İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/341 E. 2024/672 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/341
- Karar No
- 2024/672
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/341 Esas KARAR NO : 2024/672 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/04/2024 KARAR TARİHİ : 03/10/2024 Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin davalı borçlunun alacağının tahsili amacıyla taraflarınca İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından ödeme emrine ve borca itiraz edildiğini ve İcra Dairesi tarafından takibin durulmasına karar verilmiş olduğunu, davalı tarafın itiraz nedenlerinin haksız olması nedeniyle yasal süresi içerisinde davayı ikame ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep etme zaruretlerinin doğduğunu, davalı borçlu tarafın İzmir ... İcra Dairesi'nin ...sayılı İcra dosyasında başlattıkları icra takibine 28/02/2024 tarihli "Müdürlüğünüz yukarıda numarası sunulan takip dosyasında YETKİYE, Borca, faize ve her türlü ferilerine itirazımızın sunumundan ibarettir." konulu dilekçesi ile borca itiraz ile birlikte "Müvekkilin ikametgahı ... -İZMİR olup Karşıyaka İcra Müdürlüğü yetkilidir." icra dairesinin yetkisine de itirazda bulunmuş olduğunu, davalı borçlu tarafın yetki itirazının haksız olup taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, söz konusu borcun para borcu olduğunu, para borcunun tahsiline dair hukuki işlemlerde yetki meselesi hem yasal düzenlemeler hem de Yüksek Mahkeme kararları ile sabit olduğunu, HMK. 10. maddesinde ifade edilen İfa yeri TBK. 89. maddesinde açıklanmış olduğunu, HMK. ve TBK.'nın ilgili hükümleri gereğince borçlunun para borcunu ifade etmek için alacaklının yerleşim yerinde ödeme yapılmasının gerektiğini, davalı ... adına kayıtlı ... plakalı araç ile dava dışı ... adına kayıtlı ... plakalı araç arasında 11/04/2023 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalı tarafa ait aracın kaza sebebiyle gerekli onarım ve tamiri davacı şirkete ait yetkili serviste yapıldığını, davacı şirke tarafından davalı tarafın aracına yapılan işlemlerin bedeli 16.697,13 TL tuttuğunu, yapılan işlemlere ilişkin davalı tarafa 25/04/2023 tarihli fatura kesildiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan Netsis dökümünde görüleceği üzere, davacı şirket tarafından verilen servis hizmetine ilişkin sigorta şirketi tarafından davalı aracına yapılan işlemler için 13/06/2023 tarihinde 10.017,00 TL ödeme yapıldığını, kalan miktarı karşıla8nmadığından fatura uyarınca davacı şirketin bakiye 6.680,13 TL alacağının kaldığını, dava dilekçesi ekinde sunulan Hasar Bildirimi ve Taahhüt Belgesi uyarınca, davalı tarafın onarım bedelinin sigortadan karışlanmadığı hallerde şahsen sorumlu olarak ödeyeceğini taahhüt ettiğini, ancak davalı sigorta şirketinin karşılamadığı bakiye 6.680,13 TL'yi davacı şirkete ödememiş olduğunu, bunun üzerine davacı şirket tarafından davalı aleyhine İzmir... İcra Dairesi'nin ...sayılı İcra takip dosyası ile ilgili faturadan kalan sigorta şirketi tarafından karşılanmayan bakiye alacağın tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip yapıldığını, davalı tarafından 28/02/2024 tarihli dilekçe ile borca, yetkiye ve fer'i'lerine itiraz itiraz edilmiş olup haklı taleplerinin durdurulduğunu, davalı tarafa karşı başlatılan takip için itiraz yoluna gidilmesi üzerine taraflarınca borcun ödenmeyeceği ve iyi niyetten yoksun olması sebebiyle ile bu itirazın iptali davası açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa ve anlaşmama ile sonuçlanması üzerine de bu itirazın iptali davasını ikame etme zaruretlerinin hasıl olduğunu, açıklandığı üzere takip konusu alacak davalı tarafın yaşamış olduğu trafik kazası sebebiyle aracının onarımının davacı şirkete ait yetkili serviste gerçekleştirmiş olması ve yapılan bu işlemler uyarınca davalı adına kesilen faturanın sigorta şirketi tarafından karşılanmayan ve davalının sorumluluğu olan bakiye 6.680,13 TL alacağın tahsiline ilişkin olduğunu, bu durumda borca haksız şeklide itiraz eden borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekeceğinin izahtan vares olduğunu, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesi 2. fıkrası, maddesi uyarınca da itiraz iptal edilen borçlunun %20'den az olmamak kaydıyla inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğinin anlaşıldığını, açılan dava konusu alacak davacı şirketin ticari işletmesiyle ilgili olduğunu, dolayısıyla ticari davalar açısından arabuluculuğa başvurulmuş olmanın takip şartı olmasa da dava şartı olarak öngörüldüğü ve bu yönüyle icra takibi yapılmış bir paraca alacağı için arabulucuya başvurulmamışsa itirazın iptali davasının açılamayacağı doktrinde hakim görüş olduğunu, taraflarınca ticari uyuşmazlığın giderilmesi ve taraflar arasında anlaşma sağlanması amacıyla İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun... başvuru numarası ile başvurulduğunu, İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun ... numaralı dosyası ile yapılan görüşmeler sonucunda davalı taraf ile anlaşma sağlanamadığını, bu durum karşısında, yer açıklamalarının Mahkemece re'sen gözetilecek gerekçeler ışığında, davalı borçlunun İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyasına yapılmış olduğu tüm itirazlarının iptalini sağlamak için Mahkemeye başvurarak itirazın iptali davasını açmak zorunluluklarının doğduğunu, tüm arz ve izah edilen ve Mahkemece re'sen gözetilecek nedenlerle, fazlaya ilişkin talep ve haklarının saklı kalmak kaydıyla, Harç hesabı yapılırken İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra dosyasına yatırılan 33,40 TL tutarındaki peşin harcın mahsubunu, haklı davanın kabulü ile davalı borçlunun borca, icra takibine, yetkiye yaptığı itirazın iptalini, İzmir ... İcra Dairesi'nin ... sayılı icra dosyası üzerinden takibin devamını, likit alacağa haksız ve kötü niyetli itiraz eden davalı-borçlu aleyhine davaya konu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere lehlerine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. KANITLAR: İzmir ... İcra Dairesi'nin... sayılı İcra dosyası Uyap sistemi üzerinden celp edilmiştir. Zonguldak Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden davalı ...'ın esnaf veya tacir sayılıp sayılmadığına ilişkin bilgi ve belgeler celp edilmiştir. Zonguldak Esnaf ve Sanatkarlar Odası'ndan davalı ...'ın esnaf veya tacir sayılıp sayılmadığına ilişkin bilgi ve belgeler celp edilmiştir. Zonguldak Karadeniz Ereğli Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davalı ...'ın esnaf veya tacir sayılıp sayılmadığına ilişkin bilgi ve belgeler celp edilmiştir. GEREKÇE : Dava; davacı tarafından, duran takibin devamı amacıyla açılan itirazın iptali davasıdır. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanun'un 5. maddesi'nin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanun'un 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. TTK.'nın 14. maddesine göre "Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir." Aynı Kanun'un 17. maddesi hükmünce de; "iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir." düzenlemesi yer almaktadır. Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemeleri'nce görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakeme'leri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3'üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK.'nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulu'nun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19/02/1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanunu'nun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Dosya kapsamından, gerçek kişi olan davalı tarafın tacir sıfatını haiz olmadığı, davalı tarafın tacir sıfatına sahip olmaması sebebiyle davanın ticari dava olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca davanın TTK.'nın 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı, TTK.'nın 4. maddesindeki yasal düzenlenme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK.'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, Yargıtay .... Hukuk Daires'nin ... Esas, ... Karar sayılı, 03/11/2015 tarihli, ... Esas, ... Karar sayılı, 25/01/2016 tarihli yargı yeri belirleme kararlarının, Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı, 21/03/2016 tarihli kararının da aynı yönde olduğu anlaşılmakla Mahkememiz'in görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın mahkememizin GÖREVSİZ olması nedeniyle 6100 sayılı HMK.'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE, 2-HMK.'nın 20. maddesi gereğince karar verildiği anda kesinse bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurulduğunda dosyanın görevli ve yetkili İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK.'nın 331/2 maddesi gereğince davaya gönderme kararından sonra görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerini görevli mahkeme tarafından hükmedilmesine, davaya görevli mahkeme tarafından devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememiz tarafından yargılama giderleri hakkında karar verilmesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. maddesi uyarınca 2 haftalık süresi içinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/10/2024 Katip ... ¸E-imza Hakim ... ¸E-imza