İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/143 E. 2024/1007 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/143
Karar No
2024/1007
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - *** T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : *** KARAR NO : *** HAKİM : *** KATİP : *** DAVACI : *** VEKİLİ : Av. DAVALI : *** VEKİLLERİ : Av. Av. DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : *** KARAR TARİHİ : *** KARAR YAZIM TARİHİ : *** Mahkememize açılan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkilinin arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen 08.03.2022 tarih, ... fatura nolu 880.000,00-TL'lik faturaya ilişkin olarak 09.03.2022 tarihinde 650.000,00-TL'lik kısmi ödeme yapıldığını, davalı tarafından aynı faturaya ilişkin dava konusu ödenmesi gereken 130.000,00-TL kısım için bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davalı hakkında Ankara 10. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasıyla faturaya dayalı olarak 130.000,00-TL asıl alacak ve 897,53-TL işlemiş faiz toplam 130.897,53-TL'nin tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip yapıldığını, takibin durduğunu, belirterek, borçlunun borca ve icra takibine yaptığı itirazının iptalini, takibin Ankara 10. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası üzerinden devamına, borçlunun takip konusu borcu işlemiş ticari faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20’sindan az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; davacı tarafından başlatılan icra takibinin yetkisiz icra dairesinde açıldığını, davacı tarafından takibe konu edilen fatura içeriğinde belirtilen malların müvekkiline teslim edildiğine ilişkin herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığını, Davacı tarafından Ankara 10. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinin haksız olduğunu, davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, davaya bakmakla yetkili Mahkemelerin Kayseri Mahkemeleri olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Dosya, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... karar sayılı yetkisizlik kararının kesinleşmesi neticesinde mahkememize gelmiş, mahkememizin ... esas sırasına kaydı yapılmış ve yargılamasına bu esas üzerinden devam edilmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. Ankara 10. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasının uyap kayıtları, vergi dairesi kayıtları, takibe konu edilen faturalar, ticari defter kayıtları ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Ankara 10. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasında: alacaklının ... inşaat ... Ltd. Şti., borçlunun ... olduğu, 130.897,53-TL toplam alacak üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinden talimat yoluyla alınan 05/12/2023 havale tarihli raporda: taraflar arasında ticari bir ilişki bulunduğu, davalı ticari defterlerinin lehine delil teşkil ettiği, davacının davalıya 2 adet fatura karşılığı toplam 886.864,00-TL bedelli fatura kestiği, bunun karşılığında toplam 757.164,00-TL tahsilat yaptığı, davacı tarafın dava dosyasına sunmuş olduğu fatura ve dekontlar üzerinden yapılan hesaplamaya göre davacı tarafın davalı taraftan 129.700,00-TL alacaklı olduğu, icra takibinde 130.000,00-TL talep edildiği ancak alacak tutarının 129.700,00-TL olduğu görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir. Dosyaya mübrez 29/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davalının ticari defterlerini süresi içinde ve usulüne uygun olarak tasdik ettirdiği, delil niteliğine haiz olduğu, davalının ticari defter kayıtlarında davacıyı 159 Verilen Sipariş Avansları hesabının alt hesabı olan, 159.01.01 ... İnşaat Metal Sanayi Ve Tic. Ltd. Şti. hesabında takip ettiği, davalının takip edildiği hesabın bakiyesinin 31.12.2022 tarihi itibariyle 750.300,00-TL olduğu, davalının ticari defterlerinde dava konusu alacağa esas teşkil eden faturanın kayıtlı bulunmadığı, davaya konu faturanın ilişkilendirildiği, IRS202200000028 numaralı irsaliyede Bora Metal - ... kaşe ve imzasının bulunduğu, dava konusu faturaya ilişkin yapılan bir itirazın ve fatura muhteviyatındaki ürünlerin ayıplı ürün olduğuna ilişkin bir tespit belgesinin dosyaya sunulmadığı, dosya kapsamında bulunan davalının satışını yaptığı ürünler hakkında düzenlenen tutanaklarda bulunan ürünlerin, davaya konu fatura muhteviyatındaki ürünler olduğunun takdirinin sayın mahkemeye ait olduğu, davacının ticari defter kayıtlarında davalı tarafça yapılan ödemelerin kayıtlı bulunduğu, davacının ticari defter kayıtlarında kayıtlı bulunan 09.03.2022 tarihli 6.864,00-TL'lik ödemenin davalının ticari defter kayıtlarında kayıtlı bulunmadığı, taraflara ait ticari defter kayıtları ve dosya muhteviyatında bulunan 05.12.2023 tarihli bilirkişi raporunda bulunan kayıtlar incelendiğinde; davacının davalıdan 129.700,00-TL alacaklı bulunduğu, mahkemece ürünlerin ayıplı olduğu ve davalının ticari defter kayıtları esas alınacaksa davalının davacıdan 750.300,00-TL alacaklı olduğu, tazminat ve miktarının takdirinin mahkemeye ait olduğu yönünde görüş bildirmiştir. Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219, 223). İcra dosyasında itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edildiğine ilişkin bir belge bulunmadığı gibi, eldeki davanın yetkisiz mahkemede bir yıllık yasal süre içinde 14/06/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir. Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur. HMK’nun "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. maddesi; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklindedir. 7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK'nun 222/1). Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK'nun 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK'nun 222/4). Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, 28/05/2009 gün ve 2008/10995 Esas, 2009/5037 Karar sayılı ilamı). Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacı şirket tarafından davalı aleyhine Ankara 10. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası ile davalı hakkında 130.000,00-TL bakiye fatura alacağı ve 897,53-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 130.897,53-TL üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, davacının itirazın iptali amacıyla Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden itirazın iptali davası açtığı, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... karar sayılı yetkisizlik kararının kesinleşmesi neticesinde mahkememize geldiği ve yukarıdaki esas numarasına kaydedildiği anlaşılmaktadır. Davalı gerçek kişi olduğundan ve açılan dava mutlak ticari dava niteliğinde olmadığından davalı hakkında mahkememizce tacir araştırması yapılmış, 17/02/2023 tarihli Mimarsinan Vergi Dairesi yazı cevabına göre davalının 213 sayılı VUK 177. Maddesi uyarınca birinci sınıf tüccar olduğu, böylelikle davanın nispi ticari davalardan olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevli olduğu kanaatine vaırlmıştır. Davalının icra takibine itirazında icra dairesinin yetkisine de itiraz ettiği, öncelikle mahkememizce bu hususun değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, HMK.nun 10. maddesinde, sözleşmelerden doğan davalar için özel bir yetki kuralı konulmuştur. Anılan maddeye göre; sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde açılabilir. Sözleşmenin yerine getirileceği yer ise, öncelikle tarafların açık veya zımni isteğine göre tesbit edilir. Bu yer belli ise, dava o yerde açılabilir. Ancak tarafların sözleşmenin yerine getirileceği yer hakkındaki açık veya zımni isteğinin anlaşılamadığı hallerde, yetkili yer TBK. nun 89. maddesine göre belirlenir. Buna göre, davanın konusu sözleşmeden doğan bir para borcu olup da sözleşmede aksi kararlaştırılmadı ise, borç alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödenir. Davanın temelini oluşturan icra takibinin dayanağı fatura olup, dava bu niteliği itibariyle bir miktar para alacağına ilişkindir. TBK' nın 89/1. ve HMK'nun 10.maddesi uyarınca alacaklı davacı şirketin muamele merkezinin bulundugu yer olan Ankara Mahkemelerinin ve icra dairelerinin yetkili olduğu, davacının seçimlik hakkını da bu yönde kullandığı anlaşılmıştır. Bu nedenle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın reddi gerekmiş ve dosyanın esastan incelenmesine geçilmiştir. Davacının ticari defterlerinin mali müşavir bilirkişi marifetiyle incelendiği, 05/12/2023 tarihli rapora göre ... numaralı, 22.000 kg miktarlı 880.000,00-TL'lik 08.03.2022 tarihli faturanın ...'e kesildiği, 08/03/2022 tarihli e irsaliye ile 22.000 kg malzeme açıklaması ile davalı imzası ile teslim edildiği, her iki tarafın da dava konusu faturanın BA-BS bildirimlerini yaptığı, davalının 09/03/2022 tarihli 650.000,00-TL davacı hesabına ödediği, ayrıca ... seri numaralı ve 100.300,00-TL tutarlı çek alınarak toplamda 750.300,00-TL tutarında tahsilat yapıldığı, davalının 6.684,00-TL'lik ödemesinin nakliye bedeline ilişkin 08/03/2022 tarihli ve ... numaralı, 6.684,00-TL tutarlı dava dışı faturaya ilişkin olduğu, sonuç olarak davacı ticari defterlerine göre dava konusu faturadan dolayı davalının takip tarihi itibariyle 129.700,00-TL davacıya borcu bulunduğu, davalı ticari defterlerinin mali müşavir bilirkişi marifetiyle incelendiği, 29/04/2024 tarihli rapora göre davalının ticari defterlerinde dava konusu faturanın kayıtlı bulunmadığı, ancak cevap dilekçesinde davalının faturanın kendilerine gönderildiği hususunu kabul etmekte olup ürünlerin vaad edilen nitelikte ürünler olmadığı savunmasında bulunduğu, faturanın BS bildiriminin de yapılmış olduğu nazara alındığında sırf ticari defterlerinde faturanın kayıtlı olmamasının davalı lehine değerlendirilemeyeceği, davalının ayıplı ürün teslim edildiği savunmasında bulunduğu, ancak usulünce yapılmış bir muayene tutanağı, delil tespiti dosyası yahut ayıp ihbarına rastlanmadığı, davalının sunmuş olduğu 25/07/2022 ve 02/11/2022 tarihli tutanakların takip konusu faturaya ilişkin ürünler olup olmadığının belli olmadığı, bu nedenle delil değerinin bulunmadığı, bir başka ifade ile usulüne uygun bir ayıp ihbarı sayılamayacağı, davalının verilen kesin süre içerisinde tanık listesi sunmadığı, 26/06/2024 tarihli celsede yemin hakkının hatırlatıldığı ancak yemin metni de sunmadığı, netice itibariyle davacının kendi ticari defterlerine göre alacakı olduğu 129.700,00-TL kadar davalıdan alacaklı olduğu, fazlaya ilişkin asıl alacak talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacı icra takibinde işlemiş faiz talep etmiş ise de yazılı sözleşme sunulmadığından borcun ne zaman ödeneceği hususunda kesin vade söz konusu olmadığı, takip tarihinden evvel usulünce davalının temerrüde düşürülmediği, davalının yapılan icra takibi ile birlikte temerrüde düştüğü anlaşılmakla 897,53-TL işlemiş faiz talebi yönünden de açılan davanın reddine karar verilmiştir. İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nun 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı). Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece hükmedilen asıl alacak miktarı taraf ticari defterlerinde yapılan inceleme ile de sabit olmuş ve bu miktar alacağın varlığı saptanarak hüküm kurulmuştur. Hükmedilen miktarın likid bir alacak olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KISMEN KABULÜ ile, 1-Ankara 10. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasında davalının yapmış olduğu itirazın 129.700,00-TL asıl alacak yönünden İPTALİ ile takibin bu miktar üzerinden kaldığı yerden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına, fazlaya dair 300,00-TL asıl alacak ve 897,53-TL işlemiş faiz talepleri açısından davanın reddine, 2-İİK 67/2 maddesi uyarınca alacağın %20'si tutarında 25.940,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 8.859,81-TL ilam harcından, dava açılışı sırasında tahsil edilen 1.580,92-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 7.278,89-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul-ret oranına göre: 14,27-TL'sinin davacıdan alınarak, 1.545,73-TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafın yaptığı 80,70-TL başvurma harcı, 1.580,92-TL peşin harç, 4.000,00-TL bilirkişi ücreti, 359,00-TL posta ücreti olmak üzere toplam 6.020,62-TL yargılama giderinin kabul-ret oranına göre hesaplanan: 5.965,54-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine, 8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi uyarınca 1.197,53-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davalıya ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı (davacı vekili e-duruşma yolu ile) gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/11/2024 Katip *** e-imzalı Hakim *** e-imzalı

Atıf: Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/143, K. 2024/1007, T. 06.11.2024, www.arakarar.com/karar/kayseri-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-143-e-2024-1007-k-4d24938e35e4