İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/869 E. 2023/412 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/869
- Karar No
- 2023/412
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/869 KARAR NO : 2023/412 DAVA : Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) DAVA TARİHİ : 04/11/2022 KARAR TARİHİ : 26/05/2023 Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Mahkememize verdiği 04/11/2022 havale tarihli dava dilekçesinde; davacı ...'in, davalı şirketin ortağı olduğunu, kuruluş sermayesinin büyük bir bölümünün kendisi tarafından karşılandığını, şirket ortağı olduğunun Ticaret Sicil kaydında görüldüğünü, davacının şirketin ortağı olarak şirket defterlerini, gelir-gider ile harcamalarını incelemeyi talep ettiğini , bu talebin red edildiğini, davacının aynı zamanda şirket ortakları ile akrabalık durumu olması sebebiyle kendilerine güvenerek şirket ortağı olduğu ve 2014 yılında şirketi kurduklarını, davacının İzmir Bahçelievler 'de gıda işletmesi olup bu işi yapmakta olduğunu, şirkete sermaye konması istendiğinde, akrabalarına güvenerek sermaye koyduğunu, bundan sonra şirketin kuruluşu olan 2014 yılından 2020 yılına kadar hiçbir genel kurul yapılmadığını ve kuruluşundan 2020 yılına kadar şirketin kar mı zarar mı ettiği konusunda davacıya bilgi verilmediğini, aralarındaki akrabalık ilişkilerine de binaen davacının diğer ortakları haksızlığı gidermeleri konusunda uyardığını ancak haksızlığın giderilmediğini, davacı tarafından istenilen bilgilerin verilmediğini, davacının şirkete dahi sokulmadığını, şirket ortaklarının hangi haklara sahip olduğu ve neler talep edebileceğinin kanunda açıkça belirlendiğini, şirket ortağının bilgi edinme hakkının engellenmesinin hukukun temel ilkelerine aykırı olduğunu, Türk Ticaret Kanunu 614. maddesi 1. fıkrasının bilgi edinme hakkını içerdiğini, davacının bilgi edinme hakkını kullanabilmek üzere, davalı şirkete Bornova ...Noterliği ' nin 31.03.2020 tarih ve... yevmiye numarası ile ihtarname keşide ettiğini, davalının buna karşılık ihtarname ile cevap verdiğini ancak cevabın bilgilerin incelemesine engel teşkil edecek herhangi bir gerekçe içermediğini, davacının kanuni haklarını kullanmak istemesine binaen şirketin diğer ortakları tarafından şirket aleyhine hareket etmekle itham edildiği ve hakkında davalılar tarafından İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında "şirket ortaklığından çıkarılması" talep edilerek dava açıldığını, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/07/2021 tarih ve ... K. sayılı kararı ile davacı ...'in gerek bilgi edinme talebinde bulunması, gerek diğer ortakların şirket aleyhine işlem yapıp yapmadıklarının araştırılmasına yönelik savcılık ve mahkemeye yaptığı başvuruların, şirket aleyhine işlemler olmadığı, tüm bu işlemlerle ...'in anayasada düzenlenen anayasal hakkını kullandığının hüküm altına alındığını, davacının haklarını korumak için İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin ... K. sayılı dosyasıyla dava açtığını, davanın usulden red edildiğini, ilgili davaya rağmen şirket genel kurulunun yapılmadığını, sonrasında açılan İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... E sayılı dosyasındaki aynı taleplerin de yine usulden reddedildiğini, bu defa sözkonusu mahkeme kararlarında belirtildiği şekliyle şirket müdürüne karşı davanın ikame edildiğini, şirketin 2020 yılına kadar hiçbir genel kurul yapmamışken 08.07.2020 tarihinde genel kurul yapacağına ilişkin 12.06.2020 tarihinde duyuru yapılmış olup; ticaret sicil gazetesindeki bu çağrının, aynı zamanda 2014-2020 yılları arasındaki 6 yıllık dönemde hiçbir genel kurul yapılmadığının ispatı olduğunu, genel kurula çağrı metninde "şirket ortağı ...'in ortaklıktan çıkarılmasının görüşülmesi"nin konu olarak belirlendiği, Genel kurul çağrısının, davada davalı şirket tarafından davacı aleyhine açılan İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasına kayıtlı ... K. sayılı kararı ile reddedilen davanın hemen öncesinde yapıldığını, ...'in şirket ortaklığından çıkarılması talepli davanın hemen öncesinde yapılan Genel kurul çağrısının yine şirketin çıkarları düşünülerek değil tamamen bahsi geçen davaya ispat oluşturmak maksatlı yapıldığının açıkça ortada olup tamamen kötü niyetli olduğunu, 2022 yılı içinde genel kurul çağrısı gönderilen davacıya bu çağrıda belirtilen toplantı yapıldı ise sonuçları ve alınan kararlar hakkında da hiçbir bildirim ve bilgilendirme yapılmadığını, TTK Madde 625. Devredilemez ve Vazgeçilemez Görevler başlığı altında şirket müdürünün görev ve yetkilerinin sayıldığını, Kanun gereği (TTK- m625/1-g) genel kurul çağrılarının şirket müdürü tarafından yapılması gerekmekte olup genel kurula çağrı yapılmadığı gibi genel kurul da yapılmadığını yine TTK m 626/1 1. Cümlesinde "Müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde, gözetmekle yükümlüdürler" düzenlemesinin bulunduğunu, şirket müdürü olarak şirket ortaklarından...'in 10 yıllık süreyle atandığını, müdür olarak belirlenen kişinin şirket yönetiminin aksatıldığının açık olup...'in müdürlükten azledilerek şirkete kayyım atanması talep etme zorunluluğunun doğduğunu yine müdürün görevleri ve yetkileri arasında bulunan Şirket Finansal tabloları, yıllık faaliyet raporu hazırlama işlemlerinin yapılıp yapılmadığının da bilinmediğini, şirket ortaklarının bir araya gelerek davacı aleyhine ve doğal olarak bahsi geçen şirket aleyhine karar almakta olup şirket yönetimi de fiilen kendilerinde olduğundan davacının şirketin ticari hiçbir faaliyetinden haberdar edilmediğini, bu nedenle dava dilekçe ekinde sundukları deliller ışığında iş bu dava sonuçlanıncaya kadar şirkete temsili kayyım atanmasını istediklerini, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi ' nin ...K. sayılı dosyası ile savcılık dosyası istendiğinde davacının neler iddia ettiği ve davalının buna karşılık neler yapmadığının görüleceğini, şirketin finansal tablolarının incelenmesinin yanında şirket ortaklarının hesap hareketlerinin incelenerek şirketin gerçek kar- zarar miktarının öğrenilmesi gerektiğini, söz konusu şirketin gerçekte karda mı zararda mı olduğunun ve hangi işlemlerin yapıldığının davacı tarafından bilinmediğini, yasal hakkını kullanmak istediğinde diğer şirket ortaklarının davacıya şirket hakkında herhangi bir bilgi vermediğini, şirketin mal varlığı neler satın aldığı neleri sattığı, şirketin diğer ortaklarının şirketin paralarının nasıl kullanıldığının davacı tarafından hiç bir şekilde bilinmediğini, şirket ortaklarından ... ve bir diğer ortak şirket müdürü olarak atanan...'in şirket kazançlarını kendi nam ve hesabına kazanılmış gibi işlem ve tasarruflarda bulunarak güveni kötüye kullandığını ve böylelikle davacı şirket ortağından mal kaçırdığını, şirket ortaklarının banka kayıtları ve taşınır taşınmaz bilgilerinin alım satım yılları istenildiği takdir de ve yine şirketin banka ve ticari defter kayıtları incelenerek bu hususun ortaya çıkarılabileceğini, şirket adına kayıtlı araçlarda değişiklik yapılmış olup İzmir Trafik Tescil Şube Müdürlüğünden, şirket araçlarıyla ilgili kime devredildiklerine ilişkin bilgilerin celbini talep ettiklerini ayrıca şirket ortakları aralarındaki akrabalık ve güven ilişkisinden faydalanarak davacıdan kısım kısım paralar aldığını, davacının 50.000 TL, 25.000 TL ve 30.000 TL tutarında ayrı ayrı zamanlarda, herhangi bir kötülük düşünmediği için şirket müdürüne elden teslim etmiş olup davacının eşi ... İstek ve şirket ortağı ...'ın yanında çalışan ... isimli kişinin de görgü şahitliğinin olduğunu, şirket faaliyetleri hakkında hiçbir bilgi verilmediği gibi kar payına da ortak edilmeyen şirket ortağı ...'in yasal haklarını koruyabilmesi ve alabilmesi adına davayı açma mecburiyeti doğduğunu belirtmiş , davanın kabülü ile şirketin tüzel kişiliğinin devamı ve zarara uğratılmaması için tedbiren şirkete kayyım atanmasına, şirketin finansal ve mali raporlarının ve faaliyet raporlarının incelenerek harcamalar ve muhasebe kayıtlarında usulsüzlüklerin tespiti halinde şirket müdürü davalının bu görevinin sonlandırılmasına ve şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili Mahkememize verdiği 14/12/2022 tarihli cevap dilekçesinde; 6102 Sayılı ''Bilgi alma ve inceleme hakkı'' başlıklı TTK'nın 614. maddesi incelendiğinde;''(1) Her ortak, müdürlerden, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebilir ve belirli konularda inceleme yapabilir. (2) Ortağın, elde ettiği bilgileri şirketin zararına olacak şekilde kullanması tehlikesi varsa, müdürler, bilgi alınmasını ve incelemeyi gerekli ölçüde engelleyebilir; bu konuda ortağın başvurusu üzerine genel kurul karar verir. (3) Genel kurul, bilgi alınmasını ve incelemeyi haksız yere engellerse, ortağın istemi üzerine mahkeme bu hususta karar verir. Mahkeme kararı kesindir. '' şeklinde Limited Şirket ortaklarının hangi şartlar altında şirketi denetleyebileceği ve bilgi alabileceğinin hüküm altına alındığını, yasa gereği ortağın bilgi alma hakkının şirketin ticari sırlarının, menfaatlerinin tehlikeye girmesi durumlarıyla sınırlandırılması dışında davacının, hiçbir şekilde şirketin işleri ve hesapları konusunda yasal olarak talep ettiği bilgilerden mahrum bırakılmadığı ve inceleme yapmasına da engel olunmadığını, davacının son yıllarda, şirketin faaliyetlerini aksatacak ve zarar verecek, şirket ortakları arasında var olan karşılıklı güveni ortadan kaldıracak davranışlarda bulunduğunu, şirketin ekonomik hayatını iyice çıkmaza sokarak ve şirketin hukuken işleyişini zora sokan davranışlarda bulunduğu ve bulunmaya da devam ettiğini, şirket ortağı davacı ...'in, tedbir talepli olarak adeta şirketin hayatını devam ettirmesinde sakınca doğuracak mahiyette, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... K. Esas sayılı dosyası ile şirkete kayyım atanması davası açtığını, davada; açıkça şirketin faaliyetlerini aksatacak ve zarar verecek nitelikte, ortaklar arasında güveni ortadan kaldıran, şirketin ekonomik hayatını iyice çıkmaza sokan ve hukuken işleyişini engelleyici nitelikte olan taleplerde bulunulduğunu, davanın ...Karar numarası ile reddedildiğini, İstinaf sürecinin devam ettiğini, davacı yanın davanın tarafını değiştirerek süreci uzatmak istediği ,ilgili talebin bu dosyada da ileri sürülmüş olup dosyanın ilk etapta derdestlikten reddinin gerektiğini, şirket ortağı davacı ...'in, diğer şirket ortakları hakkında haksız ve asılsız iddialarla İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na... Soruşturma numaralı dosyada suç duyurusunda bulunduğunu, yürütülen soruşturma sonucunda bilirkişi raporu da alındıktan sonra hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 02.07.2020 tarih ve ... sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve karara karşı davalı tarafından itiraz edildiğini, İzmir ... Sulh Ceza Hakimliğinin ... Değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiğini, davacı ...'in, davalılara / şirkete keşide etmiş olduğu Bornova... Noterliği'nin 31/03/2020 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesinde; soyut ve genel bir şekilde şirket işleriyle ilgili bilgi verilmediği, şirkete ait finansal tabloların, bilançoların, şirket tarafından tutulması zorunlu olan ticari defter ve kayıtlar incelemesine sunulmadığı engellendiği şeklinde haksız iddialarda bulunduğunu, bu haksız iddia üzerine davalı tarafça Karşıyaka... Noterliğinden 07/04/2020 tarihinde ... yevmiye nosu ile karşı ihtarname çekildiğini, bu ihtarın 08/04/2020 tarihinde tebliğ edildiğini, bu safhalardan sonra ise, 08/07/2020 tarihinde Olağan Genel kurul yapıldığı ve usulüne uygun şekilde bu toplantıda davacının da hazır bulunduğunu, davacı ...’in şirkette herhangi bir görevi bulunmaması ve şirketin kuruluşundan sonra nadir olarak işyerine gelmesine karşın, açmış olduğu İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi 30.05.2019 tarih... Karar sayılı davasının reddine karar verilmesinden sonra, her iş günü işyerine giderek huzursuzluk çıkarmaya başladığını, ticari rakiplerin bilmemesi gereken şirketin ve müşterilerin ticari sırlarını elde etmek için makinelerin, çalışanların, üretilen ürünlerin ve müşterilerin resimlerini çekmeye ve video kaydı yapmaya başladığını, davacının sürekli uyarılmasına karşın şirkete zarar verici bu hareketlere devam ettiğini, davalı şirket tarafından limited şirketlerin özelliği gereği şahıs faktörünün önemli olması ve yükümlülüklerini yerine getirmeyen, davranışları ile ortaklığı kötü etkileyen ortaklarının varlığının geçimsizliğe neden olmasının önüne geçmek, şirketin faaliyetlerini aksatan ve zarar veren, şirket ortakları arasında var olan karşılıklı güveni ortadan kaldıracak davranışlarda bulunan, şirketin ekonomik hayatını iyice çıkmaza sokan ve şirketin hukuken işleyişini zora sokan davranışlarda bulunarak husumete neden olan davalı ortağın çıkartılması için davacı ... hakkında açılan İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/07/2021 tarih ve ... K. Sayılı kararı ile davacı ...'in gerek bilgi edinme talebinde bulunması gerek diğer ortakların şirket aleyhine işlem yapıp yapmadıklarını araştırılmasına yönelik savcılık ve mahkemeye yaptığı başvuruların, şirket aleyhine işlemler olmayıp tüm bu işlemlerle ...'in anayasa'da düzenlenen anayasal hakkını kullandığı hüküm altına alındığı belirtilerek davanın red edildiğini ve karara karşı 11/08/2021 tarihinde İstinaf kanun yoluna gidildiğini dosyanın halen derdest olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen iddiaların ortaklığı kötü etkileyen, geçimsizliğe neden olan ve şirketin varlığını tartışmalı hale getiren sürecin bir uzantısından başka bir şey olmadığı gibi belirtilen iddiaların gerçek dışı ve hukuka aykırı olduğunun yapılacak yargılama, celp edilecek yasal ve takdiri deliller ile ortaya çıkacağını, yasal olarak 6102 Sayılı ''Bilgi alma ve inceleme hakkı'' başlıklı TTK'nın 614. maddesine uygun talepte bulunan davacının hiçbir şekilde bu haklarının elinden alınmadığını, davacının İstinaf aşamasında bulunan dosya daha kesinleşmeden ve TTK'nun 614. madesinde belirtilen usule uygun olarak herhangi bir talepte bulunmayarak doğrudan haksız ve mesnetsiz isnatlarda bulunarak açtığı davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafından şirketin hükmü şahsiyetinin devam ettirilmesi ve zarara uğratılmaması için tedbiren şirkete kayyım atanması talebinin yasal mevzuata ve Yargıtay uygulamasına açıkça aykırı olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında sermaye şirketlerine kayyım atanmasına ilişkin düzenlemelerin TTK 235. Maddesi ile Kollektif Şirketler, TTK 339, 401, 403, 412 ve 441. Maddeleri ile Anonim Şirketler hakkında olmak üzere oldukça sınırlı olduğunu, limited şirketler hakkında ise TTK 617/3. ve 635. Maddeleri yollaması ile anonim şirketler hakkında yapılan düzenlemeler limited şirketler hakkında da uygulanacağının benimsendiğini, limited şirketi yönünden kayyımın, hak ve yetkiler ile yönetilen bir mal varlığı unsurunun yönetimden yoksun kalması halinde atandığı, uygulamada malvarlığındaki yönetimsizlik, gerçek kişilerde malvarlığını yöneten kişinin ölümü, gaipliği, kötü yönetimi veya malvarlığını yönetmesine engel durumların(hastalık, akıl sağlığı yoksunluğu yahut fiil ehliyetine haiz olmamak) ortaya çıkmasından, tüzel kişilerde ise yönetim yetkisine haiz organın işleyemez hale gelmesinden diğer bir ifade ile organ eksikliğinden kaynaklandığının kabul edildiğini, limited şirketlerde organ eksikliğine ek olarak haklı sebeplerle açılan fesih davasında, taraflardan birisinin istemi üzerine hakimin gerekli önlemleri alma yetkisi içerisinde kayyım atanması hususunun da yer aldığını, limited şirketlerin mal varlığı, şirket aktif ve pasifleri diğer bir anlatımla sermayesinden ibaret olup sermayeyi yöneten ve sermaye üzerindeki hak ve yetkileri kullan organın da şirket müdürleri olduğunu, yönetim organlarının şirketi ve dolaysıyla sermayeyi yönetemez hale gelmesine de şirketin organsız kalması denildiğini, aslında şirketin herhangi bir organın işlevini kaybetmesinin limited şirketler açısından bir fesih sebebi olduğunu, limited şirket yönünden kayyım atanabilmesi için öncelikle şirketin yönetim organından yoksun kalması ve bu yoksunluğun başka bir yolla giderilememesi gerektiğini ayrıca TTK 636/2-4 ile TTK 530. Maddesinin; “ Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri/yönetim kurulu üyelerini dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir. Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.” hükmünü içerdiğini, somut olayda yasal şartları oluşmadığından davacının haksız ve mesnetsiz şirketin hükmü şahsiyetinin devam ettirilmesi ve zarara uğratılmaması için tedbiren şirkete kayyım atanması talebinin reddinin gerektiğini belirtmiş, davacı tarafın tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili Mahkememize UYAP üzerinden gönderdiği 15/05/2023 tarihli dilekçesinde; taraflar arasında varılan mutabakatın sonucu olarak davadan feragat ettiklerini, feragatle bağlantılı olarak karşı taraftan herhangi bir avukatlık ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığını belirtmiş, feragat sonucu dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili Mahkememize UYAP üzerinden gönderdiği 16/05/2023 tarihli dilekçesinde; taraflar arasındaki mutabakat uyarınca davacının davadan feragat etmesini kabul ettiklerini, bu kapsamda karşı taraftan herhangi bir avukatlık ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığını, davacının davadan feragat etmesini kabul ettiklerini belirtmiş, feragat doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davacı tarafça davalı hakkında şirketin finansal ve mali raporlarının ve faaliyet raporlarının incelenerek harcamalar ve muhasebe kayıtlarında usulsüzlüklerin tespiti halinde şirket müdürü davalının bu görevinin sonlandırılmasına ve şirkete kayyım atanmasına karar verilmesine yönelik olarak Mahkememize dava açıldığı, davacı vekilinin Mahkememize UYAP üzerinden gönderdiği 15/05/2023 tarihli dilekçesi ile açtığı davadan feragat ettiği, feragatın davaya son veren taraf işlemlerinden olduğu, davacı vekilinin vekaletnamesinin incelemesinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu, tarafların karşılıklı olarak birbirlerinden yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri bulunmadığı incelenen tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış, vaki feragate binaen davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Vaki Feragate binaen davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 119,93 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 39,23 TL harcın davacıdan alınmasına, 3-Taraflarca talep edilmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-Taraflarca yapılan masrafların üzerlerinde bırakılmasına, Dair, tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar tarafların yokluğunda açıkça okunup anlatıldı. 26/05/2023 Başkan ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Katip ... E-imzalıdır