İlk Derece Mahkemesi · İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/526 E. 2019/845 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/526
Karar No
2019/845
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/526 KARAR NO : 2019/845 DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ : 28/12/2019 KARAR TARİHİ : 11/12/2019 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; maliki müvekkili olan ... plakalı binek otomobilin müvekkili sevk ve idaresinde iken 04/11/2018 tarihinde ... ili ... ilçesi sınırlarında gerçekleşen kaza neticesinde hasar gördüğünü, hasarın tespiti için İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığını, yapılan tespitte araçta 25.034,19 TL parça, 3.953,00 TL işçilik olmak üzere toplam 28.987,19 TL zarar meydana geldiğinin tespit edildiğini, oluşan hasarın meydana gelmesinde %100 kusurlu olan müvekkiline ait ara. ... A.Ş.şirketi tarafından kaskolu olduğundan zararın tamamından davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, davalı sigorta şirketine 22/11/2018 tarihli dilekçe ile müracaat edilip başvurunun 26/11/2018 günü tebellüğ edilmiş olmasına rağmen şirket tarafından halen ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı olmak kaydıyla şimdilik 2.000,00 TL hasar bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek olan T.C.Merkez Bankası avans faiz oranına göre temerrüt faizi ile ödenmesine, İzmir .... Sulh Hukuk Mahkemesi ... D.İş sayılı dosyası ile harcanan 657,40 TL delil tespit gideri ve 440,00 TL delil tespiti vekalet ücretinden ibaret toplam 1.097,40 TL'nin yargılama gideri olarak kabulüyle, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek olan T.C.Merkez Bankası avans faiz oranına göre temerrüt faizi ile birlikte ödenmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu hasara ilişkin tanzim edilen kaza tespit tutanağı gereğince, müvekkili şirket nezdinde sigortalı araç ile davacı tarafın aracın çarpışması sonucu kazanın meydana geldiğinin belirtildiğini, söz konusu hasar sonucu davacının aracında meydana gelen hasar bedelinin tazmini talebinin müvekkili şirkete ihbar edildiğini ve söz konusu ihbar üzerine müvekkili şirket nezdinde ... numaralı hasar dosyası açıldığını, davacı tarafa söz konusu kaza nedeniyle aracında meydana gelen hasar için aracın onarım görebileceği tespit edilerek 22/04/2015 tarihinde 2.324,28 TL hasar ödemesi yapıldığını, fazlaya ilişkin taleplerin işçilik bedellerinin piyasa gerçeklerinden oldukça uzak, fahiş olarak belirlenmesinden kaynaklanmakta olup, müvekkili şirketin sorumluluğu dâhilinde olmadığından reddi gerektiğini, yüksek işçilik ücretlerinden kaynaklanan bakiye hasar bedelinden sorumlulukları bulunmadığını, kusur tespiti bakımından Adli Tıp Trafik İhtisas Kurumundan rapor alınması gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğuna ilişkin bir karar ihdas edilmesi halinde müvekkili şirket sigortalısının kusuru oranında sorumlu olacağını, davayı kabul manasında olmamak üzere söz konusu davanın haksız fiile dayanması sebebiyle uygulanacak faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini, aracın hususi araç olarak kullanması nedeniyle avans faizine hükmedilmesinin mümkün olmadığını belirtilerek davanın usulden ve esastan reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı TTK’nın 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır. TTK’nın 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur. Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. Dava tarihi itibariyle yürürlük olan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde tüketicinin, "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi"; tüketici işleminin, " Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" ifade edeceği düzenlenmiş, aynı Kanunun 73. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu hüküm altına alınmıştır. Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda, Mahkememizce Türk Ticaret Kanununun yukarıda belirtilen hükümleri gereğince taraflar arasındaki uyuşmazlığın konusuna göre de görülmekte olan davanın mutlak veya nîspi ticarî dava olarak kabul edilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde, her ne kadar müvekilinin aracının ticari kullanıma mahsus olduğunu, poliçenin düzenlenmesinin her iki taraf için de ticari iş niteliğinde olması nedeniyle Mahkememizin görevli olduğunu belirtmiş ise de; davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde müvekkiline ait araca ilişkin ruhsat suretinde aracın kullanım şekli yük nakli- hususi olarak belirtildiği gibi, davacı tarafın dayandığı sigorta poliçesinde de sigortalı davacının mesleği kamu çalışanı olarak belirtilmiştir. Kaldı ki, dosya kapsamıda davacının TTK'nın 11. ve 12. maddeleri anlamında ticari işletme faaliyeti yürüttüğü ve tacir olduğu ya da dava konusu aracı ticari işlerinde kullandığı hususunu gösterir herhangi bir belge ve iddia da mevcut değildir Belirtilen nedenlerle, davacı ile davalı sigorta şirketi arasında kurulan kasko sigorta poliçesine ilişkin sözleşmenin 6502 sayılı TKHK'nın 3. maddesi kapsamında bir tüketici işlemi olduğu, somut olayda bu davanın çözümünde, genel mahkeme sıfatıyla görevli ve yetkili mahkeme olan Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğu, Mahkememizin görevli bulunmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre; Davanın göreve ilişkin dava şartı bulunmadığından HMKnın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde veya kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde taraflarca mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine, yasal süre içerisinde başvuru yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına, HMK 331/2 maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, Mahkememiz görevsizlik kararı sonrasında görevli ve yetkili mahkemede yargılamaya devam edilmemesi halinde bu husus belirtilerek mahkememize başvurulması halinde harç ve yargılama giderleri konusunda mahkememizce karar verilmesine, Dair verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, HMK 341 vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer mahkemeye verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yoluna başvurabileceği belirtilerek açıkça okunup usulden anlatıldı.11/12/2019 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı

Atıf: İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/526, K. 2019/845, T. 11.12.2019, www.arakarar.com/karar/izmir-6-asliye-ticaret-mahkemesi-2018-526-e-2019-845-k-698401b33b8a