İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/736 E. 2024/46 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/736
- Karar No
- 2024/46
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/736 Esas KARAR NO : 2024/46 DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 15/09/2023 KARAR TARİHİ : 18/01/2024 Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı taraf ile davalı tarafın 30 yıllık arkadaşlığının olduğu, 2018 yılı mayıs ayında davacı tarafın eşinin çalıştığı iş yeri sahibi ... belirli bir sermayesi olduğunu ve davacı taraf ile yönetici %50 kar ortaklığı şeklinde ortak iş yapılması konusunda davacı tarafa teklifte bulunmuş olduğu, davacı tarafın kendisine 30 yıllık dostluk ve arkadaşlığı bulunan davalı ...'nun İzmir Güzelbahçede inşaat projesinde olduğunu ve bu projeye ortak olabileceğini belirttiğini, ...'ın ve davalı ...'nun kabul etmesi üzerine Güzelbahçede inşaatı yeni başlamış olan ... projesine davalı ..., davacı ...,... kar ortağı olarak anlaşma sağlamış olduğu, anlaşma yapıldığı gün itibariyle 400.000,00 TL karşılığı bir dairenin satıldığı ve inşaatın o gün itibarıyla toplam 500.000,00 TL civarı harcama yapıldığına ilişkin davalı tarafından belirtildiğini ve ödeme listesi verilmiş olduğunu, anlaşma kaba inşaatın ... tarafından bitirilip ince işçiliklerin davacı tarafın ve ... tarafından bitirilmesine yönelik olduğunu, ancak davacı tarafın inşaat sürecine dahil olduğunda inşaatın yürümediğini, davalı ...'nun geçmişte yaptığı işlerden dolayı çok sayıda kişiye ve bankalara kredi borcu bulunduğunu ve bu borçlardan dolayı bütün mallarında ve banka hesapların haciz olduğunu borcun ödemeyecek durumda olduğunu, davalı ...'nun inşaatı yürütecek sermayesi olmadığınıbu durumlardan dolayı davalı tarafın, davacıların dahil olduğu projeyi ... adına kurulan şirket üzerinden yürütmeye çalıştığını öğrendiğini, davacı tarafın davalı ile ... projesine başladığı Seferihisar projesinin de proje tamamlanmadan karşılıklı anlaşılarak arsa sahibine iade edildiğini öğrendiğini, davacı tarafın ve ... tarafından inşaat 1,5 yıl boyunca 725,00 TL kaynak aktarıldığını, davacı tarafın dışında ... tarafından da 50,00 TL kaynak aktarıldığını tüm idari ve mali işler davacı tarafından yürütülmüş olduğunu, sonraki süreçte ...projeden ayrılma talebinde bulunduğunu talebinde belirttiği istekler belli bir süre içerisinde yerine getirildiğini ve kendisi projeden ayrıldığını, ...'ın ortaklıktan ayrıldıktan sonra davacı ile davalı tarafın ortaklığının devam ettiğini, bu süreç daha sonraki proje ... tarafından kendi adına kurulan ... Şirketi üzerinden gerçekleştiğini, davacı taraf ile davalı arasındaki ortaklık yapılan 3,5 yıllık süreçte toplam 24 dairelik 2 adet inşaat projesinin bitirilmiş olduğunu, ilk projenin tamamlanması 2,5 sene ikinci projenin tamamlanması 10 ay gibi bir sürede gerçekleştiğini, 3. Projenin başlangıç aşamasında davalı ile davacı tarafın projede yer almasını istemediğini, arsa sahibi ile projede yer almayacağına dair beyanda bulunduğunu, inşaat gelmemesini yardımcısı ... vasıtasıyla belirtildiğini, davalı tarafın bu davranışından sonra davacı taraf ile ortaklık yapmayacağını anlamış olduğunu, karşı tarafı hesap görmek amacıyla aramış olduğunu ama telefonunu engellemiş olduğunu, davacı tarafın alacağı 2021 yılı itibarıyla 350.000,00 TL olup dolar kuru olarak 35.000,00 USD olduğunu, davacı tarafın bu alacağı ile ilgili görüşmek için 2021 Eylül ve 2022 Mayıs ayı süresince tüm çabalarına rağmen davalı tarafa ulaşamamış olduğunu, davacı tarafın 2021 itibarıyla kar alacağı payı 350.000,00 TL olup dolar kuruna göre de bu alacak 35.000,00 USD olduğunu, tüm açıklanan bu nedenlerden dolayı yapılacak bilirkişi incelemesi sonucu gerçek alacağın ortaya çıkacağını, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla 1.000,00 TL alacağın tahsili ile alınacak bilirkişi incelemesi sonucu alacağın belirli hale geldiğinde dava ıslah edilerek harçların tamamlanacağı dava tarihinden itibaren alacağa merkez bankası reeskont faizi uygulanmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraftan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. Maddesinde, hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanun'un 5. Maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanun'un 4. Maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemelerinin bakacağı hususlarının düzenlendiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alındığını, buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerektiğini, davacı tarafından ikame edilen edilen bu dava yukarıda açıklanan şartları sağlamadığından görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olmadığını, asliye hukuk mahkemesi olması nedeniyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiş olup, açılan davada davalı tarafın, davalı sıfatı (pasif husumet) bulunmadığını, "Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)" olarak seçildiğinden davalı gerçek kişi olmaması gerektiğini, davacı tarafın iddia ettiği gibi alacaklıysa davasını gerçek borçluya yöneltmesi gerektiği, davacı hakkında alacaklı olduğunu öne sürerek davalı tarafa gönderdiği mesajların nedeniyle davacı tarafa karşı "Tehdit, Hakaret, Sesli Yazılı veya Görüntülü Bir İleti İle Hakaret" suçlarını işlediğini iddiasıyla İzmir ...Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, sanığın eyleminin TCK. 150/1. Maddesi kapsamında hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla tehdit suçu oluşturduğunu, bu maddede düzenlenen eylemin yağma suçunun daha az cezayı gerektiren hali niteliğinde olduğundan bahisle görevsizlik kararı verildiğini, görevsizlik kararı üzerine İzmir ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası açıldığını ve bu dosyanın halen derdest olduğunu, mahkemede görülmekte olan davanın ise davacı tarafın sanık olarak yargılandığı dosyada elini güçlendirme amacıyla açtığı göstermelik bir dava olduğunu, Ağır Ceza dosyasının 16/10/2023 tarihli birinci celsesinde dinlenen tanık... özetle; Davalı ... ile 2018 yılından beri iş ortağı olduklarını, inşaat işiyle uğraştıklarını, davalı ... ile davacı ... ARASINDA sadece arkadaşlık olduğunu ve iş ilişkisi olmadığını, 2021 yılında ... Ticaret A.Ş.'nin inşaat işlerinin mobilyasını yapma konusunda davalı ... aracılığıyla Davacı ... ile anlaştıklarını, ...E mobilya işi karşılığında ne ücret verildiğini bilmediğini ancak şirketin parasından davacı taraf adına bir araç alındığını ve davacı tarafa verildiğini, Davacı ... mobilya işini yaparken sermaye koyması için ... adlı bir kişiye kendisine ortak aldığını, ... koyduğu para karışlığında inşaattan bir daire verildiğini, daha sonra arsa sahibinin işini beğenmediği için ... çalışmak istememesi üzerine davacı tarafın işi bıraktığını söylediğini." taraflar arasındaki husumet nedeniyle davacı tarafın, davalı tarafa boşanma davasında karşı tarafın heline gerçeğe aykırı beyanlarda bulunmak suretiyle tanıklık dahi yapmış olduğunu, İzmir ... Aile Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla görülen boşanma davasının 13/04/2023 tarihli ikinci celsesinde tanık olarak dinlenen davacı, ...'nin bahsettiği pickup aracı aldığını ve iade etmediğini, yeminli ifadesinde bunu da kabul etmiş olduğunu, bu hususun Türkiye Noterler Birliği'nden karşı tarafın alış satışını yaptığı araçların bilgilerinin celbi ile öğrenilebileceğini, davacı tarafın, davalı taraftan bir alacağının bulunmadığını, davacı tarafın alacağını ispat edemediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafın alacaklı olduğu düşünülse dahi mülkiyeti kendisine verilen pickup araç ile borç ödendiğini, bu aracın değerinin tespiti için bilirkişi raporunun aldırılması ile talep edilebileceğini, davalı tarafın borçlu olduğu hususunu kabul etmemek kaydıyla davaya konu edilen, davalı taraftan tahsili istenen alacaklar zaman aşımına uğramış olduğunu, zaman aşımı def'i'ni de ileri sürdüklerini, açıklanan tüm nedenlerden dolayı haklı ve yasal gerekçelerle, re'sen dikkate alınarak, öncelikle dava şartı yokluğundan (HMK. madde 114/1-c) maddesine davanın usulden reddini, aksi kanaat durumunda davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddini, bunun mümkün olmaması durumunda fiili gerekçelere aykırı ve hukuksal dayanaktan yoksun davanın esastan reddini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. KANITLAR: İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden Davacı ... ile Davalı ...'le alakalı bilgiler celp edilmiştir. İzmir Vergi Dairesi'nden Davacı ... ile Davalı ...'le alakalı bilgiler celp edilmiştir. İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği'nden Davacı ... ile Davalı ...'le ile alakalı bilgiler celp edilmiştir. GEREKÇE : Dava; Davanın, şirket ortaklık payından kaynaklanan alacağın tahsili için açılan maddi tazminat alacak davasıdır. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. TTK.'nın 14. maddesine göre "Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir." Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; "iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir." düzenlemesi yer almaktadır. Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK.'nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19/02/1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Dosya kapsamından, gerçek kişi olan davacının ve davalının gerçek usulde vergilendirildiği, dolayısıyla davacının ve davalının tacir sıfatını haiz olmadığı, davacının ve davalının tacir sıfatına sahip olmaması sebebiyle davanın ticari dava olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca davanın TTK.'nın 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı, TTK.'nın 4. maddesindeki yasal düzenlenme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK.'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı, 03/11/2015 tarihli, ... esas, ... karar sayılı, 25/01/2016 tarihli yargı yeri belirleme kararlarının, Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı, 21/03/2016 tarihli kararının da aynı yönde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın mahkememizin GÖREVSİZ olması nedeniyle 6100 sayılı HMK.'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE, 2-HMK.'nın 20. maddesi gereğince karar verildiği anda kesinse bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurulduğunda dosyanın görevli ve yetkili İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK.'nın 331/2 maddesi gereğince davaya gönderme kararından sonra görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerini görevli mahkeme tarafından hükmedilmesine, davaya görevli mahkeme tarafından devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememiz tarafından yargılama giderleri hakkında karar verilmesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. maddesi uyarınca 2 haftalık süresi içinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/01/2024 Katip ... ¸E-imza Hakim ... ¸E-imza