İlk Derece Mahkemesi · İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/462 E. 2024/520 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/462
- Karar No
- 2024/520
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/462 Esas KARAR NO : 2024/520 DAVA : Şirket Payının Pay Defterine Kaydı, Tescil ve İlanı İstemli DAVA TARİHİ : 03/06/2024 KARAR TARİHİ : 18/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Şirket Payının Pay Defterine Kaydı, Tescil ve İlanı İstemli davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların murisi ...'ın 02.09.2021 tarihinde vefat ettiğini, mirasçılarının davacılar olduğunu, ... Holding Grup Şirketlerinde davacılara miras payları oranında intikal eden hisse hak sahipliğinin tespiti ve geçişinin sağlanması, müvekkillerinin hak sahipliğinin şirket pay defterlerine işlenmesi, paydan kaynaklanan haklarının temini talebi ile davalı şirket de dâhil olmak üzere ... Holding Grup Şirketlerine 20.10.2021 tarihli ihtarname ile müracaat edilerek genel kurula katılma haklarıyla oy haklarının kullanılması hususunda, TTK'nın 494(3) maddesi uyarınca gerekli onayın verilmesi ve genel kurul toplantısı yapılması konusunda bilgi verilmesinin ihtar edildiğini, başvuru neticesinde, müvekkillerinin pay defterine kaydedildiklerini ve paydaş sıfatını kazandıklarını, mirasçılık belgesinin sunulmasına ve pay defterine kaydın miras payları oranında ayrı ayrı kayıt yapılmasının talep edilmesine rağmen davacıların murisin varisleri olarak birlikte kayıtlarının yapıldığını, 13/03/2024 tarihli ihtarname ile ayrı ayrı kayıt yapılmasının talep edilmesine rağmen davalı tarafça ihtarnameye icabet edilmediği, davacıların veraset intikal vergisinin tamamını ödediklerini, ayrı ayrı kaydın yapılması konusunda muvafakatlarının bulunduğunun davalıya bildirildiğini, TTK'nın 64, 375 ve 562.maddeleri uyarınca, müvekkilerinin murisinden intikal eden hisselerinin her birinin kendi adlarına mirasçılık belgesindeki payları oranında kaydedilmesinden sonra ortaklık sıfatını gösterir pay defterinin müvekkillerine ibraz edilmesi gerektiğinin aksi takdirde pay defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı yönünde şüphe oluşmasına sebebiyet veren yönetim kurulu üyeleri hakkında suç duyusunda bulunulacağının ve TTK'nın 486.maddesi gereğince, davacıların ortaklarının ve pay durumlarının tescil ve ilan edilerek, pay sebeplerinin bastırılarak kendilerine teslim edilmesinin ihtar edildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin uyuşmazlıkla ilgili emsal kararlarında davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinin belirtildiğini bildirmiş, davacıların, davalı şirketteki esas sermaye paylarının mirasçılık belgesindeki 1/4 miras hisseleri oranında her biri adına ayrı ayrı pay defterine işlenmesine, ticaret sicilinde tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; Türk Medeni Kanunu 640, 642 ve 644. maddeleri uyarınca, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olup, sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edebileceklerini, mirası paylaşmadıkları, elbirliği mülkiyetini paylı mülkiyete çevirmedikleri sürece, miras payları üzerinde elbirliği halinde malik olduklarını, miras paylaşımının mirasçılar arasında yapılıp, mirasçı olmayan müvekkili şirketin karar ve iradesi dışında gerçekleşeceğini, davacıların beyanının paylaşımı yaptıkları yönünde olduğunu, bu sebeple davalının hasım gösterilerek dava açılmasında davacıların hukuki yararının bulunmadığı gibi davalıya husumet yöneltilmesinin de yerinde olmadığını, davacıların miras yolu ile ortak oldukları 2021 yılından bu yana müvekkili şirketin tüm genel kurullarına miras ortaklığı olarak katıldıklarını, iradelerinin bugüne kadar miras ortaklığı şeklinde tecelli ettiğini, kendi inisiyatifleri ile yaptıkları veya yapacakları miras paylaşımı konusunda, yasal gerekliliklerini yerine getirmeksizin, müvekkili şirketi hasım göstermek suretiyle açtıkları davanın taraf sıfatı yokluğu nedeni ile reddedilmesi gerektiğini, 04.06.2024 tarihli müvekkili şirket tarafından davacılara keşide edilen ihtarnamede veraset intikal vergisinin ödendiğine dair belgenin ibrazının istenmesi ve ibraz edilmesinden sonra taleplerinin değerlendirmeye alınabileceğinin bildirilmesine rağmen belgenin ibraz edilmediğini, belgenin istenmesinin müvekkili şirketin yasal hükümlülüğü olduğunu, davacıların bu belgeyi ibraz etmemeleri nedeniyle davanın bu yönden de reddedilmesi gerektiğini bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, davalı şirketin ortağı olan davacıların murisinden davacılara intikal eden şirket payının her bir davacının miras payı oranında birbirinden bağımsız olarak pay defterine kaydının yapılmasının talep edilmesine rağmen iştirak halinde pay defterine kaydının yapıldığı iddiası ile davacıların miras payı oranında şirket ortaklığı kaydının pay defterine işlenmesi, tescili ve ilanı istemine ilişkindir. Ticaret sicil kayıtları ve dosyada toplanan delil ve belge örnekleri ile davalı şirketin pay sahibi sayısı birden fazla olan anonim şirket olup, davacıların murisi ...ın 02.09.2021 tarihinde vefat ettiği, bu tarihten sonra yapılan genel kurul toplantılarına davacıların katılıp oy kullandıkları, davacıların pay defterine murisin mirasçıları olarak birlikte ve iştirak halinde kaydedildiği, davalı şirketin TTK'nın 596(4) maddesi uyarınca, davacılara murislerinden geçen payların geçişini açıkça ve yazılı olarak reddetmeyen davalının, davacıların ortaklığına onay verdiği belirli olduğu gibi bu konularda taraflar arasında uyuşmazlıkta yoktur. Uyuşmazlık davacıların, davalı şirketin pay defterine önceki pay sahibi murisin mirasçıları olarak her birinin miras payı oranında müşterek mülkiyet esaslarına göre ayrı ayrı kaydedilmelerinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Türk Ticaret Kanunu'nun 596. maddesininde; esas sermaye payının, miras yoluyla geçmesi halinde, tüm haklar ve borçların, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçeceği, şirketin, iktisabın öğrenilmesinden itibaren üç ay içinde esas sermaye payının geçtiği kişiyi onaylamayı reddedebileceği, bunun için, şirketin payları kendi veya ortağı ya da kendisi tarafından gösterilen üçüncü bir kişi hesabına, gerçek değeri üzerinden devralmayı, payın geçtiği kişiye önermesinin şart olduğu, şirketin üç ay içinde esas sermaye payının geçişini açıkça veya yazılı olarak reddetmemesi halinde onayını vermiş sayılacağı, ret kararının, devrin gerçekleştiği günden itibaren geçerli olmak üzere geriye etkili olup, reddin bu konudaki kararın verilmesine kadar geçen süre içinde alınan genel kurul kararlarının geçerliliğini etkilemeyeceği, TTK'nın 599.maddesinde ise; bir esas sermaye payının birden fazla ortağa ait olduğu takdirde, paydaşların, şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan ödeme yükümlülüklerinden dolayı şirkete karşı müteselsilen sorumlu oldukları ve esas sermaye payından doğan haklarının ancak atayacakları ortak bir temsilci aracılığıyla kullanabilecekleri düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunu 640. maddesinde, birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olacakları, ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edebilecekleri, mirasçılardan birinin istemi üzerine Sulh Mahkemesinin miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabileceği belirtilmiş, HMK'nın 642.ve devamı maddelerinde ise, mirasın paylaşılması ile el birliği mülkiyetinin paylı mülkiyeti dönüştürülmesine ilişkin hükümler düzenlenmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/06/2022 günlü 2021/1080 esas, 2022/4810 karar, 30/04/2024 günlü 2022/6994 esas, 2024/3429 karar sayılı ilamı ilamları ile benzer çok sayıda ilamlarında; anonim şirketlerde murisin ölümü ile mirasçılara intikal eden paylar yönünden bir taksim yapılmamış olması halinde el birliği mülkiyeti kurallarının geçerli olduğuna, paydaş murisin ölümü halinde payların limited şirketlerin aksine kendiliğinden mirasçılara intikal etmemesi nedeniyle miras taksim sözleşmesi yapılmadığı veya TMK'nın 2.maddesine uygun şekilde yazılı taksim sözleşmesine eşdeğer bir halin varlığının kanıtlanarak bu şekilde şirkete başvurulmadığı takdirde şirket pay defterine her bir mirasçının müşterek payını gösterir şekilde ayrı ayrı kayıt yapılamayacağı aksine alınan yönetim kurulu kararlarının hükümsüzlüğünün tespitine ilişkin verilen ilk derece mahkemesi kararlarının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilmiştir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşmiş kararları gereği anonim şirkette pay sahibi murisin vefatı nedeniyle birden çok mirasçısına intikal eden şirket paylarının her bir mirasçı yönünden müşterek mülkiyet hükümlerine göre ayrı ayrı pay defterine kaydının yapılabilmesi için mirasçı pay sahiplerinin, şirkete yaptıkları başvuruda miras taksim sözleşmesi sunmaları veya TMK'nın 2.maddesine uygun şekilde yazılı taksim sözleşmesine eşdeğer bir halin varlığının bulunduğunu kanıtlar nitelikteki belge örneklerini sunmaları zorunludur. Somut olayda, davacılar tarafından bu nitelikteki belgelerin başvuru ile birlikte veya sonrasında sunulmadığı dosyada toplanan delil ve belge örnekleri ile bellidir. Diğer yandan davacıların, murisin tüm mirasçıları olması, birlikte başvuruda bulunmaları, ihtarnamede istek ve iradelerinin birbirinden bağımsız olarak paylarının deftere kaydedilmesi olduğuna ilişkin açıklama, yukarıda açıklanan yasal gereklilikleri ortadan kaldıran veya onların yerine geçen nitelikte değildir. Bu nedenle; yasa hükümlerine göre talep sırasında sunulması gereken zorunlu belgelerle müracaatta bulunmayan davacıların talebinin davalı şirket tarafından yerine getirilmemesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmaması, davacıların el birliği mülkiyeti hükümlerine göre birlikte pay defterine kaydedilmelerinin usul ve yasaya uygun olduğu dikkate alınarak, davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerektirici Nedenlerle: 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken harcın, dava açılışında peşin yatırılması nedeniyle başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı taraf yararına A.A.Ü.T'nin 13(1) maddesi uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davalıya verilmesine, 4-Davacı taraflarca yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça yatırılan gider avansından harcama yapılmadığı anlaşılmakla bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Taraflarca peşin olarak yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Davacılar vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/09/2024 Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza