İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/172 E. 2025/283 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/172
- Karar No
- 2025/283
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/172 Esas KARAR NO :2025/283 DAVA:Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:02/10/2024 KARAR TARİHİ:15/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...ın ... ilinden diğer müvekkili ...’dan iki koli teşhir malı ikinci el cep telefonu satın aldığını, bu kolilerin değerli eşya olarak ... Kargo aracılığıyla İstanbul’a gönderilmek üzere teslim edildiğini, ancak aradan geçen zamana rağmen kargonun teslim edilmediğini ve yapılan araştırmalar neticesinde söz konusu kargonun çalındığının anlaşıldığını, bunun üzerine ... Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulduğunu, yapılan soruşturmada ... isimli şahsın kargoyu çaldığının ortaya çıktığını, bu olayın açıkça ayıplı hizmete dayalı bir zarar olduğunu, sonrasında şüpheli ...’in davacılarla uzlaşmaya vararak çalınan malların bedeline karşılık 322.000,00 TL’yi diğer davalı ... ... A.Ş.’nin banka hesabına havale ettiğini, ancak bu bedelin bugüne kadar müvekkillerine ödenmediğini, bu nedenle hem doğrudan bu bedelin hem de bankaların uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile bu süreçte meydana gelen değer kaybı ve kazanç kaybı karşılığı toplam 700.000,00 TL zararın tazminini talep ettiklerini, ayrıca talep miktarı kadar ... firmasının banka hesaplarına tedbir konulmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların, müvekkili ... ... A.Ş.'ye iki adet ikinci el cep telefonu kolisinin teslim edildiğini ve bu kolilerin çalınması nedeniyle toplamda 700.000 TL tazminat talebinde bulunduğunu ileri sürdüğünü, ancak bu iddiaların haksız, mesnetsiz ve dayanaktan yoksun olduğunu, davacılarla müvekkili şirket arasında yazılı ya da sözlü bir taşıma sözleşmesi bulunmadığını, bu nedenle davacılar yönünden pasif husumet koşullarının oluşmadığını, ayrıca dava konusu taşıma işleminin müvekkil şirket tarafından yapıldığını gösterir herhangi bir belge sunulmadığını, kargonun teslimine, içeriğine, alıcısına ve taşındığı tarihlere ilişkin somut hiçbir delilin dosyaya ibraz edilmediğini, dolayısıyla ispat yükünün davacılarda olmasına rağmen bu yükün yerine getirilmediğini, kargoya ilişkin taşıma senedi, sevk irsaliyesi ya da taşıma sözleşmesinin bulunmadığını, bu haliyle davacıların yalnızca soyut iddialarla tazminat talebinde bulunduğunu, ayrıca söz konusu kargo bedelinin müvekkil şirkete yatırılmadığının açık olduğunu, çünkü dekontta açıklama yer almadığını ve bedelin diğer davalı ... firmasının hesabına gönderildiğini, bu nedenle sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre müvekkilin sorumlu tutulamayacağını, kaldı ki taşıma sözleşmesinin varlığı kabul edilse dahi Türk Ticaret Kanunu’nun 882. maddesi gereği taşıyıcının sorumluluğunun Özel Çekme Hakkı ile sınırlı olduğunu, davacıların ise kaybolduğu iddia edilen kargonun değerine ilişkin hiçbir somut dayanak sunmadığını, bu kapsamda sorumluluğun belirlenebilmesi için gereken bilgilerin dahi verilmediğini ve bu sebeple zararın da ispatlanmadığını, tüm bu gerekçelerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ... Anonim Şirketine dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edildiği ancak cevap dilekçesinin sunulmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Dava; Taşıma ilişkisinden kaynaklı ayıplı hizmet nedeni ile uğranılan zarara ilişkin alacak davasıdır. .... Tüketici Mahkemesinin ... - E.K.sayılı görevsizlik kararının 05/03/2025 tarihinde kesinleşmesi ile Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinin, mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydı yapıldığı görüldü. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 20.06.2019 tarih, 2019/1038 Es. ve 2019/869 K. sayılı ilamında "... TTK 5/A maddesi 1. fıkrasında arabulucuya başvurulmasının dava şartı olarak düzenlendiği, davanın arabulucuya başvurulmadan açıldığı ve arabulucuya başvuru şartı mahiyeti gereği sonradan tamamlanamayan özel dava şartlarından olduğu anlaşılmakla, mahkemece verilen dava şartı yokluğu nedeniyle usulden red kararı usul ve yasaya uygun olmakla ...... " yönünde karar vermiştir. 6325 sayılı yasanın 18/A Maddesi- (Ek:6/12/2018-7155/23 md.) ''(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) ...Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.'' HMK 138(1) madde; ''Mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir...'' Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; TTK’nin 5. maddesine eklenen 5/A maddesiyle, TTK’nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirilmiştir. Aynı yasal düzenlemenin 23. maddesinde 6325 sayılı Kanuna eklenen 18/A maddesiyle, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği açıkca ifade edilmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 13/05/2024 tarih 2024/4395 Esas 2024/8194 Karar sayılı ilamında özetle; "Davacı tarafça asliye hukuk mahkemesinde dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı gibi dosyanın görevli mahkemesinin esasına kaydedilmesinden önce de arabuluculuğa başvurulmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava şartı arabuluculuk sürecinin hiç işletilmediği tartışmasız olup davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi yerindedir." Mahkememiz 14/03/2025 tarihli ara kararı ile davacı vekiline; "Davacı tarafın arabuluculuk son tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış suretini dosyaya sunmadığı anlaşılmış olup, davacı vekiline arabuluculuk son tutanağı aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış suretini dosyaya sunması ve bu hususta beyanda bulunması için bir haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde gereğinin yerine getirilmemesi halinde 6325 sayılı yasanın 18/A maddesinin 2. fıkrası gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verileceğinin ihtarına" dair ara karar kurulduğu; davacı tarafça verilen kesin süre içerisinde beyanda bulunulmadığı bu haliyle herhangi bir başvuru bulunmadığı anlaşılmakla 6325 sayılı yasanın 18/A maddesinin 2. fıkrası gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermek yasal ve yerinde görülmüştür. HÜKÜM: 1-)Davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-)Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli maktu 615,40-TL red karar ve ilam harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-)Davalı ... ... A.Ş. duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-)Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde re'sen davacıya/vekiline iadesine, Dair tarafların yokluğunda; kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe veya başka bir yer Mahkemesi aracılığıyla gönderilecek bir dilekçe ile İstinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu karar verildi. 15/04/2025 Katip ... (E-İmzalı) Hakim ... (E-İmzalı)