İlk Derece Mahkemesi · İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/994 E. 2020/102 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/994
- Karar No
- 2020/102
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/994 KARAR NO : 2020/102 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/06/2019 KARAR TARİHİ : 03/02/2020 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin ... Dizayn ofisi bünyesinde mimarlık hizmetleri vermekte olup, davalı ile aralarında 17.09.2018 tarihli eser ve yüklenicilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre yüklenici konumunda olan davacı müvekkilinin sözleşmede belirtilen süre içerisinde sözleşmeye konu işleri eksiksiz ve tam olarak sözleşmeye uygun şekilde tamamlayıp işsahibine teslim etmiş olup görmüş olduğu işle alakalı kendisine herhangi bir şikayette de bulunulmadığını, sözleşmede yüklenilen iş karşılığı bedel olarak 136.000,00 TL + KDV öngörülmüş olup, bu tutarın %40'ı işin başında, %30'u ortasında ve geri kalanı işin tesliminde yüklenici konumunda olan müvekkiline ödeneceğinin yine sözleşme kapsamında kararlaştırıldığını, müvekkilinin iş ile alakalı usulüne uygun olarak 82.600,00 TL ve 71.956,40 TL olmak üzere toplamda KDV dahil 154.556,40 TL'lik fatura kesmiş olup hak ediş alması gerektiğini, ancak davalı borçlunun müvekkiline muhtelif tarihlerde yalnızca 110.980,00 TL ödeme yapmış olup, müvekkilinin bakiye hak edişine kavuşması için İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyası kapsamında davalı borçlu ... ... aleyhine takibe girişildiğini, söz konusu takibin davalı vekilinin haksız itirazı üzerine durdurulduğunu belirterek, haksız ve mesnetsiz itirazların iptaline, girişilen İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla ilgili icra takibinin devamına ve davalı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleriyle vekalet ücretlerinin davalı nezdinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; davanın taraflar arasında imzalanan 17.09.2018 tarihli eser sözleşmesine dayandığını, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. Maddesinin "l" fıkrası uyarınca eser sözleşmelerinin tüketici işlemi sayıldığını, ayın yasanın 73. maddesi uyarınca bu davaya bakmakla görevli olan mahkeme Tüketici Mahkemeleri olduğundan görevsizlik kararı vererek dosyanın yetkili ve görevli İzmir Tüketici Mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini belirtmiş, esasa ilişkin beyanlarında ise müvekkili ile davacı/karşı davalı ... arasında müvekkilinin annesi ile birlikte yaşadığı evlerinde yaşanan nem problemini çözmek ve çeşitli tadilatlar yapmak üzere, 17.09.2018 tarihinde bir sözleşme yapıldığını, sözleşmenin bitiş tarihine yaklaşık 15-20 gün kala, yapılan işlerin istenilen şekilde yapılmadığının (fayanslar, duşakabin, ikinci kalite malzeme kullanımı, en alt kat banyosuna su akması, çatının akması vs.) müvekkili tarafından tespit edildiğini ve ... ile ortağı Hüseyin Çivi'ye iletildiğini ancak iki iş ortağı arasında çıkan kavga neticesinde müvekkilinin işinin tamamlanmadığını ve kusurlu yapılan işlerin de düzeltilmediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından TBK'nin 473/2. maddesi uyarınca Urla Noterliğinin 31.12.2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile eksik ve ayıplı işlerin tamamlanması ve düzeltilmesi için ihtarname gönderildiğini, süresinde eksik ve ayıplı işlerin düzeltilmemesi nedeniyle TBK'nin 474/2. maddesi uyarınca bilirkişi aracılığı ile yapılacak tespit için Urla Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurulduğunu ve mahkemenin ... Değişik iş dosyasında yapılan tespit ile ayıplı ve eksik işlerin tespit edildiğini, raporda davalı tarafın müvekkiline ait taşınmazda davacı tarafın ayıplı ve eksik imalatlarından dolayı yapılması gereken düzeltmeler için 69.300,00 TL'lik onarım yapılması ve bu işlemler için 25 gün çalışılması gerektiğinin belirlendiğini, müvekkilinin anılan eser sözleşmesinden kaynaklanan borcunun 133.000,00 TL olup 130.980,00 TL'sinin ödendiğini, müvekkilinin sözleşme uyarınca 2.020,00 TL borcu kaldığını, yapılan ayıplı ve eksik işlerin bedelinin ise 69.300,00 TL olduğunu, dolayısıyla müvekkilniin alacaklı konumunda olduğunu, ayrıca sözleşmede elle düzeltme yapılarak 133.000,00 rakamının 136.000,00 olarak rızaları olmadan eklendiğini, sözleşmenin ön sayfasında da rakamla 136.000,00 TL yazılmışken parantez içerisinde yüz otuz dört bin olarak geçtiğini, davacı tarafından yapılan bu eklenti müvek olmadığını, 136.000,00 rakamını kabul etmediklerini, sözleşmenin asıl değerinin 133.000,00 TL olduğunu, davacının davasının reddini talep ettiklerini belirterek karşı davaları hakkındaki beyanlarında ise müvekkilinin davacı/karşı davalının eksik ve ayıplı imalatlarından dolayı büyük zarara uğradığını, evini istediği gibi kullanamamakta olup, yapılan tespit sonucunda verilen raporda görüleceği üzere evin içinde halen rutubetin önlenemediğini, çatıdaki imalat hataları nedeni ile evin su almakta olup, terasın tavanının sıvasının aşağı indiğini, yine elbise dolaplarının içine kadar işleyen rutubet nedeni ile müvekkili ve annesinin kıyafetlerinin kullanılmaz hale geldiğini, eksik ve ayıplı işlerden kaynaklanan zararlarının giderilmesini talep ettiklerini, ayrıca davacı/karşı davalı yanın kabahatlerini kapatmak istercesine müvekkili ve annesi hakkına suç duyurusunda bulunmasının, evi kullanamamaları dolayısı ile yaşadıkları sıkıntı ve eziyet, muhatap oldukları kavgalar nedeniyle manevi olarak da yıprandıklarını bu nedenlerle manevi tazminat talepleri bulunduğunu belirterek davacının davasının reddine, davacı kötüniyetli olarak takip başlattığından dava değerinin % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına,karşı dava yönünden ise davalarının kabulü ile, eser sözleşmesine ve yasalara uyulmayarak yapılan ayıplı ve eksik imalat ile gecikmeden kaynaklanan nedenlerle; HMK'nin 107. Maddesi uyarınca ileride arttırma haklarını saklı tutarak şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın, sözleşmede işin teslimi tarihi olarak gösterilen 20.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı/karşı davalı taraftan tahsiline, 5.000,00 TL. manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı/karşı davalı taraftan tahsiline,tespit giderleri olarak müvekkili tarafından ödenen 850,00 TL mahkeme giderleri ile, 3.000,00 TL vekalet ücretinin ödendiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı karşı davalı taraftan alınarak müvekkiline ödenmesine, alacaklarının teminatı olarak davacı/karşı davalı tarafın yeteri kadar malının haczi için ihtiyati haciz kararı verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır. TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur. Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. Dava tarihi itibariyle yürürlük olan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde tüketicinin, "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi"; tüketici işleminin, " Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" ifade edeceği düzenlenmiş, aynı Kanun'un 73/1 fıkrasında da tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu hüküm altına alınmıştır. Dava, davalı-karşi davacıya ait konutta tadilat yapılmasına dair taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili ve davacı-karşı davalının eksik ve ayıplı imalat ile gecikmeden kaynaklı maddi manavi tazminat alacağı istemine ilişkindir . Davalı-karşı davacının tacir olup olmadığı hususunda Mahkememizce yapılan araştırma ve davalı-karşı davacı vekilinin duruşmadaki beyanlarından davalı-karşı davacının tacir olmadığı, ticari veya mesleki amaçla hareket etmeyen ve tüketici konumunda değerlendirilmesi gereken gerçek kişi olduğu anlaşılmış; duruşma sırasında hazır bulunan davacı-karşı davalı vekili de bunun aksini iddia etmemiş, buna ilişkin belge ve beyanlara karşı herhangi bir karşı beyanda bulunmamıştır. Somut olayda, davacı-karşı davalı yüklenici (sağlayıcı), davalı-karşı davacı ise iş sahibi (tüketici) konumunda olup taraflar arasında yapıldığı hususunda ihtilaf bulunmayan eser sözleşmesi ise tüketici işlemidir. Dosya kapsamına ve gerekçeye göre, davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacı arasında 17.09.2018 tarihli eser sözleşmesi yapılmış olduğu, 6502 sayılı Kanunun 3. maddesi kapsamında, davalı-karşı davacının ticari veya mesleki amaçla hareket etmeyen gerçek kişi tüketici konumunda olduğu, dosyada bunun aksini gösterir herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı; davacı-karşı davalının ise ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan yüklenici konumunda olduğu; yapılan eser sözleşmesinin de tüketici işlemi olarak değerlendirilmesi gerektiği; 6502 sayılı Kanunun 73/1 maddesi uyarınca tüketici işlemlerinden kaynaklı uyuşmazlıkların çözüm yerinin Tüketici Mahkemelerinin olduğu nazara alınarak, görev hususu kamu düzenine ilişkin olup mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekin bir husus olduğu, dava konusu uyuşmazlığa bakma görevi İzmir Tüketici Mahkemelerine ait olup, mahkememizin görevsiz olduğu anlaşıldığından; davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre; Davanın göreve ilişkin dava şartı bulunmadığından HMKnın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde veya kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde taraflarca mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine, yasal süre içerisinde başvuru yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına, HMK 331/2 maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, Mahkememiz görevsizlik kararı sonrasında görevli ve yetkili mahkemede yargılamaya devam edilmemesi halinde bu husus belirtilerek mahkememize başvurulması halinde harç ve yargılama giderleri konusunda mahkememizce karar verilmesine, Dair ; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 341. v.d.maddeleri gereğince ( 2 ) hafta içerisinde,İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.03/02/2020 Katip ... E-İMZALI Hakim ... E-İMZALI