İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/521 E. 2024/892 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/521
- Karar No
- 2024/892
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - *** T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : *** KARAR NO : *** HAKİM : *** KATİP : *** DAVACI : *** VEKİLİ : Av. DAVALI : 1- VEKİLLERİ : Av. Av. DAVALILAR : 2- *** 3- *** VEKİLİ : Av. DAVA : Tazminat ( Trafik Kazasından Kaynaklı Araç Değer Kaybı ve İkame Araç Bedeli) DAVA TARİHİ : *** KARAR TARİHİ : *** GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :*** Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... günü saat 10:50 sıralarında ruhsat sahibi ... olan kaza anında sürücüsü ... olan 34 ... plakalı aracın Kayseri İli, Kocasinan İlçesi Uğurevler Mahallesi, Sivas caddesinden şehir yönüne ilerlediği esnada durması gereken kırmızı ışıkta geçmesi sonucunda; kendisine yeşil ışık yanması sonucunda ilerleyen müvekkiline ait 38 ... plakalı araca asli kusurlu olarak çarpması sonucunda mevcut trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kazada ekspertiz raporunda da tespit edildiği üzere kazanın oluşumunda 34 ... plakalı sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu müvekkiline ait 38 ... plakalı aracın ise hiçbir kusurunun olmadığının tespit edildiğini, müvekkilinin aracının henüz 150.987 km de olduğunu, davalının kusuru sonucunda meydana gelen bu kazadan önce hiçbir parçasının değişmediğini, orijinal olan aracın artık bu kaza sebebiyle aracın ikinci el piyasa rayiç değerinde aşırı düşüş yaşanacağını, müvekkilinin aracında kaza nedeniyle; yetkili serviste aracın birçok kısmında değişim ve onarım yapıldığını, aracın ağır hasar gördüğünü, müvekkiline ait araçta meydana gelen kazada hiçbir kusuru olmadığı halde hasara uğradığını, kazadan sonra müvekkilinin malvarlığının değerinin azaldığını, zira müvekkilinin aracı kaza meydana gelmese piyasa değerinin daha yüksek olacağını piyasa değerinin düştüğünü, zararın tazmin edilmesi gerektiğini, her ne kadar müvekkilinin aracı tamir edilmiş bile olsa tahribatın izlerini taşıdığını, ne kadar iyi onarılmış olursa olsun emsal kaza yapmayan araçlar ile aynı değerlendirilemeyeceğini, davalının araç üzerinde meydana gelen zararları tazmin borcu altında olduğunu, müvekkilinin aracı üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını ve müvekkilinin aracının ne kadar bir değer kaybına uğradığının tespitini istediklerini, müvekkilinin aracını servisten çıkarmak için de çaba sarfettiğini, müvekkilinin aracı 18 gün boyunca sanayi de kaldığını, müvekkilinin ve ailesi bu süre zarfında araçsız kaldıklarından mağdur olduklarını, müvekkilinin aracının zararı için davalı ... Anonim Şirketine karşı başvuru yapıldığını, 9.893,10 TL’lik bir ödeme alındığını yapılan bu ödeme çok düşüp olup zararı karşılamadığından bakiye zararın tahsilini talep ettiklerini, arabuluculuk başvurusunda da anlaşma sağlanamadığını, 38 ... plakalı araç üzerinde kaza nedeniyle meydana gelen değer kaybı İçin ilerde tespit edilecek değere artırılmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00TL’nin kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen akdi faizi ile birlikte tahsiline, sigorta şirketinin limit ile sorumlu tutulmasını, meydana gelen kaza nedeni ile 38 ... plakalı aracın tamirde kaldığı sürece araç yoksunluğu nedeniyle oluşan zarar için ilerde tespit edilen değere artırılmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00TL’nin kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren davalılardan(Sigorta Şirketi hariç) ... ve ... dan müştereken ve müteselsilen akdi faizi ile birlikte tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı meydana gelen trafik kazasında, "müvekkili Hatice'nin tam ve yüzde yüz kusurlu olduğundan hareketle" talepte bulunduğunu, bahsi geçen kaza tespit tutanağı hazırlanırken müvekkilenin hayatında ilk defa kaza yapmış olması ve tecrübesizliği nedeniyle olay anında duyduğu telaş, davacı tarafça suistimal edilerek olaya ilişkin alelacele kaza tutanağı hazırlandığını ve müvekkileye imzalatıldığını, müvekkili Hatice'nin bahsi geçen kazada tam kusurlu değil olmadığını, bahsi geçen kazanın oluşumunda 38 ... plakalı aracı sevk ve idare eden ...'ın da kusuru bulunduğunu, 38 ... plakalı aracı sevk ve idare eden ...'ın kaza anında tedbirsiz, dikkatsiz ve süratli olarak araç kullanmadığını, kusur incelemesi yapılması gerektiğini, davacı yanca talep edilen değer kaybı miktarının faiş olduğunu, davacı yan her ne kadar dava dilekçesinde "38 ... plakalı aracın öncesinde hiçbir hasar kaydı olmadığı, parçalarının tamamen orijinal olduğunu" belirtmiş ise de bu hususun gerçeklerle uyuşmadığını, davacının aracının daha öncesinde de değişen parçalarının bulunduğunu, bahsi geçen aracın Trafik Sigorta poliçesindeki NM0GXXTTPGDM23174 şasi numarası bilgisi kullanılarak yapılan sorgulama neticesinde anlaşıldığını, işbu nedenle salt davacının beyanlarına itibar edilerek aracın uğradığı iddia edilen zararın tespit edilmesi fahiş miktarda değer kaybı tespiti yapılmasına sebebiyle vereceğini, ayrıca, müvekkili Ferudun adına kayıtlı aracın hem kasko hem sigorta poliçesi bulunduğunu bu kapsamda davacı yana aracının uğradığı zararla ölçülü olarak ödeme yapıldığını, bu nedenle davacı yanın yersiz olan değer kaybı tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca, kaza tarihi itibarıyla müvekkili Ferudun adına tescilli 34 ... plakalı araç, ... Anonim Şirketine ait 14.02.2023 Başlangıç tarihli 0001-0210-56971930 Poliçe nolu "zorunlu mali sorumluluk trafik sigorta poliçesi" ve yine Ray Sigorta Anonim Şirketine ait 14.02.2023 başlangıç tarihli, 787591826 poliçe nolu "kasko sigorta poliçesi" ile sigortalı olduğunu, müvekkili Ferudun adına kayıtlı aracın her iki poliçe nedeniyle sigortalı olması nedeniyle bahsi geçen sigorta şirketlerine müzekkere yazılarak mezkur kaza nedeniyle davacı yana ödeme yapılıp yapılmadığının sorulması, ödeme yapılmış ise yapılan ödemenin de mahsubu gerektiğini, her ne kadar davacı yanca, bir kısım ödeme alındığı, bakiye değer kaybı tazminatı için işbu davanın açıldığı belirtilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin 2019/40 Esas - 2020/40 Karar, 17/07/2020 Karar tarihli (09.10.2020 RG, Y.T.) kararına göre davalı sigorta şirketinin, sigortalının uğradığı tüm zararı ve sigortalının muhatap olacağı tüm zarar kalemlerini taraflarca akdedilen sigorta poliçesi gereğince ödemesi gerektiğini, davacı yanca, "aracın servisten çıkarılması için çaba sarf edildiği, aracın 18 gün boyunca sanayide kaldığı, kendisinin ve ailesinin bu süre zarfında araçsız kalmaları nedeniyle mağduriyet yaşamış olmaları nedeniyle araç mahrumiyeti nedeniyle tazminat talebi"nin de reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı yanın aracının mezkur kaza nedeniyle uğradığı zarardan ötürü, aracın tamirinin bu kadar uzun sürmesi ve davacının aracından bu kadar uzun süre mahrum kalmasının mümkün olmadığını, bu nedenle davacının bu yöndeki araç mahrumiyeti tazminatı isteminin de reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı yanca, hükmolunması talep edilen; "değer kaybı tazminatı ile araç mahrumiyet bedelinin "akdi faiz" ile birlikte tahsili" istenilmiş olup bu isteminde reddine karar verilmesi gerektiğini, dosya münderecatına göre, davacı yanın aracı "hususi" kullanıma tahsis edildiğini, bu nedenle davacı yanca en fazla yasal faiz talep edilebileceğinden, davacı yanın fahiş miktardaki faiz talebinin de reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın reddini, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının işbu davayı Kısmi/Belirsiz dava olarak ikame etmesinde hukuki menfaati bulunmadığını, araçta ekspertiz incelemesi yapıldığını, bu nedenle başvurucunun hasar bedelini belirleyemediğinin kabul edilmesinin mümkün olmayacağını, müvekkili şirket nezdinde 0001-0210-56971930 poliçe no ile 14/02/2023-14/02/2024 tarihleri arasında Trafık Sigorta Poliçesi Karayolu Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalanan 34 ... plaka sayılı aracın 11/05/2023 tarihinde karıştığı iddia edilen kazada hasarlanan 38 ... plaka sayılı aracın değer kaybı bedelinin karşılanması amacıyla, davacı yanca işbu davanın açıldığını, usul eksikliğine ilişkin beyanları saklı kalmak ve davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, sigorta poliçesi hazırlanış tarihi itibari ile sigortalının maddi araç başına sigorta limiti 120.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin bu teminat ile sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin başvuruya konu kaza sonucunda yürürlükte bulunan yasa ve mevzuatlara ve objektif kriterlere uygun olarak kusur oranı nispetinde; 13/07/2023 tarihinde başvurucu vekiline 9893,1 TL değer kaybı ödemesi, 09/06/2023 tarihinde 338,94 TL yedek parça tedarik ödemesi, 09/06/2023 tarihinde 908,6 TL yedek parça tedarik ödemesi, 09/06/2023 tarihinde 6991,72 TL yedek parça tedarik ödemesi, 15/06/2023 tarihinde 7500,00 TL hasar tazminatı ödemesi ve ayrıca uyuşmazlık dışı 38 ... plakalı aracın hasarının karşılanması amacıyla kasko şirketi olan hepiyi sigorta A.Ş.'ye 21/07/2023 tarihinde 8.535,12 TL hasar rücu ödemesi yapıldığını, işbu nedenle bakiye herhangi bir zararının kabulü mümkün olmamakla birlikte mahkeme aksi kanaate ise de müvekkili şirketin başvuru öncesi ödemiş olduğu tazminatın bilirkişice takdir edilen miktardan karar tarihine dek işlemiş olan faizi ile tenzili gerektiğini, dava konusu taleplere ilişkin alacaklara ilişkin zamanaşımı/hak düşürücü süreler geçmiş olup davanın bu nedenle reddi gerektiğini, dava konusu talebin hesaplanmasına dair uygulanacak kurallara ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi her ne kadar 2019/40 E., 2020/40 K. sayılı kararıyla ZMSS Genel Şartlara yönelik iptal kararı vermişse de iptal kararları geriye yürümeyeceği için huzurdaki uyuşmazlığın Poliçe başlangıç veya hasar tarihinde yürürlükte olan hukuk kuralları çerçevesinde çözümlenmesi gerektiğini, T.C. Anayasası’nın amir hükmü ile birlikte TMK., TBK. ve TTK.’da da geçmişe etkili olmama kuralının mevcut olduğunu, T.C. Anayasası’nın 153. Maddesi ve sair mevzuata uygun olarak, huzurdaki uyuşmazlığın Poliçe başlangıç veya hasar tarihinde yürürlükte olan ZMSS Genel Şartlar esas alınarak çözümlenmesini ve lehe hüküm kurulmasını talep ettiklerini, davayı kabul anlamına gelmemek kaldıyla müvekkili şirketin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranında ve zarar nispetinde olduğunu, Zorunlu trafik sigortası sorumluluk sigortası olup, bu nedenle bu sigorta ile sigorta ettiren kişinin işleteni olduğu motorlu araçların üçüncü kişilere verdikleri zararların karşılanması amaçlandığını, sigortacı ise , KTK ve Genel Şartlar mucibince poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder. Böyle bir halde zorunlu trafik sigortasında sigortacının karşılamakla yükümlü olduğu zararlar, işletme halinde motorlu aracın neden olduğu kazalarda üçüncü kişilerin zararına neden olacak bir kazanın meydana gelmesi ve bu kazada araç işletenin sorumlu bulunması gerektiğini, dolayısıyla KTK.86.madde gereğince araç işleteninin ve sürücünün kusursuz olduğu hallerde sigortacının da tazminat ödeme yükümlülüğü olmayacağını, Yargıtay 11.H.D. 15.03.2001 tarih ve 2001/1244 E.ve 2001/1941 K.sayılı kararı bu yönde olduğunu, KTK Madde hükmünce 86 hükmünce İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın kazanın meydana geldiğini ispat ederlerse sorumluluktan kurtulur. Yargıtay 11.H.D. 15.03.2001 tarih ve 2001/1244 E.ve 2001/1941 K.sayılı kararı bu yönde olduğunu, KTK m.86 gereğince şirketin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispetinde olduğunu, dava konusu olayın gerçekleşmesi bakımından sigortalı araç sürücüsünün hiçbir kusuru bulunmadığını, netice itibariyle ilgili madde gereğince araç işleteninin ve sürücünün kusursuz olduğu hallerde sigortacının da tazminat ödeme yükümlülüğü olmayacağını, müvekkili şirketin hiçbir sorumluluğu bulunmadığından davanın tümden reddi gerektiğini, aynı şekilde uzman kişilerce hazırlanmamış olan yalnızca trafik görevlisinin kusur isnadı üzerinden düzenlenen kaza tespit tutanağının esas alınarak müvekkili sigorta şirketine sorumluluk yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu, tazminata konu kaza, haksız fiilden kaynaklandığından uygulanması gereken faiz yasal faiz olup, başvuru sahibi tarafından talep edilen tazminat tutarına avans faizi talep edilmesi hukuka aykırılık teşkil ettiğini, belirsiz alacak davası açılmasında hukuki menfaat bulunmaması sebebiyle davanın usulden reddini, esasa girilmesi durumunda davanın esastan reddini, tüm haksız istemler ile, haksız ve yasal dayanağı bulunmayan davanın reddini yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. Bilirkişi ...'dan alınan 26/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Kaza olayının maddi hasarlı ve üç taraflı bir Trafik Kazası olduğu, Kazaya ait kroki şu şekildedir. Raporun 2. Maddesinde belirtilen kazadaki KÖK NEDEN; sürücü ... sevk ve idaresindeki 34 ... plakalı aracını sürerken Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinde ASLİ KUSURLU SAYILAN TRAFİK KURALLARINDAN ve aşağıda detaylıca bahsetmiş olduğum ilgili maddelerindeki hallerini ihlal etmiş, aracını kullanırken çevre, yol, hava ve trafik durumunu kontrol etmemiş, gündüz saatlerinde sürüş güzergahındaki araç trafiğini kontrol etmemiş ve araç hızını ayarlamamış, kavşak noktasındaki trafik ışıklarını dikkate almamış ve kırmızı ışıkta geçmiş, kavşak noktasında solundan gelen araçlara ilk geçiş hakkını vermemiş, aracının doğrultu değiştirme manevrasını hatalı yaparak trafikte başkalarının mal ve can güvenliğini tehlikeye atacak hatalı bir sürüş şekli izlemiş, mesleki öngörme, yetenek, tecrübe ve kabiliyetini sürüşüne yansıtamamıştır. Bu nedenle 34 ... plakalı araç sürücüsü ...' ın meydana gelen trafik kazasında TAMAMEN SORUMLU OLDUĞU, Raporun 3. Maddesinde detaylıca belirtilen 38 ... plakalı araç sürücüsü ...' ın ve 38 ... plakalı araç sürücüsü ...' ın kaza olayında bir ihmallerinin bulunmadığı ve herhangi bir trafik kuralını ihlal etmedikleri, Raporun 4. Maddesinde belirtilen kazanın 34 ... plakalı araç sürücüsünün şahsi dikkatsizlikleri ve kural ihlalleri sonucunda ortaya çıktığı, bu nedenle 38 ... plakalı araç sahibi ...' ın kaza olayın bir ihmalinin bulunmadığı ve herhangi bir trafik kuralını ihlal etmediği, Kazanın meydana geldiği yolda trafik işaretlemesi ve yola bağlı bir problemin tespit edilmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle Karayolundan sorumlu kurum veya kuruluşun hizmet eksikliği ve sorumluluğunun bulunmadığı, Kaza olayının yaşanmasında başkaca kişi ya da kişilerin etkilerinin olmadığı, Dava konusu araç için ... olay tarihi itibarıyla aracın tamirinin ekonomik olduğu ve Toplam Hasar Bedelinin yedek parça ve işçilik olmak üzere %18KDV dahil 20.903,62TL olduğu, Dava konusu araç için ... olay tarihi itibarıyla Araç Değer Kaybının 24.427TL olduğu, kalan değer kaybı ödemesinin 14.533,9TL olduğu, Dava konusu araç için ... olay tarihi itibarıyla Araç Hak Mahrumiyet Bedelinin 3.500TL olduğu, kanaatini bildirmiştir. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir. Davalılar vekillerinin ayrı ayrı bilirkişi raporuna karşı itirazlarını sunduğu görülmüştür. Davacı vekilinin ıslah dilekçesi sunduğu, ıslah dilekçesinden birer suret davalılar vekiline usulüne uygun tebliğ edildiği görülmüştür. Davalılar vekillerinin ayrı ayrı ıslah dilekçesine karşı beyanlarını sunduğu görülmüştür. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Davacı dava dilekçesi ile 11/05/2023 gürü davalı ... ... adına kayıtı, davalı ... sevk ve idaresindeki ve davalı sigorta şirketi nezdinde ZMSS poliçesi bulunan 34 ... plakalı aracın kendisine ait 38 ... plakalı araçla trafik kazasına karıştığını, kusurun karşı tarafta olduğunu, araçlarında değer kaybı zararı oluştuğunu ve ikame araç zararlarının bulunduğunu belirterek değer kaybı tazminatı ve ikame araç bedeli talep etmiştir. Sigorta poliçesi incelenmesinde, 34 ... plakalı aracın ZMSS'in davalı sigorta şirketi bünyesinde sigortalandığı, trafik kayıtlarına göre ise malikin ise davalı ... ... olduğu, kaza tespit tutanağı uyarınca sürücüsünün ise davalı ... ve 38 ... plakalı aracın davacıya ait olduğu olduğu anlaşılmıştır. -Belirsiz alacak davası açılamayacağı itirazının değerlendirmesinde; Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İsviçre ve Alman Hukukunda yer alan "belirsiz alacak davası", 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Hukukumuza kazandırılmıştır. 6100 sayılı HMK'nin 107/I. maddesi "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir" hükmünü içermektedir. Madde hükmünden de anlaşıldığı üzere Belirsiz alacak davası davacının, davada talep edeceği miktarı veya değeri tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin objektif şekilde imkânsız olması ya da bunun kendisinden beklenememesi halinde mümkündür. Davacı dava tarihinde davanın miktarını tam ve kesin olarak biliyorsa veya bunu bilebilecek durumda ise, belirsiz alacak davası açılamaz. Sorun, davacının alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilecek bir durumda olması halinde alacağının tahsili için kısmi dava açmasının mümkün olup olmadığında toplanmaktadır. Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmi dava denir. Diğer bir ifadeyle, bir alacak hakkında daha fazla miktar için tam dava açma imkanı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve bu alacağın şimdilik bir kısmının dava edilmesi gerekir (Yargıtay HGK 17/10/2012 gün, 2012/9-838 Esas 715 Karar sayılı ilamı, Kuru/Arslan/Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Bası,s.286; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, s.320). Kısmi dava, 6100 Sayılı HMK'nın 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin 1.fıkrasında "Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir" hükmüne, 2.fıkrasında ise; "Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz" hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, kısmi dava açılabilmesi için; a-Talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olması, b-Talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmalı bulunması veya açıkça belirli olmaması gerekir. Şayet, talep konusu taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirlenebilir ise kısmi dava açılamayacaktır. Diğer bir anlatımla; talep konusunun miktarı taraflar arasında "tartışmasız" ise veya taraflar arasında miktar veya parasal tutar bakımından bir tartışma olmakla beraber, tarafların anlaşmasına gerek kalmaksızın, objektif olarak talep konusunun miktarı herkesçe anlaşılabilecek şekilde "belirli" ise, o talep sonucunun sadece bir kısmı dava edilemez. Bu gibi hallerde, kısmi davanın yasaklanmasının sebebi, davacının kısmi dava açmakta hukuki yarar bulunmadığının kabul edilmesidir. Davacının alacağını, küçük parçalara bölüp her biri için ayrı ayrı dava açmasında hukuki yarar değil; aksine, dava hakkının kötüye kullanılması söz konusudur (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, s.319-320). Talep konusu açıkça taraflar arasında tartışmalıysa ya da açıkça belirli değilse açılan belirsiz alacak davasında davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Açılmış olan bir davada alacağın taraflar arasında tartışmalı olup olmadığı ya da açıkça belirli olup olmadığı davalının davaya vereceği cevapla anlaşılabilir. Nihayet hakim, ön inceleme aşamasında bu hususu tespit edebilir. Şayet, davalı davaya cevabında alacağı tartışmalı hale getirmişse artık, açılmış olan belirsiz alacak davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmeyip işin esası hakkında hüküm kurulması gerekir (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası,s.320-321). Somut olayda da; davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde, davacının belirsiz alacak olarak dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını ve bu nedenle açılan davanın reddini istemiştir. Davalı tarafın davaya cevap dilekçesinden de anlaşılmaktadır ki; davacı alacağı taraflar arasında tartışmalı hale gelmiştir. Böyle bir durumda ve yukarda yapılan açıklamalar ışığında, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının olmadığından söz edilemez. Bu nedenle davacının belirsiz alacak davası açmasının mümkün değerlendirilmiştir. -Zamanaşına itirazına ilişkin değerlendirmede; Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK m. 72 haksız fiil nedeniyle tazminat davasının zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, herhalde zararı doğuran olayın gerçekleşmesinden itibaren on yıllık sürede zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Ancak, haksız fiil aynı zamanda suç teşkil eden bir eylem ise ve Ceza Kanunu’nda daha uzun zamanaşımı süresi öngörülmüşse haksız fiil sorumluluğunda bu (uzamış) ceza zamanaşımı süreleri uygulanır. Uzamış (ceza) zamanaşımının başlangıcı olay tarihidir, zarar ve failin öğrenilmemesi önem taşımaz. Ceza zamanışımı süresi dolmuş ise on yıllık hak düşürücü süre içinde olmak kaydıyla zararın (gelişen durumun sona ermesinden itibaren) ve failin öğrenilmesinden itibaren iki yıllık süre içinde de dava açılabileceği düzenlenmiştir. Somut olayda kaza tarihi 11/05/2023 dava tarihinin ise 09/10/2023 olduğu anlaşılmakla zaman aşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla zaman aşımı itirazının yerine olmadığı görülmüştür. -Kusur ön soruna ilişkin değerlendirmede, Mahkememiz olayla ilgili kural ihlallerinin tespiti noktasında, değer kaybı ve ikame araç konusunda rapor almıştır. Kaza tespit tutanağı, kural ihlalleri tespiti uyarınca Kayseri ili Kocasinan ilçesi Uğurevler mahallesinde ... günü saat 20:50 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki 34 ... plakalı aracı ile Sivas Bulvarında şehir merkezi istikametinde seyrederken kendisine hitaben yanan kırmızı trafik ışığında aracının ön kısımları ile 474 sokak istikametinde gelip Doğu garajı istikametine seyreden sürücü ... sevk ve idaresindeki 38 ... plakalı araç ve sürücü ... sevk ve idaresindeki 38 ... plakalı araçlara tramvay yolunu geçtikten sonra en sol şerit ile orta şerit arasında çarpması ile meydana gelen üç taraflı ve maddi hasarlı trafik kazası olayı gerçekleşmiştir. ... sevk ve idaresindeki 34 ... plakalı aracını sürerken Karayolları Trafik Kanunu 47/b, 52/b ve 84/a-f-h asli kusurlu sayılan trafik kurallarını ihlal etmiş, aracını kullanırken çevre, yol, hava ve trafik durumunu kontrol etmemiş, gündüz saatlerinde sürüş güzergahındaki araç trafiğini kontrol etmemiş ve araç hızını ayarlamamış, kavşak noktasındaki trafik ışıklarını dikkate almamış ve kırmızı ışıkta geçmiş, kavşak noktasında solundan gelen araçlara ilk geçiş hakkını vermemiş, aracının doğrultu değiştirme manevrasını hatalı yaparak trafikte başkalarının mal ve can güvenliğini tehlikeye atacak hatalı bir sürüş şekli izlemiş, mesleki öngörme, yetenek, tecrübe ve kabiliyetini sürüşüne yansıtamamıştır. Bu nedenle 34 ... plakalı araç sürücüsü ...'ın meydana gelen trafik kazasında %100 kusurlu olduğu anlaşılmıştır. -İkame araç bedeline ait değerlendirmede; Davaya konu kaza nedeniyle davacının aracında oluşan hasarın onarımı için gerekli makul sürede, davacının ikame araç temin etmek ve suretle masraf yapmak zorunda kalacağı, bu zararının da tazmininin gerektiği, davalılardan istenen araç mahrumiyet zararını yönünden talep edilen araç mahrumiyetine ilişkin zararın belirlenmesinde hasara uğrayan aracın markası, özellikleri ve model yılı ile aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği dikkate alınarak objektif olarak hasara uğrayan aracın onarımı için gerekli süre ve emsal aracın ikamesinin kullanımı için ödenecek ücret ile bu aracın kullanılamadığı süre içerisinde elde edilen yararlar dikkate alınarak sözkonusu zararın kapsamı belirlenmesi gerekmektedir. Davacının aracının 5 günde tamir edilebileceğinden günlük araç kira bedeli 700,00 TL kabul edilerek 3.500,00 TL bedel olduğu bilirkişi raporunun uygun olduğu görülmüştür. -Değer kaybına dair değerlendirmede; Yargıtay Yerleşik uygulamalarına uygun olarak, değer kaybının kazalı aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı (aracın km'si, metal komponentlerin yoğunluğu, korozyon dozajı ve önceye ait hasarlar nedeni ile orjinalliğin yitirilip yitirilmediği), aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği (orijinal olup olmadığı), tramer kayıtlarına göre araçta meydana gelen hasarlar irdelenerek, emsal satışlar da araştırılmak suretiyle, aracın olay tarihindeki 2. el rayiç değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki 2. el rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının bilirkişiler tarafından hesaplanması gerekir. Dosya kapsamında alınan rapor Yargıtay uygulamalarına uygun olduğundan davacının aracının 24.427,00 TL değer kaybı zararı bulunduğu, sigorta şirketi tarafından ödenen bedel düşüldükten sonra bakiye 14.533,90 TL zarar bulunduğu anlaşılmıştır. -Sigorta şirketinin sorumluluğuna dair değerlendirmede; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumlluluk Sigortası Genel Şartlarının, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... " öngörülmüştür. Zorunlu Mali Sorumluluk sigortacısı, karşı araçta meydana gelen gerçek zararı limit dahilinde teminat altına almıştır. Dava konusu trafik kazası sonrasında davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybı da gerçek zarar kalemleri arasında bulunmaktadır. (Yargıtay 17. HD'nin 28/10/2013 tarih ve 2013/9624 Esas, 2013/14505 Karar). Kaldı ki 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5/a maddesine göre değer kaybı maddi zararlar teminatı içerisinde yer almaktadır. Somut olayda davalı sigorta şirketi değer kaybından sorumludur. -Davalı ... ve ...'ın sorumluluğuna dair değerlendirmede; İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır.Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür. 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/6031, K. 2015/13494) Somut olayda, davalı ... ... işleten olması nedeni ile kusursuz sorumluluk ilkesi çerçevesinde ve davalı ... haksız fiil hükümleri (TBK'nun 49 ve devamı) uyarınca zarardan sorumludurlar. - Faize ait değerlendirmede; 2918 Sayılı Kanun'un 99. maddesinde, sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel sartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluslarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar. Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı 2918 Sayılı KTK'nun 98/1, 99/1, ZMMS Genel Şartlarının B.2-c maddesi uyarınca hak sahibine kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağının ve bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya başvurmasından itibaren 8 iş günü sonunda tazminat miktarını ödememesi halinde, bu tarihte, böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise dava tarihinde temerrüde düşeceğinden, temerrüt faizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir. Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır. Davalı gerçek kişi yönünden ise 6098 sayılı TBKnun 117/2 maddesinde göre haksız fiilin işlendiği tarihte temerrüde düşeceğinden olay tarihi itibariyle faize hükmedilmesi gerekir. Anılan açıklamalar uyarınca davalı sigorta şirketinin yapmış olduğu kısmi ödeme dikkate alınarak 13/07/2023 tarihi temerrüt sigorta şirketi yönünden bu tarihten başlatılmıştır. Davalılar gerçek kişiler yönünden ise temerrüt tarihi olay tarihi kabul edilmiştir. Kazaya karışan araç ticari olmadığından yasal faize hükmedilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle: 1-Davacının davalılar ... ... ve ...'a yönelik ikame etmiş olduğu ikame araç bedeli davasının kabulü ile, 3.500,00 TL 'nin davalılar ... ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, alacağı kaza tarihi olan 11/05/2023 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 2-Davacının değer kaybına ilişkin davasının kabulü ile, 14.533,90 TL değer kaybı tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına, sigorta şirketi yönünden alacağa kısmi ödeme tarihi olan 13/07/2023 tarihinden davalılar ... ... ve ... yönünden ise kaza tarihi olan 11/05/2023 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 3-Davacının davaya konu tazminat taleplerinde sigorta şirketi yönünden kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi ve alacağın mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanması isteminin reddine, 4- 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 1.231,90TL karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin yatırılan 269,85TL ve ıslah harcı 305,00TL'nin mahsubu ile eksik 657,05TL harcın davalılardan (davalı ... A.Ş'nin 529,53-TL'den sorumlu olmak koşuluyla) müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından peşin yatırılan 269,85TL başvurma harcı, 269,85TL peşin harç ve 305,00TL ıslah harcı olmak üzere toplam 844,70TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri olmak üzere toplam 2.881,25TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, 8-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 9-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 18.033,90-TL vekalet ücretinin davalılardan (... A.Ş'nin 14.534,00-TL ile sorumlu olmak koşuluyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 10-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 11-Kararın mahiyeti gereği davalılar lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 12-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına, Dair, davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekilinin yüzüne karşı ve ... AŞ'nin yokluğunda miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 03/10/2024 Katip *** e-imzalıdır Hakim *** e-imzalıdır