yani her ne kadar ifa ...'ye yapılabilecek ise de alacak hakkının müvekkillerine ait olacağını, dolayısıyla talep yetkisinin de müvekkillerde olacağını, bu sebepledir ki edimini büyük bir titizlikle yerine getiren davacı müvekkillerine karşı edimini yerine getirmeyen davalı şirketin edimini yerine getirmesi talepli huzurdaki davayı açmak gerektiğini, danışmanlık sözleşmesi, bir şirketin yönetim veya teknik konular hakkında uzman bir bakış açısından tavsiye almayı amaçlayan bir sözleşmesi olduğunu, sözleşmenin, bir şirketin bir uzmana danışmanlık gibi hizmetleri vermesini ve uzmanın da bunları kabul etmesini içerdiğini, müvekkilinin ... her ne kadar sözleşmede adı geçmese de bu konuda pay sahibi olduğuna dair bizzat şirket kurucu ve yetkilisi ... ile yaptığı görüşmeleri ve mail kayıtlarının mevcut olduğunu, her iki davacının da kendilerine ait payın ... 'ye verilmesi konusunda hemfikir kaldığını ve davacılar birlikte işi yürütmüş ve sonuçlanacak hale getirdiklerini, davalı şirketin müvekkillerinin hakkı olan payı vermemek adına ve pay oranlarını değiştirebilmek adına tamamen kötü niyetli bir şekilde bir yıl boyunca bekletilen sermaye bir yıl son yatırılarak pay oranları değiştirildiğini ve müvekkillerinin devre dışı bırakıldığını, bankanın kuruluş iznine ilişkin sürecin, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 27.10.2021 tarihinde karara bağlanmış olduğu dikkate alındığında bu tarihte müvekkillerinin danışmanlık gereği yapabilecekleri bir iş ve işlem kalmamış olduğu gerçeği karşısında sadece sermaye yatırması gerektiği halde yatırmayan davalının sebep olduğu gecikmeden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağının açık olduğunu bildirip, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile, öncelikle müvekkillerinin hakkı olan ... A.Ş şirketine ait ... ... Bankası'nın %25 hissesinin sözleşme gereği ... adına tescili sureti ile aynen ifasına karar verilmesini, Mahkeme aksi kanaatte ise, dava konusu uyuşmazlıkla ilgili olarak, ... A.Ş şirketine ait ... ... Bankası'nın %25 'ine tekabül edecek bedelin nakdi olarak tespiti neticesinde daha sonra arttırılmak üzere şimdilik 50.000,00 TL'nin müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava; davalı şirketin ... bankasına dönüştürülmesi işi için yapılan danışmanlık sözleşmesi gereği alacak talebine ilişkindir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi mahkemelerin görevinin ancak yasa ile belirlenebileceğini ve göreve ilişkin kuralların kamu düzenine ilişkin olduğunu açıkça ifade etmiştir. Kesin yetki halleri de bu çerçevede değerlendirilir. Bu yasal düzenlemeye paralel olarak görev ve kesin yetki halleri dava şartları arasında sayılmıştır .(HMK m.114/1-c ve ç) 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun "Hukuk mahkemelerinin kuruluşu" başlıklı 5. maddesinin 17/4/2013 tarihli ve 6460 sayılı Kanunun 10. maddesiyle değişik beşinci fıkrası hükmüne göre; "İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde hukuk mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır. Özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak, daireler arasındaki iş dağılımı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenebilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır. Daireler, tevzi edilen davalara bakmak zorundadır." Görüldüğü üzere, bu fıkra hükmünde de, açıkça, bir yerdeki birden çok aynı tür mahkeme arasındaki "iş dağılımı"ndan bahsedilmiş; iş dağılımını belirleme yetkisi Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna verilmiş ve dairelerin, belirlenen iş dağılımına göre tevzi edilen davalara bakmak zorunda oldukları hükme bağlanmıştır. Somut olayda dava konusu işin davalı şirketin ... bankasına dönüştürülmesi ile ilgili olması ve talebin bankanın %25 hissesinin intikaline ilişkin olması sebebiyle, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 25/11/2021 tarih ve 1232 sayılı kararına göre eldeki uyuşmazlığın bankalara ilişkin bir uyuşmazlık olduğu kanaatiyle HSK'nın anılan kararına göre asliye ticaret mahkemeleri arasındaki iş dağılımında İstanbul 6.7.8.9. Asliye Ticaret Mahkemelerinin ihtisas mahkemesi olarak iş bu dosyaya bakmaya görevli olduklarından, dosyanın ilgili mahkemelerden birine tevzi edilmek üzere tevzi bürosuna gönderilmesine karar verilmiş ve iş bölümü nedeniyle verilen karar gönderme kararı olup HMK'nın 341. maddesinde belirtilen istinafa tabi nihai karar niteliğinde olmadığından kesin olmak üzere aşağıda belirtildiği şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda belirtilen gerekçeler uyarınca; 1-Dava dosyasının konusu itibariyle ihtisas mahkemesi olan İstanbul 6.7.8.9. Asliye Ticaret Mahkemelerine tevzi edilmek üzere Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na GÖNDERİLMESİNE, 2-Esasın bu şekilde KAPATILMASINA, 3-Harç, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin esas mahkemesinde karara bağlanmasına, Dair, tarafların yokluğunda, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere karar verildi. 05/05/2025 Katip ... Hakim ...