İlk Derece Mahkemesi · İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/490 E. 2024/386 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/490
- Karar No
- 2024/386
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/490 KARAR NO : 2024/386 ASIL DAVA DOSYASI BİRLEŞEN İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2011/124 ESAS - 2011/83 KARAR SAYILI DAVA DOSYASI ASIL DAVA : Alacak BİRLEŞEN DAVA : Tazminat ASIL DOSYA DAVA TARİHİ : 28.02.2011 BİRLEŞEN DOSYA DAVA TARİHİ : 01.03.2011 KARAR TARİHİ :16.05.2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A-) ASIL DAVA DOSYASI Davacı vekili ... Glass Levhaları Ltd Şti vekili 28.02.2011 harç tarihli dava dilekçesinde; müvekkili şirketin... Şirketine dâhil şirketlerin ürettiği cam elyaf ürünleri yurt dışına satış ve ihraç için yaptığını, İrlanda’da üç ayrı müşterisinin bulunduğunu, CTP levhalarının fabrikadan İzmir Limanı’na oradan da deniz yolu ile İrlanda’ya taşınma işinin ... Taşıma Hizmetleri AŞ’nin üstlendiğini, İrlanda’ya ihraç edilecek ürünlerin düzgün paketlenip sabitlendiğini ve 40’lık flat konteynerler üzerinde konulduğunu, deniz taşımasına uygun hale getirildiğini, 15.02.2010 tarihinden fabrikadan İzmir Limanı’na taşındığını ve ... Gemisine yüklendiğini, 18.02.2010 tarihinde limandan hareket ettiğini, 01.03.2010 tarihinde gemi güvertesinde malların dağıldığı ve hasar gördüğü iddiası ile davalı şirket tarafından e-mail yolu ile bilgi verildiğini, İrlanda’nın Antwerp Limanı’nda sigorta şirketi ve taşıyıcı şirket denetçilerinin yaptıkları incelemede flat konteynerin gemi güvertesine yüklendiği, çatı panellerinin büyük bölümünün güverte de dağıldığı, açıkta, ıslak, zedelenmiş olarak zarar gördüğü ve kırılmalar olduğunun tespit edildiği, hasarlı ürünlerin tekrar Türkiye’ye iade edildiğini, bu konuda İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... D.İş dosyası ile tespit yaptırıldığını, hasarın deniz taşıması sırasında ve hatalı yüklemeden kaynaklandığının tespit edildiğini, ürünlerin toplam değerinin 23.077,79 Euro olduğu, 9.220,52 Euro’luk ürünün sağlam olduğu, 13.857,27 Euro’luk ürünün ise hasarlı olduğu ve iade edildiği, müvekkili şirket tarafından malların yurt dışından geri getirilmesi için 12.057,79 .-TL navlun, antrepo, gümrük müşavirlik ücreti ve ithalat vergisi gibi masraflar yatırdığını, ihraç konusu hasarlı ürünlerin bedelinin, delil tespiti ve ihtar masrafının sigorta şirketi tarafından 24.11.2010 tarihinde ödendiği, ancak sigorta şirketinin malların yurt dışından Türkiye’ye getirilmesi için gerekli olan 12.057,79 .-TL tutan giderleri ödemediği, bu nedenle bu alacağın şimdilik 900,00 TL lik kısmın harcamaların yapıldığı tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ve 100,00 TL’lik faizini davalıdan tahsil edilmesini talep etmiştir. Davalı ... Taşıma Hizmetleri A.Ş. vekili 10.05.2011 tarihli cevap dilekçesinde; ... Sigorta AŞ’nin ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasında açılan davanın bu dosya ile birleştirildiğini, müvekkilin taşımada hiçbir kusurunun bulunmadığını, taşımaya konu davacıya ait polyester çatı örtüsü malın ... Numaralı üstü açık flat tipi konteyner ile ... numaralı 18.02.2010 tarihli konşimento ile davalıya teslim edildiğini, ... numaralı 18.02.2010 tarihli taşıyan ... SA’ya ait konşimento altında ... R Gemisi ile İzmir Limanı’ndan Dublin/ İrlanda’ya deniz yolu ile taşındığını, taşıma sözleşmesinin FCL/FCL ( Full Container Load) ve (SLAC SHİPPERS STOW, LOAD AND COUNT) şartları altında yapıldığını, taşımanın multi model taşıma olduğunu, taşımanın deniz ayağının dava dışı ... SA firmasına taşeron olarak verildiğini, taşımanın acenteliğini ... Gemi Acenteliği AŞ’nin yaptığını, davacının bu konşimento da yükleten olduğunu, deniz taşımasının gerçekleştirilmesi sırasında başka bir gemiye aktarılmak üzere Belçika’nın Antwerp Limanı’nda hasarlandığını, gemi tarafından tespit edildiğini, kaptanın durumu ...’ye, ...’nin de ...’e, ...’un da müvekkiline durumu bildirdiğini, ilk yapılan tespitlerde malların bir kısmının hasarlandığını, diğer kısmının ise sağlam olduğunu, hasarın yüklerin konteyner içinde hatalı sağlamlaştırmadan kaynaklandığını, 04.03.2011 tarihinde Antwerp Limanı’nda gerçekleştirilmiş olan ortak surveye, taşıyan ..., davalı ... AŞ ve davacı ... Ltd adına ... Sigorta AŞ tarafından görevlendirilmiş olan survey firmasının katıldığını, mallardaki hasarın sebebinin malların yeterince emniyete alınmaması ve sağlamlaştırılmamış olmasından ve konteyner içerisine düzgün yerleştirilmemiş olmasından kaynaklandığının tespit edildiğini, müteakiben taşıyan ... tarafından yeterli bir şekilde emniyete alındığını ve taşımaya uygun bir hale getirildiğini, bu nedenle müvekkiline atfedilecek bir kusurun olmadığını, malların emniyete alınması ve sağlamlaştırılmasının konteyner içerisine yükletilmesi sorumluluğunun davacıya ait olduğunu, taşımaya ilişkin konşimento üzerinde “Slac Shippers Stow, Load And Count” yani yükleyici yükledi, istifledi, saydı, mühürledi close nun yer aldığı, bu işlemlerin davacı yükletene ait sorumluluğunda olduğunu, hasarın malların yetersiz sağlamlaştırılmasından, konteyner içerisine uygun istiflenmemesinden kaynaklandığını, survey raporunda da malların ambalajlanmasının ve konteynere yerleştirilmemesinin normal şartlarda bir deniz yolculuğunda dahi yeterli olmayacağını, survey raporunun ...’un Türkiye acentesi olan ... Deniz Aşırı Ve Nakliyat AŞ’den istenmesini talep ettikleri, yükleten konumundaki davacının yeterince tedbirli davranmadığını, emniyet almadığını, dava dilekçesine delil olarak sunulan tespit raporunun eksik olduğunu, söz konusu raporun ... tarafından malların emniyete alınması ve sağlamlaştırılmasından sonra verildiğini, konteynerin geminin neresinde taşındığının önem taşıdığını, davacının talepleri bakımından müvekkilinin sorumlu olmadığını, zira malların dava dışı alıcı /gönderilene exworks olarak satıldığını, satıcının aksi kararlaştırılmadıkça alıcı tarafından sağlanan bir araca yüklenmesinden malların ihraç gümrüğünden geçirilmesinden sorumlu olmadığını, alıcının bu noktadan varış yerine kadar tüm gider ve risklerin yükümlülüğünü üzerine aldığını, yani teslimden itibaren her türlü nakliye, yükleme, boşaltma ve sigorta masraflarının alıcı tarafından ödeneceğini, davacının sorumluluğunun olmadığı riskler bakımından davalıdan talepte bulunmaya hakkı olmadığını, müvekkiline atfedilecek her hangi bir kusur bulunmadığını, ayrıca davacının talep ettiği bedelleri ödediğini ispatlaması gerektiğini, tazminat bedelinin koli başına 0,015 .-TL yi geçemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davacı vekili 30.05.2011 tarihli replik dilekçesinde; davalının malları üzerindeki hasarın konteynerin hatalı sağlamlaştırılmasından kaynaklandığı iddiasının kabul edilemeyeceğini, yüklemenin konteyner uzmanı bilirkişiler vasıtası ile yapıldığını, yükün gereği gibi ve dikkatlice istif edilmesinden davalının sorumlu olduğunu, ... Sigorta’nın 04.03.2010 tarihinde Belçika’nın Antwerp Limanı’nda yapılan survey incelemesinde hazır bulunduğunu, burada ürünlerin deniz suyuna maruz kaldığı, flat konteynerin hatalı olarak geminin baş kısmına istiflendiği, istiflemenin “bay plan” pozisyonunun bilirkişilere sunulmadığını, taşıyıcının yükü gereği gibi saklamak ve taşımak zorunda olduğunu, bu konuda gerekli özeni göstermediğini, eğer yük doğru istiflenmemiş ise taşıyıcının zaten bunu kabul etmemesi gerektiğini belirterek cevabı kabul etmediğini beyan etmiştir. B-) BİRLEŞEN İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ’NİN 2011/124 ESAS 2011/83 KARAR SAYILI DOSYASINDA; Davacı ... Sigorta A.Ş. vekili 01.03.2011 tarihli dava dilekçesinde; müvekkili sigortanın dava dışı nakliyat emtia taşıma sigorta poliçesi ile sigortalanan ... Ltd Şti’ye ait emtiayı 03.03.2010 tarihinde yapılan ihbara göre ... R gemisinde taşıyıcının kusuru yüzünden hasara uğradığını Lloyd ekperince gerekli incelemenin yapıldığını ve kusurun taşıyanda olduğunun belirlendiğini İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... D.İş sayılı dosyasında da kusurun tamamen taşıyanda olduğunun belirlendiğini, 22.01.2010 tarihinde 15.057,57 Euro karşılığı 31.035,00 TL tazminatın sigortalı şirkete ödendiği, 1.577,00 Euro’nun da Lloyd eksperine ödendiğini belirterek 15.831,00 Euro rücuen tazminatın davalı ... Taşımacılık Hizmetleri AŞ’den ödeme tarihi olan 22.11.2010 tarihinden itibaren işlemek kaydıyla bedelin fiilen ödeneceği tarihteki merkez bankası efektif döviz satış kuru üzerinden ticari/avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece ... E. ... K. sayılı 03.03.2011 tarihli kararla dosyanın İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. Sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Davalı ... Taşımacılık Hizmetleri A.Ş. vekili 18.07.2011 tarihli cevap dilekçesinde; davacı sigorta şirketinin sigorta konusu riskin dava dışı alıcıya geçmiş iken ... Ltd Şti’ye/satıcıya ödeme yapmasının ex- gratia olduğunu, bu nedenle rücu imkânına sahip olmadığını, taşımaya konu davacının sigortalısına ait polyester çatı örtüsü malın ... Numaralı üstü açık flat tipi konteyner ile ... numaralı 18.02.2010 tarihli konşimento ile davalıya teslim edildiğini, ... numaralı 18.02.2010 tarihli taşıyan ... SA’ya ait konşimento altında ... R Gemisi ile İzmir Limanından Dublin/ İrlanda’ya deniz yolu ile taşındığını, taşıma sözleşmesinin FCL/FCL (Full Container Load) ve (Slac Shippers Stow, Load And Count) şartları altında yapıldığını, taşımanın multi model taşıma olduğunu, taşımanın deniz ayağının dava dışı ... SA firmasına taşeron olarak verildiğini, taşımanın acenteliğini ... Gemi Acenteliği AŞ’nin yaptığını, deniz taşımasının gerçekleştirilmesi sırasında başka bir gemiye aktarılmak üzere Belçika’nın Antwerp Limanı’nda hasarlandığını, gemi tarafından tespit edildiğini, kaptanın durumu ...’ye, ...’nin de ...’e, ...’un da müvekkiline durumu bildirdiğini, ilk yapılan tespitlerde malların bir kısmının hasarlandığını, diğer kısmının ise sağlam olduğunu, hasarın yüklerin konteyner içinde hatalı sağlamlaştırmadan kaynaklandığını, 04.03.2011 tarihinde Antwerp Limanı’nda gerçekleştirilmiş olan ortak surveye, taşıyan ..., davalı ... AŞ ve yükleten adına ... Sigorta AŞ tarafından görevlendirilmiş olan survey firmasının katıldığını, mallardaki hasarın sebebinin malların yeterince emniyete alınmaması ve sağlamlaştırılmamış olmasından ve konteyner içerisine düzgün yerleştirilmemiş olmasından kaynaklandığının tespit edildiğini, müteakiben taşıyan ... tarafından yeterli bir şekilde emniyete alındığını ve taşımaya uygun bir hale getirildiğini, bu nedenle müvekkiline atfedilecek bir kusurun olmadığını, malların emniyete alınması ve sağlamlaştırılmasının konteyner içerisine yükletilmesi sorumluluğunun davacının sigortalısına ait olduğunu, taşımaya ilişkin konşimento üzerinde “Slac Shippers Stow, Load And Count” yani yükleyici yükledi, istifledi, saydı, mühürledi Close’unun yer aldığı, bu işlemlerin davacının sigortalısı yükletenin sorumluluğunda olduğunu, hasarın malların yetersiz sağlamlaştırılmasından, konteyner içerisine uygun istiflenmemesinden kaynaklandığını, survey raporunda da malların ambalajlanmasının ve konteynere yerleştirilmemesinin normal şartlarda bir deniz yolculuğunda dahi yeterli olmayacağını, survey raporunun ...’un Türkiye acentesi olan ... Deniz Aşırı Ve Nakliyat AŞ’den istenmesini talep ettikleri, sigortalı yükletenin yeterince tedbirli davranmadığını, emniyet almadığını, dava dilekçesine delil olarak sunulan tespit raporunun eksik olduğunu, söz konusu raporun ... tarafından malların emniyete alınması ve sağlamlaştırılmasından sonra verildiğini, konteynerin geminin neresinde taşındığının önem taşıdığını, tazminatın poliçe kapsamında bulunmadığını, davacının talebini açıklaması gerektiğini, talep miktarını hesaplamada bir yanlışlık bulunduğunu, %10 kar marjını müvekkilinden talep edemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davacı vekili 21.11.2011 tarihli replik dilekçesi ile; davalının beyanlarını kabul etmediklerini ... şirketinin ...Holding’e ait olduğunu belirtmiş ve delillerini sunmuştur. Davalı ... A.Ş. vekili 23.12.2011 tarihli düplik ve delil dilekçesi ile; bilirkişi raporunun eksik ve yanlış olduğunu, gerçek zarar sebebini tespit etmediğini, yük ve konteynerin bizzat yerinde görülmediğini, yükün geminin neresinde taşındığının ... şirketinden sorulması gerektiği, davacının yapmış olduğu ödemenin hatır ödemesi olduğunu, belirtmiştir. Asıl dava; davacı taşıtanın taşıma sözleşmesinden kaynaklanan hasar nedeniyle malları Türkiye ye geri getirilmesine ilişkin yapılan masraflara ilişkin tazminine ilişkin tazminat davası, birleşen dava ise; bu malların hasara uğraması nedeniyle davacı sigorta şirketinin sigortalısına yapmış olduğu ödemenin rücuen tazminatına ilişkindir. Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir. İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... D.iş sayılı dosyası, ... numaralı ve ...ü numaralı konşimento suretleri ve tercümeleri, 04.03.2011 tarihli survey raporu, ihtarnameler, iade faturaları, Ekspertiz raporları, sigorta poliçeleri, fotoğraflar, ibraname, incelenmiş ve bilirkişi incelemesi yapılmıştır. İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... D.İş sayılı dosyasında; delil tespiti isteyen ... Glass Levhaları Ltd Şti vekilinin 10.06.2010 tarihli dilekçesiyle; müvekkiline ait taşımaya konu malların İzmir’den Dublin’e taşınması sırasında emtiada hasar meydana geldiğini, bu hasarın tespiti, hasarın sebebi, hasarlı ürün miktarı, konteynerin taşınma sırasında taşıyıcının nasıl istiflemesi gerektiği, doğru istifleme pozisyonunun ne olduğu, hasarlı olan ürünlerin yeniden satışının ve kullanılmasının mümkün olup olmadığı, hurda değerinin belirlenmesini talep ettiği, bu konuda seçilen Bilirkişiler ..., ... ve ... vasıtasıyla 19.08.2010 tarihinde yapılan tespit ve bilirkişi raporunda; satışa konu olan mamullerin toplam değerinin 23.077,79 Euro olduğu bunlardan 9.220,52 Euro’luk malın sağlam olarak teslim edildiği hasarlı mal bedelinin ise 13,857,27 Euro olduğu, ortalama % 50 zaiyatın bulunduğu, zarara uğrayan şeffaf çatı örtüsü niteliğindeki malzemenin hurda değerinin 4.800,00 TL olduğu, yükün geminin güvertesinde nereye konduğunu gösteren planın bay plan olarak yer aldığı, hasar gördüğü iddia edilen cam elyaf takviyeli polyester çatı örtü malzemelerinin de, yırtılma, ezilme ve renk değişimi olduğu, yükün taşınması ve istiflenmesinde flat tipi konteynerlerin üstüne başka bir konteynerin konulamayacağı, en üst sıraya yerleştirileceği, bu yükün kötü hava deniz koşulları nedeniyle mümkünse geminin baş kısmından uzak yaşam mahalline istifleneceği, eTTK m.1029 uyarınca yükletenin muvafakati olmadıkça eşyanın güverteye konulamayacağı, küpeşteye asılamayacağı hükmünün bulunduğu, ancak konteyner taşımacılığında bunun uygulanamayacağı, hasarın mücbir sebepten veya gemi adamlarınca geminin sevk ve idaresine ilişkin teknik kusurdan ileri gelmesi halinde eTTK m.1062/2 ve 1063 uyarınca taşıyanın sorumlu olamayacağı, hasarın bizzat taşıyan tarafından bildirildiğini, eTTK m.1066’da ki ihbara gerek kalmadığını, buna göre geminin seferine ait bay plan bulunmadığından taşıyanın sorumluluğunun tespit edilemeyeceğini belirtmişlerdir. Mahkemece yapılan bu tespitteki bilirkişi raporuna tespit isteyen vekilince 4.800,00 TL hurda bedeline 06.09.2010 tarihinde itiraz edilerek hurdanın en fazla 1.000,00 – 1.500,00 TL olduğu belirtilmiştir. Bu rapora karşı aleyhine tespit istenen ... Taşımacılık Hizmetleri AŞ vekili de itiraz ederek, hasarın geminin yüklemesini gösteren “bay plan” incelenmeden bu raporun kabul edilemeyeceğini, tespit isteyenin malı yüke ve yolculuğa elverişli ambalajlaması gerektiğini belirtmiştir. ... Sigorta AŞ vekilinin de bilirkişi raporuna itiraz ettiği belirlenmiştir. Mahkemece toplanan delillerle birlikte talimat yolu ile İstanbul Deniz İhtisas Mahkemesi’nden rapor alınması yoluna gidilmiştir. Bilirkişiler ..., ..., ...’den alınan 20.02.2013 tarihli raporda; İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... D.iş sayılı dosyasındaki bilirkişi raporu, 04.03.2011 tarihli survey raporu, N.V.BEECKMAN DE VOS tarafından hazırlanan rapor ve yükleme bay planı incelenerek davacının üç farklı şirket ile satış sözleşmesi yaptığı, birinci ve ikinci satış sözleşmelerinde CIP (Carriage and Insurance Paid to) kaydının bulunduğu, üçüncü satış sözleşmesinde DDU (Deliveriy Duty Unpaid) kaydının bulunduğu, deniz yolu ile eşya taşınması sözleşmesi satıcı tarafından yapıldığı, satıcının taşıtan, alıcıların ise gönderilen sıfatına sahip olduğu, davalının taşıma işini dava dışı ... a alt navlun sözleşmesi ile yaptırdığı, eTTK m.1016 anlamında navlun sözleşmesinin davalı tarafından kurulduğu ve eşyanın fiilen ... tarafından taşındığı, davacı ile sözleşmesel ilişkinin davalı arasında olduğu, ...’un ise fiili taşıyan durumunda olduğunu, birleşen davanın davacısı ... Sigorta AŞ’nin aktif husumet ehliyetinin incelenmesinde taşımaya konu nakliyat emtia sigorta poliçesi sözleşmelerini, birleşen dosya davacısının % 10 kar marjı ile ...-... nolu poliçeler ile yaptığı ve 8.374,90 Euro ve 3.579,00 Euro ödediği, tüm poliçelerde sigortalı menfaat sahibi davacı olarak gösterildiği, CIP kaydı içeren satış sözleşmeleri bakımından hasarın eşyanın teslim edilmesi ile birlikte alıcıya geçeceği, dolayısıyla satış sözleşmesi uyarınca eşyanın taşıyana teslim edilmesinden sonra gerçekleşecek olan hasara/semen hasarına alıcının katlanmak zorunda olduğunu, bu halde sigortalının=menfaat sahibinin alıcı olması gerektiği, aksi halde eTTK m.1269 uyarınca sigorta sözleşmesinin batıl olacağını, dolayısıyla sigortalının dava dışı alıcı olması ve sigorta tazminatının ona ödenmesi gerektiği, ancak dosyada sigortalı olarak menfaat sahibi satıcı/davacının gösterildiği ve tazminatın ona ödendiği, bu halde birleşen dosya da davacının eTTK m.1301 veya 1361 uyarınca satıcının haklarına halef olamayacağı, ancak Yargıtay .... Hukuk Dairesi’nin CIF ve CIP satışlar yönünden farklı bir sonuca vardığını, satışta mal bedelinin tamamen alıcıdan tahsil edildiği belli olmadığından bunun belirlenmesine göre CIF/CIP satışlarda satıcının menfaatinin olacağının belirtildiği, somut olayda da her iki satış sözleşmesinde de ...’in konşimentonun düzenlenmesinden 30/60 gün sonra ödeneceği, taşımaya konu eşyanın tamamının zayi olmadığı, bu halde alıcının satıcıya mutlaka bir ödeme yapmış olduğu, fakat bunun dosyada belli olmadığı, davacının bu durumu ispatlaması gerektiği, DDU kaydını içeren satış sözleşmesi bakımından ise malların alıcının tasarrufuna geçinceye kadar satıcının tüm hasardan sorumlu olduğu, hasarın taşınma sürecinde meydana geldiğinden satıcının menfaat sahibi olduğunu, buna göre davacının ... nolu poliçe yönünden % 10 kar marjı ile ödemiş olduğu 8.374,90 Euro sigorta tazminatı bakımından haklara halef olduğu, uygulanacak hukuk yönünden 1924 tarihli KTMS sözleşmesinin uygulanması gerektiği, ancak TTK’nın taşıyanın sorumluluğuna ilişkin hükümlerinde aynı sonuca vardığını, taşıyanın eTTK m.1061 uyarınca malların yüklenmesi, istifi, taşınması, elden geçirilmesi ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyanın dikkat ve ihtimamını göstermek zorunda olduğunu, eTTK m.1066’ya göre meydana gelecek zararlarda taşıyana ihbar külfetinin ihbar edilmesi gerektiği, aksi halde taşıyan lehine bir karine doğacağını, hasarın davalı tarafından bildirildiğinden somut olayda buna gerek olmadığını, konşimentoda yer alan FCL/FCL ( Full Container Load) ve (Slac Shippers Stow, Load And Count) kayıtlarının konteyner içeriğinin davacı tarafından istiflendiği ve eşyanın konteyner içine davacı tarafından sabitlendiği, survey raporlarında konteynerin istiflenmesinin usulüne uygun yapılmadığının belirlendiği, TTK m.1063/1-5b gereğince yükletenin ve ya yükün sahibi ile acentesinin hareket ve ihmallerinden bu sonucun doğduğunu, konteynerin güvertede üst kısma yüklenmiş olduğu, üzerinde başka bir konteyner bulunmadığı belirtilerek eşyanın konteyner içine İstiflenmesi ve sabitlenmesi borcunun davacıya ait olduğu, ancak bunun usulüne uygun yerine getirilmediği belirtilmiştir. Bu bilirkişi raporuna karşı taraflar beyanda bulunmuşlardır. Davalı ... Taşımacılık Hizmetleri AŞ vekili bilirkişi raporunda belirtildiği üzere ... nolu poliçe bakımından davacının ... Glass Levhaları Ltd Şti’nin haklarına halef olduğu ve dava açma hakkının bulunduğu, ... Sigorta AŞ’nin ise CIP teslim şartı sözleşmelerde aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, konşimento da yer alan FCL/FCL ( Full Container Load) ve (Slac Shippers Stow, Load And Count) şartlarının yükleteni sorumlu kıldığı, konteyner üzerine başka bir yük konmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Birleşen dosya davacısı ... Sigorta A.Ş. vekili 15.04.2013 tarihli beyan dilekçesinde; bilirkişi raporunun doğru olmadığını, müvekkilin CIF kayıtlı konşimentolarda halefiyetin doğumu için alıcının hasarlı malların bedelini satıcıya ödememiş olması gerektiği tespitinin doğru olduğu, ancak zaten tüm malların kabul edilmediği ve iade edildiği, gemi kaptanı yükün yüklenmesini ve denize elverişliliğini sağlamakla sorumlu olduğunu, gemi yerleşim planı olan “bay plan”ın survey raporundan sonra dosyaya sunulduğunu, kaptanın yükleme ve istif uygunluğunun denetleme yükümlülüğünün olduğunu belirterek yeni bir rapor alınmasını talep etmiştir. Davacı ... Glass Levhaları Ltd Şti vekilinin bilirkişi raporuna itirazında ise; 40’lık flat konteynerin yükleme sırasında kullanıldığını, taşıyıcının bu konteynerin usulüne uygun istiflenmediği ve bağlanmadığı, gerekçesi ile gemiye yükü kabul etmeme gerekçesi ileri sürmediğini, bu halde emniyetsiz bir kargoyu almaması gerektiğini, yükleme “bay planı” nın 03.03.2010 tarihli denetçiye sunulmadığını belirterek yeni bir bilirkişi raporu alınmasını, ayrıca gemi jurnalinin istenmesi talep etmiştir. Toplanan tüm deliller ve bilirkişi raporları değerlendirildiğinde; asıl dosya davacısı ... Glass Levhaları Ltd Şti’nin taşımaya konu olan emtiayı 40’lık flat konteynere 15.02.2010 tarihinde yüklediği, yüklenen malların 18.02.2010 tarihinde fiili taşıyıcı ...’a ait ... isimli gemi ile İzmir Limanı’ndan Dublin Limanı’na taşındığı, taşınma sırasında taşınan malların Antwerp Limanı’nda hasarlı olduğunun tespit edilmesi üzerine 04.03.2010 tarihinde davacı davalı ve sigortacı temsilcilerinin katıldığı bir ortak survey ile malların hasara uğradığı, hasarın yeteri kadar doğru ambalajlama yapılmamasından kaynaklandığı, yine İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... D.iş sayılı dosyasındaki alınan raporda yapılan teknik incelemede malların hasarının tespit edildiği, ancak bu tespitte malların Antwerp Limanı’nda limanında düzenlenen survey raporundan sonra malların yeni bir konteynere yüklenmesi ve düzgün istiflenmesi ile iade edildikten sonra alındığından gerçek yükleme şeklini ve Antwerp Limanı’nda durumunu belirleyemediği anlaşılmıştır. Dava konusu olan ve taşıyıcının sorumluluğunu gerektiren zararın taşıma sözleşmesi gereğince taşıyanın istifinde hata yapması/kusurlu olması halinde doğacaktır. Tedbirli bir taşıyan istif yapmada gerekli dikkat ve özeni göstermelidir. TTK m.975’e göre kaptanın da denizcilik örf ve adet kurallarına göre yüklemede bulunması gerekli dikkat ve özeni göstermesi zorunludur. Somut olayda da dosyaya ibraz edilmiş olan ve bilirkişi incelemesinde de değerlendirilen bay plan da ...sefer sayılı ... gemisinde hasara konu olan ... numaralı konteynerin en üste yüklendiği, üzerine herhangi bir yük konmadığı belirlenmiştir. eTTK m.1063/1f.-5b. e göre taşıyanın yükletenin hareket ve ihmallerinden doğan zararlarından sorumlu olmaması söz konusudur. Her ne kadar asıl dava da satıcı ... Glass Levhaları Ltd Şti ve birleşen davada ... Sigorta AŞ davalı taşıyıcının kusurlu olduğunu ve yükün taşınamayacak durumda bulunması halinde kaptanın yükü gemiye kabul etmemesi gerektiğini belirterek bilirkişi raporuna itiraz etmişlerse de; burada taşımaya konu olan malın istiflenmesinde herhangi bir hata bulunmadığı, kaptanın nezaret görevini yerine getirdiği, denizcilik usullerine uygun bir istifleme yapıldığı açıktır. Konteynerin FCL/FCL ( Full Container Load) ve (Slac Shippers Stow, Load And Count) kaydı ile yüklenmesi halinde artık konteyner içeriğinden ve bunların doğru olarak bağlanmasından, sağlamlaştırılmasından taşıyıcı değil, yükleten/taşıtan sorumlu olacaktır. Somut olayda da taşıyıcının istiflemede herhangi bir kusuru bulunmayıp, satıcı/yükleten/taşıtanın kusuru bulunduğu açıktır. Mevcut durum itibariyle asıl davada davacının birleşen dosya davacısı ... Sigorta AŞ’den zararının bir kısmını tahsil edip hasarlı malın Türkiye’ye iadesi için doğan masrafları talep ettiği, ancak hasarın oluşmasında davalının kusuru bulunmadığından malın zarar görmesi sonucunda bu malların yurt dışından Türkiye’ye getirilmesi için gerekli masrafları talep edemeyeceği belirlendiğinden asıl davadaki davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Birleşen dosyada da bilirkişi raporunda onuncu sayfada açıklanan davacı ... Sigorta AŞ’nin yapmış olduğu emtia sigorta poliçesi sözleşmelerinden ... nolu poliçe ile sigorta sözleşmesi kapsamında 8.374,90 Euro’luk malın(... fatura nolu) DDU satış şekli ile, ... nolu poliçe ile sigorta sözleşmesi kapsamında 4.745,00 Euro’luk malın(... fatura nolu) CIP satış şekli ile ... nolu poliçe ile sigorta sözleşmesi kapsamında 3.579,00 Euro’luk malın (... fatura nolu) CIP satış şekli ile satılan malların sigorta edildiği, bunlardan ... nolu poliçeden DDU satış şekli olması nedeniyle sigortacının sigorta bedelini satıcıya ödemekte rücu hakkına engel olmadığı ve satıcının menfaat sahibi olduğu, buna karşılık CIP satış şekli ile satışı yapılan ... ve ... numaralı faturalarla satılan malların bedelinin ödenip ödenmediği konusu Yargıtay .... H.D.’nin kararlarında davacıya eTTK m.1301 ve 1361’e göre halefiyet hakkını sağladığı durumda mal bedellerinin ödenmemiş olması gerektiği belirtilmiştir. Somut olayda da hasarlı mal bedellerinin birleşen dosya davacısı sigorta şirketinin sigortalısı olan ... Glass Levhaları Ltd Şti’ye ödenmediği, söz konusu malların Antwerp Limanı’ndan paketlenerek davacıya iade edildiği, (13.857,27 Euro değerindeki mallar) delil tespitinde belirlenmiştir. Bu konuda davalının da herhangi bir itirazı bulunmamaktadır. Ancak biraz önce açıklandığı üzere birleşen dosya davacısı ... Sigorta AŞ’nin TTK m.1301 ve 1361’e göre rücu hakkının doğabilmesi için halefiyet ilkesine göre sigortalının taşıyıcıya başvurma imkânının bulunması gereklidir. Oysa taşıtanın kendi kusuru ile zararın meydana gelmesine sebebiyet verdiği ve davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığı tespit edilmiş olduğundan birleşen dosyanın davacısının artık davalıya rücu imkânı da bulunmamaktadır. Bu nedenle birleşen dosyadaki davacının davasının reddi gerekmiş ve mahkememizce dava reddedilmiştir. Bu kararın asıl ve birleşen dosya davacılarının temyizi üzerine, Yargıtay .... Hukuk Dairesince ... Esas ... Karar sayılı ve 17.03.2015 tarihli kararla bozulmuştur. Bozma gerekçesinde; "...-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Dava, denizyolu ile yapılan taşıma sonucu emtiada meydana gelen hasarın tazmini istemine ilişkindir. Somut olayda, davalı tarafından taşıması üstlenilen polyester levhalar, davacı tarafından naylon ambalaj ile sarılarak ahşap paletler üzerine konulup, çelik çember ile ahşap palete sabitlenmek suretiyle açık (flat) konteynır üzerine yerleştirilerek spanzet ve çektirmeler ile konteynıra sabitlenmek suretiyle davalıya teslim edilmiştir. Mahkemece, emtianın üzerinde bulunduğu açık (flat) konteynırın gemi güvertesinin en üstüne konulduğu ve konteynır üzerine başka bir yük konmadığı dolayısı ile davalı taşıyıcının konteynırın istiflenmesini doğru yaptığı, buna göre meydana gelen hasardan sorumlu olmadığı, hasarın yükün konteynıra iyi sabitlenmemesi ve ambalajın yetersiz olmasından meydana gelmesi nedeniyle kusurun davacıda olduğu belirtilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, taşıyıcının yükün sağlıklı taşınabilmesi ve hasara uğramaması için yükleme ve istiflemeyi gözetmesi, hatalı bir yükleme veya ambalaj eksikliği varsa buna karşı çıkması ve yükün güvenli taşınabilmesi için gereken her türlü tedbiri alması basiretli bir taşıyıcıdan beklenen bir davranış olup, buna uymayan ve sonuçta taşımayı üstlenen taşıyıcının meydana gelen zarardan dolayı en azından müterafik kusurlu kabul edilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece, polyester levhaların konteynıra iyi sabitlenmemesi ve ambalaj eksikliği nedeniyle dağılması sonucu hasarın meydana geldiği kabul edildiğine göre, davalı taşıyıcının buna ilişkin gözetim görevini ihmal etmesi nedeniyle müterafik kusurlu olduğu gözetilerek bu çerçeve dâhilinde bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle mahkememiz hükmü bozulmuştur. Ancak bu bozma kararına direnmek gerekmiştir. Davacıların temyiz dilekçelerinde yer alan ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bozma sebebi yaptığı istif hatasının müterafik kusur oluşturduğu kabulü somut olay için uygun değildir. Olağan koşullarda deniz taşımasında taşınan malların konteynır içinde yani ambalajlı olarak taşınmaması, özellikle geminin tümünün veya bir kısmının (eTTK m.1016- yTTK m. 1138- (1) Taşıyan, navlun karşılığında; a) Yolculuk çarteri sözleşmesinde eşyayı, geminin tamamını veya bir kısmını ya da belli bir yerini taşıtana tahsis ederek;.. denizde taşımayı üstlenir...) tahsis edilerek kullanılması halinde söz konusu olabilecektir. Bu halde taşıyanın eTTK m. 975 (yTTK m. 1091) kaptan vasıtası ile yükleme ve boşaltmada ve istifte denizcilikte cari olan usul ve örflere uygun olarak yapılmasında sorumludur. Bu halde geminin taşımaya denize ve yola elverişli bulunması, ayrıca denizde seferdeyken meydana gelecek her türlü tehlikeye karşı koyabilecek şekilde istiflenmiş olması yükün gemi içerisinde hareketli olmaması yani geminin sefer sırasında yola, yüke, denize elverişli olmasını sağlamakla yükümlüdür. Ancak bu kural açık/kuru/dökme yüklerde istif açısından geçerli olmakla birlikte; somut olayda olduğu üzere konteynerle taşınan yüklerde bu konteynerler belli bir istif planı ile gemiye yüklenmektedir. Bu plan istif planı ya da bay plan olarak nitelendirilmektedir. Taşıyanın bu halde FCL kaydı ile yüklenen her konteynerde istif hatası olup olamadığını binlerce konteynerin gemiye yüklendiği denizcilik sektöründe kontrol etmesi ne mümkün ne de ticari teamüle uygundur. Örneğin kapalı olan 20 lik ve ya 40 lık konteynerler FCL kaydı ile yüklenmekte ve bu konteynırlar içerisinde istif /bağlama/ sabitleme hatasından (kötü istifleme) meydana gelen hasarlarda taşıtan / gönderen sorumlu olmaktadır. Taşıyan sorumlu olmamaktadır. Zira FCL (Full Container Load) ve SLAC (Shıpper's Stow, Load and Count ) kaydı bu amaçla yani ambalaj içerindeki konteynıra yüklenen emtianın taşıyan değil, taşıtan / yükleten tarafından ambalajlandığını belirtmektedir. Bu halde taşıyanın kaptan vasıtası ile ancak konteynerden akan, sızan veya tehlike oluşturacak bir malzeme var ise; bu konteynıra diğer yüklere ve gemiye (geminin yola, yüke, denize elverişli olması gerekliliği nedeniyle) zarar vermemesi için müdahalesi mümkün olacaktır. Bunun dışında somut olayda olduğu gibi taşıma kurallarına uygun taşınan ve FCL ile SLAC kaydı bulunan konteynırın dağılması yükün parçalanmasından taşıyan değil yük sahibi yani yükleten/taşıtan sorumlu olacaktır. Aksinin kabulü halinde taşıyanın açık olmayan yani kapalı olan konteynırlarda taşınan yüklerin hasar görmesinden de sorumlu olmasını doğurur ki bu halde taşıyanın sorumluluğunu belirlenemez hale getirir. yTTK m.1182/1-e ve g bentleri (eTTK m.1063/1/5b ve 2f.) hükümlerine göre taşıyan yükün ambalajından sorumlu olmadığından bu hükme göre artık taşıyanı somut olayda açık konteynırda usulüne uygun yapmış olduğu (üstüne yük koymadığı, taşıtanın rızasını alarak -konşimentoda yer alan shıpped on board ibaresi ile belirlenen- konteyneri geminin güvertesine yüklediği) bu taşımadan sorumlu olmadığı belirlenmektedir. Bu nedenlerle davacıların temyiz dilekçelerinde yer alan ve bozma sebebi yapılan istif hatasının müterafik kusur oluşturduğunun kabulü için iddialarını ispatlayacağı bir delil bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir. Mahkememizce verilen bu karar davalı ... Taşıma Hizm. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... Esas – ... Karar sayılı 02.11.2021 tarihli kararla bozulmuştur. Bozma gerekçesinde “…14. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile hukukî kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar bulunmaktadır. 15. Navlun sözleşmesi, asıl ve birleşen davalar ile taşıma konusu yükte meydana gelen hasar tespit tarihi itibariyle olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1016 ilâ 1118. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bu kapsamda TTK’nın 1016/1 maddesi; “Navlun mukavelesiyle taşıyan, navlun karşılığında: (1) Geminin tamamını veya bir cüzünü yahut muayyen bir yerini taşıtana tahsis ederek eşyayı denizde taşımayı taahhüt eder ki buna "Çarter Mukavelesi"; (2) Parça mal olan muayyen eşyayı denizde taşımayı taahhüt eder ki buna da "Kırkambar Mukavelesi" denir.” hükmünü haizdir. Deniz yoluyla eşya taşıma için tesis edilen hukukî işlem “navlun sözleşmesi” olarak adlandırılmakta olup navlun sözleşmesinde taşıyan deniz yoluyla eşya taşımayı, taşıtan ise bunun karşılığında bir ücret ödemeyi taahhüt eder (Çağa, Tahir/Kender, Rayegân: Deniz Ticaret Hukuku II Navlun Sözleşmesi, 7. Baskı, İstanbul 2004, s. 1). Buradan hareketle navlun sözleşmesinin unsurları: deniz yoluyla taşımanın gerçekleştirilmesi, eşya taşımasının söz konusu olması, taşımanın gemi ile yapılması, eşyanın taşıyanın zilyetliğine girmesi ve ücret ödenmesi şeklinde sıralanabilir. 16. Taşıyanın navlun sözleşmesinden doğan sorumluluğu akdi bir sorumluluktur. Bu itibarla taşıyan, kural olarak, sözleşmeden doğan yükümlülüklerini hiç veya gereği gibi yerine getirmezse genel esaslara göre bundan ileri gelen bütün zararlardan, kusursuzluğunu ispat etmedikçe sorumlu olması gerekir. Ancak deniz yoluyla eşya taşımanın niteliği itibari ile büyük riskler barındırması ve iktisadi olarak yüksek maliyete sebep olması karşısında taşıyanın eşyanın ziya ve hasara uğraması sonucu meydana gelen zararlardan sorumluluğu hem uluslararası sözleşmelerde hem de Türk Hukuku’nda özel olarak düzenlenmiştir. Taşıyıcının özel olarak düzenlenmeyen hâllerden doğan sorumluluğu ise genel hükümlere tabi olacaktır. 17. Türk Ticaret Kanunu ile navlun sözleşmesinde taşıyanın sorumluluğu genel olarak iki hâlde düzenlenmiştir. Bunlardan birincisi, TTK’nın 1019. maddesinde düzenlenen geminin yolculuğun başında denize, yola ve yüke elverişli olmamasından ileri gelen gecikme dâhil bütün zararlardan sorumluluğu; ikincisi ise aynı Kanun’un 1061 ve 1062. maddelerinde düzenlenen taşınmak üzere teslim alınmış olan yüke/eşyaya özen borcunun gereği gibi yerine getirilmemesi sonucunda yükün ziya veya hasar uğramasından doğan sorumluluğudur. 18. Navlun sözleşmesinin unsurlarından olan taşınacak eşyanın taşıyanın zilyetliğine girmesi sonucu taşıyan, teslim aldığı eşyanın zıya ve hasara uğramasını engellemek, bakım ve muhafazasına ihtimam göstermek bağlamında ve sözleşme kapsamında özen yükümlülüğü altına girmektedir (Kayıhan, Şaban: Deniz Ticaret Hukuku, İstanbul 2020, s. 178; Çağa/Kender, s. 135). Navlun sözleşmesinin ifasında eşyayı zilyetliğinde bulunduran taşıyan, özellikle eşyanın yüklenmesi, istifi, elden geçirilmesi, taşınması, korunması, gözetimi ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Bu husus TTK’nın 1061. maddesinde; “Taşıyan, malların yükletilmesi, istifi, taşınması, elden geçirilmesi ve boşaltmasında tedbirli bir taşıyanın dikkat ve ihtimamını göstermekle mükelleftir. Teslim alındıkları andan teslim edildikleri ana kadar geçen müddet içinde malların zıyaı veya hasarı yüzünden doğacak zararlardan taşıyan mesuldür; meğerki zıya veya hasar, tedbirli bir taşıyanın dikkat ve ihtimamı ile dahi önüne geçilemeyecek sebeplerden ileri gelmiş olsun.” şeklinde düzenlenmiştir. Anılan hükümde taşıyanın taşınan eşyaya ilişkin özen yükümlülüğünün kapsamı tadadî şekilde belirlenmiştir. Buna göre taşıyan, eşyanın yüklenmesi, istifi, taşınması, elden geçirilmesi ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyanın özenini göstermekle sorumlu olup bu yükümlülüğün ihlalinden kaynaklanan her türlü zararlardan sorumludur. 19. Türk Ticaret Kanunu’nun 1061. maddesi, eşyanın zıyaı veya hasarı ile birlikte eşya ile ilgili ortaya çıkan tüm vakıalardan kaynaklanan zararlarda da uygulama alanı bulacaktır. Başka bir anlatımla özen borcunun kapsamına, eşyanın sağlam ve iyi bir hâlde muhafaza edilerek teslim yerine varabilmesi için gösterilmesi gereken tüm tedbirler dâhildir (Doğanay, İsmail: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C. III, İstanbul 2004, s. 2809; Çağa/Kender, s. 135). Taşımacının eşyaya/yüke özen yükümlülüğünün ölçütü, objektif anlamda tedbirli ve basiretli bir taşıyıcının göstermesi gereken ihtimamdır (Kaner, Deniz İnci: Deniz Ticareti Hukuku I-II, İstanbul 2018, s. 360; İzveren, Adil/Franko, Nisim/Çalık, Ahmet: Deniz Ticaret Hukuku, Ankara 1994, s. 245). Burada belirlenen ölçüt, objektif niteliği haiz olup aynı şartlar altında makul, tecrübeli, basiretli, yapmış olduğu taşımadan kaynaklanan sorumluluğunun bilincinde bir taşıyıcının taşıma borcunu ifası esas alınarak belirlenir. Bu bağlamda yapılacak belirlemede; yapılan taşımanın koşulları, taşınan eşyaya ait cins, birlikte taşındığı eşyalar, ambalaj, istif gibi tüm özellikler, hava şartları, denizcilik teamülleri, emredici düzenlemeler ve bunun gibi taşımaya etki eden tüm olgular dikkate alınmalıdır (Çağa/Kender, s. 137). 20. Ayrıca TTK’nın 1062/1. maddesinde taşıyanın, taşınan eşyaya dair özen yükümlülüğü kapsamında, kendi adamlarının ve gemi adamlarının kusurlarından, kendi kusuru gibi sorumlu olduğu belirtilmiş; aynı Kanun’un 1062/2. maddesinde ise taşıyanın kendi adamları ve gemi adamlarının teknik mahiyetteki kusurları ile kendi şahsi kusuru olmaması hâlinde yangın sonucunda meydana gelecek ziya ve hasardan sorumlu olmayacağı düzenlenmiştir. Gemi adamlarının kimlerden ibaret olduğu ise TTK’nın 821. maddesinde “"Gemi adamları"; kaptan, gemi zabitleri, tayfalar ve gemide istihdam edilen diğer kimselerdir.” şeklinde gösterildiği gibi “kendi adamları” ibaresinden maksat; taşıyanın nakliye işi kapsamında istihdam ettiği tüm şahıslardır. Bu çerçevede anılan kişilerin görevlerini ifaları vesilesiyle zarara sebep olmaları taşıyıcının sorumluluğundadır (Çağa/Kender, s. 137; Doğanay, s. 2815; İzveren/Franko/Çalık, s. 245, 246). 21. Taşıyıcının, TTK’nın 1061. maddesi çerçevesinde taşınan eşyaya özen yükümlülüğünden doğan sorumluluğu kapsamında ortaya çıkan zarardan, ancak zararın kendi kusurundan ileri gelmeyen sebepten, eşyadaki eksiklikten veya ayıptan yahut eşyanın mahiyeti veya ambalajının hatasından kaynaklandığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabileceği gibi zararın, tedbirli ve basiretli bir taşıyıcının eşyaya göstermesi gereken ihtimamı ile dahi önüne geçilemeyecek bir sebepten (mücbir sebepten) doğduğunu ispatlayarak kurtulabilir. Aynı zamanda taşıyıcı, zararın kendi adamlarıyla gemi adamlarının kusurundan ileri gelmediğini de ispatlamalıdır (Doğanay, s. 2810-2811; Çağa/Kender, s. 149; İzveren/Franko/Çalık, s. 244; Kaner, s. 360 vd.). Ayrıca TTK’nın 1063. maddesinde taşıyanın, anılan maddede sayılan sebeplerden ileri gelen zararlardan sorumlu olmadığı düzenlenerek taşıyan lehine aksi ispatlanabilen bir sorumsuzluk karinesi öngörülmüştür (Doğanay, s. 2821; Çağa/Kender, s. 149). 22. Uyuşmazlığın niteliği itibariyle usulüne uygun ifa edilmeyen istifleme ile yetersiz sabitleme ve ambalajlama nedeniyle ortaya çıkan zarardan taşıyıcının sorumluluğunun irdelenmesi önem arz etmektedir. Bu bağlamda taşınmak için gemiye yüklenen eşyanın istifi ve zarara uğramasını engelleyecek düzeyde tedbirlerin alınması, taşınan eşyaya ilişkin özen yükümlülüğü kapsamında taşıyıcının ve gemi kaptanının sorumluluğundadır. Bu anlamda hem taşıyıcı hem de kaptanı, istifin güvenli taşımaya uygun bir nitelikte yapılması hususunda basiretli hareket ederek gereken tüm dikkat ve özeni göstermekle yükümlüdürler (İzveren/Franko/Çalık, s. 184 vd.). Bu çerçevede taşınacak eşyanın istifindeki hata veya ihmal sebebiyle eşyada meydan gelen hasardan, TTK’nın 1061 ve 1062. maddeleri uyarınca taşıyıcı sorumludur. Ayrıca istifin hatalı yapılması nedeniyle hasarlanma durumunda da ambalaj yetersizliğine dair savunma, taşıyanın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Öte yandan taraflar arasındaki sözleşmede öngörülecek bir takım düzenlemeler ile TTK’nın 1061. maddesindeki yükümlülüklerin bir kısmı ve bunların kötü ifasından yahut ifa edilmemesinden doğan sorumluluk, yükle ilgililere aktarılabilecektir. 23. Bu kapsamda taraflar arasında yükleme ve istiflemenin taşıyıcı yerine gönderen tarafından ifa edileceğinin kararlaştırılması hâlinde hatalı yüklemeden doğan sorumluluk gönderene ait olmakla beraber sözleşemeye konulacak bu yönde bir hüküm, taşıyıcının, somut hâl ve şartlara göre eşyanın yüklenmesi ve istifinin emniyetli bir deniz taşımasına elverişli nitelikte olup olmadığına dair denetim ve gözetim yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde gemi kaptanı da, TTK’nın 972 ve devamındaki maddeler uyarınca gönderen tarafından yapılacağı kararlaştırılsa dahi yükleme ve istifin güvenli bir deniz taşıması için gerekli niteliğe sahip olup olmadığını denetlemek ve bu anlamda yükleme ile istife nezaret etmekle yükümlü olup hem taşıyanın hem de gemi adamı olan kaptanın bu yükümlülüğünü ihmali suretiyle ortaya çıkan zarardan taşıyıcı, TTK’nın 1061 ve 1062. maddeleri gereği sorumludur. Bu itibarla taraflar arasındaki navlun sözleşmesine konulacak bu yönde bir hüküm, taşıyıcının istif nedeniyle TTK’nın 1061 ve 1062. maddelerinden kaynaklanan sorumluluğunu, gemi ile diğer yüklerin güvenliği, sefere elverişlilik, eşyanın kendisi ile birlikte taşındığı diğer eşyaların güvenliği açısından ortadan kaldırmaz (Akan, Pınar: Deniz Taşımacılığında Taşıyanın Yüke Özen Yükümlülüğünün İhlalinden Doğan Sorumluluğu, Ankara 2007, s. 35; Çağa/Kender: s. 135, 136; İzveren/Franko/Çalık, s.184 vd.). 24. Hemen belirtilmesi gerekir ki; deniz yoluyla eşya taşıması konteyner ile yapılıyorsa, taşımada kullanılan konteynerlerin nitelikleri dikkate alınarak konteyner ve eşyanın istiflenme usulündeki farklılıklar, taşıyıcının sorumluluğunun belirlenmesinde nazara alınması gerekli önem arz eden unsurlar olarak karşımıza çıkar. Konteyner taşımacılığında eşyanın, konteyner içerisine yerleştirilmesi ve yüklü konteynerin gemiye istifinin taşıyıcı tarafından ifa edilmesi durumunda taşıyıcı, istifteki kusur nedeniyle taşınan eşyada ortaya çıkan zarardan, TTK’nın 1061. maddesi kapsamında sorumludur. Ancak konteynerin içi istifin gönderen tarafından ifa edilmesi durumunda ise taşımada kullanılan konteynerin türüne göre ikili bir ayrım yapılması gerekir. Bu çerçevede deniz taşımasının, dışarıdan bakıldığında içinin görünmesi mümkün olmayacak türde bir konteyner (Örn: standart konteyner, yüksek konteyner, tank konteyner, soğutuculu konteyner vb.) ile gerçekleştirilmesi durumunda taşıyıcı, kapalı teslim edilmesi nedeniyle konteyner içerisindeki istifini ve bağlanmasını denetleyemediği eşyanın bu sebeple uğradığı hasardan sorumlu tutulamaz. Bu durumda taşıyıcı sadece konteynerin, görünen unsurları bakımından güvenli bir deniz taşımasına uygun niteliği haiz olup olmadığını gözetmek ve taşıma güvenliği için uygun şekilde konteyneri istiflemekle yükümlüdür (İzveren/Franko/Çalık, s. 184 vd.). 25. Öte yandan deniz taşımasının, dışarıdan bakıldığında içinin görünmesi mümkün olan türde bir konteyner (Örn: düz-flat rack konteyner, üstü açık konteyner vb.) ile gerçekleştirilmesi durumunda ise; anılan türde bir konteyner içinin istifi gönderen tarafından yapılmış olsa dahi taşıyıcı ve adamlarının, eşyanın niteliğine göre güvenli bir deniz taşımasına uygun olarak gönderenin eşyayı konteynere istifinde ve sabitlenmesindeki gözetim ve denetim yükümlülükleri devam eder. Zira basiretli bir tacir olan tedbirli taşıyıcı, TTK’nın 1061. maddesinde düzenlenen taşınmak üzere teslim alınan eşyaya ilişkin özen yükümlülüğü gereği, gönderen tarafından yapılacak deniz taşımasına uygun olmayan şekilde konteyner içine istiflenen eşyanın taşımaya uygun şekilde istifini sağlamalı, bu konuda uyarıda bulunmalı ve gerektiğinde güvenli bir deniz taşımasına tehdit oluşturacak nitelikteki yükü taşımayı reddetmelidir. Dolayısıyla dışarıdan bakıldığında içerisinin görünmesi mümkün olan bir konteynere, güvenli deniz taşımasına uygun olmayacak şekilde eşya istifinin gönderen tarafından yapılmış olması, yüklemeyi gözetim ve denetim yükümlülüğü altında olan taşıyıcıyı sorumluluktan kurtarmaz. Bu şekilde gerçekleştirilecek bir taşıma sırasında, gönderenin konteyner içi istif hatasından kaynaklanan zarar nedeniyle müterafik kusuru bulunmakta ise de; istife gözetim ve denetim yükümlülüğünü ihlali nedeniyle oluşan zarardan taşıyıcı da sorumludur. 26. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; asıl davadaki taraflar arasında polyester çatı levhalarının İzmir Limanı’ndan İrlanda’ya taşınması hususunda navlun sözleşmesinin düzenlendiği, bu kapsamda taşınacak eşyanın asıl davada davacı tarafından yükün üst ve yan tarafları açık olan düz-flat rack tipi konteynere, naylon ambalaj ile sarılarak ahşap paletler üzerine konulup, çelik çember ile ahşap palete yerleştirilerek spanzet ve çektirmeler ile sabitlenmek suretiyle istiflendiği, istiflenen düz-flat rack konteynerin davalı taşıyıcı tarafından deniz yoluyla taşınmak üzere teslim alındığı, teslim alınan yükün bir kısmının taşıma sırasında zarar gördüğü anlaşılmaktadır. 27. Hasarlanmayı müteakip Antwerp/Belçika’da gerçekleştirilen inceleme sonucu düzenlenen inceleme (survey) raporunda taşıma konusu yükte oluşan hasarın, eşyanın konteynere hatalı istifinden ve sabitlenmesinden kaynakladığı, uygulanan bağın herhangi bir deniz taşıması için dahi yeterli olmadığı, kullanılan konteynerin güvertede yüksek bir yere istiflenmiş olması hâlinde dahi asıl davada davacı gönderen tarafından eşyanın konteyner içerisine yapmış olduğu istifin ve sabitlemenin emniyetli bir deniz taşıması için yeterli olmayacağı, ayrıca dava konusu yüke ilişkin yapılan istif ve sabitlemelerin konteynerin türü gereği görünür olduğu ve davalı taşıyıcıya bu hâliyle teslim edildiği belirtilmiştir. Yargılama sırasında dosya arasına alınan Bay Planına göre dava konusu yüklü konteynerin, tipine uygun olarak güvertede en üst kısma yerleştirildiği, üstüne başka bir yükün konulmadığı sabittir. 28. Her ne kadar mahkemece, eşyanın üzerinde bulunduğu düz-flat rack konteynerin gemi güvertesinin en üstüne konulduğu ve konteyner üzerine başka bir eşyanın konulmadığı, davalı taşıyıcının konteyneri istifinin usulüne uygun olduğundan meydana gelen hasardan sorumlu olmadığı, hasarın eşyanın konteynere iyi sabitlenmemesi ve ambalajın yetersiz olmasından meydana geldiği ve bu nedenle kusurun asıl davada davacı gönderene ait olduğu gerekçesiyle hüküm tesis edilmiş ise de; taşıma sırasında kullanılan konteynerin düz-flat rack türünde olması sebebiyle konteyner içindeki deniz taşımasına uygun olmayan hatalı istif ile yetersiz sabitlemelerin, davalı taşıyıcı tarafından görülecek şekilde teslim alındığı anlaşılmaktadır. Bunun yanında hem Antwerp/Belçika’da düzenlenen inceleme (survey) raporunda, hem de dosya arasına alınan 17.12.2012 tarihli bilirkişi raporunda; asıl davada davacı gönderen tarafından yapılan ve yükün taşıyıcı davalıya teslimi esnasında görünür olan istif ve sabitlemelerin güvenli bir deniz taşımasına uygun olmadığı belirlenmiştir. 29. Bu durumda TTK’nın 1061. maddesinde düzenlenen taşınmak üzere teslim alınan eşyaya ilişkin özen yükümlülüğü gereği davalı taşıyıcının yahut aynı Kanun’un 1062. maddesi gereği kusurlarından sorumlu olduğu adamlarının, tedbirli bir taşıyıcı ve basiretli bir tacir gibi, yükün güvenli bir biçimde taşınabilmesi ve hasara uğramaması için, asıl davada davacı gönderen tarafından yapılmış olsa dahi, düz-flat rack konteyner içindeki istifleme ve sabitlemeyi gözetmesi, hatalı bir istifleme, sabitleme veya ambalaj eksikliğinin bulunması hâlinde eşyanın taşımaya uygun hâle getirilmesini sağlaması, bu hususta uyarıda bulunması ve gerektiğinde güvenli bir deniz taşımasına tehdit oluşturacak şekilde istiflenen, sabitlenen veya ambalajlanan yükü reddetmesi zorunludur. Bu sebeple mahkemece, asıl davada davacı gönderen tarafından deniz taşımasına uygun olmayacak şekilde düz-flat rack konteynere istiflenip sabitlenen ve bu sebeple hasar gören eşyaya/yüke ilişkin ortaya çıkan zararda davalı taşıyıcının, konteynerin taşınmak üzere teslim alınması esnasında görünür olan istif ve sabitlemeye ilişkin gözetim ve denetim görevinin ihmali nedeniyle, ayrıca gönderenin de eşyayı düz-flat rack konteynere deniz taşımasına uygun olmayan ambalaj ve sabitlemeyle yüklemesi nedeniyle kusurlu oldukları nazara alınıp yapılacak değerlendirme sonrasında hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. 30. Hâl böyle olunca; yerel mahkemece; Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. …” gerekçesiyle karar düzeltme yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. Davalı vekili asıl ve birleşen davada karar düzeltme talebinde bulunması üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... Esas – ... Karar sayılı 28.04.2022 tarihli kararla karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun red gerekçesinde “… Hukuk Genel Kurulunun kararında yer alan açıklamalara göre, 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteminin REDDİNE…” karar verilerek dosya mahkememize gönderilmiştir. Mahkememizce Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... Esas – ... Karar sayılı 02.11.2021 tarihli karara uyulması zorunlu olduğundan uyularak 22.09.2022 tarihli celsede bozma kararında yer alan taşıyanın ve taşıtanın ayrı ayrı kusurlarının belirlenmesi ve müterafik kusur oranlarının belirlenmesi için inşaat mühendisi ..., teknik bilirkişi ..., kaptan ... ve ... ile istif uzmanı ...’den 05.12.2022 havale tarihli raporda; davacı ... Ltd. Şti.’nin taşımaya konu emtiayı 40’lık flat konteynerle 15.02.2010 tarihinde yüklediği, 18.02.2010 tarihinde fiili taşıyıcı ...’a ait ... isimli gemiye yüklediği ve İzmir Limanından Dublin İrlanda Limanına taşındığı, taşıma sırasında malların Antwerp / Belçika Limanında hasarlı olduğunun tespit edildiği, 04.03.2010 tarihinde davacı, davalı ve sigorta temsilcilerinin katıldığı ortak surveyle malların hasara uğradığını, hasar sebebinin malların yeteri kadar doğru ambalajlama yapılmamasından kaynaklandığının belirlendiği, taşıyanın sorumluluğu için zararın taşıma sözleşmesi gereğince taşıyanın istifinde hata yapması / kusurlu olması gerektiği, tedbirli bir taşıyanın istif yapmada gerekli dikkat ve özeni göstermediği, TTK m. 9757e göre kaptanın örf ve adet kapsamında dikkat ve özen göstermesi gerekli olduğu, ... gemisine yüklenen ... nolu konteynerin en üste yüklendiği, üzerine herhangi bir yük konulmadığı, 6762 sayılı TTK m. 1063/1f-5b’ye göre taşıyanın yükletenin hareket ve ihmallerinden doğan zararlarında sorumlu olmadığı, bilirkişi raporunda taşıyana kusur bulunmaması sebebiyle davacı ve birleşen dosya davacısının itirazda bulunduğu, kaptanın nezaret görevini yerine getirdiği, denizcilik kurallarına uygun davrandığı, konteynerin FCL/FCL kaydıyla yüklenmesi halinde bunların doğru bağlanmamasından taşıyan değil yükleten / taşıtanın sorumlu olacağını, somut olayda da taşıyanın istiflemede herhangi bir kusurunun bulunmadığının, buna karşı satıcı / yükleten / taşıtanın sorumlu olduğunun tespit edildiği, asıl dosyada davacının birleşen dosyada davacı olan ... Sigorta A.Ş.’nin zararın bir kısmını tahsil edip, hasarlı malın Türkiye’ye iadesi için gerekli masrafları talep ettiği, ancak hasarın oluşmasında davalının kusuru bulunmadığından gerekli masrafları talep edemeyeceğinden davanın reddine karar verildiği, davacı ... Sigorta A.Ş.’nin de iki ayrı sigorta sözleşmesi kapsamında satılan mallardan DDU satış şekliyle satılan 8.374,90 Euro’luk malın ve CIP teslim şekliyle satılan 4.745 Euro’luk malın sigorta edildiği ve bu zarar karşılığında ödeme yaptığı, taşımacılık açısından yapılan değerlendirmede flat konteynerin bay plana göre gemi üzerinde 210090 pozisyonunda yüklendiği, gemi baş tarafında üzerine herhangi bir yük konulmadığı, taşıyanın hatalı bir planlama yapmadığı, rüzgârlı havalarda yükün zarar görebileceği ve bu şekilde hasar gördüğü, flat rack konteynerlerin yüklenebileceği iki pozisyon bulunduğu ya ambar üstünün en üst sırasına ya da ambar içine en üst sıraya yüklenebileceği, mevcut durumda da kusursuz bir şekilde yüklemenin yapıldığı, diğer standart konteynerden farklı yönleri bulunan bu konteynerde konteynere boyut olarak sığmayan yükler için yüklemenin yapıldığı, dolayısıyla yükün sabitlenmesi için kullanılan lashing’in ekipmanlarının görünür pozisyonda ve kontrol edilebilir durumda olması gerektiği, spanzet denilen gerdirme halatlarının kontrol edilmesi ve lashingi yetersiz görülürse kaptan tarafından gemiye yüklemekten imtina edilmesi imkânı bulunduğu, kaptanın lashingi yetersiz saptaması halinde ya iptal etmesi ya da lashingi artırması gerektiği, yükleme sırasında lashinge ilişkin lashing sertifikasının da bulunmadığı bu nedenle bozma kapsamında gönderenin yani 1 nolu davacı ... Ltd. Şti.’nin %70, buna karşılık davalı ... A.Ş.’nin ise %30 oranında kusurlu olduğu, birleşen davalar kapsamında 11.953,90 Euro bedelli hasarın ve 12.057,79 TL geri getirme ücretinin ortaya çıkmasında müterafik kusur bulunduğundan kusur oranlarına göre gönderenin 8.367,73 Euro, taşıyanın ise 3.586,17 Euro kısmından sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu rapora karşı birleşen dosya davacısı ... Sigorta A.Ş. vekili 22.12.2022 tarihli itiraz dilekçesinde; taşımayı yapan davalının ihtirazı kayıt ileri sürmeksizin taşıma yaptığından %100 kusurlu olarak kabul edilmesi gerektiği, zararın bu miktar üzerinden kabul edilerek ek rapor alınmasını talep etmiştir. Bu rapora karşı asıl dosya davacısı ... Ltd. Şti. vekilinin 21.12.2021 tarihli beyan dilekçesiyle; yükü taşıyan davalının bay plan ve gemi jurnalini ibraz etmediğinden bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, bu yüzden kusur oranlarına itiraz ettiklerini, bilirkişilerden ek rapor alınmasını talep etmiştir. Bu rapora karşı davalı ... Taş. A.Ş. vekilinin 20.12.2022 tarihli beyan dilekçesiyle; müvekkilinin kusurlu olmadığını, %30 kusur oranını kabul etmediklerini belirterek ek rapor alınmasını talep etmiştir. Tarafların itirazları üzerine alınan 01.03.2023 havale tarihli birinci ek raporda; asıl ve birleşen dosya davacılar ile davalı itirazları değerlendirilerek bay planın elektronik bir evrak olduğu, konteyner taşımacılığında gemi kaptanı taşıma şirketi planlamacısının ve liman arasında elektronik olarak mutabakat sağlanarak yükleme yapıldığını, yük sahibi ya da gönderenin konteynerin gemi üzerindeki pozisyonunu ... aracılığıyla ya da direk taşıyanın acentesinden öğrenebileceğini, davacının pozisyonun yanlış olduğunu beyan ettiğine göre buna karşı itirazda bulunması gerektiği, gemi jurnali eksikliğine ilişkin ise öncelikle Belçika’da yapılan ekspertizde istenmediği, zira buna gerek duyulmadığı, flat rack konteyner üzerindeki yüke yetersiz lashing yapıldığı, bu yüzden hasar gördüğü, ancak gemi jurnalinin hasara ilişkin bir katkısının bulunmayacağını, hasarın sebebinin yetersiz lashing olduğunu, gönderen taşıtanın yeterli lashing yapıldığına dair sertifika vermediğini, kusur oranına yapılan itirazların da flat rack konteynerlerin her taşımada kullanılmayan özel konteynerler olduğundan taşıyanın yükün başına gelebilecek hasarlanmalara karşı kontrollü taşıma yapması gerektiği, bunun için lashing sertifikasını talep etmesi gerektiğini belirterek kusur oranlarında değişme olmadığını belirtmişlerdir. Bu rapora karşı asıl dosya davacı ... Ltd. Şti. vekilinin 20.03.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; bay plana ilişkin tespitlere katılmadıklarını, geminin güvertesinde yükleme sırasında doğru istifleme yapılmadığının tespit edildiği, yine gemi jurnalinin de dosyaya sunulmadığını, ayrıca zarar miktarının doğru hesaplanmadığını belirterek zarar miktarının hesaplanmasını talep etmiştir. Bu rapora karşı birleşen dosya davacısı ... Sigorta A.Ş. vekilinin 20.03.2023 tarihli itiraz dilekçesinde; bilirkişi raporunun fahiş hatalar içerdiğini, bay planın dava açılınca dosyaya sunulduğunu, kusurun tespit edildiğini ve taşıyanın tüm zararın tamamından sorumlu olduğunu belirterek ek rapor alınmasını talep etmiştir. Bu rapora karşı davalı ... vekilinin 14.03.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; kusur oranına itirazlarını tekrar ederek müvekkilinin kusurlu olmadığını, %30 kusur oranını kabul etmediklerini belirterek ek rapor alınmasını talep etmiştir. Bilirkişilerden alınan 28.04.2023 tarihli ikinci ek raporda; taşıyanın kusur oranına itirazın değerlendirildiği ve itiraza konu taşımadaki bir değişiklik bulunmadığını, konteynerlerin düzenli hat taşımacılığı yapılan gemilerde bay plana göre istiflendiği, Antwerp Limanında gemiden yüklenerek indirildiği, bu durumun düzenli hat taşımacılığı doğasında bulunduğu, limanlarda konteynerlerde aktarma yapılabileceği, hasara konu konteynerin Antwerp Limanında üzerindeki yükün hasarlanması nedeniyle indirildiğini ve ekspertiz incelemesi yapıldığını, konteynerin başka bir konteyner gemisiyle Dublin’e gönderildiğini, bunun lineer taşımacılıkta uygulanan bir usul olduğunu ya da durumun gereği bu işlemin yapıldığını, konteyner taşımacılığında ana gemi ve besleme gemilerine gelen hat gemilerinin bulunduğunu, bay planın elektronik bir evrak olduğunu, bu belgenin taşıma şirketi planlamacısı, gemi kaptanı ve liman arasında mutabakat sağlanarak düzenlendiğini, taşımanın bu belgeye göre yapıldığını, konteyner sahibinin gemi üzerindeki pozisyonunu ... aracılığıyla veya doğrudan taşıyandan öğrenebileceğini, flat rack konteynerler üzerine konulan yüklerin lashingin ile ilgili olarak bir lashing sertifikasının düzenlendiğini, özellikle güverteye yüklenen yüklerde sabitleme hizmetlerinin özenli yapılması gerektiği, özel bilgi ve tecrübe gerektirdiği, dava dosyasında yapılan incelemelerde lashing işlemine ilişkin herhangi bir sertifikanın bulunmadığını, bu durumun taşıtan açısından lashingin yetersiz olduğuna dair bir karine oluşturduğunu, aynı nitelikte ekspertiz raporunun da bulunduğunu, konteyner içine yüklenen yüklerin lashinginden gönderenin sorumlu olduğunu belirterek kök ve ek raporlarındaki görüşlerini değiştirmediklerini bildirmişlerdir. Bu rapora karşı asıl dosya davacı ... Ltd. Şti. vekilinin 09.05.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; zarar kalemlerinin hesaplanmadığını belirterek zarar miktarının hesaplanmasını talep etmiştir. Bu rapora karşı birleşen dosya davacısı ... Sigorta A.Ş. vekili 17.05.2023 tarihli itiraz dilekçesinde; zarar kalemlerinin hesaplanmadığını 15.831 Euro’nun ödeme tarihi olan 22.11.2010 tarihinden itibarin 3095 sayılı Kanun m. 4/a’daki faiziyle birlikte davanın kabulünü talep ettiklerini belirterek zarar miktarının hesaplanmasını talep etmiştir. Bu rapora karşı davalı ... vekilinin 05.05.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; kusur oranına itirazlarını tekrar ederek müvekkilinin kusurlu olmadığını, %30 kusur oranını kabul etmediklerini belirterek ek rapor alınmasını talep etmiştir. Tarafların itirazları üzerine alınan 15.09.2023 havale tarihli üçüncü ek raporda; tarafların itirazları gözetilerek yapılan incelemede zarar miktarının hesaplanması konusunda davacının İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.İş saylı dosyasındaki tespitteki talebinin ürünlerin toplam bedelinin 23.077,79 Euro olduğu, sağlam kalan ürün miktarının 9.220,52 Euro, hasarlı ürün miktarının 13.857,27 Euro olduğu, davacının bu malların geri getirilmesi için 12.057,79 TL masraf yaptığını belirterek şimdilik 900 TL harcama ve 100 TL faiz talep ettiği, kusur oranlarına göre yapılan incelemede %50 zayiat tespit edilerek malzemenin hurda değerinin 4.800 TL olduğu, sigortanın ödediği miktarın 11.953,90 Euro olup, bu bedelden tarafların kusur oranlarına göre sorumlu olabileceği, kusur oranına göre davacının katlanması gereken bedelin 8.367,73 Euro ve 8.440,45 TL iken, davalının katlanması gereken bedelin 3.586,17 Euro ve 3.617,35 TL olması gerektiği, ... Taşıma Hizmetleri A.Ş.’nin itirazının ise lashingin yeterli olmadığı ve lashing sertifikasının bulunmadığı, kusur oranına itiraz ettiği, ancak bu itirazın yerinde olmadığını, taşıyan tarafından yükleme planlaması sırasında hata yapılmadığından davacı aleyhine 6102 sayılı TTK m. 1182/1-e ve g bentlerinin (6762 sayılı Kanun m. 1063/1-5 bendi) uygulanmasına imkân bulunmadığı, davalının özen yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediğini, taşıyan davalının %30 oranında taşıtan davacının ise %70 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği bildirilmiştir. Bu rapora karşı asıl dosya davacı ... Ltd. Şti. vekilinin 10.10.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; kusur oranına ve yapılan tespitlere itiraz ettiklerini beyan etmiştir. Bu rapora karşı birleşen dosya davacısı ... Sigorta A.Ş. vekili 26.09.2023 tarihli itiraz dilekçesinde; 15.831 Euro talep ettiklerini, alacakları kabul edilmeyecekse faiz açısından kısmi ıslah olmasını istediklerini, buna göre 4.749,30 Euro ile 3.617,33 TL geri getirme ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Bu rapora karşı davalı ... A.Ş. vekilinin 03.10.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; kusur oranına itirazlarını tekrar ederek müvekkilinin kusurlu olmadığını, %30 kusur oranını kabul etmediklerini belirterek ek rapor alınmasını talep etmiştir. Asıl ve birleşen dosya davalı vekilinin 26.10.2023 tarihli celsede dava konusu hasarın lashing hatasıyla meydana geldiğini, ancak raporda tespit edilen geri getirme ücreti olarak 12.051,79 TL’ye ilişkin fatura ve evrak bulunmadığını belirterek itiraz da bulunması üzerine mahkememizce 26.10.2023 tarihli celsede yükün Türkiye’ye geri getirilmesi için inceleme yapılması için bilirkişilerce yeniden inceleme yapılmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda yapılan inceleme sonucunda alınan 14.03.2024 havale tarihli dördüncü ek raporda; yükün Türkiye’ye getirilmesi için yapılan masrafın 9.809,91 TL olduğu belirtilmiştir. Bu rapora karşı birleşen dosya davacısı ... Sigorta A.Ş. vekili 18.03.2024 tarihli itiraz dilekçesinde; davalının % 100 kusuru ile zararın meydana geldiğini, 15.831 Euro nun ticari faizi ile tahsilinin talep edildiğini, 3095 sayılı Kanun m. 4a da ki faizi ile tahsilini talep etmiştir. Bu rapora karşı davalı ... A.Ş. vekilinin 25.03.2024 tarihli beyan dilekçesiyle; bilirkişi raporunu kabul etmediklerini beyan etmiştir. Mahkememizce toplanan deliller ve yapılan incelemelere göre; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... Esas – ... Karar sayılı 02.11.2021 tarihli kararla mahkememizce verilen direnme kararına karşı Yargıtay HGK’nın davalı taşıyanın istif konusunda kusurlu olduğu tespit ve kabul edilmesi nedeniyle buna ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yapılmış ve rapor alınmıştır. Mahkememizce yapılan incelemede uzman bilirkişilerden oluşan heyetten alınan 05.12.2022 tarihli asıl ve 01.03.2023, 28.04.2023, 15.09.2023 ve 14.03.2024 tarihli ek raporlarda tarafların tüm talep ve itirazları incelenerek yapılan değerlendirmede taşımanın flat rack konteyner vasıtasıyla geminin güvertesinde yapıldığı, konteynerin gemiye yüklenmesiyle ilgili herhangi bir hatalı planlamanın bulunmadığı, bu açıdan bay plana uygun ve denizcilik ilkelerine uygun olarak yükleme yapıldığı, bu tip konteynerlerde standart konteynerden farklı olarak ayrı bir lashing işleminin yapılması gerektiği, zira flat rack konteynerlerin üstünün açık ve çevresinden müdahaleye açık olduğundan bu tip konteynerlerde lashing işleminin lashing sertifikasıyla belgelenmesi gerektiği, konteyner üzerindeki gerdirme halatlarının usulüne uygun olması halinde bir zararın doğmayacağı, ancak bu tip sertifikası olmayan lashing işlemlerinde spanzetlerin (gerdirme halatlarının) gevşemesinin söz konusu olabileceğini, bu durumun lashing yetersizliği oluşturduğu, davacı ve davalıların itirazları üzerine alınan ek raporlarda da bay planın usulüne uygun düzenlenmiş bir elektronik evrak niteliği taşıdığı, bu belgeye taşıtanın her an ... veya taşıyanın kara temsilciliğinden ulaşabileceğini, geminin Antwerp Limanına uğramasının lineer taşımacılıkta doğal olarak uygulanabilecek bir yol olduğunu, geminin doğrudan boşaltma limanı olan Dublin Limanına da gidebileceği, ancak uğrak limana uğraması ve yükün ana gemiden besleme gemilerine aktarmasında usulsüzlük bulunmadığı, meydana gelen hasarın değerlendirilmesinde de ürünün toplam değerinin 23.077,79 Euro olup, hasarlı ürün miktarının 13.857,27 Euro olarak (malın sovtaj bedeli olan 4.800 TL’nin mahsup edilmesiyle) belirlendiği, sigortacının ise sigortalıya 11.953,90 Euro ödeme yaptığı, yine alınan ilk raporlarda yükün Türkiye’ye getirilmesi için gerekli masrafın 12.057,79 TL olduğu tespit edilmişken davalının vekilinin itirazı üzerine yükün Türkiye’ye getirilmesi için yapılan masrafın faturaları da değerlendirilerek 9.809,91 TL olduğu belirlenmiştir. Tarafların taşımadan doğan kusur oranlarının ise asıl ve ek raporlarda yer aldığı üzere gönderenin yükü yeterli lashing istifini yapmadığı ve bu nedenle %70 kusurlu olduğu, taşıyanın ise konteyneri usulüne uygun olarak gemiye yüklemesine rağmen lashing kontrolünü usulüne uygun yapmamış olması nedeniyle %30 kusurlu olduğu belirlenmiştir. Davacı sigortacının sigortalısına yapmış olduğu ödemenin 11.953,90 Euro olduğu bilirkişi raporuyla belirlenmiştir. Bu kusur oranlarına göre yapılan hesaplamada birleşen dosyada davacının katlanması gerekli bedelin 8.367,73 Euro davalı taşıyanın ise katlanması gereken bedelin ise 3.586,17 Euro olduğu belirlenmiştir. Yine faturalar incelenerek yapılan tespite göre yükü Türkiye’ye getirme masrafının da 9.809,91 TL olduğu belirlenerek kusur oranına göre bu masrafın 6.866,94 TL’sinden davacının sorumlu olduğu, geri kalan %30 kusur oranı üzerinden ise 2.942,97 TL’sinden davalının sorumlu olduğu, davacının asıl davada bu masraflardan 900 TL ve işlemiş faiz olarak 100 TL talep ettiği belirlenmiştir. Böylece asıl davada davacının davasının kısmen kabulü ile davacının yapmış olduğu masrafların 9.809,91 TL olduğu belirlenmekle kusur oranına göre davacının talep edebileceği tazminat miktarının bilirkişi raporlarında 2.942,97 TL olduğu belirlenmekle taleple bağlı kalınarak 900 TL’lik talebin kabulüne, 100 TL işlemiş faiz talebinin ise reddine karar vermek gerekmiştir. Birleşen davada ise davacı ... Sigorta A.Ş.’nin sigortalıya ödemiş olduğu, sigorta bedeli olan 11.953,90 Euro’nun tarafların kusur oranına göre %30’unu davalı taşıyandan talep edebileceğinden 3.586,17 Euro’nun davalı ... Taş. Hiz. A.Ş.’den tahsiline, geri kalan kısmından ise sigortacının sigortalısı olan ... Ltd. Şti.’nin kusuru bulunduğundan bu kısım yönünden taşıyanın sorumluluğu bulunmadığından fazlaya ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Sebeplerle; 1-ASIL DAVADA DOSYASINDA; Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile davacının yapmış olduğu masraflardan taleple bağlı kalınarak 900 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ile davacıya ödenmesine, 100 TL işlemiş faiz talebinin ise reddine, Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL harçtan dava açılışında alınan 18,40 TL peşin harcın mahsubu ile eksik alınan 409,20 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yargılama gideri olarak yapılan başvuru harcı 18,40 TL ve peşin harç 18,40 TL ile yazışma - tebligat - talimat gideri 180,00 TL ve bilirkişi ücreti 4.800,00 TL olmak üzere toplam 5.016,80 TL'nin davanın kabul-red oranına göre 4.515,12 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yargılama gideri olarak yapılan yazışma - tebligat - talimat gideri 30 TL'nin davanın kabul-red oranına göre 3,00 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan miktarın davalı üzerinde bırakılmasına, Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT'nin 13/1. maddesine göre belirlenen 900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile vekili yararına davacıya verilmesine, Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden red edilen miktar üzerinden AAÜT'nin 13/2. maddesine göre belirlenen 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile vekili yararına davalıya verilmesine, 2-BİRLEŞEN İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ’NİN 2011/124 ESAS SAYILI DOSYASINDA; Davacı ... Sigorta A.Ş.’nin talep edebileceği zarar 3.586,17 Euro olmakla bu miktar üzerinden ödeme (22.11.2010) tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca Euro cinsi üzerinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanarak fiili ödeme günündeki döviz satış kuru üzerinden -.TL karşılığının davalıdan tahsiline ile davacıya ödenmesine, Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 2.401,17 TL harçtan dava açılışında alınan 480,60 TL peşin harcın mahsubu ile eksik alınan 1.920,57 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yargılama gideri olarak yapılan başvuru harcı 18,40 TL ve peşin harç 480,60 TL ile yazışma - tebligat - talimat gideri 322,40 TL ve bilirkişi ücreti 1.000 TL olmak üzere toplam 1.821,40 TL'nin davanın kabul-red oranına göre 412,54 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden (dava tarihindeki kur üzerinden hesaplanan) kabul edilen miktar üzerinden AAÜT'nin 13/1 ve 13/2 maddesine göre belirlenen 7.962,73 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile vekili yararına davacıya verilmesine, Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden red edilen miktar üzerinden AAÜT'nin 13/2 ve 13/3 maddelerine göre belirlenen 7.962,73 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile vekili yararına davalıya verilmesine, HMK m. 333 gereği gider avansından artanın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı ve gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 15 günlük yasal süresi içerisinde Temyiz yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/05/2024 Katip... e-imzalı Hakim... e-imzalı