İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/73 E. 2024/1050 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/73
Karar No
2024/1050
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/73 Esas KARAR NO : 2024/1050 DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ : 24/01/2024 KARAR TARİHİ : 26/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Davacının sahibi ve işleteni olduğu, dava dışı sürücü...' nun sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile davalı ... GIDA SANAYİ VE TİCARET A.Ş.'nin sahibi olduğu ve sürücü...' ın sevk ve idaresindeki ...lakalı aracın ve bir diğer... plakalı aracın İzmir ilinde Bornova ilçesinde çarpışması sebebiyle hasarlı trafik kazası meydana geldiği, davalı...' ın %100 kusurlu olduğu tespit edildiği, 06/08/2022 tarihli kaza sebebiyle müvekkile ait aracın... Sigorta A.Ş.'den yapılmış olan KASKO sigortasına başvuru yapılmış ve hasar ödemesi alınmıştır, sürücü...'ın trafik kurallarını ihlal etmek suretiyle gerçekleştirdiği haksız fiille vekil edenin uğradığı araçtan Mahrum Kalınması Nedeniyle Oluşan Kaybın arasındaki illiyet bağı mevcut delillerle açıkça ortadadır. davacı uğradığı zararı...plakalı aracın sahibi davalı ...GIDA SANAYİ VE TİCARET A.Ş.'den ve aracın sürücüsü ...dan talep etme zorunluluğumuz hasıl olmuştur. Zorunlu dava şartı arabuluculuğa başvurulmuş ve taraflar arasında anlaşma sağlanamamıştır. Arz ve izah edilen, Sayın Mahkemece resen takdir edilecek nedenlerle; davanın kabulü ile, 06/08/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile 100,00 TL (Fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik belirsiz alacak olarak) Kazanç Kaybı Nedeniyle Oluşan Kayıp tazminatının davalı taraftan alınarak vekil edene ödenmesine, Davalıların aracı elden çıkartmış olması ve dava sonucu alınabilecek tazminatın sonuçsuz kalma ihtimali bulunduğundan... plakalı aracın trafik kaydına ihtiyati haciz konmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. Davalı Şirket Vekilinin Cevap Dilekçesinde özetle; "Davalı şirket adına kayıtlı bulunan ve kazaya karışan... plaka sayılı araç; TÜRK KIZILAY' ına uzun süreli kiraya verilmiş olup dava konusu aracın işleteni bu firmadır, bu nedenle davalı şirket lehine pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerekir ki nitekim bu husus ekte sunulan sözleşme içeriğinden de anlaşılmaktadır. Araç sürücüsü... Türk Kızılay Firmasının Personeli olduğu, bu nedenle müvekkil şirket açısından davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddini talep ediyoruz. Ayrıca dosyanın işleten sıfatında bulunan Türk Kızılay' ına ihbarı, kaza tespit tutanakları kabul etmeyerek kusur oranına itiraz ediyoruz. Kusur tespiti ile ilgili Adli Tıp Raporu alınması gerekmektedir. İzah ettiğimiz ve resen dikkate alınacak nedenlerden ötürü Müvekkil şirketin husumeti bulunmadığından davanın müvekkil yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, İhtiyati haciz kararının kaldırılmasını, Mahkeme aksi kanaatte ise davanın müvekkil şirket yönünden reddi ve davanın uzun süreli kiralayan olan işleten sıfatındaki TÜRK KIZILAY' ına ihbarına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep etmeştir. Davalı ...ın Cevap Dilekçesinde özetle; "Arabuluculuk görüşmelerine davet gelmediği ve katılmadığı nedeni ile dava şartı yokluğundan reddi, belirsiz alacak davası açmada hukuki yarar olmadığı, hukuki yarar yokluğundan reddi, kaza, çevre yolunda Bornova'dan Karşıyaka'ya dönüş noktasında kırmızı ışıkta duruyorken. yeşil ışık yandığı için harekete başladıktan 3 saniye kadar sonra davacının frene basmasıyla önümdeki araç durmuş, ben de frene basmış olmama rağmen aracım kayarak öndeki araca vurmuştur. Kabul anlamına gelmemekle beraber önümdeki araç çarpmanın etkisiyle davacının aracına dokunmuştur. Ancak davacının aracında hiçbir hasar oluşmamıştır. Araçta hiçbir iz olmamasına rağmen davacı karakola gelmiş, hatta karakolda ifademizi alan polis memuru kullandığı araçta hasar olmadığı için gelmenize gerek yok diyen polis memuruna kendisinin de geleceğini söylemiştir. Kazada davacının kullandığı araçta hiçbir şekilde hasar oluşmamasına rağmen davacı kazanın üzerinden 17 ay geçtikten sonra dava açılmıştır. Davacının delil olarak dosyaya sunduğu fotoğraflar incelendiğinde fotoğrafların başka bir araca ait olduğu, hasar olduğu ve kazaya karışan aracın fotoğraftaki araç olduğunun kabulü anlamıma gelmemekle beraber fotoğraftaki aracın kazaya karışan araç olduğu doğru olsa dahi fotoğrafların 06/08/2022 tarihinde gerçekleşen kazaya ilişkin olup olmadığının fotoğraflardan anlaşılması mümkün görünmemektedir. Fotoğraflarda hasarın müvekkilimin sebep olduğu kazadan kaynakladığını gösteren hiçbir işaret yoktur. İddia eden davacı iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Araçta gösterilen hasar aynı aracın daha 06/08/2022 den daha önce veya daha sonra karıştığı bir kazdan alınan fotoğraflar da olabilir. Hasar oluştuğu kabul anlamına gelmemekle birlikte hasar gerçekleşmişse dahi fotoğraflardan anlaşıldığı üzere kaza sebebiyle olduğu iddia edilen izler fark edilmeyecek kadar küçüktür. Bu denli küçük çaptaki bir izin rötuşunun 5 günde yapılması da olağan değildir. Şahsım açısından arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini, alacağın belirli olmasına rağmen belirsiz alacak davası olarak açılan davanın usulden reddine davacı taleplerinde haksız ve kötü niyetli olduğundan davanın esastan reddine karar verilmesini, davacı icra takibini haksız ve kötü niyetle başlattığından davacıdan % 20 den az olmamak üzere icra inkâr tazminatının tahsiline, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerine yükletilmesine karar verilmesini" talep etmiştir. Bilirkişilerden alınan 08/07/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "06/08/2022 tarihinde Davacıya ait olup sürücü ... idaresinde bulunan...lakalı araç ile Davalı sürücü... idaresindeki ... plakalı araç ve Dava dışı sürücü... plakalı araçlar arasında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası sebebiyle; İkame araç bedeli yönünden Bilirkişi raporu düzenlenmesi istemiyle tarafımıza tevdi edilmiş olan ... E. sayılı dosya içeriğinde bulunan trafik kazası tespit tutanağı, ekspertiz raporu ile diğer bilgi ve belgelerin incelenmesi ve yapılan piyasa araştırmaları neticesinde elde edilen bulgular aşağıda sunulmuştur. 1)... plaka sayılı davalı araç sürücüsü ... 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52/b maddesini ihlal ettiğinden dolayı KAZANIN OLUŞUMUNA TAMAMEN HATASI İLE ETKEN OLDUĞU. 2)... plaka sayılı davacı taraf araç sürücüsü... KAZANIN OLUŞUMUNA ETKEN FAKTÖRÜ VE KURAL İHLALİ OLMADIĞI. 3)... plaka sayılı dava dışı sürücü... KAZANIN OLUŞUMUNA ETKEN FAKTÖRÜ VE KURAL İHLALİ OLMADIĞI. 4)Davacıya ait... plakalı ... marka otomobilde davaya konu trafik kazası sonucunda “Arka tampon ve eklentileri” kısımlarında meydana gelen hasarların İşbu Dava Konusu Trafik Kazası İle İlintili Olduğu, 5)Davacı aracının 3 iş günü olarak belirlenen elektrik, döşeme, kaporta ve boya onarımları dikkate alındığında sistemli bir çalışma ile (Eksper İnceleme ve Raporlaması, parça tedariği dahil) 3 günlük tamir süresinin makul olduğu, onarım süresi içerisinde davacının gereksinimi olan benzer&muadil bir araca ait kiralama bedelinin kaza tarihine ve aracın onarımının yapılmış olduğu zaman dilimi (Ağustos 2022) tarihi, aracın model, yaşı (2022 model, 0 yaşında), segmenti, nazara alındığında kısa süreli kiralama ücreti olarak 1.325,00 TL/gün ücretin kadri maruf olduğu 3 günlük süreye tekabül eden araç mahrumiyet bedelinin ise 3.975,00 TL. (Üçbindokuzyüzyetmişbeşlira) olduğu, 6) Davacı vekili tarafından Sayın Mahkemenize verilen 21.05.2024 tarihli dilekçede; Davacıya ait ticari defter ve kayıtların bulunduğu adres...Mah.... Blv.... sk. ... İş Merkezi No:... Yenimahalle /ANKARA olarak beyan edilmiş olup, Bilirkişi heyetindeki uzmanlık alanımız ile ilgili tevdii edilen bölüm olan “Davacının ticari defterleri incelenerek mevcut aracın kullanımından doğacak amortisman giderleri de düşülerek kazanç kaybının hesaplanması” davacının mali verilerinin bulunduğu adres ANKARA ili olduğundan yerinde inceleme yapılamadığı, Yönündeki görüşlerimizi konunun hukuki ve nihai takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere Saygıyla Arz Ederiz." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Dava, haksız fiil sonucu kazanç kaybı tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili açtığı dava ile öncelikle zarara sebebiyet verdiğini iddia ettiği ... plakalı aracın malikinin ... ... A.Ş. Olduğunu belirterek işleten ve sürücü aleyhine eldeki davayı ikame etmiştir. ... ... A.Ş.' nin sunduğu cevap dilekçesinde ... plakalı aracın uzun dönem kiraya verildiği savunulduğundan mahkememizce kiralayan Kızılay' a müzekkere yazılmış ve gelen yazı cevabında... plakalı aracın 01/04/2021-01/12/2022 tarihleri arasında kiralandığını ve davaya konu kazada sürücü konumunda bulunan ...' ın hizmet alımı sözleşmesi ile personel (Şoför) olarak Ege Bölge Müdürlüğü'nde çalıştığı belirtilmiştir. 2198 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesine göre işleten “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi” olarak tanımlanmış; ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edildiği takdirde bu kişinin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. Araç sahibi, aracı için adına yetkili idare tarafından tescil belgesi verilmiş ya da sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişidir. Gerçek işleten, kural olarak aracın sahibi olup, genel hayat tecrübelerine göre aynı zamanda onun zilyetliğine de sahiptir. Ancak her zilyet araç işleteni olmadığı gibi her araç sahibi de zilyet ya da işleten olmayabilir. Trafik kaydı ve araç tescil belgesi mülkiyet ilişkisinin belirlenmesinde sadece bir karine fonksiyonuna sahiptir. İşletme ilişkisiyle, mülkiyet ilişkisi ve vazülyetlik ilişkisi tamamen birbirinden farklıdır ( Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2018, s.704 vd). Bu karine işletenin kim olduğunu gösteren mutlak bir karine olmayıp, işletenin kim olduğunu belirleyen güçlü bir delil niteliğindedir. Bu nedenle KTK’da işleten ve araç sahibi ayrı ayrı tanımlanmıştır. Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesinde işletenin tanımı yapılırken şekli ölçüt değil maddi ölçüt esas alındığından işletenin belirlenmesinde; araç üzerinde kurulan fiili hâkimiyet, araçtan ekonomik yararlanma, aracı kendi hesabına işletme, aracın masraf ve rizikolarına katlanma ilişkisi esas alınır. Özellikle aracın trafiğe sokulmasına veya trafikten çekilmesine, bakılmasına, muhafazasına, kim tarafından, nasıl ve hangi amaçla kullanılması gerektiğine karar verme yetkisi, fiili hâkimiyeti oluştururken; bir aracın masraf ve tehlikelerini üstlenme ise, onun donatım, bakım ve işletme giderlerini, vergi ve sigorta primlerini ödemeyi ifade etmektedir. Özellikle aracın yakıt, onarım, yağ, garaj ve diğer parça ve ihtiyaçlarını karşılamak için harcanan paralar, giderler arasında sayılabilir (Eren, s. 705). Yargıtayın sapma göstermeyen yerleşik uygulaması da bu yöndedir. İşleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hâkimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Uzun süre kavramı, belirli bir gün sayısı ile sınırlı olmayıp, her somut olayın özelliğine göre ayrıca değerlendirilir. Ayrıca bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarına halel getirecek bir sonuç oluşturmaması şarttır. O hâlde; kısa süreli olmamak kaydıyla, araç herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devredildiğinde artık üzerindeki fiili hâkimiyetin ortadan kalkması, bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının da bulunmadığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hâkimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimse işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulacak, araç maliki sorumlu tutulamayacaktır. Husumet (taraf sıfatı), bir usul hukuku sorunu olmayıp, davaya konu edilen subjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında karar verilemeyeceğinden dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatı bir dava şartı değildir. Taraf sıfatı, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def’i değil, yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu olan bir olgudur (Kuru, B.: Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Ankara 2020, C.I, s. 331 vd). Eş söyleyiş ile taraf sıfatının araştırılması, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukukî koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise, def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmasıdır. Tescil kayıtlarına ve kaza tespit tutanağına göre kazaya karışan ... araç dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen ... ... A.Ş.'ye ait olup sunulan kira sözleşmesi, teslim tutanakları ve kiralayan Kızılay' ın müzekkere cevabı birlikte değerlendirildiğinde söz konusu aracın Kızılay tarafından uzun dönem kira sözleşmesi ile hakimiyetinde bulundurması, işleten sıfatının araç üzerinde tasarruf yetkisini elinde bulunduran Kızılay' a ait olduğu, bu nedenle HMK' nun 124. Maddesi gereği taraf değişikliği talebinin kabul edilebilir olduğu görüldüğünden talep mahkememizce kabul edilerek, davalı olarak Kızılay' ın Uyap sistemine eklenmesine karar verilmiş ve davalı işleten kamuya yararlı dernek konumunda bulunduğundan tüzel kişiliğinden bahsedilemeyeceğinden tek tarafın tacir olması uyuşmazlığı nispi ticari dava olarak da nitelendirmeyeceğinden eldeki uyuşmazlığı çözümlemekle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeler'i olduğu kanaatine varılarak mahkememizce resen görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davada HMK' nun 114/1-c maddesinde düzenlenen göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nun 115/2. maddesi gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2-Kararın kesinleşmesine müteakip süresinde müracaat halinde yetkili ve görevli İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi' ne gönderilmesine, 3-HMK'nun 331/2. maddesi gereğince yetkisizlik kararından sonra davaya görevli mahkemede devam edilmesi hâlinde harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi halinde talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden bu durumun tespiti ile yargılama giderlerine ilişkin karar verilmesine, Dair, tarafların yokluğunda tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/11/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/73, K. 2024/1050, T. 26.11.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-73-e-2024-1050-k-24cbac23eef9