İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/166 E. 2024/1120 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/166
- Karar No
- 2024/1120
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/166 Esas KARAR NO : 2024/1120 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 02/03/2020 KARAR TARİHİ : 12/12/2024 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesi ile; 02/07/2016 tarihinde ... caddesinde; Davalı ...'in malik olduğu; davalı... sevk ve idaresindeki...0 plakalı aracın kaza yapması sonucu, müvekkilinin basit tıbbi müdahale ile giderilemez, vücudunda kemik kırığı oluşacak ve kırığın hayat fonksiyonlarını orta (3) derecede etkileyecek şekilde yaralandığını, bu olay ile ilgili İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile de davalı araç sürücüsünün suçu sabit görülerek ceza tesis edildiğini ve işbu dosyanın kesinleştiğini, fazlaya ilişkin talep dava ve sair hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin adli yardım talebinin kabulü ve teminat gösterme olanağı olmadığı da dikkate alınarak teminatsız olarak tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesiyle, davacı için şimdilik, 100-TL gerçici İşgörememezlik ve sürekli işgöremezlik, 100- tedavi gideri ve 100 işgücü kaybı, 100- TL bakıcı ve tedavi gideri olmak üzere toplamda 400-TL maddi tazminatın ve 80.000-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans faiz oranı) faizleriyle beraber davalılardan müştereken ve mütesselsillen tahsiline (Davalı Sigorta şirketinin sorumluluğu maddi tazminat kalemi ve sigorta poliçesi limiti ile sınırlı olarak sorumlu olmak üzere) karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; Dava dilekçesinde bahsi geçen 02/07/2016 tarihli kazaya karıştığı belirtilen aracın, müvekkili şirkete 07/03/2016-2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Karayolu Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Trafik Poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminat limiti kişi başı 310.000,00-TL olduğunu, sigorta şirketinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE; 1-Dava trafik kazası sonucu oluşan bedeni zarardan kaynaklanan maddi zararın tazmini talepli tazminat davasıdır. 2-Dava dilekçesinde davacının, davalıların sürücüsü, maliki ve KZMMS sigortacısı oldukları minibüsten indiği sırada düşmesi sonucunda yaralandığı ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat talep edilmiştir. 3-Davalılarca sair itiraz nedenleri ileri sürülerek davanın reddi talep edilmiştir. 4-Görev hususu kamu düzeninden olup mahkeme tarafından her aşamada resen gözetilmesi gerekmektedir. 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/1-(k) maddesinde, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler "tüketici"; 3/1-(l) maddesinde ise, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemler "tüketici işlemi" olarak kabul edilmiş ve Tüketici Kanununun kapsamı esaslı şekilde genişletilmiştir. Aynı Kanunun 73/1. maddesinde “tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda” tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilirken; 83/2. maddesinde de “taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez” hükmüne yer verilmiştir. Davanın tüketici mahkemesinde görülmesi ile ticaret mahkemesinde görülmesi arasında tüketici taraf açısından önemli farklılıklar oluşmaktadır. Davanın tüketici mahkemesinde görülmesi halinde hükmedilecek vekalet ücreti, dava sonunda harçtan sorumlu olmamak gibi önemli bir kısım avantajlardan faydalanma imkanı varken, davanın ticaret mahkemelerinde görülmesi halinde taraf olan kişinin tacirler hakkındaki hükümlere tabi olarak durumu tüketicilere göre oldukça dezavantajlı hale gelmektedir. Bu durumda tarafın tüketici ilişkisine dayanarak mı hareket ettiğinin titizlikle irdelenmesi gerekmektedir. 5-Somut olayda dava konusu kazanın 02/07/2016 tarihinde gerçekleştiği, davacının yolcu olarak seyahat ettiği minibüsten indiği sırada kazanın gerçekleştiği, davacı ile davalı araç maliki ve sürücüsü arasında tüketici işlemi bulunduğu ve davacıya taşıma hizmeti sağlanırken gerçekleşen kaza sırasında davacının tüketici sıfatıyla hareket ettiği anlaşıldığından Tüketici Mahkemesi'nin görevli olacağı değerlendirilmiştir. Nitekim Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulaması da bu doğrultudadır. (Örn:Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan trafik kazası sebebiyle manevi tazminat talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, dava tarihi olan 06/11/2014 tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”, 3/1-l maddesinde ise tüketici işleminin; “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade edeceği düzenlenmiş, aynı Kanun'un 73/1 madde ve fıkrasında da; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu hüküm altına alınmıştır. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her safhasında re'sen gözetilmelidir. Bu itibarla, mahkemece uyuşmazlığın tüketici işlemi niteliğinde olduğu nazara alınıp görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.(Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 22/01/2019 T. 2018/5725 Esas 2019/601 Karar sayılı ilamı) "28/05/2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı yasanın 3/k bendinde "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı bendinde ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği düzenlenmiştir. Somut olayda da davanın açıldığı 17/10/2019 tarihi itibariyle 6502 sayılı yasanın yürürlükte olduğu, müteveffa yolcunun ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu taşıma işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca davaya bakma hususunda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu açıktır. O halde mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar nazara alınarak, dava konusu uyuşmazlıkta tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir."(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi 2023/67 Esas 2023/1716 Karar sayılı 10/10/2023 tarihli ilamı) " 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Bu durumda; kaza nedeniyle vefat eden...'ün ve...in otobüste yolcu olarak bulundukları, davanın taşıma sözleşmesinden kaynaklandığı ve vefat eden ve davacının tüketici sıfatına sahip olduğu anlaşılmakla mahkemenin görevsizliğine ve Tüketici Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmamaktadır."(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi...Hukuk Dairesi ... Karar sayılı 20/01/2022 tarihli ilamı) 6-Ayrıntılı gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere davacı ile davalılar arasında tüketici ilişkisi bulunduğu, tüketici işleminden kaynaklanan dava ve uyuşmazlıkların Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerektiği, her ne kadar yargılama mahkememizde yürütülmüş ve büyük ölçüde deliller toplanmış ise de görev hususunun kamu düzeninden kaynaklandığı ve her aşamada resen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin İzmir Tüketici Mahkemesi olduğuna dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, İZMİR TÜKETİCİ MAHKEMESİNİN GÖREVLİ OLDUĞUNA, 2-HMK'nun 20.maddesi uyarınca bu karara karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dava dosyasının yetkili ve görevli İzmir Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, kesinleşmeden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse davanın açılmamış sayılacağının İHTARINA, 3-Yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkeme tarafından değerlendirilmesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı taktirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/12/2024 Katip... e-imzalıdır Hakim... e-imzalıdır