İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/455 E. 2024/1024 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/455
- Karar No
- 2024/1024
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DOSYA NO : 2024/455 Esas KARAR NO : 2024/1024 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan Semenin Tenzili) DAVA TARİHİ : 22/05/2024 KARAR TARİHİ : 19/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan Semenin Tenzili) Davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde; ... "Müvekkil şirket ... marka tırların tamir işiyle uğraşmaktadır. Söz konu tırların tamiri sırasında orjinal yedek parçaları kullanarak çalışmaktadır. Müvekkil şirket tarafından tamir işlerinde kullanmak amacıyla davalı şirketten 04.10.2023 tarihinde 300 adet yakıt filtresi kiti(...adet fiberli, 252 adet de fibersiz olmak üzere 489 adet yakıt filtresi ve 75 adet... yağ filtresi satın alınmıştır. Akabinde yine müvekkil şirket tarafından 05.10.2023 tarihinde 60 adet fiberli,48 adet fibersiz olmak üzere 108 adet yakıt filtresi satın alınmıştır. Son olarak da 27/12/2023 tarihinde 250 adet... yağ filtresi satın alınmıştır. Ancak alınan bu ürünler kullanılmaya başlandıktan sonra gerek arıza vermesi gerekse de rantabl olarak kullanılamaması nedeniyle müşterilerden şikayet gelmeye başlamıştır. Davalı şirket tarafından orjinal olduğu söylenerek satılan bu yedek parçaların arıza vermeye başlaması üzerine müvekkil şirket tarafından bu durumdan şüphenilmiş ve... yetkili servisine gidilerek söz konusu ürünler gösterilmiştir.... yetkili servisinde kontrol edilen bu malzemelerin hiçbirinin orijinal olmadığı, halk arasında yan sanayi olarak bilinen türden malzemeler olduğu anlaşılmıştır. İşbu sebeple müvekkil şirket tarafından davalı şirketle iletişime geçilip bu durum söylendiğinde davalı şirket ürünlerin orijinal olduğunu beyan etmiştir. Müvekkil şirket söz konusu ayıbın gizli ayıp olması sebebiyle bu ayıbı başta anlayamamış ve ancak bir süre kullanılıp; arızalar meydana geldikten sonra durumu anlayabilmiştir. Söz konusu ayıbın gizli ayıp olması hasebiyle davalı şirketin TBK m. 225 kapsamında "Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz" hükmü gereğince sorumluluktan kurtulamayacağı şüphe götürmez bir gerçektir. Müvekkil şirket, davalı şirketten satın almış olduğu yağ filtrelerinin orijinal olmadığını öğrendikten sonra davalı şirket ile ürünlerin iadesi konusunda iletişime geçmiştir ve davalı şirket adına iade faturası kesmiştir. Fakat davalı şirket, ürünleri geri aldıktan sonra inceleme yapılacağını ve herhangi bir sorun ile karşılaşmaları halinde bedelin müvekkil şirkete geri ödenmeyeceğini belirtmiştir. Taraflar arasında yapılan bu görüşmenin ardından müvekkil şirket, davalı şirketin hem orijinal ürünler yerine sahte ürünler göndermesinden hem de ürünleri geri iade ettikleri takdirde ödemiş oldukları tutarın taraflarına geri ödenmeyeceği ihtimaline binaen davalı şirketin aldatmaya yönelik eylemlerinin bulunduğu kanısına varmış olup ürünleri geri göndermekten vazgeçmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, müvekkil şirket ürünleri geri gönderdiği takdirde, ürünlerin ayıplı olduğu hususunda ispat yetersizliğine düşeceğinden dava açma hakkını kaybetmemek adına tacirler arasından meydana gelen söz konusu bu uyuşmazlığı hukuki yollarla çözmek amacıyla arabuluculuk yoluna başvurmuştur. Müvekkil şirket her türlü uzlaşı yolunu denemiş olmasına rağmen davalı tarafça bir uzlaşı ortamı kabul görmemiş ve taraflar arasında yapılan arabuluculuk sürecinde davalı şirketle anlaşma sağlanamamıştır. Yukarıda da belirtildiği üzere müvekkil şirket tarafından satın alınan yağ filtrelerinin ve yakıt filtrelerinin görünürde orijinal ürünlerden bir farkının olmadığı ve araç içerisinde kullanılmasında herhangi bir sorun çıkarmadığı ancak ilerleyen aşamalarda kullandıkça arızalar meydana gelmesinden ürünlerin fason üretim olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle satın alınan ürünlerin gizli ayıplı olduğu açık olup işbu husus bilirkişi incelemesi neticesinde de ortaya çıkacaktır. Müvekkil şirket söz konusu malların ayıplı olduğunu öğrenir öğrenmez davalı şirket ile iletişime geçmiş olup TBK m. 223 gereğince ayıplı malı alıcıya derhal bildirme yükümlülüğünü yerine getirerek davalı şirkete iade faturası kesmiş ve ardından arabuluculuk yoluna başvurmuştur. Müvekkil şirket tarafından TBK m. 227 kapsamında satılanı alıkoyarak ayıp oranında bedelde indirim yapılması hakkı kullanılmış olup; İşbu sebeple müvekkil şirketin ödemiş olduğu bedelin ayıp oranında şirkete iadesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz. Davanın KABULÜ ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak üzere şimdilik 500 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak müvekkile verilmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekaleten talep ederiz. " şeklinde talep ettiği görülmüştür GEREKÇE : Davacı vekili30/10/2024 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini bildirmiştir. Feragat; HMK'nun 307. maddesine göre davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Feragat ile, feragat eden taraf dava dilekçesinin istem bölümünde istemiş olduğu haktan tamamen veya kısmen vazgeçer feragat mahkemeye karşı yapılacak tek taraflı bir açıklama ile olur bunun geçerliliği için karşı tarafça ya da mahkemece kabul edilmesine gerek yoktur. Çünkü, davacı feragatle istemiş olduğu haktan vazgeçmektedir. Feragat; bir usul işlemidir ve aynı zamanda bir maddi hukuk işlemidir. Davadan feragatla maddi olarak istenen haktan da feragat edilmektedir. HMK'nın 309 maddesi gereğince, feragat davanın görüldüğü mahkemeye karşı, hüküm verilmeden önce olabileceği, hüküm verildikten sonra da kesinleşinceye kadar dilekçe veya sözlü olarak yapılabilir. HMK 312. maddesine göre feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Keza HMK. 311 madde gereğince feragat kesin bir hükmün hukuki sonuçlarını doğurur. Şu halde, davacının davasından feragat etmek istediğini belirttiği görülmekle ve feragat kesin hüküm sonuçlarını doğurup davaya son veren taraf işlemlerinden olduğu hususu da gözetilerek işbu davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Taraf vekillerinin arabuluculuk ücretine ilişkin olarak herhangi bir beyanda bulunmamış olmaları ve davacının davasından feragat etmiş olması nedeniyle zorunlu arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- FERAGAT NEDENİYLE DAVANIN REDDİNE,. 2- Davadan feragatin İLK DURUŞMADAN ÖNCE gerçekleşmesi nedeniyle Harçlar Kanunu'nun 22 maddesine göre alınması gereken 427,60-TL harcın 1/3'ü olan 142,53-TL'nin, peşin alınan 427,60-TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 285,07-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya İADESİNE, 3- 6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.600,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 4- Davacı tarafından yatırılan ve harcanan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5- Kullanılmayan gider avansının HMK'nın 333. Maddesi uyarınca hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana İADESİNE, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, tebliğden itibaren İki Hafta İçerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Yolu Açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 19/11/2024 Katip ... E-imza Hakim ... E-imza