İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/775 E. 2023/1015 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/775
Karar No
2023/1015
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/775 KARAR NO : 2023/1015 MAHKEMEMİZİN 2023/775 ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN: DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 31/01/2002 MAHKEMEMİZ DOSYASI İLE BİRLEŞEN İZMİR 1.ATM' NİN 2010/509 ESAS, 2010/579 KARAR SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN: DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 01/04/2002 KARAR TARİHİ : 14/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı ... vekili İzmir ... İş Mahkemesi'ne verdiği 31/01/2002 tarihli dilekçesinde; davalıların müvekkili bankada görev yaptıkları sırada usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler yaparak bankanın büyük miktarda zarara uğramasına sebebiyet verdiklerini, davalılardan ...'ın banka genel müdürü olarak ...'ün genel müdür yardımcısı olarak, ...'in krediler müdürü olarak, ..., ...'ün şube müdürü olarak ve ...ın şube 2. Müdürü olarak görev yaptıkları sırada bankanın Alsancak Şubesi müşterisi ...Tekstil Aş. ve diğer grup firmalarına yönetim kurulunca tahsis edilen limitlerin üzerinde kredi kullandırılması, kullandırılan kredilerin sürekli finanse edilmesi nedeniyle kısa aralıklarla limit artırımına gidilmesi, firma hakkında düzenlenen istihbarat raporları beklenmeden grup firmalarının risklerini birleştirmek, limit arttırmak ve Türk parası kredi tahsisinin yabancı paraya çevrilmesi amacıyla 3 kez kredi tahsisi yapılması Bankalar Kanununa göre genel müdürlüğe veya kredi komitesine veya yönetim kuruluna ait yetkinin kredi müdürlüğü ve şube tarafından kullanılarak yetki aşımı ile kredi tahsis edilmesi, grup firmalarına limit tahsis edilmeden önce veya mevcut limitlerinin iptal edilmesinden sonra şube yetkisi üzerinde kredi kullandırımına devam etmesi, kullandırılan kredilerin teminatlarının artttırılması ve güçlendirilmesine dair genel müdürlük talimatlarına uyulmaması, firma adına gelen EFT ve ihracat bedellerinin firma kullandırımına terk edilmesi, dönemin karşılıklar kararnamesi ve banka mevzuatına aykırı olarak firmanın vadesi dolan kredilerinin finanse edilmesi yanı sıra faizlerinin de kredilerden karşılanması, otorize limit tahsisleri öncesinde genel müdürlüğe sunulan kredi teklif formlarında firma hakkında yönetim kurulunun yanlış bilgilendirilmesi, kredi ana para ve faiz ödemelerinde sorunlar yaşanmasına rağmen ... Tekstil Aş ve grup firmalarına, kredi kullandırımlarına yetki vermek, riskin tasfiyesi mümkün iken önlem alınmaması, alındığında da uygulanmaması sureti ile müvekkili bankanın büyük maddi kayba uğramasına sebebiyet verdiklerini, bu hususun banka teftiş kurulunca hazırlanan 21/12/2001 tarihli ve 5 sayılı raporu ile tespit edildiğini, dava konusu kredi borçlusu firma hakkında başka banka ve alacaklılarca icra takibi başlatıldığını, ipotek bedeli haricinde tahsilat yapılmasının mümkün görülmediğini, davalılar tarafından yapılan usulsüz, mevzuata aykırı ve kasıtlı hareketler neticesi zarar oluştuğunu belirtmiş, fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydı ile 629.178.603.667,00-TL'si ana para, 3.730.298.108.376,00-TL faiz, 186.514.905.419,00-TL BSMV banka alacağından henüz paraya çevrilmemiş ipotek bedeli olan 510.000.000.000,00-TL'nin mahsubundan sonra kalan toplam 4.545.991.617.462,00-TL banka zararının ana para üzerinden %182 faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili İzmir ...İş Mahkemesi'ne verdiği 26/03/2002 tarihli cevap dilekçesinde; davacının öncelikle harcı tamamlaması gerektiğini, davacı bankanın fon kapsamından çıkarıldığını, ...ın ortaklık haklarının yönetim ve denetiminin eski ortaklarına iade edildiğini, müvekkilinin 01/07/1993-07/07/1997 tarihleri arasında davacı bankada yönetim kurulu üyesi genel müdür olarak görev yaptığını, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu ve görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davanın dava şartları yerine getirilmeden ikame edildiğini, anonim şirket yönetim kurulu üyesi hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için TTK 341 maddesi uyarınca anonim şirket genel kurulunda bu kimseler hakkında dava açılması yönünde karar alınmasının zorunlu olduğunu, müvekkili hakkında sorumluluk davası açılması doğrultusunda hiçbir genel kurul kararı bulunmadığını, aksine müvekkilinin dava konusu kredilendirme işlemleri de dahil olmak üzere görev süresince tüm eylem ve işlemlerinden genel kurul kararları ile ibra edildiğini, ibraların iptaline dair açılmış bir dava bulunmadığını, bu sebeple davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, davacının davada aktif husumet ehliyetinin olmadığını, TTK 341 ve 342 uyarınca yönetim kurulu üyeleri ve genel müdür aleyhine açılacak sorumluluk davasının ön şartının genel kurulca bu konuda bir karar verilmiş olması ve davanın denetçiler tarafından açılması olduğunu, davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu ile reddinin gerektiğini, müvekkilinin ibra edilmiş olması, müvekkilinin görev yaptığı döneme ilişkin işlemler ile zarar iddiası ve zarar tutarı arasında illiyet bağı bulunmaması nedeniyle müvekkilinin sorumlu olmadığını, dava zaman aşımı sürelerinin dolduğunu belirtmiş, davanın görev,dava şartı yokluğu, aktif husumet şartı yokluğu, zaman aşımı ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili İzmir ...İş Mahkemesine verdiği 01/04/2002 tarihli cevap dilekçesinde; davanın zaman aşımına uğradığını, zaman aşımı yönünden reddinin gerektiğini, dava dilekçesinde; ... Tekstil Aş ve grup şirketlerine usulsüz kredi kullandırıldığı ve bankanın zarara uğratıldığının iddia edildiğini, bu kredilerin 1992 yılından başlayarak 1994-1995 ve 1996 yıllarında kullandırıldığının açıkça belirtildiğini, müvekkilinin davacı bankada göreve başladığı 01/10/1997 tarihinden başlamak üzere her yıl genel kurulların yapıldığını, dava konusu işlemlerin de dahil olduğu çalışmaların genel kurul tarafından ayrı bir gündem maddesi gereği ibra edildiğini, genel kurulda alınan ibra kararlarının bağlayıcı olduğunu, ibra işleminden tek taraflı olarak vazgeçilemiyeceğini, ibra kararının ancak TTK 381 maddesi uyarınca 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılacak iptal davası ile iptal edilebileceğini, davacı bankaya BDDK kararı neticesi el konulduğunu, banka hisselerinin TMSF'ye devredildiğini, davacının iddia ettiği zararların TMSF tarafından karşılandığını, zararın karşılanmış olması sebebiyle bir kez daha tahsilinin istenmesinin mükerrer tahsilat niteliğinde olduğunu, davacının hukuki yararının bulunmadığını, dava konusu kredi işlemlerinde müvekkiline yüklenebilecek bir kusur bulunmadığını, dava konusu işlemlerin tamamının müvekkilinin çalışmaya başlamasından önce gerçekleştiğini, davaya dayanak olan disiplin kurulu ve soruşturma raporlarında diğer davalılardan farklı olarak müvekkili aleyhine somut iddialarının bulunmadığını, yalnızca kayıtsız kalındığı yolunda görüş belirtildiğinin görüldüğünü, davacının talep ettiği fahiş faiz oranının sebebini ve kaynağını anlamanın mümkün olmadığını, taraflar arasında yasal faiz oranından daha yüksek oranda faiz ödenmesini gerektiren bir sözleşmenin bulunmadığını belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...'ın İzmir...İş Mahkemesi'ne verdiği 01/04/2002 tarihli dilekçesinde; BK'nun 60. Maddesinde haksız fiilden doğan tazminat davalarının öğrenme tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde zaman aşımına uğrayacağının düzenlendiğini, müfettiş inceleme raporları ile bankanın dava açmaya yetkili organının öğrenmiş sayılacağı hususunun Yargıtay ilamı ile hükme bağlandığını, teftiş raporu tarihi dikkate alındığında davanın zaman aşımından reddinin gerektiğini, söz edilen firmaya kullandırılan kredilerin kullandırım tarihleri incelendiğinde sorumlu tutulan idari personelin hangi ölçütlere göre belirlendiğinin anlaşılamadığını, Bankalar Kanununun ilgili maddeler uyarınca kredi açma yetkisinin yönetim kurulunda olduğunu, söz konusu firmaya kredi tahsis eden yönetim kurulunun olası zarardan sorumlu tutulmamasının davayı açan banka yetkililerinin keyfiliğini ve haksız bir eylem içerisinde olduklarını gösterdiğini, şubeden ayrıldığı tarihten itibaren firma kredileri incelendiğinde riskin yönetim kurulunun belirlediği limitler dahilinde olduğu ve teminat olarak alınan gayrimenkul ipoteğinin ekspertiz değerinin yeterli ve genel müdürlük talimatlarına uygun olduğunun görüleceği belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili İzmir İş Mahkemesi'ne verdiği 23/08/2002 tarihli dilekçesinde; müvekkilinin davacı bankada 10/10/1997 ile 28/02/2002 tarihleri arasında şube müdürü olarak görev yaptığını, dava konusu kredinin 1995-1996 tarihleri arasında olduğunu, kredinin Bankalar Kanununa göre otorize kredi niteliğinde olduğunu, yasa gereği genel müdür kredi komitesinin teklifi ile yönetim kurulunda görüşülerek oy çokluğu ile alınan karar gereği verilen bir kredi olduğunu, şube müdürlerinin en ufak bir katkı, yönlendirme ve fonksiyonunun söz konusu olamayacağını, müvekkilinin görev yaptığı dönemde kesinlikle limit arttırma talebinde bulunmadığını, müvekkilinin görev yaptığı dönem içerisinde iş verenin menfaat ve çıkarlarını gözeterek yetki ve insiyatif sınırları çerçevesinde büyük basiret göstererek dava konusu kredi tarafı ... grubu adına açılmış olan ... Konfeksiyon Limited Şti, ... Ltd. Şti.,...Giyim Aş, ... ... Aş, Vigi Giyim Ltd. Şti. Ve ... için şube yetkisi dahilinde önceki şube müdürü tarafından kullandırılan kredilerin tespit edildiğini ve kapatılmasının sağlandığını, görev süresi dahilinde de bu müşterilere bir daha kredi tahsil edilmediğini, bankanın böylelikle dolaylı ilişkiden kaynaklanan olası zararlardan müvekkilince kurtarıldığını belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini istemiş, diğer davalılar ... ve ...davaya cevap vermemişlerdir. İzmir...İş Mahkemesi ' nce davalı ... ın dava banka genel müdürü ve yönetim kurulu üyesi olup, bankacılık usul ve esaslarına aykırı olarak bankayı zarara uğrattığı iddiası ile TTK'nun 336 ve devamı maddeleri uyarınca açılan ve Bankalar Kanunundan doğan yönetim kurulu üyesinin hukuki sorumluluk davası olduğundan davaya bakmanın Ticaret Mahkemesi görevine girdiği, diğer davalılar yönünden de HUMK'nun 43/2 ve TTK'nun 340. Maddesi göz önünde tutularak haklarındaki davaların aradaki bağlantıları nedeniyle ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, verilen karar davacı TMSF vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay ...Hukuk Dairesi'nin ...Esas,... Karar sayılı ilamı ile İş Mahkemesi kararı onanarak kesinleşmiş, dosya Mahkememize devrolunmuş, yargılamaya mahkememizce devam olunmuştur. Mahkememizce 13/10/2006 tarihli ara kararının 1. bendi gereğince davalılar ..., ..., ..., ... ve ...ın hizmet sözleşmesine dayanarak çalıştıkları anlaşıldığından bu davalılar hakkında açılan davanın tefrikine, ayrı bir esasa kaydına ve bu davalılar hakkında Mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğuna karar verilmiş, ara karar doğrultusunda bu davalılar hakkındaki dava tefrik edilerek yargılamaya yalnızca davalı ... yönünden devam olunmuştur. Mahkememizce tefrikine karar verilen davalılar ile ilgili dosya Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasına kaydedilmiş, Mahkememizce 21/12/2006 tarihinde davalılar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında Mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin İzmir İş Mahkemesi olduğuna, Mahkememiz kararı temyiz yoluna başvurulmaksızın kesinleştiğinde dosyanın HUMK'nun 25. Maddesi gereğince merci tayini için Yargıtay ... Hukuk Dairesi Başkanlığı'na gönderilmesine karar verilmiş, Yargıtay ... Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın ... Esas,... Karar sayılı ilamı ile "Dosya kapsamında İzmir...İş Mahkemesi'nce verilen mahkemenin yetkisizliğine İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olduğuna ilişkin kararın Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin 09/02/2004 gün ve... Esas,... Karar sayılı ilamı ile onanmakla İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olduğunun özel dairece kabul edildiği, bu kararın mahkemeleri bağlayıcı nitelikte olduğu, bu durumda uyuşmazlığın İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nce görülüp sonuçlandırılması gerektiği" gerekçesiyle HYUY'nin 25 ve 26. Maddeleri gereğince İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmiş, bunun üzerine dosya Mahkememizin... Esas numarasını almış,...Esas sayılı dosya da mevcut hukuki ve fiili irtibat nedeniyle mahkememizin... Esas sayılı dosyası ile birleştirilerek yargılamaya mahkememizin... Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmuştur. Mahkememizce dava ve birleşen davanın aktif husumet ehliyetinin bulunmadığından reddine dair verilen 28/12/2012 tarih... E.... K. sayılı kararı Yargıtay ... Hukuk Dairesi' nin 09/03/2017 Tarih ... E. ... K. sayılı ilamı ile " Dava, davalıların usulsüz kredi kullandırdığı iddiasına dayalı mali sorumluk davası olup, uyuşmazlık, temliknamenin kapsamının ne olduğu, başka bir deyişle dava konusu zararın tümünü kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, alacağın kredi alacağı temlik sözleşmeleri doğrultusunda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından dava dışı şirkete temlik edildiği, Fon‘un davalı hakkında açmış olduğu sorumluluk davasında ileri sürdüğü zararın temlik sözleşmesine konu edilen kredilerin verilmesinden doğan zarar olduğu, bu bağlamda Fon‘un artık asıl alacak üzerindeki tasarruf yetkisini tamamen yitirdiği, davacının aktif husumet ehliyetinin kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, kural olarak alacağın temliki ile mevcut alacağın alacaklısının yerine yeni bir alacaklının geçeceği kuşkusuz ise de, TMSF'nin temlik ettiği alacak kredi borçlarından doğan alacak olup, temlikname bankanın iç bünyesinde kanuna ve mevzuata aykırı karar ve işlemleri ile bankaya zarar verdiği iddia edilen davalılara karşı yöneltilen talep ve dava hakkını kapsamamaktadır. Esasen, davanın sorumluluk davası olduğu da nazara alınarak temlikin ivazlı olup olmaması ancak dava konusu zararın kapsam ve miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak bir husus olması nedeniyle temliknamenin davacının aktif husumetini etkilemeyeceğinin kabulü gerekir. Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının aktif husumet ehliyetinin devam ettiğinin ilkesel olarak kabulü ile uyuşmazlığın ele alınması gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle davacı TMSF yararına bozulmasına karar verilmesi gerektiği " gerekçesi ile bozularak gelmiş, Usul ve Yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur. Mahkememizin ... Esas ... Karar sayılı 26/09/2018 tarihli kararı ile "...Dava ve Mahkememiz dosyası ile birleşen İzmir...ATM' nin ... Esas ... Karar sayılı dosyası yönünden davanın KISMEN KABULÜ ile, 629.178,60-TL asıl alacak, 2.887.451,30 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.516.629,90 TL' den, dava dilekçesinde bahsi geçen 510.000,00 TL ipoteğin mahsubu ile belirlenen 3.006.629,90 TL' nin asıl alacağa dava tarihinden itibaren işletilecek % 140 temmerüt faizi ile birlikte dava ve birleşen dosya davalılarından müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 15/07/2014 tarihli 186.171,13 TL lik ödemenin infaz sırasında nazara alınmasına, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,..." dair verilen ikinci kararın temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay ... HD.'nin... Karar sayılı 24/06/2022 tarihli ilamı ile"...1- Birleşen davada davalılar ... ve ... tarafından temyiz kanun yolu aşamasında adli yardım talebinde bulunulmuş olup HMK’nın 337/1. maddesi çerçevesinde incelemenin evrak üzerinde yapılması gerekli görülmekle dosya kapsamı, talep dilekçesi içeriği ve mümeyyiz davalıların sosyal ve ekonomik durumunu gösterir dosya içerisinde bulunan belgeler ve harcın tutarı gözetilerek, davalılar ... ve ...’ün kanun yolu harç ve giderleri bakımından adli yardımdan yararlandırılmasına ve temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir. 2- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre asıl ve birleşen davada davacı vekilinin tüm, birleşen davada davalılar ... vekili ile ... vekilinin aşağıdaki (3) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 3- Taraflar arasında konuya ilişkin bir sözleşme ilişkisinin ve buna bağlı olarak kararlaştırılan bir akdi temerrüt faizinin bulunmadığı, işin davacı açısından da ticari iş olduğu gözetilerek, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin ilkeler çerçevesinde davalıların avans faizi ile sorumlu tutulması gerekirken, kredi sözleşmesi hükümleri uyarınca kredi faizi oranları üzerinden hesaplanan temerrüt faizi ile davalıların sorumluluğuna karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bu yönden birleşen davada davalılar ... ve ... yararına bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle bozularak dosya Mahkememize gönderilmiştir. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 09/07/2001 tarih ve 381 nolu kararının incelemesinde; ... Bankası TAŞ'ın temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin 4389 sayılı yasanın 14/3 maddesine istinaden Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesine karar verildiği belirlenmiştir. Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu vekili tarafından sunulan 86 sayılı kararının incelemesinde ; " Kullandırılan kredilerden dolayı bankaya zarar verdiği tespit edilen 1997-1998-1999 yıllarında görev yapan eski yönetim kurulu üyesi ve genel müdür ... hakkında daha önce ... Bankası TAŞ tarafından açılan ve halen devam etmekte olan .... İzmir ... İş Mahkemesinin... Esas .... Sayılı dosyalarına ... yönünden 4389 sayılı Bankalar Kanununun değişik 14/7-3.maddesi gereğince Fon tarafından kanuni halef sıfatıyla devam olunmasına" karar verildiği, yine TMSF vekili tarafından dosyaya sunulan 506 sayılı Tasarruf Mevduatı Fon Kurul kararının incelemesinde; ...Tekstil Aş'ye kullandırılan kredilere ilişkin olarak düzenlenen 21/12/2001 tarih ve 5 sayılı teftiş raporuna istinaden ... hakkında 4.545.991,62-YTL üzerinden açılan mali sorumluluk davasının 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 133. Maddesinde yer alan yetkiye dayanılarak sürdürülmesine karar verildiği belirlenmiştir. İzmir ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklının ... Bankası TAŞ ( ... ) borçlunun ... Tekstil San ve Tic AŞ borç miktarının 510.000.000.000.00 TL, takibin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip olduğu belirlenmiştir. İzmir... ATM' nin ...ESAS ... K. sayılı dosyasının incelemesinde; davacı ve bu dosya ile birleşen İzmir... ATM' nin... E. İzmir ... AHM' nin ... E, İzmir... ATM' nin .. E. sayılı dosyalarının, davacılarının ..., ..., ..., ..., davalının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, dava ve birleşen davaların genel kurul iptali davaları olduğu, dava ile birleşen davaların ibranın iptali talebinin açılabilecek eda davasında tartışılması gerektiği gerekçesiyle ayrı ayrı reddine karar verildiği belirlenmiştir. İlk bozma ilamından önce davacı ticari defterleri ile dosya üzerinde üç kişilik bilirkişi kurulu vasıtası ile talimat mahkemesi aracılığıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış, talimat mahkemesince alınan bilirkişi kurulu raporunda: Genel Kurul tarafından verilen ibra kararının yine Genel Kurul tarafından geri alınması mümkün olmadığı, Genel Kurul tarafından onanan bilançolarda dava konusu krediler görüldüğünden bilançonun gerçeği yansıtmaması dolayısıyla ibranın geçersizliğininde söz konusu olmadığı ayrıca fonun dava konusu alacağını temellük edenden aldığı ivaz karşılığında temlik etmesi sebebiyle söz konusu alacaklar üzerindeki tasarruf yetkisini kaybettiği, zararın tekliği ilkesi gereği aynı zararın iki kez tahsil edilemeyeceği ve bu nedenlerle davalıların aleyhine TTK 341.maddesine istinaden açılan ve görülen mali sorumluluk davasına devam edilemeyeceği kanaatine varıldığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. İlk bozma ilamından önce alınan bilirkişi kurulu raporunun hüküm vermeye elverişli olmadığı anlaşıldığından, tarafların bu rapora vaki beyan ve itirazları da dikkate alınarak, TTK' nın 336 ve takip eden maddelerine dayanılarak açılmış anonim şirketler ile ilgili sorumluluk davası olması nedeniyle dosya üzerinde celp olunan sicil dosyası, icra takip dosyası , bilançolar ve tarafların dosyaya vermiş oldukları tüm delil ve belgeler ile daha önce düzenlenen rapor sırasında defter kayıt ve belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen rapordaki defter bilgileri de değerlendirilerek ve ayrıca alınan ibra kararının iptali için İzmir...ATM' de açılıp sonuçlanan ... sayılı dosyadaki iddia ve savunmalarda değerlendirilerek ve özellikle daha önce alınan ibra kararının ana sözleşme hükümlerine TTK' nun Anonim şirketlerle ilgili hükümlerine, konu ile ilgili yargıtay 11 HD' nin emsal kararlarına ve ayrıca MK' nun 2. Maddesinde söz konusu edilen objektif iyi niyet kurallarına göre alınmış bir karar olup olmadığı da tartışılmak sureti ile ve öncelikle bu konu üzerinde durularak rapor düzenlenmeinin istenilmesine raporda davacı tarafın delil olarak bildirdiği takip dosyalarındaki kredilerle ilgili olarak yapılan işlemler de tartışılarak anılan bu kredilerin verilmesinden dolayı davalının sorumlu olup olmayacağı ve ondan önce ibra konusu tartışılarak davanın dinlenilebilirlik şartının bulunup bulunmadığı hususları konu ile ilgili emsal 11 ve 19 HD' leri kararları da irdelenmek sureti ile rapor düzenlenmesi dosya üzerinde hukukçu, smmm ve bankacı bilirkişiden oluşturulan üç kişilik bilirkişi kurulu vasıtası ile 2. kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan bilirkişi kurulu raporunda; davalıların TTK 336 ve devamı 342-309 maddeleri gereğince sorumluluklarının maddi ve şekli şartlarının gerçekleştiği,krediyi kullandıran İzmir Şubesi elamanlarının firmaların devamlı olarak depasman yapmasına fırsat vermeleri, rehin alınan hazine bonolarının bedellerini kredilere mahsup etmemeleri nedeniyle hatalı ve kusurlu olduğu, kusur oranının % 45 olduğu, banka genel müdürlüğü krediler müdürlüğünün istihbarat raporlarında firmanın sermaye yapısının kredi vermeye uygun olmamasına ve yeni bir istihbarat bülteni alındıktan sonra kredi teklifinin değerlendirileceğinin belirtilmiş olmasına rağmen yeni bir istihbarat raporu alınmadan kredi tekliflerini yönetim kuruluna getirmesi nedeniyle kusurlu olduğu, kusur oranının %35 olduğu, profesyonel yönetici olan davalı genel müdürün dosyaları yeteri kadar inceleme yapmaması, dikkat ve özeni göstermemesi, zamanında kredileri kat ederek takibe geçmemesi , diğer banka ve şirketlerin takibe geçmesinden çok sonra kredileri kat etmeleri nedeniyle kusurlu olduğu ve kusur payının % 20 olduğu, dava dışı yönetim kurulu üyelerinin genel müdürlükteki kredi dosyasını dahi incelemeyerek krediler müdürlüğünün notları ile yetinmeleri nedeniyle genel gözetim yükümlülüklerinin ihlali dolayısıyla kusurlu oldukları kusur oranının % 10 olduğu, bu verilere göre ...'ın sorumluğunun ana para 188.753,60-TL, faiz 455.868,30-TL, toplam 644.621,90-TL, ...' ın sorumluluğunun ana para 94.376,80-TL, faiz 227.934,15-TL toplam 322.310,95-TL , ...'in sorumluluğunun ana para 94.376,80 TL, faiz 227.934,15 TL toplam 322.310,95-TL, ...' ün sorumluluğunun ana para 62.917,86-TL, faiz 151.956,10 TL, toplam 214.873,96-TL, ...'ın sorumluluğunun ana para 125.835,72-TL, faiz 303.912,20-TL, toplam 429.747,92-TL, dava dışı yönetim kurulunun sorumluluğunun ana para 62.917,82 TL, faiz 151.956,08 TL, toplam 214.873,92-TL olmak üzere toplam ana para 629.178,60-TL, toplam faiz 1.519.560,99-TL ve genel toplam 2.148.739,60-TL olduğu, gelen ihracat bedellerini krediye mahsup etmeyen ve kredilerin takibini geciktiren ...ün de payının ana para 62.917,86-TL ve faizi 151.956,10-TL olmak üzere toplam 214.873,96-TL olarak hesaplandığı ,bunun dışında davacı kurumun devir aldığı alacakları ... Varlık Şirketine 15/07/2004 tarihinde sağladığı 130.253,00-USD nin tesis edilecek ilamın icrası sırasında dikkate alınması gerektiği, bunun % 30' u 39.075,90-USD, ...'ın 19.537,95 er USD' nin ... ve ...' in 13.025,30-USD' nin ...ün 26.050,60-USD' nin ...' ın ve 13.025,30-USD' nin de ...'ün borcunun hesaplanmasında dikkate alınması gerektiği, davalıların zaman aşımı defilerinin Bankalar Kanunu 133. ve Geçici 16. Madde karşısında haklı olmadığı, davalıların ibra edildikleri ve ibra kararının iptal edilemeyeceği yönündeki savunmalarının da Bankalar Kanunu 133. ve Geçici 16. Madde karşısında haklı olmadığı, davalılardan % 182 temerrüt faizi talep edilemeyeceği, yalnızca 3095 sayılı Kanun' un 2.II. maddesi uyarınca ticari temerrüt faizi istenebileceği davalıların faiz dışındaki sair defi ve itirazlarının da haklı olmadığı görüş ve kanısına varıldığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. İlk bozma ilamı doğrultusunda alacağın temliki sözleşmesinin ivazlı olup olmadığı, ivazlı ise ivaz miktarı ile yapılan tahsilat miktarının bildirilmesi için TMSF 2.Tahsilat Dairesi Başkanlığı ile RCT Varlık AŞ ye yazı yazılmış, alınan TMSF 2.Tahsilat Dairesi Başkanlığı cevabında ... Tekstil San ve Tic AŞ nin ...Bankası TAŞ, ...kaynaklı riskleri 1.Alacak Satış İhalesi kapsamında kesin satış yöntemi ile ve 76.394,80 USD bedelle ... Yönetim AŞ ye devir ve temlik edildiği, bahse konu firmadan banka zamanında ihtarname tarihinden sonra 27/10/1998 tarihinde 9.610,57 TL tahsilat yapıldığı, kuruma devir ve temlik tarihi olan 23/10/2002 ile ... Yönetim AŞ ye devir ve temlik tarihi olan 02/12/2004 arasında her hangi bir tahsilat bulunmadığı, ... Teks. San ve Tic AŞ den olan alacakların da içinde bulunduğu 02/12/2004 tarihli 1.Alacak Satış İhalesinin kesin satış yöntemi ile gerçekleştirildiğinden, ... Yönetim AŞ ye devir ve temlik tarihinden sonra dosyada yapılmış olan tahsilatlara ilişkin bilgilerin ... Yönetim AŞ den talep edilmesi gerektiğinin bildirildiği belirlenmiş, ...Yönetim AŞ ( DEUTSCHEBANK AG LONDON) den gelen yazı cevabında gerek TMSF ile yapılan temlik ve gereksede ...Yönetim AŞ ile DEUTSCHEBANK AG LONDON arasındaki temliğin ivazlı yapıldığı, bu nitelikteki işlemdeki temlik bedelinin ise gizli bir ticari sır niteliğinde olduğu, bu aşamada ivazın ne kadar olduğuna dair mahkemeye bilgi verilemediği, temlikten sonra henüz bir tahsilat yapılmadığının belirtildiği belirlenmiştir. İlk bozma ilamı ve gelen yazı cevapları ile taraf beyanları göz önüne alınarak dava ve birleşen dava dosyası yönünden son bilirkişi heyetinden ek rapor istenilmiş, alınan 22/06/2018 tarihi bilirkişi kurulu ek raporunda davacının davalılardan 15/07/2004 temlik sözleşme tarihi itibariyle 629.178,60 TL ana para, 4.891.252,24 TL faiz olmak üzere toplam 5.520.430,84 TL alacaklı olduğu, bu tarihten itibarende sözleşmeye göre bankanın bu kredi alacağı için isteyebileceği sözleşmesel faizin işlemeye devam edeceği, tespit edilen kusur oranlarının ancak taraflar arasındaki rücu ilişkisinde önem taşıyacağı yoksa davalıların bu zarardan ETK 336 md uyarınca müteselsilen sorumlu olacakları, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra ETK 340 yollaması ile aynı kanunun 309.md uyarınca 2 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin esasen dolmadığı, kaldı ki Anayasanın 153/5 md gereğince iptal kararlarının geriye yürümeyeceği, bu durumda Bankacılık Kanununun iptal edilen hükmüne uygun olarak süresinde açılmış olan davanın iptal kararından etkilenmeyeceği görüş ve kararına varıldığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davacı tarafça, davalıların genel müdür ve çeşitli konumlarda banka çalışanı olarak görev yaptıkları dönemlerde yapmış oldukları usulsüz ve mevzuata aykırı işlemleri nedeniyle banka zararına yol açtıkları gerekçesiyle banka zararının tahsili için davalılar hakkında dava açıldığı, Uyuşmazlığın; Bankacılık Mevzuatı ve bu Mevzuat' daki yollamalar doğrultusunda 6762 sayılı TTK' nin anonim ortaklıkta yönetim kurulu üyeleri ve müdürlerin sorumluluğuna ilişkin 336 vd. 340 ve 342. maddenin yollaması ile 309. Maddesine ve haksız fiilden doğan borç sorumluluğuna ilişkin BK 41 vd (TBK 49 vd ) maddelerine tabi olduğu, Kredilerin açıldığı dönemde yürürlükte olan 3182 sayılı Bankalar Kanunu' nun 86. II maddesinde; “ Türk Ticaret Kanunu' nun sorumluluğu gerektiren hükümleri saklıdır. ” düzenlemesi ile TTK hükümlerine atıf yapıldığı, Kural olarak; yönetim kurulu üyelerinin şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamayacakları ancak 6762 sayılı TTK’ nin 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticilerin oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olacakları, yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulünün gerektiği, Türk Ticaret Kanunu' nun yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngördüğü ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul ettiği, TTK’ nin 338. maddesinde; yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu olduklarının düzenlendiği, banka çalışanı konumundaki davalılar yönünden de kusurlarının varlığı halinde oluşan zarardan sorumluluklarının söz konusu olduğu , Davalı ...' ın 13/01/1995 - 07/07/1997 tarihleri arasında genel müdür olarak görev yaptığı ,banka çalışanı konumundaki davalı ...'ün genel müdür yardımcısı , davalı ...'in krediler müdürü , davalı ..., ...'ün şube müdürü ve davalı ...'ın şube 2. Müdürü olarak görev yaptıkları ,davalı genel müdür ile banka çalışanı konumundaki diğer davalıların özen borcunu ihlal ederek kredi tahsis edilmemesi gereken dava dışı şirkete kredi tahsis ettikleri, olumsuz istihbarat raporlarına rağmen yeterli teminat almadan kredi açtıkları,borçlu firmanın kredi ana para ve faiz ödemelerinde sorunlar yaşanmasına rağmen kredi kullandırılmaya devam edildiği açılan kredilerin ödenmediği, alacak için yapılan icra takiplerinin kısmen sonuçsuz kaldığı tüm davalılar yönünden sorumluluğunun maddi şartlarının gerçekleştiği, Sorumluluk davasının açılabilmesi için; 6762 sayılı TTK' nin 341. Maddesi gereğince genel kurulca yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılmasına karar verilmesi ayrıca 6762 sayılı TTK' nin 380. maddesi gereğince yönetim kurulu üyeleri ve müdürler hakkında banka genel kurulu tarafından açık veya bilançonun tasdiki suretiyle zımni ibra kararı alınmamış olması gerektiği, Tarişbank TMSF ye devredilene kadar genel kurulda davalı ... hakkında sorumluluk davası açılması yönünde bir karar alınmadığı ancak bankanın fona devrinden sonra 2001 yılına ilişkin genel kurul toplantısının11.07.2012 tarihinde yapıldığı ve davalılar hakkında verilen ibra kararının iptaline ve davalılar hakkında sorumluluk davası açılmasına karar verildiği, Yargılamanın devamı esnasında 01/11/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu' nun 133. maddesinde: “ Faaliyet izni kaldırılan bankaların tasfiyelerinin tamamlanması ancak iflas veya tasfiye masa alacaklarının tahsil edilememiş olması hâlinde, bankanın sorumlulukları tespit edilen ortakları, yönetim kurulu eski üyeleri ve denetçileri aleyhine varsa ibralarının iptali ve işlemleri nedeniyle verdikleri zararın tazmini için tasfiyenin tamamlanmasını müteakip beş yıl içinde Fon tarafından dava açılabilir. Fon bankalarının hisselerinin üçüncü kişilere devir veya intikali hâlinde banka tarafından, bankanın eski ortakları, yöneticileri ve denetçileri hakkında açılmış olan dava ve takiplere Fon tarafından kanunî halef sıfatıyla kaldığı yerden devam olunur. Bu dava ve takipler sonucunda hükmolunacak tutarlar Fona ait olur. Bu bankaların başka bir bankaya devredilmesi ya da başka bir banka ile birleşmesi, hisselerinin üçüncü kişilere devredilmesi ya da tasfiyelerine karar verilmesi hâlinde, bu işlemlerin tamamlanmasını takip eden beş yıl içinde bankanın sorumlulukları tespit edilen yönetim kurulu eski üyeleri ve eski denetçileri aleyhine varsa ibralarının iptali ve işlemleri nedeniyle verdikleri zararın Fon adına tazmini istemi ile Fon tarafından dava açılabilir. Dava açılmasına dair Fon Kurulu kararı dava şartı olarak aranan genel kurul kararı yerine geçer ... ” düzenlemesinin bulunduğu, yine aynı Yasa' nın Geçici 16. Maddesinde “ Bu Kanun ile Fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer konularda Fon lehine getirilen hükümler makable şamildir. ” düzenlemesinin bulunduğu, 5411 sayılı Yasa hükümlerinin geçmişe etkili olduğunun öngörülmesi sebebiyle davacı TMSF tarafından ibraz edilen 19/10/2006 tarih ve 506 sayılı davaya halef sıfatıyla devam kararının 5411 sayılı Yasa' nın 133. maddesi hükümleri gözönüne alınarak sorumluluk davasının açılması açısından yeterli sayılmasının gerektiği, 6762 sayılı TTK' nin 380. maddesine göre ibranın geçerli olabilmesi için; davaya konu kredi ile bilgilerin genel kurula sunulan şirket bilançolarında yer alması gerektiği, ibranın sadece genel kurulun bilgisine sunulan işlemleri içereceği, açıklanmamış, belgeye dayandırılmamış ve vasat yetenekli bir ortağın anlayamayacağı konulardaki ibranın yok sayılmasının gerektiği, bütün bu hususların genel kurulda ortaya konulup görüşüldükten sonra yöneticilerin sorumluluk halleri ve ortaklığa verdikleri zarar açıkça saptanıldığı halde genel kurulca sorumluluk davası açılmasına yer olmadığına ve ibraya karar verildiği takdirde böyle bir ibraya geçerlilik tanınabileceği, olayda bu anlamda bir ibranın olmadığı, davalıların ibralarının gerçekleşmediği ve sorumluluk davasının diğer koşulu olan ibra edilmemiş olmak koşulunun gerçekleşmiş olduğu, 6762 sayılı TTK' nin 309. maddesinde; “ Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanunu' na göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur. ” düzenlemesinin bulunduğu, Dava konusu edilen olay ile ilgili düzenlenen müfettiş raporunun genel müdürlüğe arz tarihinin 02/01/2002 olup davanın ise 31/01/2002 tarihinde açıldığı ve 6762 sayılı TTK' nin 309. Maddesinde belirtilen öğrenme tarihi ile ilgili 2 yıllık zaman aşımı süresinin dolmadığı, zararı doğuran fiilin vukuu tarihi açısından zamanaşımı başlangıcının kredi açılması ve kredi limitlerinin sürekli olarak yükseltilmesi nedeniyle zararlandırıcı eylemin devam ettiği göz önüne alınarak son olarak kredi limitinin yükseltildiği 1998 tarihi olarak kabulünün gerektiği söz konusu tarih ile dava tarihi arasında 6762 sayılı TTK nun 309. maddedeki 5 yıllık sürenin de dolmadığı ve davanın zamanaşımına uğramadığı, Banka çalışanı konumundaki davalılar yönünden zaman aşımı süresinin BK 60. Maddesinde düzenlenen zararı ve zarar vereni öğrenme tarihinden itibaren 1 yıl ve zarara sebebiyet veren olay tarihinden itibaren 10 yıllık süre olduğu, dava konusu edilen olay ile ilgili düzenlenen müfettiş raporunun genel müdürlüğe arz tarihinin 02/01/2002 olup zararı ve zarar vereni öğrenme tarihinin bu tarih olarak kabulünün gerektiği ve davanın açıldığı 31/01/2002 tarihi itibariyle 1 yıllık sürenin dolmadığı, zarara sebebiyet veren kredi ilişkisinin 11/12/1992 tarihinde başladığı ve dava tarihi itibariyle 10 yıllık sürenin de dolmadığı ve banka çalışanı konumundaki davalılar yönünden de davanın zamanaşımına uğramadığı, Sorumluluk davasına konu banka zararının sadece hesap kat ihtarında belirtilen miktar kadar olmayıp, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle oluşan faiz ve diğer masrafları da kapsadığının kabulünün gerektiği, taraflar arasında konuya ilişkin bir sözleşme ilişkisinin ve buna bağlı olarak kararlaştırılan bir akdi temerrüt faizinin bulunmadığı, işin davacı açısından da ticari iş olduğu gözetilerek, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin ilkeler çerçevesinde davalıların avans faizi ile sorumlu tutulmasının gerektiği, 23/11/2011 tarihli bilirkişi kurulu raporunda belirtilen avans faizi üzerinden yapılan hesaplama davacı banka zararının dava tarihi itibariyle 629.178,60 TL asıl alacak , 1.519.560,99 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.148.739,59 TL tutarında bulunduğu ve davalıların bu zararın tümünden sorumlu olduğu, zarar miktarından dava dilekçesindeki talep doğrultusunda 510.000,00-TL ipotek bedelinin mahsubunun gerektiği, söz konusu zarar miktarı yönünden dava tarihinden sonra muhtelif tahsilatlar yapıldığı, yapılan bu tahsilatların belirlenen zarar tutarından düşülmesinin gerektiği, söz konusu mahsup işleminin kararın infazı sırasında yapılabileceği , Davalılar ..., ... , ... ve ... yönünden Mahkememizce verilen 20/09/2018 tarihli karar bozma ilamı kapsamı dışında kalmakla kesinleştiğinden bu davalılar yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin gerektiği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış , davalılar ..., ... , ... ve ... yönünden Mahkememizce verilen 20/09/2018 tarihli karar bozma ilamı kapsamı dışında kalmakla kesinleştiğinden bu davalılar yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davanın davalılar ... ve ... yönünden kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl ve birleşen davada davalılar ..., ... , ... ve ... yönünden Mahkememizce verilen 20/09/2018 tarihli karar bozma ilamı kapsamı dışında kalmakla kesinleştiğinden bu davalılar yönünden YENİDEN KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Mahkememiz dosyası ile birleşen İzmir ..ATM' nin ... Karar sayılı dosyasındaki davanın davalılar ... ve ... yönünden KISMEN KABULÜ ile, 629.178,60-TL asıl alacak,1.519.560,99 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.148.739,59 TL' den, dava dilekçesinde bahsi geçen 510.000,00 TL ipoteğin mahsubu ile belirlenen 1.638.739,59 TL' nin asıl alacağa dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılarından müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 15/07/2014 tarihli 186.171,13 TL lik ödemenin infaz sırasında nazara alınmasına Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 3-Alınması gerekli harç ile ilgili daha önce hüküm kurulmuş olduğundan harç ile ilgili yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına , 4-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 5411 sayılı Yasa' nın 133/son maddesi hükmü gereğince hesap ve takdir edilen 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılar ... ve ... ' den alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalılar ... ve ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden 5411 sayılı Yasa' nın 133/son maddesi hükmü gereğince hesap ve takdir edilen 17.900,00-TL tek maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ve ... ' e verilmesine, 6-Davacı tarafça son bozma ilamından sonra yapılan 3 davetiye bedeli 30,00 TL yargılama giderinin red ve kabule göre 11,00 TL lik bölümünün davalılar ... ve ... ' den alınarak davacıya verilmesine, kalan bölümünün davacı üzerinde bırakılmasına , Dair tebliğden itibaren 15 gün içinde Yargıtay yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar davacı vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ...'ın yüzlerine karşı, diğer davalıların yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/12/2023 Başkan ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Katip ... E-imzalıdır

Atıf: İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/775, K. 2023/1015, T. 14.12.2023, www.arakarar.com/karar/izmir-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-775-e-2023-1015-k-90c41e7fcfbb