İlk Derece Mahkemesi · İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/1240 E. 2020/527 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/1240
- Karar No
- 2020/527
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/1240 Esas KARAR NO : 2020/527 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/12/2019 KARAR TARİHİ : 28/10/2020 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... plakalı, ... şase numaralı, ... model ... markalı aracın maliki olan müvekkilinin aracı 17/11/2016 tarihinde davalı distribütör ... Türk AŞ'nin ... markasını satmaya ve servis hizmetlerini yürütmeye yetkili bayii olan davalı ... Tic.Türk AŞ'den satın aldığını, aracı satmak istediğinde alıcı adayının yaptırdığı ekspertiz incelemesinde araçta imalat hatası tespit edildiğini, aracın sağ koltuk döşemesi ile torpido dikişlerinin hizası hatalı olup eğri yapılan dikişin kusur teşkil ettiğini, sol arka kapısında boya yanığı bulunduğunu, yetkili servise yapılan başvuruda da bu ayıpların tespit edildiğini, davalılara yapılan başvuruya rağmen zararın tazmin edilmediğini, İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyası ile yaptırılan bilirkişi incelemesi ile araçta 11.000 TL'den fazla hasar bedeli ve 20.000 TL den fazla değer kaybı meydana geldiğinin tespit edildiğini, aracın hasarlı araç durumunda olduğunu ve müvekkilinin malvarlığı değerinin azaldığını belirtip fazlaya dair talep, artırma ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkiline ait ... plakalı aracın üretim hatası nedeni ile ayıplı olmasından dolayı araçtaki değer kaybı için şimdilik 1.000 TL , hasar bedeli için şimdilik 1.000 TL ile İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyasında yapılan masrafın da yargılama giderlerine eklenmek suretiyle araç için toplamda şimdilik 2.000 TL alacağın 17/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Tic.Türk AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin davacının maliki olduğu dava konusu aracın imalatçısı veya ithalatçısı olmayıp araçla ilgili bakım ve tamir işlerini yapan bir servis işletmesi olduğunu bu sebeple davacının müvekkil şirkete husumet yöneltmesinin usul hükümlerine aykırı olduğunu, ayıplar kabul edilse dahi alıcının söz konusu malın ayıplı olduğu açıkça belli ise iki günlük, açıkça belli değil ise sekiz günlük ihbar sürelerine tabi olduğunu, davacının tacir olup TTK ilgili hükmüne tabi olduğunu, hükümdeki ihbar sürelerine uyulmadığını, aracın satın alınma tarihi 17/11/2016 iken mahkemeye başvurma tarihinin 20/08/2019 olduğunu, satın alınma tarihinin üzerinden neredeyse 3 yıl sonra mahkemeye başvurulduğunu, ayıplı olduğu iddia edilen hususların motor aksamına ilişkin araçtan beklenen randımanı etkileyecek nitelikte ve araçta değer kaybına sebebiyet verecek ölçüde olmadığını, davacının dava konusu araçta var olduğunu iddia ettiği hususların hiçbirini kabul etmediklerini belirtip davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir. Davalı ... Türk AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin yokluğunda yapılan keşfin hukuka aykırı olup geçersiz olduğunu, davacı şirketin dava konusu aracı 17/11/2016 tarihinde satın aldığını ve şikayeti nedeniyle 24/07/2019 tarihinde 70.415 km de iken servise götürdüğünü, müvekkil şirkete süresinde usulüne uygun ayıp ihbarında bulunulmadığını dolayısıyla buna bağlı haklardan vazgeçmiş kabul edilmesi gerektiğini, sürelerin hak düşürücü süreler olması nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, davacının aracı 17/11/2016 tarihinde satın aldığını ancak 24/07/2019 tarihinde servise götürdüğünü, davayı 11/12/2019 tarihinde yani satın alma tarihinden 3 yıl, şikayetlerinden 5 ay sonra açtığını, davanın bu nedenle de reddi gerektiğini, süresinde ve usule uygun ayıp ihbarı bulunmadığını, aracın trafiğe ilk çıkış tarihinin 17/11/2016 olup dava tarihinin 11/12/2019 olması sebebiyle davanın açıldığı tarihte zamanaşımı süresinin dolduğunu, üreticinin belirlediği ölçülere göre aracın boyasının ayıpsız olduğunu, serviste yapılan kontrollerde dikişlerin hizasında olan kaymaların ürün kaynaklı bir sorun olarak değerlendirilemeyeceği bu gibi dikiş ipliklerindeki meydana gelen sorunların genelde uygun olmayan ürünlerle yapılan temizlik işlemleri sonrasında meydana geldiğinin belirtildiğini, bu nedenle davacının şikayetinin ürün kaynaklı olmayıp kullanıcı kaynaklı olduğunu belirtip zamanaşımı def'inin kabulü ile davanın reddine, süresinde ve usulüne uygun bir ayıp ihbarı bulunmadığından davanın reddine, davanın esastan reddine karar verilmesini beyan etmiştir. Mahkememizce 02/03/2020 tarihli celsede davalı ... Türk AŞ'nin zamanaşımı itirazının ve davalı ... Tic.Türk AŞ'nin husumet itirazının asıl karar ile birlikte hüküm altına alınmasına, 08/07/2020 tarihli celsede davalılar vekillerinin yeni araç malikinin davaya dahili taleplerinin reddine ve davalı ... Tic.Türk AŞ vekilinin tanıklarının dinletilmesi talebinin dosya kapsamı, araç üzerinde teknik inceleme yapılacağı dikkate alınarak reddine karar verilmiştir. İzmir Trafik Tescil Şube Müdürlüğü'nden 17/11/2016 tarihi itibariyle ve dava tarihinden sonraki devirlerine ilişkin ... plakalı araca ait trafik kayıtları ve ruhsat bilgileri, davalı şirketlerden davacının başvurusuna ilişkin tüm belgelerin onaylı örnekleri celp edilmiş , gelen yazı cevapları dosya içerisine alınmıştır. Celp edilen İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyasında yaptırılan bilirkişi incelenmesinde; Araçta ön kapı+kapı iç döşemesi+kapı boyama işlemlerinin yaklaşık 10.000 TL, sol arka kapı boya hatasının giderilmesi işinin de yaklaşık 1.000 TL tutacağı, aracın piyasa rayiçlerinde emsallerinin ortalama değerinin 340.000 TL civarında olup yapılan değişim ve boya işlemleri sonrası 20.000 TL değer kaybına uğrayacağı bildirilmiştir. Dosya iki otomotiv ve bir makina mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine tevdii edilmiş, bilirkişiler ..., ... ve ... 13/08/2020 tarihli heyet raporunda özetle; Davaya konu ... plakalı aracın sağ ön kapı orta kıvrım çizgisi ile sağ arka kapı kıvrım çizgisinin eşit hizada olmadığı, kapı ayarlarının yapılması ile kapı hizalarının yerine geleceği kanaatine varıldığı, sağ ön kapı iç kısım üstü döşeme üzeri dikişi ile torpido üzeri dikiş hizalarının tutmadığı, kapı ve döşeme ayarları ile bu problemin giderilebileceği ve işçilik bedelinin 1.500 TL olduğu, aracın sol arka kapısında vernik atığı olması nedeniyle aracın gizli ayıplı olduğu, sol arka kapıdaki boya hatasının giderilmesi için kapının yeniden boyanması gerektiği, işlem bedelinin ise 1.500 TL olduğu, sol arka kapının boyanması nedeniyle araçta 10.000 TL değer kaybı meydana geldiğinin tespit edildiği bildirilmiştir. Taraflar tacir olup, aralarında "Araç Satış Sözleşmesi"bulunmaktadır. Davalı, süresinde zamanaşımı definde bulunmuştur. 6098 Sayılı TBK.nun 219 maddesinde;"Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur"hükmü düzenlenmiştir. TBK 225 maddesinde"Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir."hükmünün düzenlendiği, 6098 sayılı TBK 231/2 maddesinde; "Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz."hükmü düzenlenmiştir. Uyuşmazlık; Yerel Mahkemece, dava konusu araçtaki ayıbın, hileli ayıp olup olmadığı konusunda bir tespitin yapılmadığı, özellikle ayıbın hileli olup olmadığı konusunda rapor alınmasının gerekip gerekmediği ve dava zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı noktasında toplanmaktadır. Öncelikle uyuşmazlığın temelinde yatan ayıp kavramı üzerinde durmakta yarar vardır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219.maddesine göre; bir maldaki ayıp satıcının zikr ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmak üzere iki türde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan ikinci tür olan yani lüzumlu vasıflarda eksiklik şeklinde ortaya çıkan ayıptan bunun varlığını bilmese dahi satıcı sorumludur. Ayıp maddi, hukuki ya da ekonomik eksiklik şeklinde ortaya çıkabilir. Bunlardan yola çıkılarak satıcı ve dolayısıyla teselsül ilişkisi nedeniyle ithalatçıyı maldaki ayıptan sorumlu tutmanın maddi koşulları ortada ayıp sayılan bir eksikliğin olması, ardından maldaki eksikliğin önemli olması ve ayıbın malın yarar ve zararının alıcıya geçtiği anda varolması, alıcının ayıbın varlığını bilmeden malı satın almış olması olarak sayılabilir. Borçlar Kanunu'nda tanımını bulan ayıba karşı tekeffül, satılan şeyin satıcının zikrettiği vasıfları taşımamasından veya bu şeyin değerini sözleşme gereğince ondan beklenen yararları azaltan veya kaldıran eksiklikler bulunmasından satıcının sorumlu olmasıdır(TANDOĞAN, Haluk: Özel Borç İlişkileri, c.1/1, Ankara 1988, sh 163;YAVUZ, Cevdet:Türk Borçlar Hukuku, Özel Hükümler, İstanbul 2007,7.Baskı, sh 97) Diğer bir anlatımla ayıp satılanın normal niteliklerinden ayrılmasıdır. Ayıba karşı tekeffül borcu satıcının mülkiyeti geçirme borcunun tamamlayıcısıdır. Aynı zamanda satıcının bu borcu kanuni bir borç mahiyetindedir(YAVUZ, Nihat: Ayıplı İfa, Ankara 2010, 2.Baskı, sh.91-92) 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 221.maddesine göre; Satıcı satılanın ayıbını alıcıdan hile ile gizlemiş ise satımda tekeffül hükmünü kaldıran veya sınırlayan her şart batıldır. Satıcı tekeffül ödevini kaldırırsa kendisi ve karşı akit için gizli kalmış olan ayıplardan sorumlu olmak istemediğini belirtmektedir. Bu nedenle böyle bir açıklamanın bağlayıcı olabilmesi, satıcının kendisince bilinen ayıpların alıcıdan saklı kaldığını ve diğer ayıpların gerçekten tarafından bilinmeyen ayıplar olduğunu kabul ettiğini gerekli kılar. Bu ilkeler gereğince her kim, alıcının sözleşme yapılırken ayıpları henüz bilmeyeceği ve yalnız bu nedenden onun için zarar verici olan tekeffül görevinin kaldırılmasına razı olacağı üzerine spekülasyon yaparsa hileli davranıyor demektir. Satıcının hilesi durumunda tekeffül borcunu sınırlayan ya da kaldıran sözleşme kayıtları sonuç doğurmaz. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 221.maddesinde, "Satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür."hükmü düzenlenmiş olup bu nedenle ayıplı mal tesliminde ağır ihmali bulunan satıcı sorumsuzluk anlaşmasından yararlanamaz(YAVUZ , Cevdet: Türk Borçlar Hukuku, Özel Hükümler, İstanbul 2007, 7.Baskı, sh 104) Bu duruma göre satıcının sadece ayıbı hile ile gizlemiş olması durumunda değil, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu sayıldığı her durumda sorumsuzluk anlaşması geçersiz sayılır. Durumun gerekli kıldığı muayene ile anlaşılamayan ayıplar gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değildir. Fakat onları meydana çıkar çıkmaz hemen ihbar etmelidir. (YAVUZ, Nihat: Ayıplı İfa, Ankara 2010, 2.Baskı, sh 107) 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225.maddesine göre, alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz. Bile bile aldatma yani hile varsa satıcı ne tam zamanında ayıpların ihbar edilmediğine ne de kısa zamanaşımı süresine dayanabilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 231/2 maddesine göre, satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı tarafça ... plaka sayılı aracın ayıplı olmasından bahisle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL değer kaybı bedeli ile 1.000 TL hasar bedelinin 17/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile D.İş tespit giderlerinin yargılama giderleri kapsamında tahsili istemine yönelik olduğu, celp edilen trafik kayıtlarına göre davaya konu ... plakalı aracın 17/11/2016 tarihinde trafik tescil kayıtlarının düzenlendiği, Mahkememize tevzi edilen davanın 11/12/2019 tarihinde açıldığı, TBK 231/2 maddesindeki koşulların oluşmadığı, davalı tarafın zamanaşımı itirazının yerinde ve haklı olduğu kabul edilerek açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle; 1-Açılan davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE, 2-Peşin alınan 44,40 TL nin alınması lazım gelen 54,40 TL den mahsubu ile kalan 10 TL nin davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 3-Davacının yapmış olduğu harç ve yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm gününde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Tic.Türk AŞ ve ... Türk AŞ'ye verilmesine, 5-Davacı ve davalı ... Tic.Türk AŞ tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde resen iadesine, 6-1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan 6183 sayılı kanun hükümleri kapsamında tahsiline, Dair karar HMK 341 vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer mahkemeye verilecek dilekçe ile istinaf yoluna başvurabileceği belirtilerek taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup usulden anlatıldı.28/10/2020 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı